Telaşın bulaştığı sevgi, dikkat, derinlik, sevinç sessizce yok olur. İyi olan her şey emek, bekleyiş ve sabır ister. 'Çok zamanımız olsaydı keşke' diye dertleniyoruz, sen orada olmadıktan sonra, zamanın ne önemi var?
Sahip olduğun zamanın içinde mevcut olmaya bak.
Dikkatin yalnızca bir odaklanma aracı değil, bir sevgi ve bağlılık biçimi olduğunu hatırlamalıyız. Dikkatimizi kime ve neye verdiğimiz, hayatımızı nasıl yaşadığımızı belirler.
Siyonizm, insanlığı büyük bir felakete sürükleyecek her yolu deniyor.
Bu gerçeği dile getirenler ise küresel bir korku iklimiyle susturulmak isteniyor.
Ama her şeye rağmen…
Vicdan susmuyor.
Cesaret geri çekilmiyor.
Baskıya rağmen hakikati savunan, bedel ödemeyi göze alan insanlar ve kurumlar var.
Ve biz, her yıl Nisan ayında bu onurlu duruşu görünür kılmaya devam ediyoruz.
Çünkü bugün, her zamankinden daha fazla:
İNSANLIĞIN, SİYONİZME KARŞI CESARETE İHTİYACI VAR.
#SiyonizmeKarşıCesaret #CourageAgainstZionism
Aydın temsilciliğimizden Gülseren Şit ve Hilal Kılıklı, MEB Sayın @Yusuf__Tekin ile görüştüler. 28 Şubat çilesini çeken öğretmenlerimizden hala atama bekleyenler hatırlatıldı.Dernek adına hediyemiz takdim edilerek desteklerinden dolayı teşekkür edildi.
@RTErdogan@emineilyas1
Abazi, "Biz artık sadece 28 Şubat'ta yaşananları anıp sonra da 29 Şubat'ta kaldığımız yerden devam etmek istemiyoruz.” Yasal, kapsayıcı, kalıcı çözüm istiyoruz. https://t.co/vmPOI3aWPw
Eğer bir süreç anayasal düzene müdahale ve “tam kanunsuzluk” olarak nitelendirilmişse, o süreç içinde yapılan işlemlerin hukuki sonuçları da tartışılmalıdır.
https://t.co/Z0Rph86FZk
Hanımefendiyi tebrik ediyorum. Çok doğru bir temsil kurmuş. Çocuklar için görsel işaretler çok önemli. Öğrenim sürecinde çok büyük bir yer kaplıyor.
Bu temsil bir çok ayet ve hadise işaret ediyor, benim aklıma ilk ise önce bu ayet geldi :
"Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve sadıklarla beraber olun."
Gazze’ye nefes olması beklenen ateşkes❗️dünyanın öfkesinden bunalan siyonist İsrail’e nefes oldu.
Biz sustukça çıkardığı yangın alevlendi.
Yine sivilleri yine çocukları hedef aldı.
Gazze’yi gündemden düşürmenin VEBALİNDEN kurtulamayız.
Soğuktan bacakları zangır zangır titriyor... Çadırı yağmur nedeniyle su altında kalmış.
Çadırlarda yaşayan çocuklar ve yerinden edilmiş aileler, hava koşullarının zorlu şartlarıyla mücadele ediyor.
📍Gazze
Gazze’de çadırlar sular altında kaldı. Konteyner gönder(e)meyen dünya! Allah Gazzelilerin yardımcısı olsun.
İnsanlara yardım ulaştırmaya izin vermeyen lanet bir devlete boyun eğiyor bütün dünya. Batsın böyle düzen.
Efendiler, bizi unuttunuz!
Arabalarınızın anahtarlarını, cep telefonlarınızı, kol düğmelerinizi değil bizi unuttunuz!
Sizi, doların yükselişi ve insanlığın alçalışı kadar telaşlandırmadı bu ölüm.
Günler öncesinden beklediğiniz dizinizi izlemek için haftalar öncesinden katledilip kaldırımlarda çürüyen bedenlerimizi unuttunuz!
Size benim ne kadar öldüğümü değil, bana sizin ne kadar suskun olduğunuzu gösterdiler.
Siz, kahvenizi nasıl içtiğinizi unutan işçilerinize kızarken, benim altı kurşunla nasıl öldüğümü unuttunuz!
Ayağa kalktığınızı biliyorum ama bizim için değil, sevdiğiniz futbolcuları ve oyuncuları görmek için.
Hesap lütfen diye bağırdığınızı biliyorum ama zalimlere değil, kürdan eskittiğiniz lüks masaların garsonlarına.
Sizi uyutmayan bizim şehadetimiz değil, sizi uyutmayan tabaklar dolusu yediğiniz gıybetin ve hasetin sefil şişkinliği.
Üzülüyorsunuz biliyorum ama bedenlerimize kaç kurşunun girdiğine değil, büyük protokoller için sakladığınız elbiselere giremeyen bedenlerinize. Ne büyük gam, ne büyük keder!
Bu zalimler beni değil, Mescidi Aksâ’da secdeye gidecek olan bir başı vurdular.
Biliyorum ki siz sıklaştırıyorsunuz evet ama safları değil dünya ile muhabbeti.
Biliyorum ki dolduruyorsunuz evet ama kardeşinizin yerini değil, Pazar bulmacalarını ve riyanın boşluklarını.
Biliyorum ki, toplanıyorsunuz evet ama biz mazlumlar için değil, bizim kaç ölü yaptığımız konuşulurken sizin bulutlara bakarak ağzı açık uyuduğunuzu görmesinler diye gevşekliğinize çeki düzen veriyorsunuz.
Tavana bakıp, esvaplarınızın ucuyla gözlük camlarınızı silerek not aldıklarınız arasında, uyandığınızda unuttuğunuz eksilmiş kardeşlerimizin isimleri var. İşte biri daha.
Kayıtlara geçerken bir Filistinli… Ailesi için bir cenaze işlemi… Ümmet için sukut… Beni sessizliğiniz defalarca kefenlemiştir ama sizden daha fazla haykıran toprağa ilk defa gireceğim.
Bana şans dile ey unutan!
Sizden dilendiğimiz ‘birlik olmaktı’ ama beyhude. Siz size bizi unutturan zalimleri sevdiniz. Birbirinize ‘iyi şanslar’ dilerken, bir köpeğin bedenlerimiz üstünde şansını kurşun kurşun denediğini görmüyorsunuz.
Bize şans dile, ey rehavetin, ey sefaletin sahibi! Ey mazlum kardeşinin ahından başka mülkü olmayan! Ey benim sesime sağır!
Şehadetin hafiflettiği bedenlerimizden kalan o büyük vebale isabet ol!
İşte bu yüzden etkileniyorsunuz evet ama eksilmemizden değil, bizleri son dakika haberi olarak sunan sunucunun neon yeşili ceketinden!
Bu zulmün içinden nasıl çıkacağımızı değil, bir selfielik pozlarda nasıl çıktığınızı konuşuyorsunuz!
Biz, bulduğumuz şehadete sarılıp umduğumuz cennete gidiyoruz.
Bizim bundan sonra eve dönüşümüz olmasa da gidecek bir cennetimiz var. Bizi belki zaferlerle gömecekler lakin zalimleri çaldıkları topraklarımız bile örtmeyecek.
Kendi vatanının yanağından böyle sessiz bir gözyaşı gibi süzülerek gidenin adıdır Müslüman.
Bir kardeşi Kelime-i şehadetin içinde çağlarken ,
Diğer kardeşi Kelime_i rehavet içinde susturan neydi?