“Beka”, “milli güvenlik”, “terörle mücadele”… gibi kavramların olumlu çağrışımı, yıllarca yapılan siyasetin kendisini tartışılmaz kılmak ve muhalefeti kriminalize etmek için kullanıldı. Şimdi aynı şeyi “barış” üzerinden yapmak neden daha demokratik olsun? Bir politikaya “barış” adını vermek, onun gerçekten barış olduğu anlamına gelmez. Zira önemli olan kavramın etik cazibesi değil, somut içeriğidir. Kime ne yetki veriliyor, hangi kurumlar değişiyor, hangi haklar ve yükümlülükler doğuyor?
Üstelik “barış halka sorulmaz” dediğiniz anda, barışın ne olduğuna karar verme yetkisini de halka değil, onu müzakere edenlere bırakmış olursunuz. Onlar da alır barışseverliğin mezurasını eline, herkesi terbiye ederler. Hatta bugün barışı, yarın güvenliği, öbür gün devletin bekasını demokratik denetimin dışına çıkarırlar. Ki çıkardılar. Bu anlayışla kavram değişir, ancak istisna mantığı değişmez. Demokraside hiçbir kavram, sırf ahlaken yüce olduğu için içeriğinin sorgulanmasından muaf değildir.
Nitekim Erdoğan’ın siyasetinin mahareti de burada. Toplumun bazı kesimlerinin bazı kavramları içeriklerinden bağımsız biçimde fetişleştirdiğini biliyor. Böylece dün “beka” ve “milli güvenlik”i tartışmasız hâle getirip bir kesimi yanına çekerken; bugün yeni seçim denkleminin ihtiyacı “barış” ise aynı dokunulmazlık halesini onun etrafında kuruyor. Kavram değişiyor, siyasal teknik değişmiyor. Bu anlayışla daha çok dayak yeriz.
Dayanışma kampanyamıza 8 günde 135 bin 647 vatandaşımız 292 milyon 903 bin 700 TL bağışta bulundu. Emeğini, cebindeki son parasını, yüreğini bizimle paylaşan milletimize yürekten teşekkür ediyoruz.
Birlikte kurduk, birlikte yürüyeceğiz!
Bağışlar için tek resmi sitemiz: https://t.co/kQyPtrdho1
#YeniDayanışma
Avcılar Belediye Başkanımız Utku Caner Çaykara’nın tahliye olduğunu öğrendim.
Utku kardeşime, sevgili eşine, tüm ailesine ve sevenlerine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Bu zulüm öyle de bitecek, böyle de bitecek. Yeter ki sandık gelsin.
Mücadele içinde yetişen, Silivri zindanındaki adalet ve demokrasi nöbetini tamamlayan Avcılar Belediye Başkanımız Utku Caner Çaykara'yla bir aradayız.
Birlikte yapacak çok işimiz, birlikte kazanacağımız bir gelecek, ayağa kaldıracağımız bir Türkiye var.
Dışardaki mücadeleye hoş geldin kardeşim.
Özgür Özel:
"İnsan bir utanır ya. Birisine rüşvet suçu diye iletişim yaptıracaksın. Rüşvet ne? Nerem kamu görevlisi? Yaptığım iş ne? İhale mi dağıtıyorum? Utanmazlığın dik âlâsıdır"
Tahliye edilen Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara:
“Aileme, sevdiklerime ve Avcılar’a kavuşacağım için mutluyum ama içimiz buruk çünkü ardımızda başkanlarımızı bıraktık. En çok hasretimizi ailelerimizden çekiyoruz. Allah kimseyi ailelerinden ayırmasın.”
Değerli Vatandaşlarımız;
YENİ Partimizin dayanışma kampanyasına 8 günde 135.647 vatandaşımız tarafından 292.903.700 TL bağışta bulunulmuştur.
İktidar yürüyüşümüzde bize inanan, emek veren, destek olan ve omuz omuza yürüyen tüm yurttaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Toplanan bağışlarla ilgili paylaşımlarımız sürecek.
YENİ Parti'yi milletimiz kurdu. “Ben de Türkiye’nin geleceğinde varım” diyen, ülkesine umutla bakan ve değişimin parçası olmak isteyen herkesi YENİ Parti çatısı altında buluşmaya davet ediyoruz.
Hiçbir mazeret başarının yerini tutamaz diyerek çıktığımız yolda, gücümüzü makamdan değil milletten, cesaretimizi ülkemize duyduğumuz sevgiden alıyoruz.
Milletin partisi YENİ Parti’nin yolu açık olsun.
Tek resmi bağış sayfamız aşağıdadır, desteklerinizi bekliyoruz.
https://t.co/AiFW4DbkJx
İBB DAVASINDAKİ İNCELEMEDE TUTUKLULUĞA GEREKÇE YAZILMADI
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi, İBB davasındaki tüm tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verdi ancak ara kararda bu sonuca ilişkin herhangi bir gerekçe göstermedi.
İmamoğlu’nun tutukluluğunun devamına karar verildi.
İBB Davası'nın ikinci celsesi öncesinde yapılan son tutukluluk incelemesinde İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Murat Çalık, Resul Emrah Şahan, Murat Ongun, Mehmet Pehlivan ve Necati Özkan'ın da aralarında bulunduğu 53 ismin tutukluluğunun devamına karar verildi.
“Terörsüz Türkiye” ideali doğrultusunda hazırlanan Çerçeve Yasa – Not 4
Yasanın 1. maddesinde yer alan, “…her türlü silah ve mühimmatın teslim edildiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Millî Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasını müteakip…” hükmünde geçen “güvenlik kurumları” ifadesi hangi kurum, birim veya teşkilatı ifade etmektedir?
Ayrıca, silah ve mühimmatın teslim edildiğine ilişkin tespit hangi usul ve esaslara göre yapılacaktır? Bu tespitin doğruluğu hangi ölçütlere göre denetlenecek ve teyit edilecektir?
Bu denetim ve takip görevinin, Kanun'un 7. maddesinde düzenlenen Kurul tarafından yerine getirileceği düşünülebilir. Ancak bu yorum, daha büyük bir hukuki sorunu ortaya çıkarmaktadır. Zira 7. maddede izleme, denetim ve yürütme yetkisi verilen Kurul, ancak Millî Güvenlik Kurulunun, güvenlik kurumlarından gelen tespiti esas alan kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasıyla göreve başlamaktadır.
Başka bir ifadeyle, silah bırakmanın tespit edildiği aşamada 7. maddede düzenlenen Kurul henüz görevde değildir. Dolayısıyla, silah bırakmanın hangi kurum tarafından, hangi usulle ve hangi hukuki denetime tabi olarak tespit edileceği sorusu cevapsız kalmaktadır.
Kanunların temel unsurlarından biri belirlilik ilkesidir. Oysa bu düzenlemede, uygulamanın esasını oluşturan kavramlar ve usuller açıkça tanımlanmamıştır. Yasa metninin birçok maddesi, belirlilik ilkesini zedeleyecek ölçüde muğlak ve yoruma açık ifadeler içermektedir.