Bunu Biliyor muydunuz?
Sinem Dedetaş, 2019’dan önce Haliç Tersanesi’nin AVM yapılmasına karşı çıktığı için AKP’li İBB yönetimi tarafından tesise girişi yasaklanan bir gemi mühendisiydi.
2019’da Ekrem İmamoğlu tarafından Haliç Tersanesi’nin bağlı olduğu Şehir Hatları’na Genel Müdür olarak atandı, giremediği tersanenin amiri oldu.
Haliç Tersanesi’nin cirosunu 1 milyon TL’den 130 milyon TL’ye çıkardı.
Yerel seçimlerde 7 puan farkla Üsküdar Belediye Başkanı seçildi.
Bugün Gözaltına Alındı…
🇹🇷 Filenin Sultanları şampiyon: Yurttaşlar, maçın bitiminin ardından şampiyonluğu kutladı!
🔴 A Milli Kadın Voleybol Takımı 2026 FIVB Milletler Ligi finalinde Brezilya'yı 3-1 mağlup ederek şampiyonluğa ulaştı. Bahçelievler'de kurulan dev ekranda maçı izleyenler, maçın bitiminin ardından şampiyonluğu kutladı.
#Sondakika bu haberi duyurun tabi vicdanınız varsa‼️
ASKERİ ÖĞRENCİLER NEDEN ÖLÜYORLAR❓
Bebek katilini bu kadar seven varmıymış bu ülkede, vay be ülkeye bak‼️
Bu arada bugün Kara Harp Okulu hazırlık sınıfı öğrencisi 4 öğrenciden birisi ÖLDÜ‼️Veli Bilgin maalesef artık yok‼️
Tabi ölen sizin evden olmayınca sallamıyorsunuz‼️
Daha geçen sene yine askerler sıcaktan, susuzluktan eğitim esnasında ölmüş ardından komutanları tarafından ceza verildiği ve saatlerce güneşin altında kaldıkları için sıvı kaybına dayalı yaşamdan koparılmışlardı‼️
Ve yine 4 öğrenci güneş çarpması sonucu fenalaşıyor ve #VeliBilginhayatını kaybediyor‼️
Ah be çocuk yaktın yüreklerimizi, şehidimize rahmet, sadece ailesinin başı sağ olsun diyorum‼️
#ErGaziler #GaziminYanındayım
Lisansüstü programlara kabulde komisyon dayatması Meclis gündeminde.
“Beğenilmeyen” hoca komisyona giremiyor, gözlemci olarak dahi hiçbir sürece dahil edilmiyor. Öğrenci kabul edildiği halde ismi çiziliyor.
Deniz Göktaş tutuklandı. Ama bu kadına soruşturma bile açmadılar..
Bu kişini adı: Amal Zaamta. Aslen Suriyeli. İstanbul'da yaşıyor. Kendi sayfasındaki beyanına göre TRT World ve El Cezire kanalında çalışıyor. Bir video konuşmasını yayımladı ve videoda şöyle dedi:
"Aleviler tüm dünyada katledilmelidir."
Gözaltına alınmadı, soruşturma açılmadı!
MİZAH SUÇ DEĞİLDİR
DENİZ GÖKTAŞ SERBEST BIRAKILSIN!
Deniz Göktaş’ın “Ölü Deniz” isimli stand-up gösterisinin sosyal medyada yayımlanmasının ardından hakkında soruşturma başlatılması ve yurt dışından dönüşünde gözaltına alınması; Anayasa’nın düşünce, ifade ve sanat özgürlüklerini güvence altına alan 25, 26 ve 27. maddeleri ile kişi özgürlüğünü koruyan 19. Maddesinde belirtilen kişi güvenliği ve özgürlüğünün özünü zedelemektedir.
Demokratik toplumlarda mizah; toplumsal olayları sorgulayan, eleştiren ve kamusal tartışmayı besleyen temel bir ifade biçimidir. İfade özgürlüğü yalnızca kabul gören, rahatsızlık yaratmayan düşünceleri değil; sarsıcı, incitici, rahatsız edici ve iktidarı eleştiren ifadeleri de korur. Nefret söylemi ya da şiddete açık çağrı niteliği taşımayan mizahi anlatımların ceza soruşturmalarının konusu hâline getirilmesi, demokratik toplum düzeniyle bağdaşmaz.
Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamalar, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olmak zorundadır. Hakkında açılan soruşturmayı bilerek ülkesine dönen Deniz Göktaş hakkında gözaltı tedbirine başvurulması; zorunluluk ve ölçülülük koşullarını karşılamamaktadır.
Dahası, Deniz Göktaş'a ters kelepçe uygulanması ve emniyet binası içinde ters kelepçeli halde çekilen görüntülerinin servis edilmesi, güç gösterisinden öte;* insan onurunu zedeleyen, kötü muamele ve işkence yasağı bakımından ayrıca değerlendirilmesi gereken ağır bir uygulamadır. Bu uygulama, gözaltı tedbirine ilişkin adli sürecin bir parçası değildir. Bu görüntüler, kamuoyuna verilen bir gözdağıdır. İnsan onurunu zedeleyen bu uygulama; masumiyet karinesini, kişi özgürlüğünü ve kötü muamele yasağını delmektedir. Hukuk devleti, teşhir ve itibarsızlaştırma üzerinden işletilemez.
Ayrıca, bu tür işlemler yalnızca kişi özgürlüğünü değil; sanatsal ve eleştirel ifade alanını da baskılayan, toplumda otosansürü yaygınlaştıran caydırıcı bir etki yaratmaktadır.
Mizah ve politik hiciv, toplumun ve yönetenlerin kendileriyle yüzleşmesini sağlayan bir dev aynasıdır. Demokratik yönetimler, kendilerine tutulan bu aynaya tahammül edebildikleri ölçüde demokratik kalabilirler.
İstanbul Barosu olarak, Deniz Göktaş’a yönelik bu müdahaleyi asla kabul etmiyoruz. Yetkili makamları sanatsal ifade özgürlüğünü ceza tehdidiyle baskı altına alan uygulamalardan vazgeçmeye, Deniz Göktaş’ın derhal serbest bırakılmasını ve hakkında yürütülen soruşturmanın takipsizlikle sonuçlandırılmasını sağlamaya çağırıyoruz.
Bir gecede İstanbul Sözleşmesi’nden çıkarak kadınların can güvencesine göz dikenler, bugün yine tek bir imzayla koca bir üniversiteyi kapatma cüreti gösteriyor. Bilgi Üniversitesi’nin bir gecede kapatılması, eş zamanlı CHP genel merkezine yapılan saldırılar gösteriyor ki ülkedeki her türlü hukuki durum ve kazanılmış hak tek bir adamın iki dudağının arasında. Biz bu düzeni değiştireceğiz.
Biliyoruz ki üniversiteler sadece binalardan ve diplomalardan ibaret değildir. Üniversiteler; kadınların, gençlerin nefes alabildiği alanlar, eşitlik ve özgürlük mücadelelerinin öncüleridir. Mücadele geleneğinin, kadın mücadelemizin, kültürün ve daima ilerleyen tarihin tanığıdır.
Biliyoruz, piyasacı iktidarlar üniversiteleri hiç bir zaman sevmedi. Ancak bilinsin ki üniversiteler ne sermayenin, ne iktidarın, ne de o atadıkları kayyımlarındır. Üniversiteler, ürettikleri bilgi ve kültürle, kampüslerinde filizlenen özgürlükle, binasıyla, ekosistemiyle ve üstünde kuruldukları arazilerle birlikte halkındır; eşit ve özgür bir gelecek isteyen kadınların, gençlerin, halkın çocuklarınındır.
Buradan bir kez daha söylüyoruz: Üniversiteler bizimdir, bir gece alınan kararlarla kapatılamaz. Bizim olanı geri alana kadar mücadelemize devam edeceğiz.
📍VE TUTUKLANDI!
Başlığı okuyunca suçlu, kriminal biri sandınız di mi? O halde dikkatle okuyun:
— AKP Aydın Milletvekili Seda Sarıbaş'ın 12. sınıfta okuyan oğlunun okula silahla geldiği, silahı okul arkadaşlarına doğrultarak fotoğraf çektirdiği iddia edildi.
— Bu iddiayı haberleştiren yerel gazeteci Yelis Ayaz hakkında halkı yanıltıcı bilgiyi yaymak suçlamasıyla soruşturma açıldı, apar topar gözaltına alındı.
— Ancak gazeteci, 4 öğrencinin durumu CİMER'e şikayet ettikleri ortaya çıkarttı ve CİMER şikayetleri savcılık dosyasına sunuldu!
— Peki ne mi oldu? Öğrencilerin CİMER şikayetleri dosyaya sunulmasına rağmen Gazeteci Yelis Ayaz az önce “yalan bilgi yaymaktan” tutuklanarak cezaevine gönderildi! (Aydın Post-Etkili Haber)
Yani şahıs gözaltına alınacağına, olayı haber yapan gazeteci Yelis Ayaz tutuklanmış! Yelis hanımı soğuk betonlarda yalnız mı bırakacağız?
Bu yanlıştan dönülmeli, Yelis Ayaz derhal serbest bırakılmalı!
Öğrencileri fuhuşa sürükleyen daire başkanı, cinsel istismar suçundan tutuklanan öğretim görevlisi, delilleri karartan rektör. Kendi açtırdığı profesörlük kadrosuna yerleşen dekan. Öğrencilere taciz ve psikolojik şiddet uygulayan akademisyen.
Bu çürüme nasıl durdurulacak??
Telefon 65 bin lira.
Vergisi 67 bin lira.
Gençler “sepete ekle” diyor, Ak Parti'nin kara düzeni “dur bakalım” diyor.
Telefonu üreten şirket, bunlar kadar kazanmıyor.
Bunu anlattığımız siteyi de, “milli güvenliğe tehdit” diye engelliyorlar.
Alın size https://t.co/3fezsVi562