İLBER HOCAYI KİMLER SEVMEZ?
En başta Atatürk düşmanı sevmez, Pkklı sevmez. Ermenici sevmez. Siyonist sevmez. Türklük alerjisi olan hiç sevmez ve son olarak dinden para ve mevki kazanan sevmez... Hocanın arkasından söven böceklerin kim olduğunu bu şekilde anlayabilirsiniz.
@ceriiiiiiiiii Ülkemizdeki göz polikliniklerinde hasta çağırma ekranlarının kara mizah sevdamızdan ortaya çıktığını düşünüyorum.🙃 %90 görme engelliyim her muayene sırasında Göz doktorlarına bu açıklamayı yapmak zorunda kalıyorum.🙃
Abd pkk'yı destekliyor, Abd Fetö'yü destekliyor, Abd Netanyahu'nun katliamını destekliyor, Abd Gazze'deki katliamı destekliyor, Abd İran'ı vuruyor. Ramazan ayında sivil 40 öğrenciyi bombalıyor. Abd herşeyi yapıyor ama İslam alemi çıt çıkaramıyor.
Şu tivit yüzünden bana faşist diyen oldu. İslamcı'nın desteklediği restoranı boykot edince iyi ama Kürtçü'nün borazanlığını yapan oyuncunun filmini, dizisini boykot edince faşist. Ne güzel işler be! Seçici muhaliflik, keyfekeder solculuk, nabza göre cumhuriyetçilik.
13 yaşındaki kıza otel odasında tecavüz eden Sırrı Sakık da kocası uyuşturucu ticareti yapan Pervin Buldan da bu milleti temsil edemez. Temsil edecekleri tek şey uzantısı oldukları örgüttür.
Artık kimse öyle hoca kıyafetli sahte alimlerin yalan dolanına ehemmiyet verecek değildir. Eğer onlara karşı benim şahsımdan bir şey anlamak isterseniz derim ki ben şahsen onların düşmanıyım. Onların olumsuz istikamette atacakları bir adım milletimin kalbine havale edilmiş zehirli bir hançerdir. Benim ve benimle hemfikir arkadaşlarımın yapacağı şey mutlaka ve mutlaka o adımı atanı tepelemektir. Sizlere bunun da üzerinde bir söz söyleyeyim. Farzımuhal eğer bunu temin edecek kanunlar olmasa, bunu temin edecek meclis olmasa, öyle olumsuz adım atanlar karşısında herkes çekilse ve ben kendi başıma yalnız kalsam yine tepeler ve yine öldürürüm.
Gazi
Atatürk'e ve silah arkadaşlarına mevlit okutulduğu için cinnet geçiren bazı kimseler, Papa'nın İznik'teki ayin çıkarmasına sus pus... Müftülük önüne giden yok. Eylem yapan yok. Tepki gösteren yok. Diyanet'i kafirlikle suçlayan yok.
Hepsi bir gecede laik(!) oldu.
Papa tam da bugünkü gerekçeler ile 100 yıl önce iznik'i ziyaret etmek istemiş, Atatürk dış kapıyı göstermişti.
Atatürk Müslüman değil, siz Müslümansınız öyle mi?
Şimdi size bu anti-Kemalistlerin "yokmuş" gibi davrandığı trajik bir hadiseyi anlatayım da kim kilise meraklısı, kim papaz müptelası onu anlayalım.
Sene 1924... Lozan yürürlüğe girmiş, Mübadele Anlaşması kapsamında karma komisyon, sınır dışı edilecek Rumları tespit ediyor... Hakkında sınır dışı kararı alınanlardan biri de İstanbul'daki Derkoi Metropoliti Konstantin Arapoglou...
Patrik 7. Gregorios, 17 Kasım 1924'te vefat edince, oldu bittiye getirip yerine kim seçiliyor dersiniz? Hakkında sınır dışı kararı bulunan Konstantin Arapoglou...
Tabi Kemalist Türkiye'nin bu konularda şakası veya tavizi olmaz. Ankara ayağa kalkıyor. Bizim gericilerin dinsiz, imansız diye hakaret ettiği Kemalist mebuslar ateş püskürüyor. Haliyle hükümet Patrikhane'nin seçimini tanımıyor.
Ankara'nın kararı üzerine Yunanistan Avrupa kamuoyunu ayağa kaldırıyor. Tarihe dikkat. Aralık 1924... Altı ay önce Nasturiler ayaklanmış, beş ay önce İngilizlerle Musul nedeniyle çatışma yaşanmış, dört ay önce Bitlis'te Kürt İstiklal Komitesi deşifre edilmiş, iki ay önce Şeyh Sait gizliden gizliye isyan hazırlığına başlamış, Seyyit Abdülkadir İstanbul'da İngilizlerden destek arayışında, Vahdettin yanlısı Tarikatı Salahiye örgütü Anadolu'da Ankara karşıtı faaliyete çoktan geçmiş...
Dikkatinizi çekerim o tarihte İngilizler, Fransızlar ve İtalyanlar henüz Ankara'yı başkent olarak bile tanımıyor. Popüler tabirle "meşruiyet" kazandırmak istemiyorlar. Yani Yunanistan'ın patrik seçimi nedeniyle Avrupa'yı ayağa kaldırması boşuna değil. Rejimi yıkmak için fırsat kollanıyor.
Hani bizim gericilere göre Kemalist Türkiye'yi İngilizler kurmuş ya(!) Daha 1924'te yıkmak için nasıl da dört koldan çaba harcıyorlar. Ama bizim Kemalistler bu ortamda bile hakkında sınır dışı kararı verilmiş metropoliti patrik olarak tanımak istemiyor. Ulusal bağımsızlık konusunda o kadar saplantılı derecede takıklar.
Neyse, 28 Ocak 1925'te Arapoglou hakkında resmen sınır dışı kararı veriliyor. Koskoca Patrik'i postalayacaklar. Atina iyice deliriyor. Türkiye'yle savaşın eşiğine geliyorlar.
Atatürk o sırada Adana'da... Savaş riskini görür görmez trenle Ankara'ya yola çıkıyor. Vagonda haritalar serilmiş, harp oyunu oynanıyor. O sıra Celal Bayar şarap getirilmesini istiyor. Ve Atatürk'ten hayatında ilk kez zılgıt yiyor. Hatıratında anlatmış. "Zevk-u sefa bitmiştir. Şimdi işin içindeyiz Ne şarap ne başka bir içki, içemezsiniz" diye gürlemiş. Konya'ya kadar incelenmiş haritalar. Neticede "Çekerim Yunan’ı Çatalca’ya kadar. Orada kuşatır, işini bitiririm" demiş Gazi'miz... Geri adım yok. Binbir tehlikenin içinde patrik için taviz maviz yok.
Sonuç olarak Kemalistler papaz için taviz vermemiş. Şutlamışlar gitmiş. Bir ay sonra da Şeyh Said isyanı patlak verdi.
İşte bizim gericiler Şeyh Sait'in haksız yere idam edildiğini utanmadan türkü gibi çığırır ama o hengamede savaşı göze alıp patriği şutladıklarını fısıldamazlar bile.
Kemalistler cami yerine kilise edermiş :) Güleyim bari.
Edebiyatını yaptığınız Ayasofya'da kıldığınız her namazı Kemalistlere borçlusunuz. Bu sizin kaderiniz koçlar.
Ha, bu arada... Arapoglou'nun kemikleri var ya... Yıllar sonra Türkiye'ye getirildi. Hangi hükümet getirdi, onu da gericiler bir zahmet baksın, öğrensin. Ama oturarak... Düşüp bayılmasınlar.
SAYGI & ÖZLEMLE
“Benim manevi mirasım ilim ve akıldır.
Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel esasta akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.”
Mustafa Kemal ATATÜRK
#10Kasım#10Kasım1938
Camilerde Atatürk ve silah arkadaşlarına mevlit okutulmasın diye kaç gündür ne bağırdılar, ne yırtındılar...
Camileri babalarının tapulu malı gibi görüp istediklerini kovma hakkını kendilerinde görüyorlar. Ortaça�� papazlarına döndüler.