Eğer Çin’in baskısı nedeniyle YouTube, Doğu Türkistan’daki gerçekleri anlatan bir videoyu kaldırıyorsa, siz bir de Doğu Türkistan’da dünyadan gizlenen zulmü ve işkenceleri düşünün!
Peygamberimi Öğreniyorum:
1• Yatsıdan hemen sonra yatar
2• Yatsıdan önce asla yatmaz
3• Gece ortalarında Sahabelerin evlerinden Kur'an dinlemeye gelir
4• Sabah Sünneti ile beraber gece 13 rekaat Sünnet kılardı
5• Gecenin en zifiri karanlığında kimi zaman kabirlere koşup dua ederdi
6• Gece karanlığı bastı mı çocukları dışarı salıvermez. Sbeebi; şeytan arzı bastığı için.
7• Gece boyunca 2-3 kez ibadet ve dua için ayağa kalkardı
8• Teheccüd namazından sonra eşiyle sabah namazına kadar muhabbet ederdi
9• Kimi zaman açlığa dayanamayıp gece ortasında bazı sahabelerin evine giderdi
10• Kimi zaman bilerek yatsı namazını üçte birisine erteleyerek ashabıyla geceyi ihya ederdi.
Salat ve selam şarkın ve garbın efendisine olsun. Oku, okut, yaşa ve yay ki her yer Nebi sav koksun. İbrahim Kaya kardeşine dua etmeyi unutmayın. "Benim Hadisimi işitip aktaranın yüzünü Allah c.c ak etsin" der Hadis-i Şerif.
@hadisrahle
Peygamberimi Öğreniyorum:
♦️Camiye koku ve meş'ale/ışık sistemi Hz. Muhammed [a.s] döneminde görebiliyoruz. Buna vesile olan bir sahabi bol bol dua almıştı.
♦️Medine'de İlk Cami Mescid-i Nebevi değil, Kuba Camii idi. Bu halk arasında az bilinir. Resûlullah a.s, Medine’ye geldiğinde 14 gün Kuba'da kalıp orda Cami ve bekarlar için yer inşa etmiştir. İlk Cami ve ilk göz ağrısı olması nedeniyle her cumartesi bu camiye geldiğini görebiliyoruz.
♦️ Hz. Muhammed'in [s.a.v] ilk put kırdığı yıl ve gece Mekke'den Medine'ye yaptığı hicret gecesi idi; Kabe üzerindeki putları kırarak gitti.
♦️Hz. Muhammed'in [a.s] Medine'de hanesine ait 9 hücre vardı. Hepsi de tek göz idi.
♦️Mescid-i Nebevi'nin Suffa bölümünde/talebe yurdu 70 öğrenci vardı. Heyetler yılında bu sayı 700 olduğunu görebiliyoruz. Cami yetmeyince Medine'de bu sayı 9 camiye çıkarılmıştır.
♦️Hz. İbrahim a.s'dan Resûlullah s.a.v dönemine kadar bozulmayan bazı adet ve sünnetler vardı; sakal uzatmak gibi, Kâbe etrafını tavaf etmek gibi, Mina Müzdelife gibi, bir insan katleden kişi için diyetin 100 deve olması gibi.
♦️Cahiliye'de kocası ölen kadın 1 yıl yıkanmaz, koku sürmez, gusül yapmaz, dışarı çıkmazdı. Bir yılın sonunda evin önünden geçen eşek veya köpeğe tezek atarak çıkabilirdi. İslam, bu pis adeti kaldırdı.
♦️Cahiliyet döneminde öldürülen kız çocukların sebebi 2 şeydi: Rızık korkusu. Çünkü kızlar erkekler gibi eve Rızık getiremez, ülke gezip ticaret yapamaz. İkincisi ise, ilerde bir gün borca sıkışırsa kızı üzerinden [fuhuş] bunu tahsil etmemeleri. Çünkü cahiliyette, borcunu veremeyenij kızı alınırdı. Bu sebeple fakirler hep kızlarını defnetmiştir. Zenginlerin kızları ise hep yaşadı. İslam, bu pisliği de alıp söktü, çöpe attı.
♦️Küçük iken Resûlullah'ı [a.s] büyüten Ebu Talib'in çocukları hep ikram görmüşler. Buna örnek verecek olursak cilt eser çıkar. Mesela Hz. Cafer Habeşistan’dan daha Medine'ye gelmeden Resûlullah'ın ona bir ev hazırladığı, döşediği beni pek etkilemişti.
♦️Arap dünyasında çiçek hastalığı Resûlullah s.a.v doğmadan önce çıktığı aktarılır. Buna sebep olan Ebabil kuşlarının leş hale getirdiği cesetlerin olduğu ifade edilir. Tarihçiler de bunu onaylar.
Salat ve selam şarkın ve garbın efendisine olsun. Dua ediyor, dua bekliyorum.
Lütfen Sadece 2 Dakikanı Ayır
Paylaş Sesimize Ses Ol 🇵🇸
Gazze'de Kemal Adwan Hastanesinde
Ambulans Şöförlüğü Yapan Kardeşimizin
İki Gözüne Şarapnel İsabet Etti ve
Gözleri Şuan Hiç Görmüyor.
Mısır'dan Türkiye'mize Gelmesi için
@TC_icisleri , @TC_Disisleri ve
@saglikbakanligi 'miza Sesimizi
Duyurmamız için Destek Olun.
🚨Biz durduk yere Cübbeli Hoca'ya yaşayan Efsane demiyoruz...
Bak ben Cübbeli Ahmet Hoca'yı tanımadan önce Yaşar Nuri falan dinliyordum yani. Bir de ben imam hatip mezunuyum.
Biz gibi sokaklarda büyüyen her türlü pisliği görmüş yaşamış insanlar için doğruyu yanlışı ayırt etmek daha kolaydır.
Mesela o zamanlar fetö çok meşhurdu. Ben de ne hikmetse o zamanlardan beri bu fetö'den nefret ederdim. Sonra bu Türkçe olimpiyatlarla ilgili bi açıklamasına denk geldim. Bu Ehl-i Sünnete uygun değil falan diyordu. Fetö'nün o zamanlar haşa tanrı gibi görüldüğü zamanlar. Dedim, ulan bu cesaret helal olsun falan derken bu adamı dinlemek lazım diyerek yola çıktım.
O zamanlar Mustafa İslamoğlu var Meşhur ilahiyatlarda falan baya bi havası var kitapları kapışılıyor falan.
Bu Cübbeli Reis, çıktı bu İslamoğlu kaderi inkar ediyor diye bi reddiye'ye başladı resmen adamın içinden geçti. Saatlerce evet saatlerce reddiye yaptı. Sonrası malum ne kadar sapık ilahiyatçı varsa hepsine tek tek hem de isim vererek Reddiye'ye başladı.
Sonra tekrar fetö'ye döndü dinlerarasi diyalog o zamanlar meşhur abant toplantıları falan yapılıyor ne kadar ilahiyatçı yazar çizer varsa oraya katılıyor ılımlı İslam projesini faaliyete geçirmeye çalışıyorlar. Cübbeli Reis durur mu sabah akşam bunların köpeklerini uyutmuyor reddiye yapıyor falan. Dedim tamam bizim adam budur. Takip edelim.
Sonra Cübbeli Reis'le başa çıkamayan fetö, önce bi kaç adamını Cübbeli hoca'ya gönderiyorlar. Cübbeli hoca uslanmayınca kahpece bi kumpasla hocayı 1 yıl hapis yatırıyorlar. Hatta içerde adil öksüz denen fetöcü khpe hocayı ölümle tehdit ediyor. Hoca icerden cikinca bunlarin şerrinden kurtulmak icin bi iki hamle yapıyor. Sonra bu kumpası kuran polisler hakimler savcılar hepsi fetö'den içeri atılıyor.
Sonra Adnan muhabbeti çıkıyor malum herkes bilir Cübbeli Reis bu adamın peşinden gitmeyin dedikçe akitciler onun sözde evrim kitaplarını falan veriyorlar. Sonucunu hepiniz biliyorsunuz yok olup gitti.
Arada derede Ehl-i Sünnet uğruna 60 70 ilahiyatçı, Hoca bozmasi sapık tarikatcilar, mutezileciler, Selefiler vb din hainine reddiyeler yaptı. Bu işler öyle basit değil her babayiğidin yapacağı işler değil. Kimse cesaret edip bu işlere girmez. Ama Cübbeli Reis girdi bedelini de ödedi. Parasi gitti aile huzuru bozuldu yanında adam diye taşıdığı insanlar birbir Cübbeli Reis'i sattılar. Ama ne yaptı etti tekrar ayağa kalktı reddiyelerine devam etti.
Mesela son 10 yıldır falan bu ülkede şia çok güçlü ama ne oldu Cübbeli Reis onlara da reddiye yaptı. Bunlar öyle sanıldığı gibi basit işler değil. Şu ülke de şu an şia Tehlikesi biliniyorsa bunu reddiyeleri ile ortaya koyan Cübbeli Reis sayesindedir.
En son selefi vahhabi Harici tayfasınında resmen içinden geçti.
İsid deas olaylarında TV'lere çıkıp insanları uyardı bakın dedi bunlar ingiliz amerikan kurgusu bunlara uymayın diye reddiyeler yaptı binlerce genci isid saflarına katılmaktan kurtardı. Bunlar çok ama çok büyük işler. Kimse bu ülkede bu işlere girip insanları uyarmadı tek uyaran Cübbeli Reis'di.
Cübbeli Reis Ehl-i Sünnet uğruna o kadar fazla düşman edindi ki bunların içinde binlerce kripto da var. Kısaca onlarca ingiliz amerikan iran afganistan menşeli projeyi daha kuruluş aşamasında yerle bir etti.
Bugün önüne gelen Cübbeli Reis ile uğraşıyorsa boşa değil yani hepsinin bi kuyruk acısı var. Hırslarından çıldırıyorlar. Kafayı yiyorlar.
Şimdide piyasada dolaşan onlarca kripto vahhabi var ama sırf Cübbeli Reis var diye gerçek görüşlerini belirtemiyorlar, Cübbeli Reis'den .t gibi korkuyorlar.
Yani demem o ki Cübbeli Reis'e destek olun. O ilmiyle hepsinin hakkından geliyor çok şükür. Sahayı boş bırakmıyor.
Allah c.c. Yar ve Yardımcısı olsun. Amin.
Alparslan Kuytul'un asker-polis düşmanı, devlet düşmanı ve provokasyoncu olduğunu defaatle beyân ettim.
Dolayısıyla devlet bu gibi konularda artık hassâs davranıyor. Bugüne kadar alındı-salındı, bundan da prim yaptı. Bundan sonra artık devlet düşmanlarının ve vatan hâinlerinin bu toplumu istismârına dikkatli bir şekilde engel olmak lâzımdır.
Yoksa hükümetimizin ve devletimizin aslâ dindarlarla uğraştığı yoktur. Din istismarcısı, devlet düşmanlarıyla tabî ki devletimiz uğraşmak mecbûriyetindedir. Devlet vazîfesini yapıyor. Bunu yapmazsa hiçbirimizin can ve mal güvenliği kalmaz. Nitekim Fetö’nün darbe girişiminde bunu gördük.
Alparslan Kuytul hakkında muhtelif zeminlerde yaptığım konuşmaların bir özetini çıkarıp bu videoda sizlere arz ettim. Dinleyelim, dinletelim, tâ ki kimse devletimizi töhmet altında bırakamasın.
Cemaatlerin holdingleşmesi ve devlet içinde kadrolaşması tehlikesine dair 17 yıldır muhtelif kanallarda yaptığım konuşmalardan bazılarını paylaşıyorum. İbret alınmazsa bir 17 yıl daha boşuna konuşuruz!
Bu sarık sadece hocalara değil, bütün Müslümanlara sünnettir.
İslam’ın kıyafetini kaybetmeyelim arkadaşlar. Kâfir bize benzemiyor, biz onlara benziyoruz. Böyle saçmalık olur mu?
Bize ait olanı 100 senedir zayi etmişler. Hayır, biz onu geri alacağız.
Biz Rasûlullah’a ﷺ benzeyeceğiz, hanımlarımız da Resûlullah’ın ﷺ hanımlarına benzeyecek.
[ Şefik Kocaman Hocaefendi
BÜYÜK OPERASYON!
Olan biteni, tüm bu operasyonları size özetleyeyim...
Yeni bir kurucu liderlik geliyor. Yeni bir Türkiye...
Bunun için;
Öcalan'ın da ABD'nin de istediği gibi
"Milletin adı Türkiye" olmalı.
Ama eğitim müfredatında Orta Asya'nın da "Türkistan" olarak tanıtılması gerek.
"Ne güzel. Ne var bunda?" diyebilirsiniz. Turancılar çok sevinebilir. Ben de bu bölgeyi sürekli Türkistan olarak tanımlıyorum. Doğru.
Fakat neden şimdi?
Neden Milli Eğitim müfredatı Türklere uzak diyarda bir Türkistan verdi, Orta Asya demekten vaz geçti?
Çünkü kanaatim o ki Kürtlere de bir Kürdistan verecek.
Bunu önce eğitim müfredatında Türklere bir Türkistan yurdu biçerek, ama Anadolu'dan uzak bir ata yurdu göstererek yapıyor.
Eşitlik olacak.
Türklerin bir Türkistan'ı olacaksa,
Kürtlerin de bir Kürdistan'ı olacak.
"Madem müfredatta Türkistan var, yarın eşitlik gereği Kürdistan da olmalı..." denildiğini şimdiden duyar gibiyim.
Türkiyeli olunacaksa, birilerine"Yallah Türkistan'a" denilebilmeli ama "Yallah Kürdistan'a" da denilebilecek.
Türkiye Türk yurdu olmayacak, Türkiyeli yurdu olacak. Zira Türk yurdu uzaktaki Türkistan!
Ama Kürt yurdu da olmayacak...
Lakin yakında bir Kürdistan da var edilecek.
"Yallah Kürdistana!" diyenleri de duyar gibiyim.
O halde tüm operasyonların bununla ilgisi ne?
İşte yeni devlet kurulurken, bu yeni devletin önünde muhalefet olabilecek, tüm etkili isimler gözünüzde güven kaybetmeli.
Bu isimlerin yolsuzluk yapıp yapmadığı ayrı bir tartışma konusu.
Bu isimler her şeyden önce bulundukları konum ve sahip oldukları
Sosyal medya gücüyle siyasete etki etme gücüne sahipler.
Uzun zamandır genç muhalif seçmen üzarinde etkisi muazzam olan sanatçılara, fenomenlere yapılan uyuşturucu operasyonlarıyla birlikte düşündüğümüzde farklı bir tablo ortaya çıkıyor.
Özellikle toplumun büyük bir kesiminde büyük bir güvene sahip olan bu isimler üzerinden güven erozyonu oluşturmak," kimseye inanmama" psikolojisini tetiklemek, keskinleşen Atatürkçülüğü törpülemek yeni anayasa yolunda önemli bir adım olur.
Oğuzhan Uğur'un "devletin resmi kurumları dışında hareket etmemenin önemini gördük" açıklaması tam da bu psikolojik zemini gösteriyor.
Ancak bu açıklama, devletin resmi kurumları içerisine çöreklenebilecek rüşvet, yolsuzluk ve liyakatsızlığın normalleşmesi ve devletin sorgulanamamasını da beraberinde getiriyor.
Çin tipi bir sitem!
Kemal Kılıçdaroğlu'nun danışmanlığını da yapmış olan Bülent Kuşoğlu'nun " "Devlet aklı devrede" açıklaması da bu minvalde hayli manidar.
Nedir bu devlet aklı?
AKP bu aklın neresi?
NATO bundan bağımsız mı?
Öcalan açılımı hangi akıl?
Sorgulamayacağız.
Ve daha da kötüsü devlet ile AKP arasındaki bağ yok sayılıyor.
Aynı devlet aklı AKP ile ilgili suskun. Yolsuzluk AKP'ye 23 yıl boyunca hiç uğramamış gibi yapan bir devlet aklı mı bu?
Siz parsel parsel verin cevabını.
Bundan sonra Oğuzhan Uğur'un Babala'ya çıkardıklarına da dikkat etmek gerekecek.
Çünkü amaç muhalif seçmeni
sandığa gitmeden psikolojik olarak yenmek.
Dikkatinizi çekmek istediğim bir husus da şu: Tüm bu para hareketleri neden şimdi sorun oldu? Neden beklendi?
Yeni anayasa sürecinde, her kesimden ama daha çok açılıma destek olan cenahtan farklı simaları programlarında görebiliriz.
Lakin Küresel projeleri deşifre eden bizlere bir fırsat verilecek mi?
Neyse,
Kendi ülkemizde "Türk" kelimesini anayasal tartışmaya açarken, haritada binlerce kilometre ötede "Türkistan" kuruyoruz.
İçeride kimlik tartışması, dışarıda Turan reklamı.
Vatandaşa destan, masada başka plân.
LGBT pisliğiyle dolup taşmış "Atlantis" adlı kruvaziyer gemisinin şehîd kanlarıyla yoğurulmuş vatan topraklarımıza girmesine engel olmak, kutsal mescidlerimizin ve türbelerimizin bulunduğu kıymetli İstanbul'umuza bu lânetlenmiş fiili yapanların ayak basarak sebebiyet verecekleri büyük uğursuzluklara ve belâlara mânî olmak için her birimiz mutlaka CİMER'e şikâyetlerimizi sunalım. Allâh-u Teâlâ hükûmetimizi bu şerri durdurma husûsunda müteyakkız ve gayretli eylesin. Âmîn!
---
Cimer'e şikâyet dilekçesi örneği:
Basında ve açık kaynaklarda yer alan bilgilere göre, eşcinsel erkeklere yönelik tatil ve kruvaziyer organizasyonları düzenleyen ABD merkezli bir şirket olan Atlantis Events’in Türkiye limanlarını da kapsayan bir kruvaziyer seferinin gerçekleştirileceği anlaşılmaktadır. Zaten, şirket kendisini dünyanın en büyük LGBT seyahat organizatörlerinden biri olarak tanımlamaktadır.
Kamu makamlarının, ülkeye giriş yapan tüm yabancılar bakımından uygulanan güvenlik, sınır kontrolü, gümrük, halk sağlığı ve kamu düzenine ilişkin mevzuatı eksiksiz şekilde uygulamasının kamu yararı açısından önem taşıdığı kanaatindeyim. Bu kapsamda, söz konusu seferin ve yolcularının ülkemize girişine izin verilmemesi yönünde gerekli tüm hukuki ve idari değerlendirmelerin yapılmasını ve mevzuatın öngördüğü çerçevede bu girişin engellenmesini talep ediyorum.
Bu doğrultuda;
İlgili gemi ve yolcular hakkında yürürlükteki mevzuat çerçevesinde gerekli sınır ve liman güvenliği kontrollerinin eksiksiz yapılmasını,
Kamu güvenliği, kamu düzeni ve halk sağlığı bakımından uygulanması gereken tüm idari tedbirlerin titizlikle değerlendirilmesini ve girişlerine izin verilmemesini,
Herhangi bir suç, idari ihlal veya kamu güvenliğini tehdit eden somut bir durum tespiti olmasa bile Türkiye’nin takdir hakkını kullanarak, toplumda tepki göstereceği, tartışma oluşturacağı ve çocuklara kötü örnek olacağı açık olan bu girişimin engellenmesini, ilgili mevzuat uyarınca gerekli işlemlerin gecikmeksizin yerine getirilmesini,
Konuya ilişkin yapılan değerlendirmeler hakkında 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında tarafıma bilgi verilmesini,
Saygılarımla arz ve talep ederim.
BÜYÜK MÜJDE!
Yusuf Ziya Gümüşel Hocaefendi kardeşimizin hapisten halâsı ve tahliye kararı aldığını şu an itibarıyla büyük bir sevinç içerisinde öğrenmiş bulunuyorum.
Yıllardır duâlar edip hâcet namazları kıldık. Daha bir önceki gece, Hicri yılbaşında 444 hatm-i şerîf ve milyonlarca salevât-ı şerîfenin duâsında onun da kurtuluşuna niyet ettik. Geçen haftalarda yaptığım iki mühim görüşmenin de inşâellâh bunda olumlu bir tesîri olmuştur diye düşünüyorum.
Allah-u Teâlâ, kendisine bir daha hapis yüzü göstermesin. Ailesiyle huzur üzere, Mahmûd Efendi Hazretleri’mizin tecdîd buyurduğu Ehl-i Sünnet yoluna hizmetini dâim eylesin. Âmîn!
Tahliyesinde emeği geçen yetkili, yetkisiz herkese, bazı konularda mühim görüş ayrılığımız olsa da bu konuda özel emeği geçtiğini bildiğim Yeni Şafak câmiasına ve en büyük yardım olarak duâlarıyla destekte bulunan bütün Müslümanlara bu vesîleyle teşekkürü bir borç bilirim.
Dün İdlib’te Doğu Türkistanlı bir aile ile tanıştık. 11 yıl önce adam Çin tarafından tutuklanacağını anlayınca kaçmak zorunda kalmış; ancak çocuğuna pasaport çıkartamayınca babasına emanet edip çıkmış ülkeden. Tam 11 yıldır bir kez olsun haber alamadım yavrumdan da babamdan da dedi. Bunu der demez gözlerinden yaşlar boşanmaya başladı. Akıl alır acılar değil bunlar…
Allah Doğu Türkistan’ı Çin zulmünden kurtarsın, bu nasip olana kadar da Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin imtihanlarını kolaylaştırsın.
Siyasetçi Halide İncekara “ Bir kadını sabah sekiz mesaiye başlatmak servise bindirip akşamın sekizine kadar çalışmak zorunda bırakmak anlamsız abartılı bir tutum gibi geliyor, Aileyi bozunca kültürü bozuyorsun, sağlığı bozuyorsun, huzuru bozuyorsun”
Sultanımız…!
Mahmud Efendi Hazretleri’nin bu dine yaptığı hizmeti görmemek veya küçümsemek, insafla bağdaşmaz.
İnsanların takke takmaktan çekindiği, sarığın ve sakalın baskı sebebi sayıldığı dönemlerde; o, hiçbir korkuya kapılmadan sünnet-i seniyyeyi temsil etti. Medreselerin kapandığı, şer‘î ilimlerin zayıfladığı bir zamanda Kur’an ve sünnet merkezli ilim halkalarını yeniden ihya ederek büyük bir tecdid hareketine vesile oldu.
Yalnızca söz söyleyen değil, şeriatı korkusuzca tebliğ eden âlimler yetiştirdi. Öyle ki, irtica ithamlarının ağır baskı olduğu dönemlerde dahi hakikati çekinmeden haykıran bir neslin oluşmasına öncülük etti. Yetiştirdiği binlerce talebe, kadın ve erkek cemaatleriyle başta ülkemiz olmak üzere birçok yerde İslamî hayatın yeniden yeşermesine vesile oldu.
Tasavvuf ile şeriatın birbirine zıt değil, bilakis birbirini tamamlayan iki hakikat olduğunu yaşayarak gösterdi. Tarikatın şeriata hizmetçi olduğunu haykırdı; tasavvuf adı altında ortaya çıkan bâtıl anlayışlarla hak yolu birbirinden ayırdı.
Bugün onun bıraktığı ilim, irşad ve hizmet mirasını görmemek için gerçekten kör olmak gerekir. Çünkü Mahmud Efendi Hazretleri, bu asırda sünnetin, ilmin ve irşadın en büyük temsilcilerinden biri olarak iz bırakmıştır.
Beş yıldır internette ilmî videolar çekiyorum. ilk kez benden bu kadar sert bir ifade duyacaksınız.
Çünkü gerçekten artık bu toplumu anlamakta zorlanıyorum.
Karıkoca evin içindeki her hâlini çekiyor. Hamilelik testini Kâbe’nin karşısında açıklıyor. İnsan kendi mahremini milyonlara servis eder mi? Türkiye’de açılan domuz çiftliklerinden midir, yediklerimizden içtiklerimizden midir bilmiyorum ama size ne oluyor kardeşim? Hiç mi arınız, namusunuz, hayânız kıskanmanız kalmadı?
İmam olanlar, din görevlisi olanlar bile eşini evin içinde çekip paylaşıyor. Yüzünü göstermiyor ama sırtından çekiyor; sanki çok takvalı bir iş yapıyormuş gibi… Siz ne yapıyorsunuz Allah aşkına? Bu nasıl bir şuursuzluk?
Geçen bir video gördüm. Birisi
Elli-altmış yaşındaki anne babasına “Birbirinize sarılın, video çekeyim” diyor. Siz ne yiyorsunuz, ne içiyorsunuz? Yatak odanızı, özelinizi, hamile kaldığınızı, çocuk doğurduğunuzu, yediğiniz yemeği, kavganızı, sarılmanızı… Her şeyi paylaşıyorsunuz. Sizin hiç özeliniz yok mu?
Bırakın Müslümanlığı, bu bir insana yakışır mı?
Az önce gördüğüm video yüzünden bu kadar sinirlendim. Kâbe’nin karşısındaki otelde namaz kılıyorlar. Üç tane kamera koymuş etrafa. Namazın ortasında hamilelik testini çıkarıp “Hamileyim” diye gösteriyor. Bu nasıl bir şuursuzluk, bu nasıl bir edepsizliktir? Kardeşim özelini özel yaşasana
Eskiden insanlar anne babasının yanında böyle meseleleri konuşmaya utanırdı. Siz şimdi milyonların önünde mi konuşuyorsunuz bunları?
Size yazıklar olsun.
Ama suç sadece onlarda değil. Asıl suç toplum da .
Neden biliyor musunuz? Çünkü bu insanları izliyorsunuz. Takip ediyorsunuz. Prim veriyorsunuz. Onlar da o primden şöhret ve para kazanıyor. Sonra sizin çocuklarınız da onlara özeniyor. Evlenen çocuklarınız da aynısını yapıyor.
Yazıklar olsun.
Başka hiçbir şey söylemiyorum.
Rabbim bu toplumu hayâsızlığın, teşhirin ve edepsizliğin şerrinden muhafaza eylesin.