"ATALAR TAŞA KAZIYIP YAZMIŞLAR
BİZ OKUMAKTAN ACİZİZ "...
BİLGE KAĞAN YASASI:
EN ESKİ TÜRK ANAYASASI "TÖRE"
1. Tengri (yaratan) Tektir.
2. Her kim ki, Tengri'den kut almak dilerse, başkasına yakarmasın.
3. Bir İl(Ülke), bir Kağan, bir Tengri..
4. Bir kına iki kılıç girmez. Bir hatun iki er alamaz ve bir budunda iki töre olmaz. Töre tektir. Töre kesin ve keskindir. Kim ki, töreye uya kutlanır. Kim ki, töreye kıya katlanır..
5. Kimse töreden üstün değildir. Dirlik ve birlik için töre budur.
6. Bir çoban sürüsünden, bir er ailesinden, bir Kağan budunundan sorulur.
7. Her er eşine, atına, pusatına sahip çıkacak.
8. Ana-babaya ve ataya tazim(saygı) duyulacak.
9. Hısmına sarılacak, komşusunu gözetecek.
10. Er kişi yalan söylemeyecek.
11. Mal çalan, mülk çalan misliyle ödeyecek. Hesabı ya malıyla ya canıyla sorulacak.
12. Kim ki, bir ırza musallat olursa, canından olacak.
13. Her kim olursa olsun haksız, aldatıcı iş tutarsa hesabı hemen sorulacak.
14. Cenkten beri duran ya da kaçan tamuya(cehennem) uçacak.
15. Aman dileyene kılıç üşürülmeyecek, sığınana arka dönülmeyecek.
16. Baş kaldıranın başı alınacak, hak isteyenin hakkı verilecek.
17. Kimse kimseye üstünlük taslamayacak. Ne ak etin karadan, ne karanın kızıldan, ne kızılın sarıdan farkı olmayacak.
18. Kin ve gururdan uzak olunacak.
19. Mazluma merhamet, zalime azap duyulacak.
20. Zayıfa, yaralıya, çocuğa ve kadına el kaldırılmayacak.
21. Kızı isteyen Kağan da olsa, bey de olsa, kız istediğine verilecek.
22. Gereksiz yere ağaç kesmeyeceksin, suyu kirletmeyeceksin.
23. Bilmeyip de bildim demeyeceksin, bilene danışacaksın.
24. Bugünün işini yarına bırakmayacaksın.
25. Kusur görmeyecek, kusur aramayacaksın.
26. Güçlüyken affet, zayıfken sabret.
27. Yazgına asi olma.
28. Yaptığın iyiliği unut, yapılan iyiliği unutma.
29. Herkes adaletle iş görecek.
30. Her ne edersen et, yargılanacağını her daim akılda tut.
31. Milletine yaban kalma. İpeğin iyisine, sözün güzeline kanma, onlara boyanma.
32. Kağan o dur ki, adaleti üstün tutsun, töreyi yaşatsın. Töre yok olursa, İl yok olur. İl olmazsa, budun kul olur.
33. Ey Türk Oğuz beyleri, ey milletim işitin!
"Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe senin İlini ve töreni kim bozabilir?"
(Bilge Kağan Yazıtı - 730
Orhun Irmağı yakınları, Ötügen-Moğolistan)
“Cennette bu gün gülleri açmış görürüz de
Hâlâ o kızıl hâtıra gitmez gözümüzde
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik”
-Yahya Kemal Beyatlı
30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun
... Çok Önemli Video ...
Depremde Araba Çalışmaması
Deprem oldu Araç sallandı Hırsızlık Sanarak
kendini korumaya aldı bunu bilmeniz gerekir
Tekrar çalıştırmak için arabanın kontağına anahtarı tanıtmak zorundayız
Sevgili Anne ve Babalar bugün size Böcek Isırıkları” hakkında bilgi vereceğim.🐞
Beni Hangi Böcek Isırdı❓
Bu videoyu özellikle yazın köylerine gidecek olan yakınlarınıza tatile gidecekler göndermeyi unutmayınız
@ters__e Tek gerçek var ortada, şehitlerin kanı. Gerisi yalan... kimin ne dediğinin önemi yok, toprağa düşen kardeşlerimiz, aziz sehitlerindir bu Zafer...
@arzu_hasanzadeh Çok şükür bana da kısmet olmuştu. Bakü ve Sumgaytı gördüm... tekrar giderilmesi çok isterim, özellikle yeniden kavuştuğumuz, ermeniden geri aldığımız illeride görmeyi dilerim...
Ağız kanserlerine karşı büyükşehirlerde ücretsiz taramalar başlıyor' muş.
Bayram değil seyran değil eniştem ne demek istiyor diye şaşırabilirsiniz.
Ben şaşırmadım, bunun altında HPV aşısı üreten şirketleri yoksa ben de bir şey bilmiyorum.
🗣️Prof. Dr. ilber Ortaylı
“Mülteci dediğimiz 10 bin, 50 bin olur. Onlar da geçici; şartlar iyileşince kendi yurtlarına gönderilir. Gayri resmi 13 Milyon mültecinin olduğu bir ülkede mülteci değil, üstü örtülü bir istila vardır. Bu ileride Türkiye’nin başını çok ağrıtacak.”
📢Bu anlatacaklarım biraz ezber bozucu olabilir ama bir önerim olacak sonlara doğru anlayacaksınız ama bunu anlamanız için şu upuzun yazıyı sıvazlamanız gerekecek. (Telefonda yazıyı aşağı gezdirirken yaptığınız parmak hareketi). Önemlidir ve mühimdir. Bakmayın esprili yazdığıma tüm Turan ya da büyük devlet olma hayallerimiz aslında biraz da buna bağıdır.
Rusyacı değilim ancak Rusya ve Çin ile yakınlaşmak için mükemmel bir döneme giriliyor. Çin lideri de geçenlerde Doğu Türkistan'da (Sinxiang dememiz gerekiyor eğer işbirliği yapılacaksa göze alınabilir bir taviz) bir dizi olumlu mesaj verdi. En azından İslam'ın Çin'deki varlığına ot tıkama niyeti olmadığını gösterdi.
Gerçek tabii ki öyle değil. Zaten İslam'ın çinlileştirilmesi için Türk toplumundan katılım istedi.
Ama bu iklimde Çin ile ortaklık ve Rusya ile ilişkilerin geliştirilmesi ve bunun Ukrayna'nın vatan mücadelesine zarar vermeden yapılması mühim.
Rusya ve Çin gibi ülkelerle müttefik olunmaz, ortaklık ve stratejik ortaklık daha gevşek cümlelerdir. Çünkü ayıyı dansa kaldırdığında ne zaman dansın biteceğine ayı karar verir derler.
Bu durumda ekonomik ve stratejik partnerlik için bir şeyler yapılabilir. Bünyesinde 20 milyona yakın Türk bulunduran Rusya'dan bahsediyorsak, asla ayrı kalmamamız gereken bir imparatorluktur.
Rusya'dan en iyi faydalanmak gereken konu ise her iki ülkenin akademisyenlerinin birbiriyle sıkı ve büyük sayılarda değişim programına tabi tutulmasıdır.
Bu, belki Türk akademiyasını da düzeltecek olan bir yöntem olabilir. Çin ve Rusya ile gerekirse üniversitelerin kimi kadrolarında yarı yarıya personel değişimi ile bu ülkeleri iyi tanımamız ve onların da bizi tanıması (karşılıklı tanışıklık etkileşimi artırır) ile çokça kapılar açabilir.
Çin'de ve Rusya'da Türkler hakkında yazılıp çizilecek çalışmaları artıracak bundan daha iyi bir yöntem olamaz.
Meseleyi benzersiz bir erdemler deryası olan "Anadolu İrfanına" bağlamayacağım. Meseleyi az bir zahmetle knowhow edinimine bağlayacağım. Rusya'nın Sovyetlerden beri devam eden hatta Petro'dan beri devam eden 300 yıllık oldukça profesyonel bir bilim geçmişi var. Çin ise Rusya'ya nispetle daha yeni ancak son 20 yılda Dünyanın en iyi üniversiteleri arasına çokça üniversitesi ile giriş yaptı.
Bir Avrupalıyı Türkiye'ye getirmenin masrafı da çoktur ve onlara şunu yazma bu konulara girme deseniz adam kalmaz burada. Artık 1930'ların can derdiyle Nazi Almanyası'ndan kaçıp Türkiye'ye sığınan sıcak çorba ve sıcak yatak için gelen Avrupalı profesörler yok. 3 bin euro ile ancak araştırma görevlisini getirirsiniz ki o da gelirse Slovakya'dan, Romanya'dan, Lehistan'dan gelir... geir de bilmiyorum Yozgat Şefaatlı'daki filanca fakülteye yahut Ardahan'a gelir mi? Camdaki manzarasından sığırların yayıldığı fakültelerde bilim anlatır mı? Ya da Uluslararası havalimanı bile olmayan taşra şehirlerine yapılan ünversitelere gelir mi?
Kısa bir not: Üniversite evrenkent demektir ve uluslararası evrensel fkirlere açık olması gereken yerlerin en başta uluslararası havalimanına sahip olmaları ya da yakın olmaları beklenir... Böyle olmayan yerlerde üniversite açılması da nefelibatik bir olgudur...
Devam ediyorum... Avrupalı gelir mi? Gelmez.
Diyelim geldi. Erkek arkadaşıyla el ele Elazığ Gazi caddesinde dolaşıp biri diğerinden french kiss alsa oyarlar o adamı orada. Elazığ yine iyi. Urfa'da yaptığını düşünün. Hazreti İbrahim'in mancınıkla ateşe atılmasından sonraki en büyük atraksiyonu izler şeir halkı.
Ayrıca Avrupalı gelirken şu gelsin bu gelmesin diye seçemiyorsun. Soramazsın da adama kardeş sen şöyle böyle misin? diye. Bu soruların sorulması bile terstir.
Ama Rus gelir. Eğer Omsk'ta, İrkutsk'ta, Mançurya'da görev yapıyorsa gelir. St. Petersburg'daki gelmez.
Moskova'daki de gelmez.
Ama Moskova'daki adam, Antalya'ya gelir. Yekaterinburg gibi tamamen sanayi ve mühendislikle iç içe geçmiş mükemmel bir üniversitenin hocaları da bayıla bayıla İTÜ'ye gelir.
Ya parasal cazibe ya iklim cazibesi ile geliyor insanlar.
Ya da "MERAK" ve o ülkelerin "Git de çalışma yap" deme gereksinimi hissetmeleri.
Çinliler ve Ruslar için şu anda 3.000 dolarlar çok iyi olmasa da bir başlangıç teşkil edecektir.
Bakın, mühendislik bilimlerinde patent ve proje karşılığı maaş on yirmi kat artabiliyor. Ama sosyal bilimlerimiz acınacak haldedir hatta şöyle diyeyim, ölmüş de cenazesini kaldıran yoktur.
Bunlara dair kaynağı da söylüyorum.
Benzin ve mazot. +10 lira daha yapılacak bir zamla zaten şu ana dek gıkı çıkmamış millet yine sabır, şükür, tevekkül diyecektir. Ancak en azından bir çıktı olacaktır.
Bunu söylememem lazım biliyorum ama götürüsünü ve getirisini yanyana koyduğumda getirisi büyük olan şey için tercihimi kullanıyorum. Acı reçete her zaman öldürmez. Acıyı severiz ama iyiliğimiz içinse... aşı da acıtır. Lakin acı reçeteler ile lüks harcamalar ve makam otoları alınacaksa boşverin gitsin dediklerimi...
Bu mesele önemlidir beyler.
Çin coğrafyasına dair 7 senedir bir kadınla ve kocasıyla mailleşiyorum mesela. İkisi de Rus ve Rusya oraya karı koca göndermiş. İçmişler bunlar Çin'i adeta.
Burada Çin coğrafyasını öğretecek kim var?
Yok! Şimdi göndersen uzmanın yetişip gelmesi 15 sene.
Afrika çalışmaları yapan coğrafyacı kim? Yok.
Afrika ile alakalı olarak bir @halimgencoglu var ve adam tarihçi olmasına rağmen Afrika'ya dair ne varsa yazıyor sağ olsun. Beyler bizim bir Afrika politikamız var mı yok mu bilmiyorum (mutlaka var diyeceksiniz ama Ankara'dakilerden bazısını tanıdım ortada politika falan yok çünkü bilmiyorlar Afrika ülkelerin ve onlardan nasıl faydalanacağımızı... faydalanma diyorum çünkü bu çıkardır ve çıkarlar karşılıklı olursa anlam taşır uluslararası ilişkiler de çıkarlara göre tesis edilir) ama bilin ki elde milli veriler ve milli analizler olmadan milli politika ortaya koyamazsınız.
Afrika politikası yapmışsın ama veriler, raporlar hep uluslararası literatürden. Ya Fransız yazmış ya ABD'li ya İngiliz... Angola ve Mozambik için Portekiz yazmış. Bazı detay yerler için de Çin ve Ruslar...
Libya'ya dair devlete rapor yazan kaç kişiye ben söyledim şu konuyu neden atladınız? diye. Bilmedikleri onca şey var... ama işte saha görevindekilerin bile bilmediği onca şey olabiliyor.
Libya uzmanı? Kim abi? Ne açıdan uzman mesela? Arapça bilen herkes uzman olamaz ki. U.İ doktorasını veyahut masterını Libya ile alakalı konuda yazmak da seni uzman yapmaz.
Altını çize çize söylüyorum
Bölge uzmanı sadece "bölgesel çalışmalar" yapanlardan temin edilir ve bölgesel çalışmalar da sadece coğrafyacılar tarafından yaptırılır.
Moğolistan'ı hazır çalışmış adam Rusya'da ve Çin'de 7 kişi var tüm Moğolistan ile alakalı tezleri bunlar yaptırıyor. Rusya'yı Çinliler çalışmış, Çin'i Ruslar çalışmış. İkisinden de getir 10 bin akademisyen serpiştir üniversitelere. Fakir etmez bizi... acıtsa da bil ki bu bir aşıdır. Sonrasında bağışıklık ve şifa olur o acı.
Bozok Üniversitesi'ne, Konya Selçuk Üniversitesi'ne Trakya Üniversitesi'ne, Kırklareli Üniversitesi'ne, Medeniyet Üniversitesi'ne, Hakkari Üniversitesi'ne mesela.
10 bin kişi, ayda 30 milyon dolar madd külfet yapar.
Bir yılda ise 360 milyon dolar. Diğer masrafları ile topla yılda yarım milyar dolar etmiyor.
Ayrıca belirteyim, bu parayı verirken karşı tarafa da diyeceğiz ki benim akademisyenlerim için de sen ödeyeceksin. Bizden de 10 bin kişi gidecek.
Ne kadarlık bir süre?
En az 15 sene.
Artık hayatını oraya adayacak, orada kalacak, oradan Türkiye'ye yayın yapan bir Tv vericisi gibi yazıp çizecek.
Varsa irfanı olan orada yayacak. Yoksa da oradan getirecek... Hem Rusya'dan ve Çin'den gelen adama şunu yaz bunu yazma, şu konuda zülfiyare dokunma silivri soğuktur demen gerekmez adam kaynağından geliyor soğuğun ve "öd" korkusunun. Dolayısıyla Avrupalılara garip gelecek meseleler onlar için doğaldır. Bir Rus profesöre bak burada Cumhurbaşkanına karşı şunu yazma falan demenize gerek yoktur çünkü yönetim biçimleri birbirine benziyor. Adam buraya ne beklediğini bilerek gelir. Onun için şartlarda değişiklik aşağı doğru değildir. Aksine güneş ve votkası temin edilirse ki güneş bedava, burada en üretken dönemlerini yaşayacaktır.
Türkiye'de şu anda üniversitelerde görevli yöneticilerin yarıdan fazlasının yanında 20 fingers'tan "u gotta lick it before we kick it" şarkısını çalsanız anlayacak kadar İngilizceleri yoktur. Ben üniversitedeyken mezuniyet günü çalmışlardı bu şarkıyı da ben uyarmıştım... Şarkı en az 10 kez baştan başlamıştı. Ben söylediğimde de da muhtemelen kendi kendine bitti.
şimdi şu örneği vereceğim.
Aşağıdaki belge Turçeninov ailesinin fertlerine dair adamın yazısıyla yazdığı bir belgedir. 1700'lerde Ruslarla yapılan bir savaşta esir düşüyor bir subayımızın oğlu ve vaftiz ediliyor. Aleksandr Turçeninov (Türkünoğlu) olarak isim alıyor ve kendisine soyluluk beratı ve bir bölgenin bir nevi tımarı veriliyor. Albay yapılıyor ve son derece iyi yetiştiriliyor. Soyundan gelenler de çokça yapıt veriyor birisi de şair oluyor.
Rusya'da hiçbir araştırmacı adamın gerçek adını ve kimin oğlu olduğunu bulamamış. Ama bu tür işler çapraz arşiv gerektirir. Burada olsalar bulacaklar çünkü kayıt ediliyor bizde bunlar. Flan kale dizdarı esir düştü veyahut ailesi küffar tarafından veya don kazaklarınca esir edildi gibi ibareler olabiliyor.
Ben biraz Rus kaynaklarının tarifiyle biraz da esirlerin getirildiği yolu tersine takip ederek bölgesini buldum adamı Kılburun diye bir yerde esir almışlar Günümüzde oradaki kaleden eser yoktur.
Hemen ilave edeyim ki nasıl biz onlardan yüzbinlerce esir aldık ve toplumumuzun içerisinde eritti isek onlar da bizden almış. Ancak alınanların çoğu vaftiz edilerek yüksek kademelere getirilmiş ve önemli Rus aristokrat aileler haline gelmiş... bu ayrı konu ve dipsiz bir kuyudur.
Demem odur ki öteden beridir ciddi bağlarımız var.
Ortak çalışmalarla da keşfedilecek koskoca bir derya...
Türkiye'de 100'den fazla Tarih bölümü ve öğretmenliği veren fakülte var. Belki 150... neyse 100 sayalım.
Bunların 50'sinin hocalarını göndersek herhalde unutmayız Vasvar barışı ne zamandı, Zitvatoruk antlaşmasının maddeleri neydi...
Tarih adına yazılan yazıldı, çizilen çizildi daha da yazılmalı elbette ama bunu herhalde geride kalan 50 fakültenin saygıdeğer hocaları yapabilir. Diğer 50 fakültelik yükü olduğu gibi karşı tarafa kaydırmak ciddi faydalar getirir. Zaten işsiz yetiştiriyor bu bölümler.
şanslıları hapishane gardiyanı polis olurken şanssızları a101 kasiyer, fabrika nöbetçisi oluyor...
Normal görüyorsunuz değil mi?
Anormal bir durum normal görülmeye başlandı ise ülkede kurumlar tersine gidiyor, devlet başaşağı gidiyor demektir.
İşte bu anormali de düzeltmenin yöntemi budur.
Bari ortaya karşılıklı arşiv etkileşimi çıksın ve Anadolulu adam Rusça, Çince öğrensin.
Tarihçi arkadaşlar gücenmesin. Coğrafya da sapır sapır dökülüyor. Sosyoloji zaten Allah'a emanet, Antropoloji dediğinde "hı?" diye bakıyor millet ama pazırık, anav, afanasiyevo, gibi kültürlere dair çalışmalar hep arkeolog ve antropologların eline bakıyor. Bunları yani Türklüğün geldiği bölgedeki arkaik dönemlere dair kültürleri Ruslardan öğrendik arkadaşlar. Sana ait olmayan bölgedeki kazıları araştırmaları kimden öğreneceksin? Ama bunları öğrenmeden Türklüğün geçmişini araştıramazsın ki...
Şu anda devlette tam olarak 154 bin 981 öğretim elemanı mevcut. Bunların 1/5'ini karı,koca, kızkardeş, baldız yeğen, torun kadrosu sayarsak, geriye 120 bin kalır. Bu 120 binin de 20 binine parti/vekil/örgüt zihniyetleri ya da kontenjanından giren tipler dersek geriye kalanlar kemiksiz 100 bin kişidir. Yani ben aslında Türkiye'deki akademisyenlerin %10'unun gönderilmesini öneriyorum.
Arıyı çiçeğe göndermezsen ve kovanı kapatırsan kovanda birbirini sokarmış. Hem ülkedeki akademik hayatın çeşitlenmesi hem de 10 bin kişiyle geleceğe dair milli çalışmalarda "milli veriler ve milli analizlerin" elde edilmesi için bu bir zarurettir.
Ahmet amcanın doblosuna 38 liradan girecek olan benzin, varsın 48'den girsin ama oğlu kurtulsun. Gerçi bu oğlu gibi yakın bir jenerasyonda kurtulacak bir mesele değildir söyleyeyim. En az 1. torunda meyvelerini verecek ve 2. torunda tamamaen kurtulacak bir mevzudur.
Sebeplerini de açıklayabilirim. Size burada zaman zaman bazı akademik çalışmaları koyarak eleştirdiğim oğluyor. Sahiplerinin ismini gizleyerek yaptığımı da görüyorsunuz.
Tarihçi adam hiç aynı makalede Manastır ve Bitola der mi? Farklı yerler gibi yazmış bunları.
Bir arslan parçası da Balkanlar kitabı yazmıştı hatırlarsınız tamamı yanlıştı. Kitabın tek doğru kısmı, adamın adını yazdığı kısımdı... alakalı twit serisi de budur ama şimdi bunu açıp da konudan kopmayın https://t.co/P6K8jglO8g
İşte bu delikanlılar yürüyor ama onlar yürürken ülke yerinde sayıyor ve bilim son derece komik durumlara düşüyor. Bunun yadığı şey bilimsel değil ama bilim dünyamızda da bunun gibi 100 örnek sayabilrim. Karşılıklı dava sebebi olmasın dye girmiyorum.
Seneler önce o saçma teziyle akademisyen olan çocuğu duyuran bendim mesela. Hani anlamsız bir yığın sözcüğü sıraladığı, bir tek cümle içermeyen garip bir çalışma vardı doğudaki bir üniversitemizde...
Bunun gibi dolu şey var maalesef. Ümitsizlik vermemesi çin de bunları koymuyorum yoksa insan tüm ümidini kaybediyor, enseyi karartıyor...
Biz sayfamıza Sn. Cumhurbaşkanının resmini koymayı bilmiyoruz sanki... ama bir misyonumuz var ve Rumeli'nin simgesi Yeşil Bayrağı koyuyoruz ve dilimiz biraz sivri diye bunlara sunuluyor kitap çıkarmak için sınırsız fonlar ve proje destekleri.
Bir konunun meraklısı olan adama burs bile verilmez, kitap ve proje desteği bulamayız, e tabi muhalif olur adam.
Onurlu bir adam bunlara maruz kalırsa ve muhalefet etmezse zaten ya pısırıktır ya geçmişi karanlık ve çantası doludur ya da onursuzdur.
Ben böyle şeyleri bilmem. Düz konuşurum. Devlete bir fikir veriyorum. 10 bin akademisyeni Rusya'nın ve Çin'in 100'er üniversitesine yollayın.
Sahalin adasındaki bir yerel toplum olan "ainu", "orok" ve "nivk" milleti için yapılmış çalışmaları okumak için neredeyse kazara Rusça öğrendim ama zekadan meraktan... insan merakla her şeyi öğreniyor. Kaçak şeyleri izlemek için VPN kullanmayı ve blgisayarının vpn ayarlarını değiştirmeye alışanlar bir süre sonra bakıyorsunuz PC kompedanı oluyor...
Rusya'nın her yeri evvela rus, sonra ise Avrupalı ve Amerikalı tarafından ıncık cıncık araştırıldı, keşfedildi, bir kısmı ulusal kütüphanelerde yayınlara dönüştü ama bir kısmı "kendilerine saklı" "hizmete özel" bilgiler oldu. Bunlar da sana bana verilmiyor haliyle.
Hatırlarsanız Selçuk Bayraktar MIT'de (istihbarat olanı değil ünv. olanı) Türklere üstün körü iyi notlar verilip gönderilirken, bu notları veren hocaların, işin zor kısmını ve sanatının esas noktasını üniversitenin farklı bir yerinde kendi adamlarına ve korelilere örettiklerini söylüyordu.
Kimse sana yüzlerce yılın birikimi olan biliminin damıtılmış halini beleşe vermez. Sanıyor musunuz ki bildiklerimi süper zekamla biliyorum? Hayır. Çoğu uzmanlı sanki kız tavlar gibi bir sene mailleşip konuştuğumuz oluyor ama istediğimi alıyorum.
Devlete de diyorum ki, siz getirin bunları buraya. Bizim Anadolu kaplanlarını da Sibirya'ya gönderin, Sibirya kaplanlarını da buraya gönderin, 15 senede buradakler Rusça örenir, oradakiler Türkçe, Çince.
Tibet üzerine çalışma yapan Türk yok. Ne acı bir şey. Dünya karalarının önemli bir kısmını kaplayan koskoca bir bölge orası ve Türklerle tek alakası Kartal Tibet'in soyadından ibaret..
Oraya göç edip Tibetlileşmiş ve tibetlileşmemiş Türk boyları var mesela.
Bir de oradan da aşağı inmiş ve olduğu gibi kalmış Türkler var. Halen ayyıldızlı feslerini takıyor kadınlar... Buranın haritadaki yerne baksanız şaşırırsınız.
Bazısı Myanmar sınırına yakın bölgede Jingpo'lar arasında tek tük kalmış... nasıl gittilerse bilen yok.. var da Çin'de her şeye her bilgiye Çin'de yaşamıyorsanız kolayca erişim yok.
Buradaki Türklerle alakalı tek bilgiyi bana o Rus karı kocaveriyor. Niye bir Türkten almıyorum? Yok da ondan... Çin'de coğrafyacı yok. Coğrafyacıyı geçtim kaliteli bir sosyal bilimcimiz yok.
Olmasın mı? Buna muktedir değil miyiz?
Devletin de ne yaptığını bildiğini sanmıyorum.
Burada adam sana muhalif olacağına sür Çin'e, Rusya'ya en az 15 sene gemez.
İstersen kalanların hepsi üniversite kürsülerini ahaber'e çevirsin dert değil ama bu 10 bin kişinin gitmesi şart. Rusya, Çin, Afrika, Güney Amerika'ya gönder.
Kendi adıma söylüyorum, benim gibi birinin siz ve partili tosunlarınızın gaflarını bulup sabah akşam başak geçmesinden ve eleştirisinden kurtulmak istiyorsanız Vladivostok'a, Kaliningrad'a, hatta Novaya Zemliya adasına veya Murmansk'a sürün. Bazı yerleri o kadar soğuktur ki hayvanlar bile yılın sadece buzların çözüldüğü dar bir kısmında çiftleşiyor. Salın bizi ve gidelim. Dünya merak eden için küçük bir yerken cahil kapısının önünden öteye adım atmaya korkar, fırsatçı ise konfor alanını terk etmez.
2 ülkeden deport yemiş biriyim merakım yüzünden. Hala da gidip tamamlamam gereken dosyalarım var ve yavaş yavaş bunları makaleye aktarıyorum...
Birisi İsrail ve deport sebebimi bilen Rafael Sadi geçenlerde öldü. Ama merak böyle bir şey..
Türkiye Cumhuriyeti artık eskiden Avrupa'ya gönderdiği öğrencileri sebebiyle ekonomisi zorlanan bir ülke değil. Hem Avrupa'ya öğrenci gönderme devri de samimi söylüyorum geride kalmalı... Oradaki şehir konforunu, bireysel yaşamı, insanın üstte tutulduğu sosyal şartları gören birisi geri de gelmiyor, kimisi de oranın emir eri olabiliyor ki bunu da anlarım... İhanet için en makul şartlara sahiptir Türk'ün ülkesi. Bu toprakların hain yetiştirme potansiyeli yüksektir. Başlıca sebebi de liyakatsızlıktır ki bu da ayrı uzun bir mesele...
Vakti zamanında Türk akademisyenlerinin gönderilmesi gereken 47 bölge ve önemine dair 113 sayfalık bir rapor yazmıştım. Bunu gönderdiğim sn. @Ahmet_Davutoglu'nun asistanları eminim "bu ne diyo ya?" diyerek geri dönüşüme atmışlardı...
Şimdi o 47 bölge, 72'dir. Bölge diyorum ülke değil.
Kırım'a, Donetsk ile Lugansk'a mesela gitmesi gereken sosyal bilimcilerimizle maden mühendislerimiz olmalı.
Ukrayna'nın doğusundaki madenlerin elektrikli araçlar dünyasına geçişteki önemine dair oradan sağlıklı bilgilerin akması çok mühimdir.
Gazeteci anlık, günlük haber geçer. Akademisyen ise çakılıdır v bölgenin DNA'sını analiz edebilir (eğer iyiyse)
İsmini vermeyeceğim bir Rus stratejistin asistanı, Kırım'ın da 6 milyon rakamına getirileceğini daha geçen yaz adam tatile geldiinde söyledi. Tanıdığım ve özelden bana soran dostlarıma söylerim detayları.
Peki şimdi hazırsanız 100 bin liralık soru geliyor.
Kırım şu sıralar Rusların elinde malum.
Nüfusun son halini Rus istihbaratı dışında kimse bilmiyor. Ancak Ukraynalıların Kırım'ı kaybettiği dönemdeki 2 milyon rakamının daha zerinde. Şimdi soruya geliyorum.
Kırım 6 milyon olduğunda Tatar Türklerine dair politikanızı şimdiden hazırladınız mı?
Bu dediğimi önemsiz sanıyorsanız şöyle açıklayayım. Tatarlar en yüksek oranlarına 2014'te ulaştılar ve Kırım nüfusunun %15'ini ancak bulabilmişlerdi. 2 milyonda 300 bin rakamı çok ciddi bir rakamdır. Ama şimdilerde sayıları 250 bindir ve Kırım 6 milyon olduğunda %4 olacaklar.
Yani %4 şu demektir, önemsiz bir azınlık.
%15'in önemini size şöyle söyleyeyim,
Türkiye'deki Kürt kökenli vatandaşlarımızın oranı kadardır. Biliyorsunuz onların da yarısı (%8) HDP'ye yarısından biraz azı (%7) da AKP'ye verir.
Yani %15'le meydana gelebilecek, getirilebilecek siyasi ve toplumsal yaygarayı düşünün bir de %4 ile.
Bizim Kırım'daki soydaşımız olan bir toplumun %15 olması mı işimize gelir yoksa %4 mü?
Buna dair ne politikamız var? Söyleyeyim. Maalesef yoktur. Bunu eleştirmek için ya da muhalif olmak için söylemiyorum. İçim ağladığı için söylüyorum. Akademik zam umurumda değil, her halükarda bu topraklardan bir Norveç çıkmayacak farkındayım.
Yurtdışındaki soydaş toplulukların nüfusları parayla da artmaz arkadaşlar. Bununla alakalı çok asimetrik yöntemler mevcut. Buna dair bir çalıştay bile maalesef yoktur.
Beni öyle rakısı için muhalif olanlarla karıştırmayın.
Ben bir günde muhalif olmadım, meselelere de muhalif olarak bakmıyorum. Yeter ki doğru iş yapılsın. Ama bilin ki bu kovandan artık bal çıkmıyor.
Biri kral çıplak demeli ise diyoruz işte...
Gönderin insanları dışarı.
Çin'e Rusya'ya, Afrika'ya...
Aksi halde kovanda kalınca birbirimizi sokuyoruz.
Kalın sağlıcakla...