Bir tek Eko mu masum?..
Özgür Özel'in beraber "mesir macunu" dağıttığı dostu Sarıgül'e sahip çıkması gerekmez mi?!..
Nerde kaldı yürüyen para, peştamal, pavyon, macun birlikteliği?..
Hani kurtuluş yoktu tek başınıza, ya hep beraber ya hiçbiriniz di?!
Ayıp değil mi?..
…
https://t.co/opfFNBik5s
.
Kız çocukları da varmış bunun istismar ettikleri arasında.
Çalışma arkadaşı tek tek anlattı.
İsimleri bile açıklandı bugün.
Bir abla kardeşmiş. Kanım çekildi okuyunca.
Epstein yalnız değil. Türkiye’de şubeleri var.
Utanmaz başkan ise tacize ve cinsel istismara uğrayanlara değil taciz edene üzülüyor.
Allah belanızı versin sizin.
Yattım bilirim, cezaevinde suçlu yoktur! Herkes yumurtadan yeni çıkmış bir civciv kadar saf ve masumdur!
Psikolojisi böyledir oraların!
Asrın soygununu yaptığı söylenen hırsızlık ve soygun zanlısı Ekrem İmamoğlu da aynı psikoloji içinde.
Neymiş?
Cumhuriyet, demokrasi ve adalet mücadelesi veriyormuş!
O mazurdur, bunları söyleyebilir.
Peki, tuğla gibi iddianame, belgeler, tanıklar ve itirafçılara rağmen, bu lafları "haber" diye yayınlayıp, bu adama omuz verenlere ne demek lazım?
Irak ve Suriye ilişkileri 46 yıl sonra düzeliyor. Suriye'de gerçekleşen devrim ve Irak üzerindeki İran nüfuzunun azalması iki komşu Arap ülkesini ortak noktada buluşturdu
Eski Bakan, Emniyet Genel Müdürü ve OHAL Valisi Ünal Erkan hayatını kaybetti..
Erkan’ın kişisel kariyerinde üzerinde pek durulmayan bir detay var… Emniyet içindeki FETÖ yapılanmasını daha 1991 yılında tespit eden ve soruştırna başlatan kişi Ünal Erkan’dır.
Yıl 1991…
Ankara’daki Polis Akademisi’nde kura çekimi var.
İzmir Torbası denilen çift gözlü torba yöntemiyle FETÖ’cü komiser yardımcılarının İstanbul, Ankara, İzmir gibi önemli illere tayin edileceği ihbarı geliyor.
Dönemin Emniyet Genel Müdürü Ünal Erkan, kura çekimi yapılan merkeze baskın yapıyor. Skandal sonrası Fetöcü Emniyet Müdürü Ali Bilkay açığa alınıyor.
İkinci cebe giremeyen yandı
O dönem Fetöye yakın olmayan genç komiser yardımcılarının neredeyse tamamının atamasının Güneydoğu’ya çıkmasının dikkat çekmesi üzerine olay ortaya çıkmıştı.
Dönemin Emniyet Genel Müdürü Erkan’ın ihbarlar üzerine kuraların çekildiği salona ani bir baskın yapmıştı. Baskında belirli görüşteki komiserlerin istedikleri Batı illerine tayin edilmesi için çift gözü bulunan torba kullanıldığı ve organizasyonu bizzat düzenleyen Bilkay’ın idari ceza aldığı iddia edilmişti. Duruma müdahale eden dönemin Erkan yaşananları şu sözlerle anlatmştı:
“Kura çekiminde kayırmacılık yapılacağı yönünde duyum almıştım. Emniyet Genel Müdür yardımcısı Ümit Erdal ile birlikte, taksiyle akademiye gittik. Anıttepe’deki binanın kütüphanesinde kura çekimi yapılıyordu. Yeni mezunlar içeri tek tek alınıyordu. Kayırılacak eleman özel olarak hazırlanmış torbadan kura çekiyordu. Orada gördüklerimizi bir tutanakla tespit ettirdim ve soruşturma açıldı.’
Peki sonra ne oldu?
Meslekten ihraç edilmesi gereken Fetöcü emniyet müdürü idari cezayla Emniyete geri döndü. Gezi olaylarında İzmir Emniyet Müdürü olarak karşımıza çıktı. Daha sonra tutuklandı.
Deştikçe çıkıyor, Mustafa Sarıgül ve ailesine yönelik soruşturma kapsamında 10 kişi daha tutuklandı. İçlerinde kimler var, kimler:
-Şişli Belediyesi eski liseli kampları sorumlusu,
-2 yakın koruma daha,
-Ankara'daki berberi,
-Lise öğrencisi iken istismar edilen abla kardeş,
-Onların görüntülerini çeken temizlik görevlisi.
Çok garip ilişkiler bunlar!
Hüseyin Likoğlu, Yeni Şafak gazetesinde köşe yazısında Fon Krizine karışanlardan biri hakkında şöyle yazıyor.
“Yaptığı işten pişmanlığı geçtim; “Oğlumu tutuklayacak daha anasından doğmadı, tek başıma yapmadım, sadece ben mi yaptım” gibi hadsiz konuşmalar da kulaktan kulağa dolaştırılıyor. Öncelik şüphesiz krizin kontrol altına alınıp, mağdurların haklarının ödenmesi... Ancak meselenin esas boyutu çok daha kapsamlı bir şekilde ele alınmalı”
https://t.co/hAE3gB2VVP
Eğer böyle konuşan biri varsa o konuşanın devletin kapısına dilinden çivilenmesi gerekir. Eğer böyle bir konuşma yoksa “duyduk” diyenlerin kulağından çivilenmesi gerekir. Ya devlet başa ya kuzgun leşe.
Çifte Vatandaş olup da İsrail ordusunda askerlik yapan, İsrailin savaş ve soykırım suçuna iştirak eden kişilerin ülkeye dönüşte savaş ve soykırım suçuyla yargılanmasını , vatandaşlık haklarının sonlandırılmasını talep ediyorum!
Bunu Gazze'de yakılarak şehit edilen masumlara borçlusunuz! Şehit İsmail Haniyye'ye borçluyuz
@TBMMresmi
Rus devlet başkanı Putin, dünyanın yaşadığı krizi çok güzel özetlemiş…
Aileyi yok etmeyi hedefleyen, şeytânî bir düzen kuran Yahudilerin ve Rotschild-Hazar Mafyası’nın dünyayı kontrol ettiğini ve fekâketten felâkete sürüklediğini söylüyor.
İlk defa böyle konuşurken gördüm Putin’i.
Çok önemli bir konuşma bu.
Eskiden basın özgür olsaydı o gün bu rezaletler ortaya çıkardı. Mustafa Sarıgül’ün satın aldığı gazeteci ve televizyoncular arasındaki para trafiği incelenmeli.. Bu çok zor değil bence.. Kara paranın izi kaybolmaz.. 30 yıl geçse de.. (Ataşehir de var)
Aynı ruh ve aynı yürekle... 🇹🇷
Bir asır evvel yedi düvele karşı verilen Milli Mücadele'yi bugün gençlerimizle birlikte teknoloji geliştirerek sürdürüyoruz.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve sayısız kahramanımıza rahmetle...
#29EkimCumhuriyetBayramı'mız kutlu olsun.
Fırsat bulsalar ülkede 28 Şubat azgınlığını tekrar etmekten zerre imtina etmeyecekler.
Dün ne söyledilerse bugün de söylemeye devam ediyorlar.
Dilerseniz dün ne demişlerdi sadece Türkan Saylan üzerinden örneklendirelim ve bugün denenler ile mukayese edelim. 👇🏽
Harezmi, Biruni ve Uluğ Bey’in mirasını taşıyan gönül coğrafyamız Özbekistan’da, geleceğin bilim insanlarını yetiştirecek yeni bir adım attık.
T3 Vakfımızın (@T3Vakfi) Bilim Türkiye vizyonuyla 7 ülkede hayata geçirdiği 33. merkezimiz olan Bilim Taşkent, Özbekistanlı genç kardeşlerimize hayırlı olsun. 🇹🇷🇺🇿
Korumasından, Mustafa Sarıgül’ün dokunulmazlığını kaldıracak ifade
Mustafa Sarıgül ile erkek koruması ile cinsel ilişki görüntüleri medyaya yansıyan koruması Beşir Ömer Demir’in avukatının yanında savcılıkta verdiği ifadeden:
➡️ Mustafa Sarıgül ile tanıştıktan sonra iletişimim devam etti. 2015 yılında aktif olarak ekibinde çalışmaya başladım. 2020 yılında askere gidip geldikten sonra ise evlendim. Evliliğimde de nikâh şahidi Mustafa Sarıgül’dür.
➡️ Mustafa Sarıgül ile tarafıma ait görüntüler 2024 yılında basına yansıdı. 2021 yılından itibaren Mustafa Sarıgül’ün tarafıma çok sayıda cinsel amaçlı müdahalesi oldu. Tüm bu cinsel saldırı müdahaleleri konusunda korktuğumdan ve bakmakla yükümlü olduğum ailem olduğundan şikâyetçi olamadım.
2024 yılında da görüntüler çıktıktan sonra Mustafa Sarıgül’ün avukatları tarafından düzenlenen evrakın içeriğinde de Mustafa Sarıgül hakkında konuşursam 100.000 Euro cezai şart ödeyeceğim belirten kâğıdı imzaladığımdan dolayı konuşamadım. Mustafa Sarıgül’ün üç yıl sayısız kere cinsel saldırısına maruz kaldım. İtibarım zedelendiğinden, intiharı düşündüğümden dolayı avukatı tarafından 150.000 dolar çocuğumun geleceği için para ödendi. Mustafa Sarıgül milletvekili olup YENİ Parti’de güçlü bir siyasetçi olduğundan dolayı bu olayların gerçekliği ortaya çıkmadı.
➡️ Mustafa Sarıgül, fiili müdahalelerde bazen vücuduma dokunurdu, bazen de vücudumu öpmek isterdi. İstanbul’daki evi Platin Konutları’nda ve Ankara’daki Angora Evleri’nde sayısız kere cinsel saldırısı olmuştur. Bu olaylar ile ilgili (HTS) bazlarıma bakıldığında ortaya çıkacaktır. Ayrıca basına yansıyan video incelendiğinde mağduriyetim ortaya çıkacaktır.
➡️ Mustafa Sarıgül’ün tarafıma yaşattığı cinsel saldırılar kendi rızam ile gerçekleşmedi. Korktuğumdan dolayı zevk almadığım olaylara karşılık vermedim. Bir bakıma kendisinin zevk aldığı, benim mağdur olduğum ilişkiler yaşandı. (Demir burada ‘cinsel saldırı’ ile ilgili son derece irite edici ifadeler kullanıyor.)
"İran'ın Suriye'de 500 bin Müslüman'ı katlettiğini unutuyor muyuz?"
Nedim Şener: Mekke İttifakı'nın Tahran ziyareti diplomatik olarak İran'a parmak sallamaktır.
Bütün bunlar olmamış gibi "İran'ı paktın yanına çekelim"! Yok öyle bir şey. İran mezhepçilikten vazgeçmediği sürece kimse onu bir yere sokmaz. Tıpkı İsrail gibi yalnız kalacaktır.”
İstanbul Barosu seçimlerini kazanan Ümit Kocasakal ağzını yaya yaya Millilikten bahsediyor, hedef gösterdiği kitleyi milli olmamakla suçluyor ama kendisi 1821'de Morayı koparmak için Osmanlıya isyan eden Rum asileri desteklemek için Yunanistan'a kadar giden Türk düşmanı ve küçük kızlara tecavüz eden Epstein benzeri Victor Hugo'yu referans olarak gösterebiliyor.
Yani terör destekçisini övüyor.
Ne demek yani, Mora Osmanlı toprağıydı, Morayı Osmanlı'dan koparmak üzere hareket edenler Rum ayrılıkçı teröristlerdi.
İşte bu Rum ayrılıkçı teröristleri 1821'de Osmanlı askerlerine kışkırtmak için üşenmeden yorulmadan Yunanistana kadar giden terör destekçisi, Türk düşmanı, İslam düşmanı Victor Hugo'yu kendisine örnek olarak alabiliyor.
Isterseniz Victor Hugo'nun Türklerin aleyhine yazdığı
"Mavi Gözlü Yunan Çocuğu" şiirini bir okuyun. Türklere nasıl kin tuttuğunu ve iftira attığını kendi gözlerinizle görün.
Türkler geçti buradan; her şey yıkıntı ve matem.
Sakız, şarap adası, şimdi karanlık bir kayalık,
Yaprakları dökülmüş, neşesiz çamların gölgesinde.
Ne bir ev kalmış ayakta, ne bir kule, ne bir duvar,
Ne de çan sesleri yükselen o eski kiliselerden bir iz...
Her şey susmuş. Sadece o ıssız kayalıkta,
Mavi gözlü, sarı saçlı bir Yunan çocuğu oturur;
Başını eğmiş hüzünle, kimsesiz ve yapyalnız.
Sığınacak bir çatıdan, tutunacak bir daldan yoksun,
Bu korkunç harabelerin ortasında tek başına.
Ey çocuk, diyorum, ne istersin hüzünlü gözlerinle?
Ağlama artık! İster misin sana bu tatlı meyveleri vereyim?
Ya da şakıyan o altın kanatlı kuşu getireyim mi?
Ne istersin gülümsemen için, söyle bana?
Güzel bir çiçek mi, yoksa mavi dalgalarda yüzen bir sandal mı?
Mavi gözlü çocuk yanıt verir:
— Ben barut istiyorum, fişek istiyorum!
Victor Hugo'nun iğrençliği sadece bu kadar mı, tabii ki hayır.
Victor Hugo ayrıca, epistein gibi küçük kızları taciz eden bir sapık.
Dünyaya servis edilen Sefiller adlı romanıyla sefilliğin edebiyatını yapan bu yaşlı sapık, küçük kızların açlığını ve yoksulluğunu fırsat bilerek onları iğrenç emellerine alet ediyordu.
Bu iğrenç fiili yaparken hayvani bir çılgınlıkla aç kızların üzerine çullanıyordu.
Sefilliğin edebiyatını yazan bu yaşlı sapık hayatını sürdürmek için bedenlerini satmak zorunda kalan bu kızlara acımak bile aklından geçmiyordu.
Halkın kadınlarının hayatta kalmak için bedenlerini satmak zorunda bırakılmasının trajik kaderi üzerine Sefiller adlı eseri ile güya nesilleri ağlatan bu sapık, aynı tecavüzü birkaç sent karşılığında kendisi büyük bir rahatlıkla yapabiliyordu.
Büyük ahlakçı, üstelik, sapkınlıklarının korkunç bir muhasebesini tutmaktan geri de durmuyordu.
Özel defterlerinde, iğrenç ücretleri, yaşları ve cinsel fantezileri titizlikle not ediyor, sefillerin bedenini basit bir hesap defterine indirgiyordu.
Şifreli günlükleri, örneğin "Küçük çamaşırcı kız, 15 yaş: 2 frank" ya da "Verrerie Sokağı'ndan kız, 16 yaş. 1 frank 50" gibi ürpertici girdilerle dolu; bunların arasında, İspanyolca kodlanmış, küçük kızların bedenlerini diline dolamış, cinsel dozları yüksek betimlemeler yer alıyordu.
Bu adamın zalimliği, ona hayatını adamış sadık sevgilisi Juliette Drouet ile daha trajik bir şekilde ortaya çıkıyordu. Halbuki kadın, varlığını ona feda etmişti.
Yazar, kendini evrensel özgürlüğün şampiyonu olarak yüceltirken, sevgilisinden tam bir itaat talep ediyor, onu çift kilitle hapsediyordu.
Halkları Manipüle ederek kitaplarından elde ettiği telif haklarından devasa bir servet biriktirirken, kadını aşağılayıcı bir yoksulluk içinde tutmaktan sadist bir zevk alıyordu.
Mektuplaşmaları, bir kadının çilesini gün yüzüne çıkarıyor. Kışın üşüyerek, kasaba ya da odun için yalvarmak zorunda kalıyor, çaresizce şöyle yazıyordu: "O kadar yoksulum ki sevgilim, ayaklarıma giyecek ayakkabım bile kalmadı".
Kendi elbiselerini rehin vererek hayatta kalmaya çalışırken, Hugo, yoksul mahallelerden genç kızlarla defalarca birlikte olmak için sınırsız harcamalar yapıyordu.
Yeni Partililer ve Özgür Özel @eczozgurozel için durum felaketten de kötü; belinde havlu ile basılan Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’dan felaketti, erkek korumasını koruması ile cinsel ilişki görüntüleri itiraflarla gündeme gelen Yeni Parti milletvekili Mustafa Sarıgül’ün durumu daha felaket.
Özkan Yalım’ı önce savunmuş sonra da havluya dolanmıştı. Bakalım Sarıgül konusunda ne yapacak?
Hepsinden kötüsü Özgür Özel’in durum; Sarıgül’ü savunamıyor, ihraç da edemiyor. Ama yakında tercihte bulunacak.
Ya Yeni Parti olarak bunu hep beraber savunacaklar ya da ihraç edecekler. Bakalım dokunulmazlık gündeme geldiğinde ne yapacaklar.