@BiyikliMatematk tamamen okulları kaldıralım ne gereği var nota obp ye kimse öğretmeni dinlemez kesin youtube kanallarını izler süpersiniz. çalışan öğrencinin hakkı ne olacak obp kaldırmak çözüm değil denetlemeyi yapmak çözüm
@BiyikliMatematk çalışan öğrenci yokmu siz neye göre değerlendiriyorsunuz obp kaldırmak çalışan öğrencinin hakkınıda gasp etmektir. gündem yaratmak yerine özel okullar denetlensin diyebilirsiniz. iyi puan alan öğrencinin obp si düşük mü ? siz bunu kaldırdığınızda okullardaki eğitim ne olur sizce
@tgrthabertv@tunaoztunc#olmazboyle Ne yazıkki katma değer katan mühendisler çok zor durumda artık kimse mühendislik okumak istemiyor aldığı ücret işçinin yarışı yoksulluk sınırının altında eserlerde imzası olan mühendisler. Hakettiği değeri almaları gerekmektedir.
@Dr_SerArslan 👑Kazananlar hiç pes etmez, pes edenler hiç kazanamaz. – Vince Lombardi dediği sizin bizlere öğrettiğiniz öğretiler için teşekkür ederiz . siz hep bizim yanımızda oldunuz olumlu olumsuz her olayda bize yeni bilgiler aktararak piyasayı daha iyi görmemizi sağladınız Selamlar
Erişime engellenen eski hesabımda 202 bin takipçim vardı.
Çok takipçili hesapların bu yeni profilimi paylaşmaları eski kitlemle yeniden buluşmamı sağlar. Dolayısıyla, bu konuda çok takipçili FinX hesaplarının desteğini rica ederim.
Takdir edip paylaşanlara teşekkür ederim. Paylaşmayanların da canı sağolsun. Lâkin, “1 fincan kahvenin 40 yıllık hatırı vardır” derler. Bugün yapılan bir jesti yarın hatırlarım.
Şimdiden teşekkür ederim.. 👑
Yuvarlak içine aldığım uzun alt fitil teknik olarak hissenin sert bir şekilde aşağı baskıldığını (satıldığını) ama o aşağı fiyatların kabul görmediğini ve "güçlü" bir alıcının gelip malı ve fiyatı yukarı topladığı anlamına gelir.
İleriki zamanda geriye dönüp baktığımızda, bu fitilin bir "milat" tarih olduğunu göreceğiz.
#ALGYO
Merhaba.
Son dönemde bankaların açıkladığı finansal sonuçlara baktığımızda, sektörün ne kadar güçlü bir bilanço yapısına sahip olduğunu net biçimde görüyoruz. Özellikle net faiz marjı, ücret ve komisyon gelirleri ile çekirdek bankacılık performansı ciddi bir kârlılık üretiyor. Yüksek enflasyon ve faiz ortamında aktif–pasif yönetimini doğru yapan bankalar özkaynak kârlılığında tarihsel ortalamaların üzerine çıktı. Sermaye yeterlilik oranları güçlü, takipteki kredi oranları kontrol altında ve likidite tarafında sistem sağlam. Dolayısıyla Türkiye gibi bankacılık temelli bir ekonomide, portföyde her daim en az bir ya da iki banka hissesi taşımak rasyonel bir stratejidir.
Ancak burada kritik nokta, herhangi bir bankayı değil, doğru bankayı doğru fiyattan taşımaktır. Çünkü banka seçimi yapılırken sadece kâr büyüklüğüne değil, fiyatın bu kârı ne ölçüde satın aldığına bakmak gerekir. Borsa İstanbul’da bankacılık endeksi (#XBANK) yükselirken bazı bankalar bankacılık endeksinin gerisinde kalabilir. İşte tam bu noktada göreceli performans analizi devreye girer. Bankacılık endeksinin altında kalan ama bilançosu güçlü olan bankalar, orta vadede kapanma potansiyeli taşıyan fiyat boşlukları barındırır.
Nitekim Dow Teorisi’nin temel prensiplerinden biri, aynı sektördeki varlıkların ve endeksin uzun vadede birbirini teyit etmesidir. Buna göre; fiyat ile endeks arasındaki sapmalar kalıcı değil, çoğu zaman geçicidir. Eğer bir banka hissesi bankacılık endeksinden belirgin şekilde ayrışmışsa, bu ayrışma bir süre sonra normalize olma eğilimindedir. Bu nedenle tek başına grafik bakmak yerine, hisse ile endeks arasındaki ilişkiyi ölçmek gerekir. Bu ilişkiyi ölçmenin en sağlıklı yolu ise pair trade grafiğidir.
Pair trade grafiğinde banka hisse fiyatını bankacılık endeksine oranlayarak relatif performansı görürüz. Bu oran grafiğinde ortalama fiyat çizgisi, yani istatistiksel adil değer referans alınmalıdır. Eğer oran adil değerin altındaysa banka görece ucuz, üstündeyse görece pahalı kabul edilir. Strateji nettir: Adil değerin üstündeki bankalarda kâr realizasyonu, altındaki bankalarda ise kademeli alım. Paylaşımda bu analizi gösteren grafikleri özellikle ekledim; böylece teoriyi somut veriyle birlikte görebilirsiniz.
Sonuç olarak mesele bankacılık sektörüne inanmakla bitmez, doğru konumlanmak gerekir. Güçlü bilanço, sağlam sermaye yapısı ve yüksek özkaynak kârlılığı zaten temel zemini oluşturur. Ancak üzerine relatif değerleme ve endeksle korelasyon analizi eklendiğinde, sistematik bir avantaj elde edilir. Benim yaklaşımım da tam olarak budur: Temel sağlam olacak, fiyat adil değerin altında olacak ve endeksle ilişki rasyonel zemine oturacak. Bu disiplinle hareket edildiğinde bankacılık hisseleri portföyün omurgası olur, spekülasyon değil strateji konuşur.
Aşağıda size bu banka hisseleri ile bankacılık endeksi arasındaki pair trade grafiklerini paylaşıyorum. Grafiklerdeki kıvrılarak gelen çizgi "banka ile bankacılık endeksi" arasındaki ilişkinin hacim ağırlıklı ortalamasıdır, yani teknik olarak adil değeridir. Dow Teorisi'ne göre fiyatın bu değere dönmesi beklenir. Dolayısıyla, değerin üzerindeki bankalar satılır, altındakiler alınır.
NOT: Yatırım tavsiyesi değil, eğitim çalışmasıdır!
👇👇
Merhaba.
Normalde bu analizi bugün yapmak istemezdim. Bence en azından 5-6 ay daha vakti vardı. Ama #HSBC'nin 4 Aralık 2025 tarihinde yayınlamış olduğu raporda #PETKM'e ilişkin verdiği hedef fiyat doğrultusunda, bu analizi yapmak benim açımdan elzem hale geldi. Şöyle ki:
4 Aralık 20225 tarihinde #HSBC Yatırım, o tarih itibariyle 17.30 TL fiyattan işlem gören #PETKM için daha önce vermiş olduğu 12 TL hedef fiyatını, 11 TL'ye indirdi. Buna göre, hedef fiyatında negatif 9%'luk bir güncelleme yapmış oldu. Hissenin cari fiyatına göre ise, 36'lık bir düşüş öngörüsü ortaya koymuş oldu.
Benim borsaya ilişkin yatırım stratejilerimden bir tanesi, mevcutta "sorunlu" ama iyi şirketlerin hisselerini dip (hatta ölü) fiyattan almaktır. Bir borsacı şirketin kendisinden değil, şirket hisselerinin fiyat oynaklığından para kazanır. İyi şirketleri genelde sorunlu duruma düşmezler. Düştüklerinde ise "akıllı" yatırımcılar için bir fırsat yaratmış olurlar çünkü fiyatları hiç olmadığı kadar dibe gelir.
Bu açıdan değerlendirdiğimizde, #PETKM hiç şüphesiz hem #BİST'in hem de topyekun olarak ülkemizin göz bebeği şirketlerden biridir. Bugün baştan bir #PETKM kurmak için milyarlarca #USD sermayeyi tüketmek gerekir. Kaldı ki, kurulsa dahi; marka değerinin, lojistik ağının ve kurum kültürü gibi bilançoda yer almayan soyut değerlerin oluşması yıllar sürecektir. Bu açılardan baktığımızda, #PETKM bir gözbebeğidir ama bugün itibariyle ciddi finansal sorunlar içindedir.
Pek, nedir bu sorunlar? Finansal raporlarını incelediğimde karşıma 2 büyük sorun çıkıyor. İlki, ana faaliyetlerinden kâr elde edememesidir. Bu sorun dipnotlarda açıkça ifade edilmemekle birlikte, tespit edebildiğim kadarıyla, hammade, işçilik ve/veya genel üretim giderleri ile ilgilidir. Söz konusu sorun, #PETKM'in neredeyse 3 yıldır başını ağrıtan bir sorun olmakla birlikte, üretimde verimlilik çalışmaları ve yeni pazarlara satışlar ile üstesinden gelinebilecek bir sorundur.
İkincisi ise, finansal sorun. Şirketin mevcut nakit rezervine göre, fazlaca kısa vadeli finansal borcu var. Bu borç şirketi fazlaca faiz ödemeye zorunlu kılıyor. Şirket zaten ana faaliyetlerinden kâr elde edemediği (ve hatta zarar ettiği için) üzerine bir de yüklü faiz ödemeleri ile birlikte durum iyice kötüleşiyor ve özkaynaklarda sürekli azalan bir trende neden oluyor. Özkaynaklardaki bu azalış trendi, hisse fiyatını sürekli baskı altında tutuyor.
Peki, #HSBC Yatırım'ın, #PETKM'e ilişkin mevcut hisse fiyatından 36%'lık düşüşle birlikte 11 TL hedef fiyat vermesi mantıklı mı? Şirketin özkaynakardaki azalış trendine baktığımızda mantıklı. Zira, özkaynaklar, şirket ortaklarının şirket varlıkları üzerindeki haklarını temsil ettiği için, azalışın aynı şekilde devam etmesi, hisse fiyatında azalışa neden olacaktır. Zira, şirket, finansal açıdan herhangi bir olumlu sinyal vermiyor.
Ama unutulmamalıdır ki, halka açık şirketler (özellikle #PETKM gibi şerefiyesi yüksek olanlar) bedelli sermaye artışı yoluyla kolaylıkla ucuz finansmana erişebilir ve finansal sorunlarını temizleyebilirler. Veya uluslararası finansörlerden uzun vadeli ve düşük faizli krediler bulabilirler. Veya yanlarına güçlü ortaklar alarak yollarına devam edebilirler. Bizler için önemli olan, mevcut finansal sorunları görüp, bu finansal sorunların mevcut fiyatın içinde olup olmadığını tespit etmek ve bana göre yatırım kararı vermektir.
Ben, eğer şirket yönetimi mevcut finansal sorunlara ilişkin yukarıda saydığım türden keskin bir hamle yapmayacaklar ise, #HSBC'nin verdiği hedef fiyatın (36%'lık düşüşle 11 TL) geçerli olduğunu düşünüyorum. Ama bu hedef fiyatı, şirket için bir "hedef fiyat" olarak değil, güvenli alım açısından bir "dip fiyat" olduğunu düşünüyorum. Ama #PETKM yönetimi veya hakim ortak #SOCAR'ın mevcut finansal durumu iyileştirmeye yönelik gerçekleştirecekleri keskin eylemler olursa, mevcut fiyatın pek altına geleceğini düşünmüyorum.
Ve son olarak. #PETKM'in yukarıda bahsettiğim finansal sorunları hafifletmesi durumunda (ki bunun 2026 yılının ikinci yarısından itibaren olacağını düşünüyorum), aşağıdaki TEKNİK hedeflere ulaşabileceğini düşünüyorum.
#PETKM
@Dr_SerArslan Eğitimi aldığınızda keşke daha önce alsaydık diyeceksiniz. @Dr_SerArslan bu alemin 👑. Eğitimi alacaklar eğitimi bittiğine çok üzülecekler. Kendinize bir şans verin bu eğitimi alanlardan olun . Çok şeyler kazanacaksınız . Selamlar
#METRO ve iştirakleri olan #MEPET, #MTRYO ve #VANGD bir süredir yükselişlerine devam ediyorlar.
Bu şirketlerden #VANGD hariç diğerleri büyük rallilerini pandemi döneme öncesinde gerçekleştirdiler ve sonrasında bazı dönemlerde #TL bazlı tüm zamanların en yüksek fiyatlarına ulaşsalar da, hiçbir zaman #USD bazlı bir ralli içinde olmadılar.
Halka arzlarından bu yana #USD bazlı incelediğimizde ise, son günlerdeki yükselişlerine rağmen neredeyse tüm zamanların en düşük fiyatlarında seyrediyorlar.
Ben bu tip şirketleri (eğer temel veriler de destekliyorsa) uzun vadeli kumbara olarak görmüşümdür. Bunun son örneği #ADESE idi.
Merhaba.
Her ne kadar bugün yükseliş içinde olsa da, #BİST'te uzunca bir süredir olumsuz bir gidişat var. Yatırımcıların büyük bölümü (özellikle; temel, teknik ve takas yeteneklerini geliştirmemiş olanlar) bu olumsuz gidişattan bezmiş durumdalar. Çünkü endeks 1 gün yükselse, 2 gün düşüş yaşıyor. Hisse senetleri ise, endeksin düştüğünden daha fazla düşüyor.
Peki, BİST'teki bu olumsuz gidişatın sebebi nedir?
İşin doğrusu, BİST'teki kötü gidişatın sebebi çoğunuzun bildiği, iç ve dış hem siyasi hem de ekonomik risklerden kaynaklanıyor. Ama ben bu genel sebepleri söylemek yerine, spekülasyon dinamiği içindeki 3 reel sebepten bahsetmek isterim. Şöyle ki:
Öncelikle, şunu net olarak bilmeliyiz ki, piyasalardaki tüm varlıklar likitide bolluğu (yani nakit para bolluğu) sayesinde yükselir. Paranın bol olması ise, düşük faiz ve krediye ulaşımın kolay olması anlamına gelir. Bu olduğunda, varlıkların fiyatları yükselmeye başlar. Tersine, faizler yüksek ve/veya krediye ulaşım zor olduğunda ise, varlıkların fiyatları düşmeye başlar.
Bu aşamada ufak bir bilgilendirme yapmam gerekir. Bu anlatımda varlıktan kastım; hisse senetleri, kriptolar, değerli madenler ve gayrimenkuller gibi yatırımcılar için riskli ve yarı riskli varlıklardır. Tahvil veya vadeli mevduat gibi risksiz varlıklar dahil değildir.
O halde, şunu net olarak anladık ki, BİST'teki düşüşün ana kaynağı yetersiz likitidedir. Yani; nakit para bolluğunun olmayışıdır. Daha açık bir ifadeyle, kredi faizlerinin yüksek ve krediye ulaşımın zor olmasıdır. Peki kredi faizleri yüksek ve krediye ulaşım zor olunca, borsalar neden düşer?
1. Şöyle ki; kredi faizleri yüksek olunca, insanlar harcama yapmak istemezler çünkü sahip oldukları nakit paranın risksiz getirisi yüksek ve caziptir. Nakit parası olmayanlar ise, yüksek faizden kredi çekmek istemezler. Dahası, krediye ulaşmaları da zaten kolay değildir, kredi şartları sıkılaşmıştır.
Bu durum öncelikle, şirketlerin satışlarını azaltır. Şirketlerde (kira veya maaş gibi) sabit giderler aynıdır ama toplam hasılatları öncekine göre azalmıştır (çünkü şirketin satışları azalmıştır). Dolayısıyla, faaliyet kârları azalmış, hatta faaliyetlerinden hiç kâr edemez hale gelmişlerdir. Bu durumu şirketlerin son dönem gelir tablolarından çok net görebiliyoruz.
Hasılat düşüşü ve buna bağlı olarak faaliyet kârlılığındaki azalmaya ek olarak bir başka büyük olumsuz gelişme daha vardır, artan finansman giderleri. Şöyle ki:
Geçmişte, faizin düşük ve enflasyonun yüksek olması nedeniyle, şirketler özkaynaklarına oranla çok yüksek miktarda kredi kullanmaya alıştılar. Finansman modellerini düşük faizli borç üzerine kurguladılar ve bu vesileyle hızlı büyüdüler. Burada yapılan, düşük faizden borcu alıp, yüksek enflasyon nedeniyle fiyatı hızla artan varlıklara yatırım yapmak idi. Amaç ise, alınan borç sabit kalacağı ama edinilen varlığın fiyatı giderek artacağı için sermaye kazancı elde etmekti.
Ancak artık faizler eskiye oranla kat be kat yüksek ve enflasyon önceki yıllara göre daha düşük. Dolayısıyla, şirketlerin faaliyet kârları düşerken, finansman giderleri olağan üstü derecede artmaya başladı. Birçok şirket faaliyetlerinden elde ettiği küçülmüş kârını finansman (faiz) giderine kaptırmaya başladı ve zarar eder hale geldiler. Edilen zararlar, özkaynakları eritmeye başladı.
Özkaynaklar, şirket ortaklarının şirket varlıkları üzerindeki haklarını temsil ederler. Bir ortak, şirketin varlıklarına, şirket özkaynakları kadar ortaktır. Dolayısıyla, özkaynaklardaki erime, şirket ortaklarının haklarındaki küçülmeye işaret ettiği için bu durum hisse fiyatı üzerinde baskı oluşturur.
Baskı oluşmasının spekülatif nedeni, özkaynaklardaki erime sürecinde ilgili hisse senetlerini portöylerinde bulundurmak istemeyen fonlar ve diğer kurumsal yatırımcılardır. Bu piyasa yapıcılar, finansal durumun yukarıda anlattığım gibi bozuk olduğu şirketlerin hisse senetlerine yatırım yapmazlar (yani piyasaya likitide sağlamazlar) ve ellerindekilerini de satarlar (olan likitideyi de çekerler). Çünkü, kendi yatırımcılarına karşı yasal olarak sorumludurlar ve yatırım nedenini finansal olarak açıklayamayacakları hisse senetlerinden uzak dururlar.
İşte yukarıda öz şekilde anlattığım bu durum, piyasada para kıtlığı ve lot bolluğu yarattığı için hisse senetleri fiyatları topyekun düşüşe geçer.
2. BİST'teki olumsuz gidişatın ikinci önemli nedeni ise, yine doğrudan yüksek faiz ile ilgilidir. Şöyle ki;
Borsaya likitide sağlayan diğer önemli paydaşlar spekülatörlerdir. Spekülatörler alım işlemleri için çoğu zaman kendi özkaynakları (kendi parası) yerine, hisse senedi kredisi kullanırlar. Özellikle mal toplama evresinin aylar sürmesi nedeniyle, kullandıkları kredinin faizinin düşük olması gerekir.
Aksi halde (yani faizlerin yüksek olması durumunda), borsadan kazanacakları parayı faize kaptıracakları için daha en baştan kredi kullanmamayı tercih ederler. Çünkü borsa kazançları riskli ama ödeyecekleri faiz kesindir. Bu durum, piyasayı az likitte ya da likitsiz bırakır. Dolayısıyla, hisse senetlerine talep gelmez ve fiyatlar yükselmez.
Bunun daha da kötüsü, yüksek faizli borçla aldığı malda kalmış spekülatörlerdir. Bunlar margin call yerler ve ellerindeki malları zararına satmak zorunda kalırlar. Böylece, borsa için sistematik risk oluşur ve bu durum büyük düşüşlere neden olur.
3. BİST'teki son dönemdeki olumsuz gidişatın son nedeni ise yine aslında piyasadaki likitide durumu ile ilgilidir. Şöyle ki;
Son dönemde BİST'te halka açık belli başlı şirketler olağan dışı fiyat artışlarına sahne oldu. Öyle ki; fiyatlarda 30, 40, 50 kat yükselişler söz konusu oldu. İşte, her yükselişte olduğu gibi, bu anormal yükselişler BİST'teki mevcut likitideyi kendilerine çekmek suretiyle, piyasanın genelini nakitsiz bıraktı.
Özellikle, piyasanın bir diğer önemli likitide sağlayıcısı olan küçük yatırımcıların ilgisi bu hisselere kaydı. Zira, küçük yatırımcılar 2, 3, 5 kat yükselişlerden tatmin olmaz oldu ve bu hisselerde bir şekilde kendini gerçekleştiren kehanet durumu oluştu. Elbette, bu ilginin arkasında gerekeli temel, teknik ve takas analizleri değil, fırsatı kaçırma duygusu yatıyor ve ne yazık ki, yeni mağdurlar oluşması oldukça olası bir durum.
Ve son olarak;
Genel olarak piyasanın durumu ne olursa olsun, muhakkak o piyasa şartlarından fayda sağlayacak, yükselişe hazır hisseler vardır. İş, bu hisseleri tespit edebilmek için eşsiz temel, teknik ve takas analizi yapabilme yeteneklerine sahip olmaktır.
Unutmayın, her olumsuz durum kendi içinde bir olumluluk barındırır..
Saygılarımla..
Dr. Şerafettin Arslan, SMMM
#BİST
#Likitide
#Nakit
#Faiz
#Kredi
#Spekülasyon
#Özkaynak
#Borç
Merhaba.
Aralık ayının ikinci günündeyiz. BİST bu yılı zorlu geçirdi ama her zorluğun içinde fırsat barındığını bilenler için Aralık her zaman ayrı bir sayfadır. Likiditenin yön değiştirdiği, akıllı paranın seçici olduğu bu dönemde temeli sağlam, mali disiplini güçlü, teknik olarak ucuz ve takas olarak hazır şirketlere odaklanmak yatırımcının sene sonu avantajıdır. Umarım bu ay, piyasalar açısından hem toparlanmanın hem de yatırımcının emeğinin karşılığını aldığı bir dönem olur.
Aralık aynı zamanda insanın iç muhasebe ayıdır. Kendi hatalarımızı, doğrularımızı, cesaretimizi ve disiplinimizi yeniden değerlendirdiğimiz bir kapanıştır. Yılı huzurla bitirmek; kafayı, evi ve kalbi sadeleştirmek; 2026 yılına girerken çok daha güçlü bir zemin hazırlamak demektir. Bu vesileyle, bu ayın hepimize hem finansal hem ruhsal anlamda ferahlık getirmesini diliyorum.
#HALKB sanırım bugünlerin en revaçta olan hissesidir. Herkes ondan bahsediyor ve hisse fiyatının bu denli yükselişini önceden tahmin ettiğini söylüyorlar. Eminim öyledir, herkes tahmin etmiştir.
Ben de önceki hesabımda 27 Şubat 2024 tarihinde #HALKB’a ilişkin iddialı bir yorum yapmıştım. O paylaşımım tam 882 bin görüntüleme aldı. O tarihte bütün şartlar şirketin aleyhineydi ve fiyatı 15.35 TL idi. Bugün fiyatı 40.90 TL.
Borsanın uzun süren bu kötü döneminde elde edilen bu 167%’lik kazancı beğenmeyenler olacaktır. Ama söz konusu kazanç enflasyonun ve faiz getirisinin oldukça üzerinde. Kaldı ki, ben daha bunun fragman olduğunu düşünüyorum.
Lafı çok uzattım, farkındayım. Şimdi bu paylaşımımı okuyanlardan ricam, ekteki videoyu izlemeleridir. Videoda benim o gün ne dediğimi ve insanların nasıl tepki verdiklerini görebilirsiniz. Bu, gelecekte yapacağım paylaşımlara ve o paylaşımlara yapılan yorumlara ilişkin size bir ışık tutacaktır.
Tşkler.
Merhaba.
İki gün önce sıfır takipçiyle açtığım yeni hesabımın an itibariyle 6.000’i aşan kişi tarafından takibe alınması, ilk paylaşımımın 300.000’e yakın görüntülenme ve diğer paylaşımlarımın ise paylaşıldıktan kısa süre sonra 10.000 üzeri gösterim seviyelerine ulaşması benim için gerçekten kıymetli.
Bu etkileşim rakamları, X’te 5-7 yıldır aktif olup yüzbinlerce takipçiye sahip birçok hesabın dahi kolaylıkla erişemediği bir ölçekte. İlginiz, güveniniz ve desteğiniz için içtenlikle teşekkür ederim.
Özellikle yıllardır beni takip eden eski takipçilerime ve yeni hesabımı duyurarak destek veren çok takipçili ahbaplarıma ayrıca teşekkür ederim.
Güzel bir topluluk yeniden şekilleniyor. Bu defa daha seçkin ve daha güçlü..
Kasım ayı enflasyonu beklentinin altında geldi: %1,15 beklenirken %0,87 gerçekleşti.
Bu veri, hem borsa hem de faiz beklentileri açısından doğrudan olumlu bir sinyaldir. Çünkü:
1. Enflasyonun beklentiden düşük gelmesi, fiyat baskılarının gevşediğini gösterir.
2. Bu durum, sıkı para politikasının hedefe yaklaştığını işaret eder.
3. Enflasyon düşüş eğilimine girerse, faiz indirimlerinin zemini oluşur.
4. Faiz indirimi ise likitideyi artırır, nakit maliyetini düşürür, kredi erişimini kolaylaştırır.
5. Dolayısıyla bu veri, doğrudan BİST için pozitif bir gelişmedir. Çünkü borsa likitideyle ve beklenti iyileşmesiyle yükselir.
Özetle, kasım ayı enflasyonunun düşük gelmesi hem BİST hem de faiz patikası açısından olumlu. Likitide baskısının orta vadede azalacağına dair güçlü bir sinyal. Beklentiler iyileşirse, hisse fiyatlamaları da iyileşir.
Gün içinde enflasyondaki bu miktar düşüşün, BİST’te ne kadarlık bir yükselişe denk gelebileceğine ilişkin bir modelleme yapıp paylaşmayı düşünüyorum.
Takipte kalın!
#BİST
#Enflasyon
#Faiz
#Hisse