Henüz 5 vakit namazın farz olmadığı bu çocuklara analarının babalarının cenaze namazını kıldırdılar. Büyüyüp intikam peşine düşünce de “cihatçı katil” dediler.
Son dönemde adalet çağrıları öylesine arttı ki yetkililer bu toplumsal talebe kayıtsız kalmayarak kökten bir çözüm buldu: Bazı hesapları kapatıp bazılarını açık bırakmayı adalete aykırı buldular. Bunun üzerine hepsini birden kapatıp tüm muhalif sesleri susturarak tam anlamıyla 'adaleti' tesis ettiler.
Bir insan bir başkasına yüz tl yollasa MASAK bunu takip ediyor, taraflardan biri daha önce soruşturma geçirmişse terörün finansmanından işlem yapılıyor, siz derdinizi/ticaretinizi anlatana kadar aylarca tutuklu kalıyor, yıllarca dava ile uğraşıyorsunuz.
İnsanlara yardım eden yardım kuruluşları her yıl denetleniyor, en basit ihmaller dahi para veya kapatma cezasıyla sonuçlanıyor.
Beri tarafta milyarlarca dolar borsada iç edilirken MASAK ortada yok, savcılık ortada yok... Bağdat harap olduktan, çuval mızrağa sığmadıktan sonra olay gündeme gelmiş. Bu yanlışlıkta bir iş var.
Rezil ırkçı pislik. Bu ülke bütün Türkiyelilerindir, isteyen istediği dili konuşur. Bu tipler yüzünden memlekete huzur gelmiyor. Kürtler ve Kürtçe hep yaşayacak sen ve senin gibiler de hep nefretle anılacak. Eline ayağına sağlık Amedspor...
Komediye bak. 2 yılda hesabına 2.5 milyon TL girmiş, e lan zaten normal bir memurun da 2 yılda hesabına o kadar para giriyor, bide pişkin pişkin yazıyor yok MASAK raporu bilmem ne. 2.5 milyon tl yi AKP lilerin çocukları 3 günlük yurtdışı gezisinde yiyordur.
Kanaatimce İslam karşıtı Kemalistler, İslam şiarlarını izhar edenlerden intikam almanın bir yolunu buldu: Cumhurbaşkanına hakaret!
Güçlü oldukları yerlerde doğrudan, güçlü olmadıkları alanlarda ise hükümete veya Cumhurbaşkanına yönelik eleştirileri gündeme taşıyarak istedikleri kişileri tutuklatıyorlar. Zira hükümetin yumuşak karnını iyi biliyorlar.
Benzer bir durum daha önce Furkan Bölükbaşı'nda da yaşanmıştı. Ancak unutmamak lazım: Zulüm zulümdür. Zulüm için tuzak kuran da onu uygulayan da ona sessiz kalarak meşrulaştıran da zulme ortaktır.
Bu işler sevip sevmeme meselesi değil. Alparslan Kuytul Süleymancılara yapılan operasyonu eleştiriyor; Cumhurbaşkanı Başdanışmanı çıkıp açıkça ‘Sıra sana da gelecek’ diyor. Ardından Semra Hoca’nın, kendi açıklamasına göre kadınlara özel bir sohbetten izinsiz kaydedilip sızdırılan videosu dolaşıma sokularak ikisi birden hedef gösteriliyor. Hemen sonrasında da sabaha karşı evleri basılıp gözaltına alınıyorlar.
İmanî meselelerde de kadın-erkek meselesinde de iki ayrı uçtayız. Ama kendi duruşlarında ısrar etmelerine, iktidara boyun eğmemelerine saygı duyuyorum. Müslümanca olan da bu. Suç isnatları elbette soruşturulur; fakat yürütmenin ‘Sıra sana da gelecek’ diye tehdit ettiği kişiye hemen ardından operasyon yapılınca buna bağımsız yargı denmez.
Ben kavga edeceğim insanla da yol yürüyeceğim insanla da özgür ve eşit şartlarda mücadele etmekten yanayım. Yapmayın be kardeşim.
Siyonistler, Daily Islamist’ten intikam alıyor; bunu da içimizdeki "yeşil siyonistler" eliyle yapıyorlar.
Çin zulmüne güzelleme yapacak tiynetteki kişilerin hedef göstermesi işe yarıyorsa, siyonizm karşıtı hiç kimse güvende değildir.
Halis Hoca’nın x hesabına, NATO zirvesi öncesi yapılan zulümlere dikkat çektiği için erişim engeli getirilmiştir.
Edilen zulümlere dair ufak sesin dahi kısılmaya çalışılması demokrasi açısından manidardır.
Demokrasiyi özgürlük olarak pazarlayanların gözünde demokrasinin helvadan bir puttan ötesi olmadığı aşikar olmuştur.
#NatoSansürü