KAMUOYUNA VE YAYINCI KURULUŞLARIMIZA
7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara, ülkemizin bölgesel ve küresel barışa katkı sunacağı önemli bir uluslararası diplomasi buluşmasına ev sahipliği yapacaktır. Türkiye’nin NATO içindeki kilit rolünü, diplomatik etkinliğini ve bölgesel caydırıcılığını bir kez daha öne çıkaracak olan bu zirve, devletimizin vakarını ve asil milletimizin ev sahipliğini uluslararası alanda sergileyeceğimiz önemli bir süreçtir.
Küresel güvenlik ve diplomasi başlıklarının yoğunlaştığı bu kritik dönemde, yayıncı kuruluşlarımızın haber ve tartışma programlarında kamu yararını ve millî güvenlik perspektifimizi gözetmeleri büyük önem arz etmektedir. Yayınların, teyit edilmiş bilgiye dayalı, ölçülü, toplumsal hassasiyetleri gözeten ve dezenformasyondan uzak bir anlayışla yürütülmesi temel beklentimizdir.
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu olarak, ifade özgürlüğü ile yayıncılık sorumluluğu arasındaki dengeyi esas alıyor; tüm yayın akışlarının İzleme ve Değerlendirme Uzmanlarımızca zirvenin ehemmiyetine uygun bir titizlikle takip edilmekte olduğunu önemle hatırlatıyoruz.
Yayıncı kuruluşlarımızın ülkemizin uluslararası konumuna yakışır bir mesleki etikle hareket edeceklerine inanıyor, tüm medya mensuplarımıza görevlerinde başarılar diliyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Ordumuzun sağlık altyapısını güçlendirecek önemli bir kazanımı daha şehrimize kazandırdık.
Sağlık Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen kura kapsamında ilimize 8 Uzman Hekim ve 2 Hekim olmak üzere toplam 10 hekim kadrosu tahsis edildi.
Bu önemli destekten dolayı Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu'na teşekkür ediyor, göreve başlayacak hekimlerimize başarılar diliyorum.
Yeni hekim kadrolarımızın Ordu'muza ve kıymetli hemşehrilerimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.🇹🇷
Akdeniz’de, özellikle Kıbrıs Adası’nda bir fitne ateşinin yakılmak istendiğini görüyoruz; bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz.
Çok açık söylüyorum:
Eğer Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kıbrıs Türkü’nün hak ve hukukuna kastedilirse cevabımız çok net olur, çok da sert olur.
Dünyanın farklı bölgelerinde Müslümanlar, inançları, kimlikleri ve kutsal değerlerinden ötürü nefret söylemine, ayrımcılığa ve saldırılara maruz kalmaktadır.
İslamofobi, barışı, toplumsal huzuru ve birlikte yaşama kültürünü tehdit eden tehlikeli bir hezeyandır.
İslamofobi ve her türlü ırkçı nefret söylemine karşı mücadele etmek, insanlık onurunu savunan herkesin ortak sorumluluğudur.
15 Mart
#İslamofobiİleMücadeleGünü
15 March
#InternationalDayToCombatIslamophobia
#Islamophobia
Sürdürülebilirliği bir yükümlülük değil, Türkiye’nin kaynaklarıyla kendi gücünü geleceğe taşımak için bir irade olarak görüyoruz.
Çevreye duyarlı, verimli kaynak kullanan ve sürdürülebilir kalkınmayı benimseyen bir yaklaşımı, kurumsal stratejilerimizin merkezine yerleştiriyoruz. Bu doğrultuda, sürdürülebilirlik hedeflerimiz için kurum genelinde güçlü bir iklim eylemi bilinci oluşturduk.
CDP’de Küresel Liderler arasında yerimizi korumamız, tüm birimlerimizle, tüm çalışma arkadaşlarımızla birlikte yürüttüğümüz kapsamlı analiz ve iyileştirme süreçlerinin çok güçlü bir yansıması.
Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir Türkiye bırakma sorumluluğuyla, geleceğe güvenle yürümeye devam edeceğiz. Bu gaye için emek veren tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.
Uzun yıllar birlikte çalışmaktan onur duyduğum, kıymetli büyüğüm @ebekirsahin'in Türk Telekom CEO’luğuna atanmasını sevinçle öğrendim.
Tecrübesi, vizyonu ve devlet tecrübesiyle Türk Telekom’a büyük katkılar sağlayacağına inanıyorum.
Allah yolunu açık etsin, utandırmasın.
Türkiye'de faaliyet gösteren tüm radyo ve televizyonların yayınlarını denetleyen kamu kuruluşu Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), BirGün TV`ye lisanssız yayın sebebiyle işlem yapıyor. Vay sen misin bunu yapan? Sen misin bana lisans şartı koşan? Anında RTÜK başkanını hedefe koyan kurgu haberler, RTÜK başkanına yönelik iftiralar, çamurlar. Bu tarzı iyiden iyiye bir yöntem olarak benimsediler.
Mevzuat böyle, izinsiz yayın yapan kuruluşlar suç işler. İlgili kurum RTÜK de görevini yaparak yayının lisanslandırılması için kendilerini uyarır. Öylede yapılmış fakat Birgüncüler gereğini yapmak yerine hukuksuzluğu itibar suikastı gibi bir başka hukuksuzlukla kapatmaya çalışıyorlar.
📌Kuklacıların oynak kuklası NAYLON MUHABİR @ismailari_
İşin gücün yalan dolan haber yapmak. Hayatında kaç sefer doğru haber yaptın muamma. Hayatın operasyonculukla geçti. Bir kere adam gibi muhabir olmayı beceremedin. Bir türlü kendini düzeltemedin be İsmail. Dün yamuktun bugün yasyamuksun ve sen düzelmezsin.
📌Neyse yaptığın ısmarlama haberi okudum. Beni engellediğin için alıntı yapamadım ancak eke ekran görüntüsünü koydum.
📌Bak şimdi sana sen tek tek anlatayım Naylon Muhabir İsmail.
1️⃣RTÜK’te naylon fatura yok.
Ancak senin “naylon haberlerin” artık arşı alaya çıktı, sahte kurguların da bir bir dökülüyor.
Her hafta aynı kalıplar, aynı hedef, aynı ezber…
Belge yok, kaynak yok; sadece kurgu, sadece algı operasyonu.
2️⃣Gazetecilik kisvesi altında yürüttüğün bu kampanya, gerçeğe değil, kurguna hizmet ediyor.
“Haber” diye servis ettiklerin, tamamen senaryodan ibaret. Ama o senaryolarla kimseyi kandıramadığın da ortada.
Takıntıya dönüştürdüğün kişi ve kurumları, muhabirlik maskesiyle hedef alıyor, kişisel öfkeni meslek onurunun arkasına saklamaya kalkıyorsun.
3️⃣Bu yaptığın gazetecilik değil; meslek etiğini ayaklar altına alan açık bir suistimaldir. Gerçekleri çarpıtmakta ustasın, ama doğrulara sıra geldiğinde kalemin bir anda susuyor, cesaretin tükeniyor.
Daha doğrusu kuklacıların çaptan düşüyor sende kukla olarak çaresiz kalıyorsun.
4️⃣Sana tavsiyem:
Takıntılarını tedavi ettir. Çünkü bu gidişle gazeteci değil,kendi kurgularının başrolünde kaybolmuş bir karaktere dönüşüyorsun. Gazetecilik, nefretin değil, gerçeğin alanıdır , sen o alanın çok dışındasın.
🇹🇷 Tanklara karşı imanla yürüyenlerin, canı pahasına bayrağı yere düşürmeyenlerin gecesiydi 15 Temmuz.
Vatan için toprağa düşen kahramanlarımızı rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyoruz.
Bu millet esareti asla kabul etmez!
#15TemmuzDestanı
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, sosyal medya baskıları ile hareket etmez, kanunla konuşur.
6112 sayılı Kanun bize açık bir görev vermiştir: Yayıncılığı kamu yararı doğrultusunda denetlemek ve milletimizin temel değerlerine yönelik saldırılara geçit vermemek.
Bu kapsamda RTÜK’ten millî ve manevi değerlere hakaret eden, halkı mezhep çatışmasına sürüklemeye çalışan, kin ve düşmanlığı kışkırtan, kutsallara ve devlet büyüklerine saygısızlık eden yayınlara göz yumması beklenemez.
RTÜK, hukukun gereğine göre hareket etmektedir.
Son zamanlarda alınan Üst Kurul kararları üzerinden kamuoyunu yanıltıcı, tek taraflı bir algı yaratılmak istendiği görülmektedir. Türkiye geçmişte de benzer kirli senaryoları görmüştür. Ama artık kimse bu kara propagandaya teslim olamaz ve sessiz kalamaz.
Masum gibi gösterilmeye çalışılan yayınların toplumun sinir uçlarıyla oynadığı açıktır.
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, özellikle Halk TV, Tele1 ve Sözcü TV gibi yayıncıları defalarca uyarmıştır. Açık, net ve yapıcı şekilde yapılan bu uyarılar ısrarla hiçe sayılmıştır.
İhlalin ötesinde kanunla bir inatlaşma hâline getirilen bu yayınlar aralıksız sürdürülmüştür.
Ancak anlaşılmaz bir şekilde RTÜK görevini yaptığı için saldırıya geçen bazı kesimlerde, toplumu kutuplaştıran yayınları sürdüren bu kuruluşları “masum” görme-gösterme eğilimi vardır. Bu cezalar keyfi olarak değil, yasanın çiğnenmesi nedeniyle verilmiştir.
Şunun altını tekrar çizmek isterim ki;
Toplumun huzurunu bozan, inanç değerlerine saldıran, kin ve nefret diliyle yayın yapan hiçbir kuruluşa müsamaha göstermedik, göstermeyeceğiz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Leman dergisinde yayımlanan ve Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) ve Hz. Musa’yı hedef alan aşağılayıcı çizimi en sert şekilde kınıyorum.
İfade özgürlüğü kisvesi altında sunulmaya çalışılan bu içerik; inançlara, kutsallara ve milyonlarca insanın manevi dünyasına yönelik bilinçli, sistematik bir saldırıdır.
Unutulmamalıdır ki:
İfade özgürlüğü; kutsal değerlere hakaret etme ve toplumsal huzuru bozma hakkı değildir.
Düşünce açıklamakla nefret söylemi üretmek arasındaki çizgi nettir. Bu çizgiyi yok sayan her yaklaşım, toplumda ayrışma, kutuplaşma ve gerilim yaratmaktan başka bir işe yaramaz.
Milletimizin dini ve kültürel değerlerini hedef alan bu iğrenç içerik, elbette hukuk önünde cevapsız kalmayacaktır.
Bu vesileyle Radyo ve Televizyon Üst Kurulu olarak, yayınlarda inançlara saygı gösterilmesini sağlamak ve nefret ile hakaret içeriklerine karşı kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Kamuoyuna Duyurulur!
Ortadoğu, tarihinin en hassas dönemlerinden birini yaşamaktadır. İran-İsrail gerilimi giderek tırmanırken, bölge istikrarsızlık, tehdit ve provokasyonlara daha açık hâle gelmektedir. Türkiye’nin güvenliği ve bölgedeki diplomatik dengeler büyük sınavlardan geçerken, içeride medyaya yönelik tartışmaları derinleştirip yayıncılık alanını kutuplaşma aracı hâline getirerek boykot çağrısı yapmak sağduyulu ve millî bir yaklaşım değildir.
Böylesine kırılgan bir dönemde, Ana Muhalefet Partisi liderinin ve @CHP_iletisim Kanalının; @trt, @atvcomtr, @KralPop, @ahaber, @beyaztv, @KanalD, @cnnturk, @ntv, @startv ve @tgrthabertv gibi Türkiye’nin köklü ve geniş izleyici kitlesine sahip yayın kuruluşlarını hedef alarak, kime ve neye hizmet ettiği belirsiz, en hafif tabirle aymazlık olarak adlandırılabilecek bir boykot çağrısında bulunmasını şiddetle kınıyoruz.
Bu tutum; toplumda gereksiz gerilim ve ayrışmalara neden olmakta, basın özgürlüğü ile halkın haber alma hakkına ciddi zararlar vermektedir. Medyayı sistemli biçimde hedef hâline getiren bu tür siyasi çıkışlar, halkın farklı kaynaklardan bilgi edinme hakkını doğrudan zedelemektedir.
Elbette eleştiriler, demokratik hayatın doğal ve vazgeçilmez bir parçasıdır. Ancak bu eleştirilerin kurumları doğrudan hedef göstermeye dönüşmemesi, kamusal tartışmanın sağlıklı ve yapıcı biçimde sürdürülebilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Yayıncılık sektörü; sadece ifade özgürlüğünü savunmakla kalmaz, aynı zamanda toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket etmekle yükümlüdür.
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) olarak biz, yayınların hukuka ve etik kurallara uygunluğunu titizlikle denetliyor; ihlal tespit edildiğinde yasal çerçevede gerekli müdahaleleri kararlılıkla gerçekleştiriyoruz. Amacımız, medya sektöründe özgürlük ile sorumluluk arasındaki dengeyi koruyarak, halkın doğru ve güvenilir bilgiye erişimini temin etmektir.
Bu hassas dengeye katkı sağlamak ve toplumsal barışın güçlenmesi için siyaset kurumunun da üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekmektedir. Özellikle böyle zamanlarda, medyayı hedef göstermek yerine; birleştirici, uzlaştırıcı ve sorumlu bir dil benimsemek herkesin ortak görevidir.
Türkiye’nin köklü yayın kuruluşları görevlerini hukuka, etik ilkelere ve kamu yararına uygun şekilde sürdürmeye devam ederken; Üst Kurul olarak bu süreci büyük bir kararlılık ve hassasiyetle takip etmeyi sürdüreceğiz.
Aybüke Pusat dizisinde oynadığı kanalın (TRT) boykot edilmesini destekliyorsa eğer, kanalın işine son vermesi doğaldır, meşrudur, ahlakidir.
Ekmek yediğin kanalı boykot ediyorsam boykotu yersin.
#MilliDestekVakti
#CHP'nin boykotu çöktü! 🇹🇷
Milli sermaye ve sağduyu kazandı;
halk kin siyasetini reddetti.
Düşmanca hesaplar boşa çıktı.
#Boykot'u boykot #MilliSermaye#MilliDestekVakti
Millî ekonomiyi hedef alan boykot çağrılarıyla, Türkiye’nin değerleri ve kazanımları sarsılmaya çalışılmaktadır. Ancak bu büyük millet; kendi emeğine, üretimine ve değerlerine sahip çıkmaya devam edecektir.
Toplumda itibar kaybeden bazı çevrelerin, manipülatif söylemlerle birlik ve beraberliğimizi zedeleme çabaları asla amacına ulaşamayacaktır.
Millî ve manevi hassasiyetlere saygılı yayıncılığı teşvik etmeye devam edecek, ülkemizin güçlü medya yapısını koruma kararlılığımızı sürdüreceğiz.
Boykot çağrısında bulunan, boykota destek veren kanallar ve yayınlar izleme değerlendirme uzmanlarımızca takip edilmekte olup, gereği yapılacaktır.
Milletimizin ortak değerlerine zarar vermek isteyenler, her zaman kaybetmeye mahkûmdur.
#BoykotDegilMilliZarar