Mourinho'nun bittiğini bu açıklamadan bile anlayabilirsiniz. Muhtemelen Mourinho'nun isteği sonrası yapıldı bu açıklama. Araları çok iyi olduğu için. O kadar bitmiş duruma gelmiş ki eski futbolcularından ricacı oluyor.
Mevzu Vincic değil. Sezonun kalanında belki 2 maçında (BJK ve TS) yabancı hakem atanır ama geri kalan maçlarına Türk hakem atanacağı için amacı Türk hakemlerine yakın görünmek. Dördüncü hakemin ne zamandan bu yana orta hakem üzerinde etkisi var?
Twitter kullanıcı adının müsebbibi adamın cenazesinde tuttuğun takımın ferdi mi vardı? Doğan Avcıoğlu’nun cenazesinde Madanoğlu ile birlikte tabutu taşıyan adamın Fenerbahçe stadının önünde heykeli var. 30 maça çıkmayan adam üzerinden konuşuyorsan meclise giren efsaneni söyle.
İBB Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun üniversite diplomasının YÖK tarafından iptal edildiği bilgisi doğru değildir. Çünkü YÖK’ün diploma iptal etme gibi bir yetkisi yoktur. Yalan haberler ve manipülasyonlara karşı kamuoyunu uyarıyorum.
Farklı sebeplerin yalnızlığını yaşayan 3 karakterin birbirine maruz kaldığı bol karlı bir noel haftası. Sonsuz uzunlukta olsaydı da bitmeseydi hissine kapılmıştım. Çok güzel cidden.
Çok iyi haber. 2023 yılının en iyi filmlerinden biri olan 'The Holdovers' gelmiş Mubi'ye...
Tam da karlı havada izlenecek film. Alexander Payne ve Paul Giamatti işbirliği Sideways'den sonra burda da çok iyi çıkarmıştı.
Kara bir dönemin hukuksuz delilleri ile tutuklama kararları veriliyor. Sindirilmek isteniyoruz. Bu, sadece bir grup insana değil, hepimize yönelik bir gözdağıdır. Bizi sindirmek istiyorlar. Bunları kanıksatmaya çalışarak psikolojik direncimizi kırmak istiyorlar. Kanıksamayın.
Türkiye'nin en büyük sorunu artık ekonomi ya da siyaset değil; beşeri sermayesinin dönüşmesi. Liyakatten falan bahsetmiyorum. Toplumun etik değerlerle, sorumluluk bilinciyle hareket etme refleksi neredeyse tamamen kayboldu.
Sendikal faaliyete, ekmek mücadelemize kelepçe vurulamaz!
Mehmet Türkmen serbest bırakılsın, haklarımız tanınsın, valilik yasağı kalksın demek için sendikamızın önünde buluşuyoruz!
Mehmet Türkmen’in tutuklanması özgürlükleri ayaklar altına almaktır!
Başta Antep işçileri olmak üzere ve tüm emek demokrasi güçlerine çağrımızdır.
Sendikamız genel başkanının tutuklanması; biz işçilerin haklarının en ileriden savunulduğu, sınıf sendikacılığı çizgisini hayata geçirmek için uğraşan sendikamızın cezalandırılması anlamına gelmektedir.
Sendikal hak ve özgürlüklerin hiçe sayıldığı, işçilerin taleplerinin baskıyla, yasaklarla karşılaştığı Antep’te buna karşı olan tüm güçleri, Başpınar’da ekmeğini büyütme mücadelesini veren işçileri sendikamıza, özgürlüklerimize sahip çıkmaya, genel başkanımız Mehmet Türkmen'in serbest bırakılmasını haykırmaya çağırıyoruz.
Urfa’da Özak Tekstil direnişinde bu cümleleri kurdu. Antep’te Başpınar işçilerinin direnişinde aynı kararlılık ile mücadele ediyordu. Sermaye için bu ucuz emek rejimini tehdit eden en büyük tehlike @birlesiktekstil. Mehmet Türkmen patron-iktidar yargısı tarafından tutuklandı.
🚨BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen sendika binasında gözaltına alındı
Antep Başpınar’da sefalat zammına karşı günlerdir binlerce işçi ile birlikte direnen BİRTEK-SEN’in Genel Başkanı Mehmet Türkmen, sendika binasına giren polisler tarafından gözaltına alındı.
Gözaltılarla, tehditlerle bizi yıldıracağınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz!
Bütün baskılara ve yıldırma politikalarına karşı Başpınar işçileri başta olmak üzere bütün işçileri sendikamız etrafında birleşmeye çağırıyoruz.
Sendikalaşmanın bir hak olduğunu size öğreteceğiz!
Patronların isteğiyle bir kez daha gözaltına alınıyorum.
Sendikada işçilerle toplantı halindeyken gelip sendikanın kapısından gözaltına alınıyorum. Geri gelicem! Mücadeleye devam!
"Bir Türk takımının nasıl oynayabileceğini çok net gösterdik. Türk futbolunun ne olduğunu gösterdik. Türk futboluna yapılan hakaretlere baktığımızda, kalitemizin ne olduğunu gösterdik. Hep küçümsüyoruz kendimizi.” (gülerek)
Sizin bu ülkede hiçbir şeyin durup dururken gerçekleşmeyeceğini, gündeme birden bire bir şey pompalanıyorsa o konunun eninde sonunda iktidarın lehine sonuçlanması için önden başka bir bahanenin ortaya atıldığını öğrenmeniz için daha ne olması gerekiyor, götünüzü mü siksinler?
Silivri’den herkese merhaba,
Öncelikle paylaştığım videoyu yeniden izlemenizi ricaediyorum.
Videoda, 13 Haziran 2013 tarihinde Ankara’da, dönemin Başbakanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle katıldığım heyetin, hükümet yetkilileriyle yaptığı 3.5 saatlik toplantı sonrasında, Başbakanlık konutunun merdivenlerinde yaptığım konuşmam yer alıyor.
O halimi düşünüyorum. TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Başkanı gencecik bir Tayfun. Hükümet davetiyle görev bilmiş kendine orada olmayı ve bu açıklamayı yapmayı.
Bu açıklamanın üzerinden kocaman bir 9 yıl geçti ve bir andasuçlu ilan edildik. Aklımızın hala almadığı bir karar.
Bugün, haksız yere tutukluluğumuzun 1000. gününü geride bıraktık.
1000 günlük anormallik yaşıyoruz.
1000 gündür demir parmaklıklar arkasındayız.
1000 gündür sevdiklerimize hasretiz.
1000 gün hayatımızdan geçti, gitti.
1000 gün dile kolay…
1’den 1000’e kadar saymaya başlasa insan usanır, bir yerde saymayı bırakır.
Oysa ben hiç bırakmadım, eşim Meriç bırakmadı, kızım Vera bırakmadı. Annem ve babam bırakmadı. Meslektaşlarım bırakmadı. Öğrencilerim bırakmadı.
Hayatı bir yerde durdurma isteği geliyor, yalan değil. Çünkü anılar hep dışarıda. O anların fototğrafıyla avunuluyor burada ancak.
1000 gündür bir bu anılara yenileri eklenir mi diye düşünüyorum.
Videodaki gencecik Tayfun bir daha düşüyor hatrıma.
Defalarca şiddetsiz ve demokratik tepki gösterilmesini, yasalara saygıyı hatırlatan ben değil miydim? Bütün TV kanalları bunlarıyayınlamadı mı?
Şimdi neden hiç parçası olmadığım ve karşı çıktığım şiddet eylemlerinin faili sayılıyorum?
Bu soruyu 1000 gündür soruyoruz.
Mahkemede de sorduk. Tanıkları dinleyin dedik. Bütün ulusal kanallara çıkan görüntüleri verdik. Bakın bu masumiyetin kanıtıdedik. Kabul etmediler. Peşin hükümle, siyasi inatla verilen 18 yıllık bir ceza ile tüm hayatımız altüst edildi. Yine de sormaya devam ettik. 1000 günde en az 1000 kere sorduk.
Sorsak, belki Silivri’nin soğuk duvarı bile dile gelir konuşurdu, bir cevap verirdi. Olayın birebir tanıkları ise susuyor. Hapishane duvarından bile daha soğuk olmak mümkün mü? Mümkünmüş.
Çok basit, çok temel bir sorular soruyoruz: Benim suçum ne? Bu suçun kanıtı ne? Bu cezanın gerekçesi ne? Haykırıyoruz. Ailem haykırıyor, ufacık kızım Vera haykırıyor, aynı soruları, çevirip çevirip soruyoruz. Cevap yok.
Adalet hepimiz için ne önemli bir kelime. Değil 1000 gün bir ömür geçse de bugün olduğu gibi gür haykıracağız: Adalet, hemen şimdi.
Biliyorum sıkılıyor canınız. Biliyorum adaletin geciktiği her gün bir kâğıt kesiği gibi acıtıyor canımızı.
Ama vazgeçmiyoruz umut etmekten. Ne olur hiç vazgeçmeyelim umuda tutunmaktan.
Dostlarım, haksız tutsaklığımızın 1000. gününde özgür ve güzel günlerimizin yakın olduğu umudu ile hepinizi Silivri’den hasretle selamlıyorum.
Sevgilerimle;
Tayfun Kahraman / Silivri K. C. İ. K. A/42