“Hürriyet."
Adına marşlar bestelenmiş, şiirler yazılmış, türküler yakılmıştır.
Uğruna milyonlarca vatan evladı canını hiçe saymış, bir an olsun geri adım atmamıştır.
Çünkü hürriyet, bir milletin en kıymetli mirasıdır.
Tarih boyunca esareti kabul etmemiş bir milletin evladı olarak...
Gökyüzüne demir parmaklıkların ardından bakmak, insanın yüreğine ağır geliyor.
Yine de isyan etmiyor; "kader" diyor, sabretmeyi seçiyorum.
Çünkü sabır da, mücadele de inancın bir parçasıdır.
Dört ay geçti.
64 duruşma günü geride kaldı.
Geçen yalnızca zaman oldu.
İnancım eksilmedi.
Umudum tükenmedi.
Adalete olan güvenim ise dimdik ayakta kaldı.
En nihayetinde...
Cezaevleri de bu memleketin bir parçası değil midir?
İnsan nerede olursa olsun, vatan yine vatandır.
Ve insanın yüreğinde taşıdığı hürriyet, hiçbir duvarın ardında esir edilemez.
En uzun gecelerin bile bir sabahı vardır.
Hakikat, bazen gecikir...
Ama mutlaka gün yüzüne çıkar.
Ve o gün geldiğinde, geriye yalnızca hakikatin sesi kalır.
Bu ülkeye, çok kısa bir süre içerisinde 10 kreş kazandırdı Mehmet Murat Çalık.
Ama geride bıraktığı eserler yalnızca kreşlerle sınırlı değil. Yüzlerce merkezi, onlarca sosyal projeyi ve binlerce insana dokunan hizmeti hayata geçirdi.
Bütün bunları yaparken ne kendi çıkarını düşündü ne de bir başkasının. Tek bir amacı vardı: Türkiye’nin güzel evlatlarına daha adil, daha umutlu ve daha güçlü bir gelecek bırakmak.
Çünkü Mehmet Murat Çalık için belediyecilik; beton değil insan, makam değil vicdan, bugün değil yarın demekti.
Lâkin bunca hizmetin karşılığında onun payına haksız bir tutsaklık düştü.
Vebal, insanın omuzuna yüklenen en ağır yüktür. Çünkü dünyada hukuk önünden kaçabilirsiniz, insanları susturabilirsiniz, gerçekleri geciktirebilirsiniz. Ama vicdanın hükmünden de, ilahi adaletten de kaçamazsınız.
Bir insanın hakkına haksız yere girmek, bir aileyi gözyaşına mahkûm etmek, masumiyet ihtimalini görmezden gelmek… Bunların her biri ağır bir vebaldir.
Unutulmamalıdır ki; makamlar, unvanlar ve güç gelip geçicidir. Geride kalan ise ya hayır duası ya da taşınması çok zor bir vebaldir. Ve vebal, er ya da geç sahibini bulur.
Beylikdüzü Belediyesi Çağrı Merkezimizde görev yapan değerli çalışma arkadaşımız Muhammet Ali Başer’in vefat haberini büyük bir üzüntüyle öğrendim. Henüz hayatının baharında aramızdan ayrılması, yüreğimizde derin bir acı bıraktı.
Muhammet Ali; güler yüzü, samimiyeti ve çalışkanlığıyla herkesin sevgisini kazanmış, çalışma azmiyle örnek olmuş kıymetli bir mesai arkadaşımızdı.
Ne yazık ki genç yaşta yakalandığı amansız hastalığa yenik düşerek aramızdan ayrıldı. Bugün, haksız tutukluluğum nedeniyle onu son yolculuğuna dahi uğurlayamıyor olmak ise acımı daha da derinleştiriyor.
Merhum Muhammet Ali kardeşimize Allah’tan rahmet; başta kıymetli ailesi olmak üzere tüm yakınlarına, sevenlerine ve çalışma arkadaşlarımıza sabır ve başsağlığı diliyorum. Mekânı cennet olsun.
Böylesi zamansız vedaları kabullenmek çok zor…
Gençlik Kollarımızın kıymetli üyesi, yol arkadaşımız ve önceki dönem Çocuk Meclisimizin Başkanı, evladımız Suzan Rüya Balçık’ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrendim.
Henüz hayatının en güzel çağında, umutları ve hayalleriyle aramızdan ayrılan Rüya kızımızın ardından yüreğimizde tarifsiz bir acı kaldı. Onun gülen yüzünü, güzel yüreğini ve bıraktığı kıymetli izleri daima hatırlayacağız.
Rüya kızımıza Allah’tan rahmet; kederli ailesine, sevenlerine, Gençlik Kollarımızdaki yol arkadaşlarına ve tüm örgütümüze sabır ve başsağlığı diliyorum.
Mekânı cennet olsun.
Sevgili gençler, canım evlatlarım;
Bir yıl boyunca hayallerinize giden yolda büyük bir emek verdiniz, azimle çalıştınız. Şimdi ise verdiğiniz emeklerin karşılığını alma zamanı.
Şunu asla unutmamanızı istiyorum; sınavlar hayatınızın tamamını belirleyen bir sonuç değil, azminizi, emeğinizi ve hayallerinize olan inancınızı gösteren önemli bir duraktır. Her sonuç yeni bir başlangıcın, yeni fırsatların kapısını aralayabilir.
Yarın gireceğiniz üniversite sınavında hepinize gönülden başarılar diliyor, her birinizin hayalini kurduğu üniversiteyi kazanmasını ve geleceğe umutla yürümesini temenni ediyorum.
@CalikGonullusu Mehmet Murat Çalık Başkanımız neden hala tutuklu? 19 yılla yargılanan sapıklar bile serbest bırakılırken? Hala Türkiye de hukuk var Demeyin. Hak Yok, Hukuk Yok, Adalet Yok!
DEĞERLİ BEYLİKDÜZÜ HALKINA VE KAMUOYUNA
Bulunduğum haksız tecrit şartlarından, Beylikdüzü’ne ve halkımıza hizmet etmekten başka hiçbir gayesi olmayan yol arkadaşlarıma yönelik gerçekleştirilen gözaltı işlemini büyük bir üzüntü ve dikkatle takip ediyorum.
Şunun çok net bilinmesini isterim: Beylikdüzü Belediyesi’nde görev yapan, her kararın altına imza atarken yetim hakkını gözeten, teknik ve hukuki mevzuata harfiyen uyan idari ve teknik kadromuza, tüm mesai arkadaşlarıma güvenim tamdır. Onların dürüstlüğüne, kamu ahlakına ve devlete olan bağlılıklarına dün olduğu gibi bugün de kefilim.
Gözaltılara gerekçe olarak sunulan imar dosyalarının tamamı, teknik olarak tamamen şeffaf, kayıt altında ve yasal mevzuata uygun süreçlerden ibarettir.
Biz, mevzuat neyi gerektiriyorsa onu yaptık; kentimizin düzenini koruma noktasında her zaman yapıcı bir yaklaşım sergilerken, yasal sınırların dışına çıkan uygulamalara karşı da hukukun öngördüğü denetim ve encümen süreçlerini objektif bir şekilde işletmekten geri durmadık. Belediyemizin bu dik duruşu, evrakları ve yasal kararları dosyada açıkça dururken, görevini yapan belediye başkan yardımcılarımızın ve teknik personellerimizin suçlu gibi gösterilmesi bir haksızlıktır.
Bu operasyonlar, ne benim ne de çalışma arkadaşlarımın Beylikdüzü halkına olan hizmet aşkını ve dürüst yönetim anlayışını gölgeleyemeyecektir. Ortaya atılan bu iddialar, adalet duvarına çarpıp karşılıksız kalmaya mahkûmdur.
Gözaltındaki çalışma arkadaşlarımın dürüstlüğüne sonuna kadar inanıyor, her birine ve ailelerine sevgilerimi, desteklerimi gönderiyorum. Hak yerini bulacak, mesai arkadaşlarım da ben de halkımızın hizmetinde kucaklaşmaya devam edeceğiz.
Dualarım ve inancım sizlerle.
Mehmet Murat Çalık
Seçilmiş Beylikdüzü Belediye Başkanı
Almira’nın yüzündeki gülümseme bize bir kez daha gösterdi ki sevgi, dayanışma ve umut en zorlu yolları bile aydınlatmaya yeter.
Bu anlamlı günde kızımız Almira’yı yalnız bırakmayan, mutluluğuna ortak olan tüm komşularıma teşekkür ediyorum.
Zorlu bir mücadeleyi başarıyla geride bırakan Almira’yı ve bu süreç boyunca her an yanında olan kıymetli ailesini yürekten kutluyor; kendisine sağlıklı, mutlu ve umut dolu bir ömür diliyorum.
Almira, benim cesur yürekli güzel kızım;
Yaşadıklarını öğrendiğimde içimde büyük umut filizlendi.
Umutlandım; çünkü seninle aynı mücadeleyi veren her evladımız ve ailesi için başarmanın mümkün olduğunu gösterdin. Bana aynı yollardan geçmiş, hastalığı tüm zorluklara rağmen geride bırakmış, ailesine ve sevdiklerine kavuşarak hayata sımsıkı tutunmuş Mehmet’i bir kez daha hatırlattın.
Keşke bu satırları yazmak yerine, aynı gökyüzüne umutlarımızı ve senin mücadelenin zaferini simgeleyen balonlarımızı birlikte bırakabilseydik.
Bilmeni isterim ki artık sen Beylikdüzü ailemizin bir evladısın. Tüm komşularımız seni sevgiyle bağrına basacak, pazar günü gökyüzüne yükselecek her balon senin cesaretine, azmine ve kazandığın bu büyük zafere eşlik edecek. Ben de fiziken aranızda olamasam da kalbim ve dualarımla senin yanında olacak, gökyüzüne yükselen her balonda senin mutluluğunu hissedeceğim.
Kıymetli komşularım, değerli Beylikdüzü ailem;
Zorlu bir tedavi sürecini geride bırakarak sağlığına kavuşan, umudun ve mücadelenin simgesi hâline gelen güzel kızımız Almira’nın sevincine ortak olmak; dayanışmanın, umudun ve birlikte iyileşmenin gücünü gökyüzüne taşımak için sizleri “Umut Gökyüzüne Yükseliyor” etkinliğine davet ediyorum.
Gelin, Almira’nın zaferine hep birlikte tanıklık edelim; umutlarımızı balonlarla gökyüzüne bırakalım.
📆 14 Haziran ⏰ 11.00
📍 Yaşam Vadisi 1. Etap
Tarifsiz bir üzüntü içerisindeyim.
Beylikdüzü Belediyesi’nden mesai arkadaşımız İsa Çağlayan ve ailesinin geçirdiği trafik kazasında, evladımız Alpaslan Çağlayan’ı kaybetmenin derin acısını yaşıyoruz.
Alpaslan evladımıza Allah’tan rahmet; başta çalışma arkadaşım İsa olmak üzere ailesine, yakınlarına ve sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum.
Başımız sağ olsun.
Bir zamanlar bayram sofralarında kahkahalarımız eksik olmazdı…
Bugün ise aynı masada bir sandalye boş, bir yanımız yarım.
Belki mutluluğumuzu gölgelemeye çalıştınız, belki sevdiklerimizi bizden uzak bıraktınız…
Ama bilinsin ki; bizim umudumuzu, birbirimize olan bağlılığımızı, ahlakımızı, dürüstlüğümüzü ve geleceğe olan inancımızı alma şansınız yok.
Biz, bize öğretilen değerlerden vazgeçmeyen bir aileyiz.
Doğruluktan, vicdandan ve temiz kalpli olmaktan hiçbir zaman geri durmadık.
Çünkü bizi ayakta tutan şey sadece aynı soyadı değil; sevgi, ahlak, dürüstlük ve birbirimize duyduğumuz sarsılmaz bağdır.
Eksilsek de dağılmayız, suskun kalsak da vazgeçmeyiz.
Ve inanıyoruz…
Bir gün yine aynı bayram sofrasında, eksiksiz şekilde buluşacağız.
Sevgili Komşularım,
Kıymetli Beylikdüzü Ailem,
Bir Kurban Bayramı sabahına daha sizlerden uzakta uyanıyorum. Bayramın en güzel yanı; aileyle, sevdiklerle, komşularla aynı sofrada buluşabilmekken, bu bayramda da sizlere sarılamamanın burukluğunu yaşıyorum.
Bu zor günlerin geçeceğine dair inancımı hiç kaybetmedim. Adaletin, vicdanın ve dayanışmanın mutlaka kazanacağına yürekten inanıyorum. Benim en büyük gücüm; sizlerin desteği, duaları ve güzel dilekleri olmaya devam ediyor.
Bayramlar; kırgınlıkların değil, umutların büyüdüğü günlerdir. Diliyorum ki bu bayram; ülkemize huzur, sofralarımıza bereket, kalplerimize umut getirsin. Çocukların korkusuzca güldüğü, annelerin gözyaşı dökmediği, gençlerin geleceğe umutla baktığı bir Türkiye’ye hep birlikte kavuşalım.
Ve inanıyorum…
Bir sonraki bayramda; aynı gökyüzünün altında, aynı meydanlarda, aynı sofralarda yeniden buluşacağız. Birbirimize hasret kalmadan, umutla sarılacağız.
O güne kadar; sevgimizi, dayanışmamızı ve güzel yarınlara olan inancımızı hep birlikte koruyacağız.
Mehmet Murat Çalık
Silivri Cezaevi
Doğruluğu kanıtlanmamış, haksız sebeplerle girdiğim cezaevinin dört duvarı arasında zaman öyle ya da böyle geçiyor. Geçen her şey arasında en çok canımı yakan sevdiklerimin hasreti ve onlarsız aldığım her nefes…
Ve bugün canım oğlum, evimizin küçüğü, beni babalık duygusuyla ikinci kez tanıştıran oğlum Denizhan’ın doğum günü. Cezaevine girdiğimde 11 yaşındaydı. Şimdi 13 yaşına giriyor. Bir baba için evladının her yaşı kıymetli ve değerlidir. Ne yazık ki bu değerli günler benim için yitip giden acılara dönüştü.
Sen bir yaş daha alırken başarılarınla gurur duymaya, seni her zamanki gibi çok sevmeye, baban olduğum için şükretmeye devam ediyorum. Şunu unutma oğlum; baban alnı açık yüzü ak bir şekilde yanına gelecek. Doğum günün kutlu olsun Denizhan’ım…
Mehmet Murat Çalık
Silivri Cezaevi