Antalya Cam Piramit Kongre Merkezi’nde düzenlenen 3. Çağdaş Sanat Fuarı’nı sanatçılarımızın daveti üzerine ziyaret ettik.
İlgi ve misafirperverlikleri için teşekkür ediyor, emekleri ve sergiledikleri kıymetli eserler dolayısıyla tüm sanatçılarımızı tebrik ediyorum.
Dostlarımızın evlatlarının mutlu günlerine tanıklık etmek, hayatın kıymetli anlarındandır.
Alara Kibrit ve Berkay Kuleyin’in düğünü de böylesine anlamlı bir buluşmaya vesile oldu.
Siyaset ve spor dünyasından isimleri bir araya getiren gecede; İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Müsavat Dervişoğlu, Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ, Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Sayın Hüseyin Baş, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mansur Yavaş, İbrahim Hacıosmanoğlu ve Akif Üstündağ ile birlikte genç çiftin mutluluğunu paylaştık.
Uzun zamandır görme fırsatı bulamadığımız dostlarla hasret giderdiğimiz, eski hatıraları yad ettiğimiz bu güzel akşamın en büyük anlamı ise Berkay ve Alara'nın mutluluğuydu. Güzel gelin Alara'nın şahidi olarak katıldığım gecede iki dost ailenin güzide evlatlarına sağlık, huzur ve sevgi dolu bir ömür diledim.
Siyasi partiler herkese açık olup kimin ne olduğunu ölçüp biçip değerlendiren aygıt yoktur. Ancak belli vadede elek üstü kalanlar vardır ki siyasette söz sahibi olurlar. Uzlaşı ise önemli bir maharettir.
Bugün CHP'nin iktidar, muhalefet, demokrasi ve özetle Türkiye için çok gerekli olduğunu kimse inkar edemez.
Ülkemizde siyasetin dışarıdan dizayn edilmeye çalışılmasının faturasını, toplumun çok ağır bedeller ödeyerek yaşadığı bilinen bir gerçekliktir. Bunların adına darbeler ve muhtıralar denilmiştir ki gelecek nesillerimizi bile her alanda duraksatan, borçlandıran sonuçlar yaratmıştır. Siyasi partilerin yeterince kurumsallaşmasını engellemiş demokratik kazanımları biçmiştir.
Siyasal yaşama müdahalenin asker ya da sivil kimden ya da hangi kurumdan geldiğinin önemi yoktur!..
Bugün siyasi yaşam ve demokratik kazanımlar tehdit ve tehlikeye maruz kalmışsa, #CHP'liyim diyenlere düşen geçmişten gelen kırgınlıkları gecikmeden onarıp bu köklü partiyi bir ve bütün tutarak krizi, güçlü bir demokratik birliğe dönüştürmek görev ve sorumluluğu bulunmaktadır. @herkesicinCHP
19 Mayıs; bir milletin yeniden ayağa kalkışının, bağımsızlık iradesinin ve gençliğe duyulan sonsuz güvenin adıdır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı, minnet ve özlemle anıyor; geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyorum. 🇹🇷
#19Mayıs1919
Hafta sonu Özlem ve Celal'in davetlisi olarak gelen ATSO kadın girişimciler ba��kanı Serap Kocaoğlu ve üyeleri ile birlikte güzel bir günü paylaştık. Gaziantep'ten ziyarete gelen değerli işinsanı dostumuz Erhan Özmen ve değerli dostlar Tuluhan Tekelioğlu, Işık Yargın ve belediye başkanımız Halil Öztürk ve eşi ile hoş bir günü paylaşarak sohbet imkanı bulmak keyifli olmuştu.Teşrifleri için teşekkür ediyorum.
AVLAN KARAGÖL VE ELMALI OVASI
Geçtiğimiz günlerde çok soğuk günler geçirmemize rağmen bu yıl elma üreticileri don yaşamadı. Çünkü yeterli kış ve bahar yağışları sonucu Karagöl ve Avlan su tutmuş, göller oluşmuştu. Bu nedenle dağlarda kar ve soğuklara rağmen ovada sıcaklık sıfırın altına düşmedi.
Bilinenin aksine, bu iki gölde ancak yeterli yağış olursa su toplanır. Ne kadar göl oluşsa da yaz aylarında kurur ve yıl boyu göl olarak kalmaz.
Ülkemizde belki de suların en kötü kullanıldığı yerin Elmalı olduğunu söylemek pek abartı sayılmaz. Karagöl’ün devletçe iskân amacıyla tahsisi ve satılması, geçmişte Osmanlı’nın sancak merkezi olan kadim şehir Elmalı ve ünlü ovasının talihsizliği olmuştur.
Çünkü devlet, geçmişteki hatayı telafi etmek adına, asıl suların toplanma alanı olan Karagöl havzasını güneydeki Avlan’a bir kanalla bağlamış, Avlan’dan da Finike’ye aktarıp dağlarla çevrili kapalı bir havza olan Elmalı Ovası’nı tamamen taşkın sularından kurtarmayı amaçlamıştır.
Ancak evdeki hesap çarşıya uymamıştır. Ovanın kuzeyindeki Karagöl, havzanın su toplandığı en düşük kottur.
Elmalı’nın, içme suyundan bile mahrum kaldığı kurak 90’lı yıllarda, benim Antalya Belediye Başkanlığı dönemimde Elmalı’nın içme suyunu Karagöl havzasındaki Kazanpınar kaynaklarından hat döşeyerek sağlamış, köylere de sondaj kuyuları açmıştık.
En düşük kottaki kurutma çalışmasının tüm ovayı kurutacağı, yeraltı sularının da çekilmesine sebep olacağı bilinen bir gerçekti. Ancak Karagöl’deki çiftçilerin yıllar süren haklı feryatları ve çok yağışlı dönemlerdeki su taşkınlarının birçok köyde önemli zararlara neden olması nedeniyle DSİ, sonunda köklü çözüm olarak taşkın koruma yerine kurutma çalışmasına yönelmiş ve bunda başarılı da olmuştu.
Fakat ekolojik dengeyi bozmanın zararı pahalıya mal oldu. İlk akla gelen çözüm, Finike tünelini kapatıp Avlan Gölü’nü yeniden oluşturmaktı.
Kurutma için artık Finike tüneline gerek yoktu. Çünkü yağışlar azalmıştı ve ovanın sularını düdenler çekebilir, Karagöl çiftçileri de tarımını sürdürebilirdi.
Oysa Avlan’ı ve yeraltı sularını besleyen asıl kaynağın Karagöl çevresinde toplanan sular olduğu hesaba katılmamıştı. Ovanın en düşük kotu olan Karagöl kurutuldukça ne Avlan ne de yeraltı suları beslenebiliyordu.
ASAT’a kurdurduğumuz motopomplar ile bir miktar taşkın suyu kanala aktarılıyor olsa da çok az miktarı kullanılabiliyor, 100-150 milyon m³ civarındaki su düdenlere verilerek yeraltında kayboluyordu. Yaz aylarında ise bu suların damlasına muhtaç hale geliniyordu.
Geçtiğimiz yüzyılda dünyanın birçok yerinde göller kurutularak tarım havzaları yaratıldı. Ancak yaşanan ekolojik dengesizlikler ve suyun petrolden daha değerli bir meta olduğunun anlaşılmasıyla bu hatadan dönülüp göller yeniden ihya edildi.
Aslında kimse mağdur edilmeden çözümler bulmak zor değildir. Elmalı’da göller 70’li yıllarda kurutuldu. Göllerin kurutulmasında bazı güçlü ailelerin payı olduğu yönündeki iddialar ise maksatlı ve tamamen uydurmadır.
O yıllarda devlet, bizim kadim çiftliğimizin tamamına “Avlan Gölü’nün taşkın sahasındadır, dolayısıyla hazinenindir” iddiasıyla dava açmış, ailenin hukuk mücadelesi yaklaşık 30 yıl sürmüştü.
İşin özü şudur: Bu yılın bol yağışlarıyla oluşan göller yaz aylarında kuruyacak, kurak yıllarda ise kışın dahi yeterince su tutamayacaktır.
Çözüm olarak gösterilen ve “ödenek yokluğundan yapılamıyor” diye sunulan Türkmentepe Barajı maalesef köklü çözüm değildir. Çünkü Türkmentepe bir baraj değil, su kapanı projesidir. Taşkın koruma amaçlı bir projedir. Yapılması yararlı olabilir; ancak Elmalı’nın sularını toplayacak, içme suyu ve tarımsal sulama amaçlı kullanılabilecek bir baraj olmayacaktır.
Sonuç olarak boşa akıtılan ve kaybedilen sular, sadece Elmalı’nın değil; canlı yaşam hakkının ve insan hakkının da ihlalidir.
DSİ, ödenek var ya da yok diye beklemeden, öncelikle çağın gerçekliğine uygun teknik incelemeleri yapmalı ve gerçekçi verileri ortaya koymalıdır.
KONYSİAD’ın Mayıs ayı toplantısına, Başkan Sayın İlhami Kaplan’ın ev sahipliğinde ve Gazeteci Ali Buldu’nun moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Antalya’nın Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı programda konuk olarak katıldım. Toplantıda; kentin geçmişten bugüne yaşadığı dönüşümü, imar yasa değişiklikleri ve kentlerdeki teknik donanım eksikleri nedeniyle yaşanan planlama sorunlarını, turizm gelirlerinin Antalya’ya yansımasını ve Büyükşehir Yasası’nın etkilerini değerlendirme fırsatı bulduk.
Antalya’nın kimliğini, doğasını ve geleceğini koruyan; akılcı, sürdürülebilir ve millet odaklı bir şehir vizyonunun önemini bir kez daha vurguladık. Nazik davetleri ve kıymetli ev sahiplikleri için teşekkür ediyorum.
Değerli dostumuz, 27. Dönem İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu’nun oğlu Oğuz ile Antalya’dan Yılmaz ailesinin kızları Beste’nin nişan yüzüklerini takarak, eşimle birlikte bu mutlu günlerini paylaştık.
Ülkemizin kalkınmasına alın teriyle katkı sunan, üreten, çalışan ve emeğiyle hayatı var eden tüm işçilerimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutluyorum. #1Mayıs
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan; millet iradesinin, bağımsızlığın ve geleceğe duyulan inancın en güçlü ifadesidir.
Çocuklarımızın umutla büyüdüğü, güçlü yarınlara yürüdüğümüz bir Türkiye dileğiyle…
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun. 🇹🇷
Türk siyasetinin müstesna isimlerinden, Türkiye Büyük Millet Meclisi eski Başkanı Hüsamettin Cindoruk’un vefatını derin bir üzüntüyle öğrendim.
Hukukçu ve demokrat kimliğiyle siyasetimize damgasını vurmuş; ömrünü demokrasiye, hukuk devletine ve Cumhuriyetimizin temel değerlerine adamış kıymetli bir devlet adamıydı.
Merhuma Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum.
Yaşadığı çevre Akbelen'i korumaya çalışan Esra'nın tutuklanması, muhalif belediye başkanlarının tutuklanması kadar vahimdir!. Nereye gidiyoruz? Hukuku yok sayarak nereye varacağınızı sanıyorsunuz?
Hepimizin ortak sevdası ve masanın konusu tabii ki Türkiye🇹🇷
27. Dönemde birlikte görev yaptığımız Antalya MV @Hasan_Subasi Bey, Bursa MV Prof. @tatliogluismail Bey, Aydın MV @AydinASezgin Bey ve kıymetli @CoskunYildirm34 Bey’i bana kazandıran siyasete teşekkür etmeliyim🧿
Bir milletin kaderi, inancıyla yeniden yazıldı.
18 Mart Çanakkale Zaferi; yokluk içinde var olmanın, esarete boyun eğmemenin adıdır.
Bu destanı yazan aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun. 🇹🇷