Bir Satranççı Gözüyle GM Özgür Özel…
Süreci bir satranççı gözüyle değerlendirince, aslında tablo oldukça net görünüyor.
Yıllardır aynı oyuncu masaya oturuyordu. Rakip açısından bulunmaz nimetti. Tam 13 kez yenilmiş bir oyuncudan bahsediyoruz. Hani turnuvada eşleşme kâğıdında adını görünce insanın içinden:
“Oh be, rahat tur…”
dediği türden.
Kemal Kılıçdaroğlu, iktidarın yıllardır en sevdiği rakipti. Çünkü satrançta bazen kötü hamle yapan rakipten daha değerlisi yoktur. İnsan kendi planını bile geliştirme ihtiyacı hissetmez. Rakip zaten sürekli taşlarını boşta bırakıp, kritik anlarda kendi oyununu bozuyorsa, fazla yorulmaya ne gerek var?
Sonra kaybeden kulüpte homurdanmalar başladı.
“Her türlü desteği veriyoruz ama sonuç hep aynı.”
“Bu oyuncu artık zaman kontrolünü bile yönetemiyor.”
“Her oyunda şah açıkta kalıyor.”
“Yenilmeye doymuyor, sürekli kaybettiği varyantı tekrar oynuyor.”
Dediler ki:
“Dede, artık kalkma zamanı geldi. Biraz daha enerjik biri otursun.”
Ve Özgür Özel geldi.
İlk maçta öyle bir oyun çıktı ki, rakip neye uğradığını şaşırdı. Uzun yıllardan sonra ilk kez karşılarında gerçekten hamle yapan birisi vardı. Üstelik ezber açılışlarla oynanan kahvehane satrancı değil; tempo bilen, merkezi alan, rakibi savunmaya zorlayan bir oyun…
Sürekli çalışıyor, her türlü yeni hamleye en doğru yanıt buluyor, kural dışı (!) hamlelere bile mükemmel savunmalar geliştiriyor, sadece rakiple değil, taraflı hakemlerle de başa çıkabiliyor.
Rakibin yüzü düştü.
Çünkü yıllardır alıştıkları düzen bozulmuştu. Daha önce rakip taşları kendi kendine düşerdi, kendi kendine mat olurdu. Şimdi ise karşı tarafta gerçekten oyun kurmayı bilen birisi vardı.
Daha kötüsü, rakip ilk kez hesap yapmak zorunda kalmıştı. Ama hesaplar da nafile sonuç vermiyordu.
Ve tam herkes:
“Galiba tahtada artık gerçek oyun başlayacak”
derken, bizim eski oyuncu yeniden ortaya çıktı.
Ama kazanmak için değil…
Sanki yıllardır kaybeden kendisi değilmiş gibi, bir anda tahtanın etrafında dolaşmaya başladı. Kaybettiği turnuvanın kupasını, itiraz masasından almaya çalışan oyuncular gibi…
İnsan ister istemez düşünüyor:
Acaba rakip takım adına mı oynuyor?
Çünkü satranç tarihinde nadir görülen bir durum yaşanıyor:
Rakip takımın en sevdiği oyuncu, kendi kulübünce emekli edilince, rakip taraftar daha çok üzülüyor.
İşin trajikomik tarafı ise şu:
İktidar cephesi yıllardır yenemedikleri rakiplerden değil, tam tersine yenmeye alıştıkları rakibin gitmesinden rahatsız oldu.
Düşünün…
13 kez mat etmişsiniz.
Bir gün geliyor, kulüp diyor ki:
“Bu oyuncu artık oynamayacak.”
İnsan ister istemez panikliyor:
“Çünkü yenisi yetenekli bir usta!”
İşte bütün mesele burada.
Çünkü satrançta en büyük sorun, rakibin sizden çok ama çok daha iyi oynamasıdır. Bugün yaşanan tartışmaların önemli kısmı, tam olarak bu korkudan kaynaklanıyor:
Karşılarında artık gerçek bir usta var ve kurallara uygun bir maçı kazanmalarına olasılık yok.
Sorun yeni oyuncunun kim olduğu değil;
ilk kez oyunun gerçekten başlamış olması!!
Ama bu kez oyuncunun arkasında büyük destek var. Yerine, ayak oyunlarıyla, çakma ustaları koymakla kazanmak artık mümkün değil.
#sözümüzVar #CHPÖzgürÖzel #ChpBaşkanıÖzeldir @ozgurozeliletsm@herkesicinCHP@eczozgurozel
Aslında İlber Ortaylı ile 150 yıllık bir gelenek son bulmuş oldu..
İlber Hoca İdil-Kazan aydınlanmasının son halkasıydı..
İsmail Gaspıralı
Yusuf Akçura
Ayaz İshaki
Sadri Maksudi Arsal
Zeki Velidi Togan
Halil İnalcık
Ve
İlber Ortaylı