Hz. Muhammed’in ﷺ Peygamberliğini Gösteren Çarpıcı Bir Olay
İngiliz araştırmacı Paul Williams, İslam’ı kabul etme sürecinde kendisini en çok etkileyen delillerden birinin, Hz. Muhammed’in ﷺ oğlu İbrahim’in vefatı sırasında yaşanan güneş tutulması olduğunu anlatıyor.
İbrahim henüz bebekken vefat ettiğinde güneş tutulması meydana geldi. İnsanlar, “Güneş, Peygamber’in oğlunun ölümü nedeniyle tutuldu” dediler.
Ancak Hz. Muhammed ﷺ bu düşünceyi reddederek şöyle buyurdu:
«“Şüphesiz güneş ve ay, Allah’ın ayetlerinden iki ayettir. Hiç kimsenin ölümü veya hayatı sebebiyle tutulmazlar.”»
Paul Williams’a göre bu olay, Hz. Muhammed’in ﷺ gerçekten Allah’ın peygamberi olduğuna dair kendisini ikna eden önemli göstergelerden biridir.
Çünkü başka biri böyle bir durumda yaşanan olayı kendi lehine kullanarak peygamberliğini güçlendirmeye çalışabilirdi. Hz. Muhammed ﷺ ise bunu yapmamış, aksine insanların yanlış yorumunu düzeltmiştir.
Kur’an-ı Kerim’de de şöyle buyurulur:
“O, hevâ ve hevesinden konuşmaz. Onun konuşması ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.”
(Necm Suresi, 53/3-4)
@akiluno_a
“İsrail’e destek vermek için giden Evanjelik Hristiyan… gerçekle yüzleşiyor.”
İsrail’e koşulsuz destek vermek amacıyla bölgeye giden bir Evanjelik Hristiyan, sahada yaşadıklarıyla büyük bir şok yaşadı. İnandığı anlatılar, gördüğü muamele ve tanık olduğu gerçeklerle paramparça oldu.
Bu olay, propagandayla pazarlanan hikâyenin, sahadaki gerçeklerle nasıl çöktüğünü bir kez daha gözler önüne seriyor.
Destek için gidenler bile sistemin ayrımcı, vahşi, barbar yüzüyle karşılaşıyor, mazlumların yaşadıklarını düşünmek bile zor.
Danimarka’da, bir Müslümanın bile yaşamadığı bir adada, üç üniversite öğrencisi, hayatları boyunca hiç bir Müslüman ile karşılaşmamış olmalarına rağmen birlikte İslam’ı kabul ettiler.
Ve işte onlar: Julia, onun kız kardeşi ve arkadaşı.
Ertesi gün, İman kelimesini söyledikten ve başörtüsüyle derse geldikten sonra müdür onları yanına çağırdı ve sordu:
“Kim sizi saptırdı? Bugüne kadar tek bir Müslümanla bile karşılaşmadım. Peki nasıl İslam’a geçtiniz?”
Buna Julia, medya aracılığıyla duydukları İslam karşıtı propagandayı duyduktan sonra, kız kardeşi ve arkadaşıyla birlikte İslam hakkında araştırma yapmaya karar verdiklerini söyledi.
“Eğer siz de önyargısız araştırırsanız, bu dinin doğruluğunu ve değerini anlayacaksınız.” Bunun üzerine müdür sustu.
Julia 20 yaşında. Şunları söylüyor:
“Kız kardeşim, arkadaşım ve ben birlikte İman kelimesini söyledik. Bu, hayatımın en mutlu günüydü. Mutluluğumuzu kelimelerle ifade etmek mümkün değil. Şehadet getirmek bize kelimelerle anlatılamayacak bir iç huzur ve ruhsal sükunet verdi.”
Şimdiye kadar, diyor ki, ne bir âlim ne de sıradan bir Müslümanla karşılaşmışlar.
“Tüm bilgileri internetten aldık. İslam’ı kabul ettikten sonra ben de Kuran-ı Kerim’i okumaya başladım. Böylece kafamda daha önce olan tüm sorulara cevap buldum.”
“Her psikolojik kriz yaşadığımda, Kuran’a yöneliyorum. Tüm soruların cevabını buluyorum ve garip bir mutluluk hissediyorum.”
Julia şöyle diyor:
“Şimdi tek hedefim Allah’ın rızasını kazanmaktır – insanlar memnun olsun ya da kızgın olsun, ben Rabbimi hoşnut edecek her şeyi yapmak zorundayım. Tek güvenim Yaratıcıma.”
“Beş vakit namaz kılan ve tamamen Müslüman bir aileye sahip olmayı diliyorum.”