Bir konuda karar veremediğimde kendime tek bir şey soruyorum: “İkra bu konuda bana gelse, ona ne söylerdim?”
Cevap netleşiyor, sorun çözülüyor. Çocuk büyütürken insan biraz da kendine rehber oluyor galiba.
Bir hamam böceğini öldürürsen kahraman, bir kelebeği öldürürsen şeytan olursun.
Çünkü ahlakın bile estetik standartları vardır.
Der Friedrich Nietzsche
Eskiden dünyada olup bitenlere mutlaka bir tepki verir, karşı çıkmaya çalışırdım. Anne olduktan sonra bir şey oldu ve ben değiştim. Dünya yansa (şu anda olduğu gibi) ya da kıyamet kopsa bile, İkra’yla lego oynamaya devam ederim.
Eskişehir 📍
1) Sazova Parkı (Masal Şatosu)
2) Odunpazarı Evleri (Geleneksel Anadolu Türk Mimarisi)
3) TÜRASAŞ Devrim Arabaları Müzesi (1961)
4) Eskişehir Çağdaş Cam Sanatları Müzesi (Türkiye’de açılan ilk cam sanatları müzesi) +
5) Orkun Klasik (1964 Chevrolet, 1949 Dodge Kingsway ve fazlası)
6) Sanat Sokağı (İçerisinde Seramik Sanatları Müzesi, Karikatürler ile Yılmaz Hoca Galerisi, Kukla Tiyatrosu vb.)
7) Eskişehir Hamam Müzesi (Hamam kültürüne, tarihine dair her şey)
8) Porsuk Çayı (Gondol İskelesi)
Ama yolun ilerlediğinde asıl gücün sende olduğunu fark edersin; Geçmişin izlerinde sürüklenmek yerine kendi kaderini dönüştürmenin sadece senin elinde olduğunu keşfedersin.
Tamam, anlıyorum, aynalama tekniği önemli. Çocuğunuz üzüldüğünde “şu an üzgün hissediyorsun” diyip duygusunu anlamalıyız. Ama ben bunu günde 59 kere söyleyemem ki 😂
Annelik sürecinde ahtapotlar yemek yemeyi bırakır.
Flamingolar rengini kaybeder.
Alabalıklar parlar, sonra solar.
Çünkü doğa bilir; annelik bir dönüşümdür ve hiçbir dönüşüm sonsuza dek sürmez.
Ve bir gün, kendi küllerinden değil; kendi sevginden yeniden doğarsın.
Evimin önüne küçük bir bahçe yaptım. Çiçekler ektim, toprağıyla ilgilendim, her gün emek verdim. Kendi bahçemi güzelleştirmekle o kadar meşguldüm ki, etrafımdaki diğer bahçelere bakmayı hiç düşünmedim.
Konu bahçe değil.