SÜBVANSİYONLU ÇİFTÇİ KREDİLERİ
🧑🌾🏦💸Bugün açıklanan kararname ile çiftçilere kullandırılan sübvansiyonlu kredilere uygulanan faiz indirim oranlarında ve kullandırılacak kredi üst limitlerinde değişiklikler yapıldı.
✅Değişiklere bakmadan önce 2024-2025 arasında ilgili banka ve kuruluşlarca kullandırılan çiftçi kredilerinin durumuna bakalım.
🏦2024/8-2025/8 Aylarına ait BDDK verileri ile Tarım Kredi Kooperatiflerince kullandırılan sübvansiyonlu kredilere ait veriler şöyle:
💸2024/8 Toplam Kredi Tutarı: ~855,3 milyar TL (GNK'lar dahil)
💸2025/8 Toplam Kredi Tutarı: ~1,248 trilyon TL (GNK'lar dahil)
Artış oranı %45,9
✅2024/2025/8 Enflasyon oranı %32,95
2024/2025/8 Tarımsal Girdi Enflasyon Oranı %34,09
2024/2025/1 Enflasyon oranı %42,12
2024/2025/1 Tarımsal Girdi Enflasyon Oranı %30,49
2023 yılında yayınlanan kararnamenin (8039 karar sayılı) 3. maddesinde kararname geçerlilik süresi 1.1.2024/31.12.2026 arasında 3 yıl olarak belirlenmiştir.
Aynı şekilde, 8039 sayılı kararnamenin 11. maddesi "...kredi üst limitleri her yılın ilk gününden itibaren bir yıllık TARIMSAL GİRDİLER ENFLASYONU (T-GFE)'ye göre önceki rakamlardan aynı oranlarda artış yapılarak revize edilir" denmektedir.
✅💸Şimdi de TC Ziraat Bankasına, 2024 yılında hazine tarafından ödenen faiz indirimi zararı tutarına bakalım:
87 milyar 623 milyon TL.
2025 Bütçesinden ayrılan miktar 160 milyar TL.
2025/8. ay itibariyle ödenen görev zararı 63,846 milyar TL.
2026 Bütçe taslağındaki öngörülen hazine ödemesi 220 milyar TL.
💸🧑🌾2024-2025 Yılı için somut bütçe ödeneği %82,6 artırılmış iken, 2025-2026 için planlanan artış ise %37,5 olarak belirlenmiştir.
🧑🌾Ara sonuçlar:
☑️30 Aralık 2023 tarih ve 8039 sayılı kararname hükümleri daha ilk yılından, 2. yılına kalmadan, 3 yıllık hedef planlama kadük kalmıştır.
☑️Aynı şekilde, Tarımsal Girdiler Fiyat Endeksine göre artırılması gereken üst limitler bırakın %30,49 artırmayı bazı kalemlerde azaltılmıştır.👇
✅Bu iki ciddi politika ve hedeflenen plan sapmasının sebebi ise 2026 Bütçe taslağ�� üzerinden okunabilir.
Çünkü, hazine tarafından katlanılacak olan faiz indirimi zararları için yapılacak ödeme taslağı, bir önceki artış oranının yarısının bile altında kalmıştır.
Bu durum ya kredi limitlerinin kısılması ya da katlanılan kredi maliyetinin (sübvansiyon-faiz indirimi zararı) azaltılması ile mümkün olacaktı.
Burada görünen ise işin şansa bırakılmadığı, her iki kısıtlamanın birlikte yapılması şeklinde gerçekleşmiştir.
Kaldı ki; Yaklaşık 21 yıldır uygulanan sübvansiyonlu kredilerinin hem faiz hem de limit indirimlerinin birlikte yüksek indirimlere maruz kaldığı bir dönem olmadığı, yapılan (kısmi) indirim-artırım uygulama pratiklerinin daha ziyade tarım politikalarına yönelik olduğu bilinmektedir.
Her iki kararname arasındaki farklar ekte özet tablolar halinde verilmektedir.
Bize göre; Tarım Bakanlığının böylesine köklü bir politika değişikliğine gitmesi beklenen bir uygulama olmamakla beraber, buna dair herhangi bir önbilgi, danışma, açıklama, kamusal bilginin varlığına da rastlanmamıştır.
🧑🌾✅Analiz/Değerlendirme:
Tarımsal finansman konusunda çiftçilerin ciddi sıkıntılar çektiği bilinen bir gerçektir.
Ürün MALİYET-FİYAT ve işletme karı (çiftçi karı) odaklı olmayan piyasanın tüm dağınıklığına, tüm dengesizliğine, tüm düzensizliğine, tüm ekonomik denetimsizliğine (kısacası kamusal regülasyon gücü ve hakemlik rolüne) rağmen kredi, borç gibi dış finansal kaynaklarla üretimi sürdürme inadı güden, toprağa bağlılık, geleneksel güven unsurları ve başka yapacak işlerinin olmaması nedeniyle sürdürülen tarımsal faaliyetlerin bu şekilde nefes almasına yapılan müdahalelerin yerinde olmayacağını düşünüyoruz.
Ayrıca bu düşüncenin yanlışlığı yukarıdaki analitik verilere göre zaten açıkça görülmektedir.
Kredi miktarları %45,9 artarken kullanılan kredi üst limitlerinin aynı kalması demek, bir sonraki yıl çiftçileri aynı miktar paralar ile kredileri takla dahi attıramayacak, kazançlarından ilave ödeme yapmak zorunda kalacağı bir finansal krize sokacağı aşikardır.
Hele hele en kısa vadelisi 27-36 aylık bir süreç planlaması gerektiren tarımsal planlamaların ve hedeflerin gün aşırı, yıllık, dönemlik değişikliklere uğraması, hele hele bunun finansman gibi hassas ve özel bir başlık üzerinden yapılması tarımsal politikalara kamusal güven unsurunu ciddi anlamada zedeleyecek; çiftçilerin ise kendilerini sahipsiz hissetmesine yol açacaktır.
Sonuç: Bu uygulamanın bir kez daha değerlendirilmesi ve 2023 tarihli kararnameye sadık kalınarak (3. ve 11. maddeleri gereği) çiftçilerimizin güven ve üretim motivasyon duygularının korunmasını talep ediyoruz.
🔴"Çiftçinin kullanacağı kredinin faiz yükü neredeyse iki katına çıktı
🔴"Bu faiz yüküne tarım sektörü ve çiftçi katlanamaz"
🔴"Çiftçi finans sektörü dışındaki yerlerden yüksek faizle kredi kullanmak zorunda kalacak ve bazıları belki üretimden çıkacak"
-- Mutlu Doğru👇📺
He did it once. He did it twice. And now, for the third time — @topfragrls is the 2025 #WorldSBK Champion! ⭐️⭐️⭐ Claiming his second consecutive title with BMW 🏆👑
#TripleToprak
Emekli nüfusu 16 milyona dayanmış.
Bu yıl sonu itibarıyla maaş ödenecek emekli sayısı 15 milyon 900 bin.
Pekala sigortalı çalışan sayısı?
2023 yılı rakamlarıyla 24.2 milyon
Yönetebilmek için mutlak suretle şapkadan tavşan çıkarmanız gerekiyor. Çünkü bu rakamlarla ne stabil bir ekonomiye nede yönetilebilir bir Sosyal Güvenlik Sistemine sahip olmanız mümkün değil.
Bu arada dikkat ediyormusunuz?
Dün EYT için kamuoyu oluşturup hükümeti baskılamış tayfa şimdi de 16 milyona dayanmış emekli ordusunun maaşının düşüklüğünden yakınıyor? 🤦♂️
Sürekli halde sorumsuz ve sorunlu bir talepkarlık hali. Artık bu bir kültür olmuş.
Vergi vermeyeyim yok illa vereceksem de düşük olsun ama elektriğim, suyum, doğal gazım, yolum, köprüm, hastanem hepside bitamam olsun!
Çalışmayayım, çalışacaksam da 40-45 yaşında emekli olup, ekonomiden çekileyim ama emekli maaşım da yüksek olsun?
Orhan Veli'nin "rahat" şiirindeki gibi
"..acıkmasam dersin,
yorulmasam dersin;
çişim gelmese dersin,
uykum gelmese dersin;
ölsem desene!" 🙂
Bizde olay bu,
İsterse sosyal güvenlik sistemi çöksün, ülke batsın, isterse maaşları ödeyebilmek için yeniden IMF kapılarına düşelim ama Allah rızası için beni 40-45 yasında emekli edin, arabamı değiştireyim, yazlığa kapağı atayım, komşularla okeye oturayım, bütün sene tatil yapayım.
Sonra?
‘Emekli maaşıma zam düşük!’🤦♂️
Yahu erken yaşta emekli olup, sonrada maaşın düşüklüğünden şikayet etmek akıl karı mı?
Efendim emeklilere zam niçin çalışanlara oranla düşük? Yahu kural bu! O çalışıyor!
Bütün Batı`da emekli maaşları çalışırken alınana kıyasla düşüktür. Son yıllarda Avrupa devletlerinin emeklisini, yaşlısını külfet gibi görerek farklı şekilde daha az parayla yaşanabilir, ucuz ülkelere ihraç etmeye çalışmasının sebebi de budur.
Çalışanla emekli arasındaki gelir oran farkı da bizimle kıyaslandığında çok daha büyüktür.
Üstelik o Batı dediğinizde en düşük emekli olma yaşı 65? 67?
Efendim, kaç yıl çalışılmış, ne kadar prim ödenmiş bunların hiç bir önemi yok! Bunlar sadece emeklilik maaşınızın oranına, emeklilik sonrası hayatınızın kalitesine etki eder bunun dışında 65 yaşından evvel hiç kimse emekli olarak çalışma yaşamından düşmüyor.
Yıllarca anlattık, bir daha tekrar edeyim;
Bakın ortalama ekonomilerde -dikkat edin iyi değil sadece ortalama diyorum- bir ülkenin sosyal güvenlik sisteminin ayakta kalabilmesi için 4 çalışana 1 emekli düşmek zorunda.
Buna “aktüeryal denge” deniliyor.
Bir önceki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Vedat Bilgin hoca “En az üç çalışanın bir emekliyi finanse edecek bir sistemin olması lazım” demişti.
Hoca ‘en az’ üzerinden hesap ediyor ve rakamı doğru.
Normalinde 4 çalışan 1 emekliyi taşımalı.
En az 3 sigortalı çalışan 1 emekliyi
Pekala bizde bu oran ne?
1.7 çalışana 1 emekli düşüyordu.
EYT`den önce🙂
Ya şimdi?
İşte yukarıda rakamları verdim
Emekli sayısı 16 milyon
Sigortalı çalışan sayısı 24
Evet beyler bayanlar?
Bu durumda nasıl olacak o işler?🤷♂️
Güçlü ekonomi?
Güven veren bir Sosyal Güvenlik Sistemi?
Yeri gelmişken, bir defa şunu anlayalım; SOSYAL GÜVENLIK SISTEMI dedigimiz şey ‘Primli sosyal güvenlik sistemi’dir ve bir kişinin emekli olabilmesi için bunu karşılayacak belirli sayıda çalışanın olması -yani aktif/pasif dengesi- gerekmektedir.
Pekala var mi böyle bir denge bizde?
Yok, eksideyiz.
SGK ile ilgili yapılan çok sayıda düzenleme ve teşviklere rağmen yok.
Evet canlarım,
Boş zamanlarınızda sosyal medyada bol keseden vatan millet edebiyati filan tamam ✊ Güçlü devlet olalım, büyük devlet olalım, enflasyon düşsün, sosyal haklar artsın, refah düzeyi yükselsin onlar da tamam 🤲
Olsun tabii hepsi olsun.
Fakat nasıl olacak bu kardeşim çalışmadan? Üretmeden? Bana bir izah edebilir misiniz?
Tipik bir Antalya’lı olarak üni hayatım boyunca a’ları söyleyemiyorum diye dalga geçtiler, iş hayatına girince “kâr” kelimesini pratikle aştım ama o zoomdaki kamil ah kamil beni bitirdin 😀