Refah toplumu Almanya bile Ukrayna Savaşı’ndan ders çıkarıyor. Günde 1.000 yaralı senaryosuna hazırlanıyor, 5 askerî hastanesinin yetmeyeceğini hesaplıyor, sivil hastaneleri sisteme dahil ediyor, Soğuk Savaş döneminden kalan yeraltı hastanesini yeniden açmayı düşünüyor.
Biz ise 2016 sonrasında yüzlerce yıllık Türk askerî hekimliği geleneğini tasfiye ettik, GATA’yı kapadık. Tüm askerî hastaneleri kapattık.
Karadeniz’de ve güneyimizde iki savaşın arasında, ateş çemberinin ortasındayız. Büyük bir deprem felaketi yaşadık. Buna rağmen askerî hastanelerimiz hâlâ yok, hastane gemimiz yok.
Büyük savaş veya doğal afette deniz köprüsü kurma, yaralı tahliyesi ve askerî hastane entegrasyonunu müştereken tatbik etmiyoruz.
Bloomberg’in Almanya haberi umarım karar vericilerimiz için ciddi bir uyarı olur.
Dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen bir işgal türü!
Savaşarak değil, devletin sahibi olan milletin aleyhine, ama o devletin gözünün önünde, iç göç ve doğurarak demografik işgalde bulunmak!
İşte bu haberde devletin yasalarına aykırı olarak yapılan eylem buna bir örnek...
İşgalin bu türü dünya tarihinde görülmemiş bir şey!
Kendi ülkemizde etnikçi kafanın bilinçli çabasıyla, göz göre göre kendi toprağımızdan oluyoruz! Çünkü çoğunluğu ele geçirince, farklı coğrafi isimlendirme dayatılıyor!
APO'nun ulağı Yüksekovalı olup Iğdır'dan vekil olan Pervin Buldan'ın, belediyeyi aldıklarında "Kürdistan'ın sınırı Iğdır'a ulaştı!" demişti.
Yani etnikçilerde fetih mantığı söz konusu!
Şu kadının ifadesi bile açıkca Anayasal suç ama...
Ve devlet izliyor!
Allah büyük!
İç yaralayıcı iki fotoğraf!
Sona doğru hep böyle olur!
Kalemine sağlık @yavlogan üstadım!
Mutlaka okuyunuz!
Bu daha iyi günlerimiz.
Konforlu alanımızda ateşin düştüğü yeri yaktığını görüyor, sadece izliyor sonra dönüp kahvemizi içmeye devam ediyoruz! Eh bazımız birazcık üzülüyor!
Bilin ki o ateşler her yeri saracak ve bir gün bizzat sizi de yakacak! Çok fazla zaman kalmadı!
Ve o gün üzerinize tek damla su atacak kimseyi bulamayacaksınız!
İzlemeye devam!
Not: Ne yapabiliriz diye soranlar olacak!
Ülkeniz için kolunu, gözünü, bacağını vermiş Gazilerimiz 40 gündür özlük hakları için mücadele ediyorlar, bir gün yanlarına gittiniz mi?
Savaşa gidin demiyorum, hak mücadelesi veren, sizin için de savaşmış, zor durumdaki bu insanlarımıza, gazilerimize bir gönül desteğinde bulunup, bir vefa borcu olarak yanlarına giderek "Kalbimiz sizinle" diyebildiniz mi?
OTURUN EVİNİZDE, AĞLAYIN!
✍️🏻Bu daha başlangıç, daha neler duyacak ve göreceksiniz! Ben çoğunuzun okumayacağını bilsem de birkaç şey yazıp bu konuyu kendimce kapatayım!
✍️🏻İlk defa bu şekilde ifade edeceğim ama...
Biz görevimizi layıkıyla yaptık! (1984-2010, sonra cezaevinde tıkıldığım için yokum)
Bu katillere o dağları dar ettik!
✍️🏻Elbette yurt içinden ve dışından böylesi büyük destek gören bir örgütü askeri açıdan yenseniz de, başta mali kaynakları olmak üzere her sahadaki desteğini kesmezseniz varlığına tamamen son veremezsiniz!
Bu sahalardaki çalışmayı da siyaset kurumu yapar! Ama yapılmamıştır, gerekçeler muhtelif!
✍️🏻Baştaki konuya dönersek, evet PKK dünyada en çok uluslararası desteğe sahip ve en fazla cana kıymış kanlı bir terör örgütüyken, hem 1996, hem de 1999'da askeri olarak yenildiğini kendi kaynaklarında bile ifade etmek durumunda kalmıştır!
Ama sonrasında hep bir biçimde cansuyu verilmiştir Türkiye içinden, dışından!
✍️🏻2002'den sonra yeniden toparlanmışlar, özellikle 2009 Habur rezilliği, sonrası "Analar ağlamasın" süreci ile büyük güç kazanmışlar, şehirleri bile kontrol edecek hale gelmişlerdi!
✍️🏻Durum içinden çıkılmaz hale gelince yine asker sahaya sürülmüş, pek çok şehit ve gazi verme pahasına PKK yine askeri açıdan mağlup edilmişti!
✍️🏻2023 yılında kesin bilgi olarak ifade edeyim ki, Türkiye içinde 35 ila 40 arası terörist kalmıştı. Kafalarını çıkartamıyorlar, bölgede hiçbir etkili eylem yapamıyorlardı!
✍️🏻Sonra birden 2024 yılında adı lazım değil sözde liderin çağrısıyla malum süreç başladı!
Şimdi "barış" çığlıklarıyla yapılanları Türk Halkı anlayacak ama iş işten geçmiş olduktan sonra mı, önce mi bilmem!
✍️🏻Bu zamana kadar ateş, hep ocağına düştüklerini yaktı, halkın AZIMSANMAYACAK KISMI sadece baktı, üzülür gibi yaptı, ama yeterince empati yapmadı! Bu anlamda yeterince umursamadığını söyleyebilirim!
✍️🏻İşte halkın oy verdiklerinin %88'i, bugün biraz da bu tavra güvenerek, halkın tepki göstermeyeceğini düşünerek PKK'lıları serbest bırakacak yasayı çıkarttı!
Son diyeceğim budur!
Artık sòz konusu olayı ben balkondan izleyeceğim...
✍️🏻Düşünün sosyal medyadaki bu konuyla ilgili tehlikeye dikkat çekme, gerçekleri anlatma girişimlerimize bile tepki, 300-500 kişiyi geçmiyor! Onlar da olayın nereye gittiğini en az benim kadar bilenler, ya diğerleri?
✍️🏻Toplumun büyük çoğunluğunun, yaşadığım/yaşadığımız acıların birazını yaşadığını gördüģümde yeniden meydana inerim...
Bu anlamda şimdilik sadece bu konuyla ilgili paylaşımlarıma son veriyorum...
Muzaffer Tekin'in ardından ya,dığım bir yazı...
Benim aslan yürekli komutanım....
Bugün günlerden 1 Nisan. Çocukken ve gençken 1 Nisan geldi mi bir çok muziplik yapardık. Yaşımız ilerledi, artık muziplik yapamasak da eski muzipliklerimizi hatırlayıp gülümseyerek geçirdiğimiz gün oldu 1 Nisan. Özellikle arkadaşlarımızla bir araya geldiğimizde birbirimize bilmem kaç yılındaki 1 Nisan’da yaptığımız muzipliği, daha doğru ifadeyle hınzırlığı anlatır gülerdik.
Ta ki 2015 yılının 1 Nisan’ına kadar. İşte o gün bizim için bir şaka, eğlence günü değil elem günü oldu. Çünkü o gün bir kahramanı, çok sevdiğimiz, çok saydığımız koca yürekli bir adamı, Muzaffer Tekin’i kaybettik. Artık o günden itibaren, en azından 1984 devresi için o gün, şaka değil, yas günüdür.
Peki, neden bu kadar saygı duyduk Muzaffer Tekin’e? Anlatayım…
***
1985 yılıydı. Bizler teğmen olarak Tuzla’da bulunan Piyade Okulunda kurs görüyorduk.
Bir gün okulda üzücü bir olay yaşandı.
Arkadaşlarımın çoğu bekârdı. Bekâr olanlar, mesai bittikten sonra belirli bir saatte okula dönmek şartıyla dışarı çıkabiliyorlardı.
Okulda kalan bu arkadaşlarımızdan dördü, bir gün Tuzla’da müzikli bir lokantaya giderler. Sonrasında hesap yüzünden çıkan kavgada, kendilerine sopalarla saldıran kalabalık bir grup tarafından feci şekilde dövülürler.
Onları gördüğümüzde yüzleri tanınmayacak durumdaydı.
O zamanlar bütün yurtta olduğu gibi, Tuzla’da da sıkıyönetim vardı. Askerin göreceli de olsa toplum üzerindeki etkisi hissediliyordu. Buna rağmen dört teğmene böylesine bir saldırının rahatlıkla yapılmasına anlam verememiştik.
Dayak yiyenlerden biri jandarma diğer üçü piyade sınıfındandı.
Bütün teğmenler olaya çok içerlemiştik. Günlerce olayın müsebbiplerine bir işlem yapılacağı beklentisi içinde olundu. Ama bu beklentiler boşa çıktı. Konu ile ilgili hiçbir işlem yapılmadı.
***
Bir gece kalabalık bir grup, bahse konu lokantaya gitti. İçeride yine kalabalık bir grup yemek yemekte ve eğlenmekteydi. Dışarıdan gelen grup, garsonlar ve korumalarla tartıştı. Tartışma sonrası büyük bir kavga çıktı.
Kavga sonunda mekânda bulunan pek çok kişi hastanelik oldu. Sadece dört teğmeni döven garsonlar ve korumalar değil, eğlence merkezi de tanınmayacak hale geldi.
Bu olayı biz teğmenlerin yaptığı iddia edilerek sorguya çekildik. Sorgu ve ifade alma işlemleri günlerce sürdü.
Sonuç mu?
Anlatacağım…
***
Muzaffer Tekin. Piyade okulunda bir asteğmen bölüğünün bölük komutanı olarak görev yapıyordu o zamanlar. Rütbesi yüzbaşıydı.
Astı, üstü herkes ondan kahraman diye bahsediyordu. Sadece astları değil, üstleri de kendisine saygı duyuyordu. Kıbrıs savaşında yaptıklarını kendisinden değil, arkadaşlarından, ders hocalarımızdan dinliyor, kendisine içten içe hayranlık duyuyorduk.
Yürüyüşüyle, duruşuyla emsallerinden farklı bir subaydı Yüzbaşı Tekin. Kışlada pek çok bölük vardı ama en olumsuz hava şartlarında bile eğitim yapan bir tek bölük olurdu. O da Muzaffer Tekin’in bölüğü.
Kıbrıs savaşına teğmen olarak katılmış, gösterdiği üstün cesaret ve feragat nedeniyle bu rütbede altın madalyalı tek subay olarak tarihe geçmişti.
Kıbrıs’ta cephe taarruzu ile ele geçirdiği tepeye ismini vermişlerdi: ”Zafer tepe!”
Asker olsun diye yaratılmış birisiydi gözümüzde Muzaffer Tekin. Hepimizin rol modeliydi.
***
Lokantada kavga olduğu gün, Piyade Okulunun Nöbetçi Amiri Muzaffer Tekin idi. Olay ile ilgili sorgular sonucu Selimiye’de lokanta sahibi ve çalışanlarının karşısına çıkartılarak yüzleştirildik. Yüzleştirmede kimseyi teşhis edemediler. Ama mutlaka bir suçlu bulunmalıydı.
Olay iç kamuoyunda fazla yankı bulmamıştı ama dış basın olayı çarpıtarak vermiş ve dış kamuoyunda büyük yankı uyandırmasına sebep olmuştu. Onların derdi başkaydı tabi.
Söylenenlere göre; yabancı basın, örgütlerin terörünün askerlerce engellendiğini, şimdi ise askerlerin mafya usulü saldırılar yaparak haraç vermeyenlere karşı terör estirdiklerini belirterek, “Bu teröre kim dur diyecek” şeklinde yayın yapmış. ++
Haberde geçen NATO birliklerinin Kara yolunu kullanıyor olmaları tuhaf, demek ki gerçekten Irak’tan çekildiklerini gösterir. Toplantı için gidecek olsaydılar normalde hava yolunu tercih ederlerdi. Değil mi @tcsavunma ?
İncirlik üssüne gittikleri ifade edilmiş fakat burası bir hava üssü olması nedeniyle kara birliklerinin orada konuşlanması normalde mümkün değil. Peki nereye gidiyorlar ?
İncirlik hava üssü sadece hava üssü olmaktan çıkarıldı mı sorusu geliyor aklıma @tcsavunma ?
Yoksa bizim kara kuvvetlerine ait bir kışlaya mı gidiyor. Yani benim girmeme müsaade etmediğiniz yerlere bunların girmesine mi müsade ediyorsunuz?
Diye soralım @tcsavunma ve Yaşar Güler’e
✍️🏻APOcularla birlik olup iç cepheyi güçlendireceğini sanmak ne kadar akıldışı ise;
Fetullahçılarla birlik olup muhalefeti güçlendireceğini sanmak da o kadar akıl dışıdır!
✍️🏻Benim açımdan bu durum kabuledilemezdir!
✍️🏻Bunlarla kurtulacak olan ne ise, yıkılsın!
Yabancı istihbarat servislerinin piyonlarına ne ara bu kadar güvenir olduk?
✍️🏻✍️🏻Hele de Fetullahçıların söylediklerine inanmak?
Ne çabuk unuttuk, bunların bir doğrunun yanına 40 yalan ve iftira katarak kurdukları kumpaslarla bugünlerin en büyük hazırlayıcısı olduğunu?
@barispehlivan o iftiralarla bugünün yol döşeyicilerinden birini hatırlatmış...
Çabuk unutuyoruz/unutuyorsunuz!
Akın Gürlek’in tapu kayıtlarını sorgulayanlar tutuklanıyor da…
Murat Emir’in tapu kayıtlarını sorgulayanları neden kimse sorgulamıyor?
Çağrıyı yine yapıyoruz:
Tüm siyasetçiler, üst düzey bürokratlar ve gazetecilerin her sene mal varlığını kamuoyuna açıklaması zorunluluğu getirilsin!
Kim ak kim kara, kim fakir kim zengin görelim!
❗️MSB VE İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA UYARIMDIR❗️
Son günlerde bölgeden bize ulaşan aşağıdaki bilgiler hakkında @tcsavunma ve @TC_icisleri bir açıklama yapmalı
Deniliyor ki; Ağrı Kars Van Hakkari Şırnak Mardin ve Ş.urfa hattı tamamıyla operasyonel faaliyetlere kapatıldığı, herhangi bir askeri veya emniyet intikalleri (bunlara yaya intikaller dahil) ikinci bir emre kadar yasaklandığı şeklinde emir verildiği doğru mu? Bir önceki çözüm sürecinin ilk adımları adeta çok sert şekilde uygulanmaya başlandığı gerçek mi?
Eğer bunlar doğruysa sizi ikaz etmek zorundayım. Arazi faaliyetlerinin büyük ölçüde azalması, terörden temizlenen bölgelerde hareketliliğin düşmesi ve zırhlı araç intikallerinin neredeyse tamamen durması, ilk bakışta bir rahatlama gibi görünse de aslında sahada farklı riskleri beraberinde getirebilecek bir durum oluşturur.
Güvenlikte süreklilik esastır. Bir bölgenin temizlenmiş olması, o alanın tamamen kontrol altında olduğu anlamına gelmez.
Arazinin boş bırakılması, zamanla otorite boşluğu hissi oluşturabilir ve bu durum, terör örgütü için yeniden yapılanma veya sızma girişimleri için zemin hazırlayabilir. Bu nedenle arazi faaliyetlerinin belirli bir plan ve disiplin çerçevesinde devam ettirilmesi büyük önem taşır.
Zırhlı araçların sahadaki varlığı sadece bir ulaşım aracı olmanın ötesinde, aynı zamanda bir caydırıcılık unsurudur. Görünürlük, sahada hâkimiyetin en güçlü göstergelerinden biridir. Devam eden intikaller, planlı devriyeler ve gerektiğinde yapılan "gövde gösterisi” hem bölge halkına güven verir hem de olası tehdit unsurlarına açık bir mesaj niteliği taşır. “Bu alan kontrol altındadır ve kontrol devam etmektedir” demek olur.
Görevlerin yalnızca ihtiyaç halinde ve daha düşük profilli araçlarla icra edilmesi, kısa vadede pratik bir çözüm gibi görünse de uzun vadede sahadaki etkinliğin zayıflamasına yol açabilir. Bu yüzden arazi faaliyetlerinin tamamen kesilmesi yerine, belirli periyotlarla ve güçlü bir
görünürlükle sürdürülmesi, elde edilen kazanımların korunması açısından kritik öneme sahiptir. Sonuç olarak, güvenliğin kalıcı hale gelmesi için sadece temizlik operasyonları değil, sonrasında sürdürülen aktif saha hâkimiyeti de en az o kadar önemlidir.
Arazinin boş bırakılmaması, zırhlı araç intikallerinin yeniden artırılması ve sahada güçlü bir varlık gösterilmesi; kazanılan başarının devamlılığı için vazgeçilmez unsurlardır. Bu yaklaşım, hem mevcut huzurun korunmasını sağlar hem de gelecekte oluşabilecek tehditlerin önüne geçilmesinde en etkili yöntemlerden biri olur.
Bu tedbirler elden bırakılırsa iki seçenekten birisinin yaşanması kaçınılmazdır
1️⃣Bölgede özerklik ilan edilmesi
2️⃣Tekrar yerleşim bölgelerinde yoğun çatışamaların başlaması.
Geçmiş dönemin Genel kurmay başkanları ve Kuvvet Komutanları şu konfor alanlarınızdan çıkıp da siz de bir şeyler söylemeyi düşünmüyor musunuz? Sizin döneminizde bunların aynısı yaşanmadı mı ?
Sizler de bizim gibi olanların şahidi değil misiniz? Yoksa biz sizleri komutan mı zannettik ?
Trump, ayrılıkçı Kürt liderlerini arayarak destekleri karşılığında onlara kendi ülkelerini teklif etti.
Tekrar ediyorum, gerçekten ne kadar tekrarlasam az, bölünme nihai amaçtır.
Bazı yazılar görüyorum.
İran'a, pedofili bir sapık ile soykırımcı bir caninin emriyle başlayan saldırılara karşı çıkanlara, "İran rejimi ve Hamaney'i mi destekliyorsunuz?" diyor pek akıllılar...
Hepsinin canı cehenneme...
Biz öncelikle dünyada bu tür kural tanımaz, mafyavari saldırılara karşı çıkıyoruz.
Ve bunun bölgesel bir plan dahilinde olduğunu, adım adım hedefin Türkiye olacaģını bildiğimizden karşı duruyoruz.
Bir de 169, 7-13 yaşında kız çocuğu katledildi bir okulda. Bugün de cenaze törenleri var.
Ve yüzlerce masum sivil.
Hepsinin anası, babası, sevdikleri vardı.
Onlara üzülüyoruz, çünkü İNSANIZ be muhterem, İNSANIZ!
Ya sen?
Büyük bir acı…. Mekanın cennet olsun Fatma Nur öğretmen.
Sahi
Milli Eğitim Bakanı olarak “Öğretmenimi koruyamadım” diye kendini hiç sorguladın mı @Yusuf__Tekin ?
Türkiye tehdit altındadır.
Düşman yarın kapımızdadır.
O nedenle; İncirlik Üssü ve Kürecik Üssü derhal ABD’ye kapatılmalıdır.
Türk milletinin bu çağrıyı yapması anlamlıdır.
#ÜslerKapatılsın
Türkiye’yi;
İsrail’in yanında göstermemesi için
İran tarafından hedef haline getirmemesi için
Çocukların ölümünde pay olmaması için
ABD nin Türkiye’deki üsleri kullanmasına müsade edilmesin.
#ÜslerKapatılsın
Bu videonun ikinci bölümünde Ali Çağatay, Derin ABD'nin düşünce kuruluşu Foreign Policy'de açıklanan bir planı anlatıyor.
Gerçekten çok çok önemli...
MUTLAKA İZLEYİNİZ!
Ülkemizdeki ve bölgemizdeki gelişmeleri, Tom Barrack'ın söylemlerini de bu plan çerçevesinde okuyun!
https://t.co/GFxd7kGEfl
Hayatını kaybeden polis memuru Melih Okan Keskin’e Allahtan rahmet yakınlarına sabır diliyorum. Yaşanan insanlık dışı saldırının izahı yoktur.
Tekel haline gelmiş TÜVTÜRK kapatılsın.
Ya da vatandaşa araç muayenesi için alternatif kurum gösterilsin.
Deprem, İskenderun Körfezi’ne birkaç kilometre mesafede yaşandı. Buna rağmen ilk günlerde deniz köprüsü kurulamadı. Afet senaryolarında deniz köprüsü yoksa o plan eksiktir. İstanbul’un durumu ise başlı başına endişe verici.
https://t.co/QqPWVUZ9ZH