Kadın güçlendikçe boşanma artmadı. Kadın farklı kulvarlarda (ev-iş,anne, toplum) da görev aldıkça hayatındaki ilişkisel yoksunlukla yüzleşti.
Ve erkeğin para kazanma dışında bir vasfın olmadığıyla yüzleştikçe,“ onsuz yapabileceği” gördü.
Bu durum, kısmen erkek için de geçerli.
Sağlıklı evlilik;
Erkeğin çok para kazanmasıyla , kadının güçlenmesiyle bozulmaz, daha da güçlenir.
@serhatyabanci
Söz orucu da tutmalı insan, bakış orucu, öfke orucu, gürültü orucu, dedikodu orucu. Ekran orucu. Ben orucu.Kulaktan ve gözden her şey girmemeli, ağız boş lakırdıya ve kötü söze kapanmalı. Dürtülerin şaha kaldırıldığı bir çağda, duyunun terbiyesi. Bunun için eşsiz bir aydayız.
Kötü insanların en çok dayanamadığı şeyin, dingin bir özgüven sahibi olmanız olduğunu fark ettim. Dünyanın en zengin veya en güçlüsü olmasanız da; kendiyle barışık bir yaşam sürmeniz onların içini sarsıyor. Çünkü huzurunuz, onların karanlık ruhlarının asla erişemediği şey oluyor.
Binlerce kişi küçük bi çocuğu mutlu etmek için balon uçuruyor miting gibi kalabalık müthiş olay, insan uzaktan bakınca bile mutlu oluyor Ali Asaf'ın mutluluğu düşünülemez. Hep organize kötülük mü göreceğiz işte bu da organize iyilik helal olsun
Kendin olmak, başkalarının seni anlamasından vazgeçmeyi göze almaktır. Çünkü gerçek kendilik, onaylanma ihtiyacından daha sessiz, daha derin bir yerden doğar.Anlaşılmak tesadüf olur bazen, ama kendin olmak, bir seçimdir:Anlaşılmasan da sevmek, görülmesen de yürümek, alkışlanmasan
Herkes kendine benzemeyeni, kendine benzer refleksler göstermeyeni ikiyüzlü buluyor. Ülkeyi bu hale getiren bu eminlik işte. Herkes öyle emin ki haklılığından. Nefreti öyle meşru ki herkesin.
Russell "Nefret aptallıktır" demişti. Ve nefrete bulandıkça aptallaşıyor bu toplum.
''At şarkı söyleyemediği için talihsiz midir? Hayır, ama koşamazsa talihsiz olur. İnsan aslanları boğamadığıiçin bedbaht mıdır? Hayır, o bunun için yaratılmış değildir. Ama temizliği, iyiliği, vefayı, adaleti, kaybettiği vakit ruhuna ihanet eder ve tüm değerlerini kaybeder.''
Bugün salıverilen İsrailli esir Alexander Turbanov’ın açıklamaları işgalci İsrail’de şok etkisi yaptı;
“Sizin nezaketiniz vicdanıma kazındı. Aranızda yaşadığım 498 gün boyunca, maruz kaldığınız saldırganlık ve suçlara rağmen, gerçek erkekliğin, saf kahramanlığın ve insanlığa ve değerlere saygının anlamını öğrendim.
Siz özgür kuşatılmış olanlardınız, ben tutsaktım ve siz hayatımın koruyucularıydınız. Bana şefkatli bir babanın çocuklarına gösterdiği gibi baktınız. Sağlığımı, onurumu ve zarafetimi korudunuz ve toprakları ve gasp edilmiş hakları için savaşan adamların pençesinde olmama ve ülkemin hükümeti tarafından kuşatılmış bir halka karşı en iğrenç soykırımı gerçekleştirmelerine rağmen açlığın veya aşağılanmanın bana dokunmasına izin vermediniz.
Erkekliğin anlamını gözünüzde görene kadar bilmiyordum ve fedakarlığın değerini, aranızda yaşayana kadar, ölümü gülümseyerek karşılayıp, öldürme ve yok etme araçlarına sahip düşmana çıplak bedeninizle direnene kadar fark etmemiştim. Ne kadar belagatli ve açık sözlü olsam da, sizin değerinizi yansıtacak, yüce ahlakınız karşısındaki hayretimi ve hayranlığımı ifade edecek kelimeler bulamayacağım.
Dininiz size esirlere karşı böyle mi davranmanızı öğretiyor?
Bu ne büyük dindir ki, sizi bu kadar yüce bir mertebeye eriştirir ki, karşısında insan yapımı bütün insan hakları kanunları çöker, düşmanlarla mücadele protokolleri çöker!
En zor anlarda yalan sloganlarla değil, yaşadığımız gerçeklerle adaleti ve merhameti gösterdiniz, en karanlık koşullarda bile ilkelerinizden vazgeçmediniz.
İnanın bana, eğer bir gün buraya dönersem ancak sizin saflarınızda bir mücahit olarak dönerim. Çünkü hakikati halkınızdan öğrendim ve sizin sadece toprağın değil, aynı zamanda ilkenin ve haklı davanın da sahipleri olduğunuzu anladım.”
İnsanlar ne derse desin, ne yaparsa yapsın, ben iyiliğe mahkûmum. Tıpkı zümrüt yeşilinin, altın renginin ya da morun hep söylediği gibi: "Kim ne derse desin, ne yaparsa yapsın, kendim olup gerçek renklerimi göstermek zorundayım."
Her yer toz
Her yer trafik
Her yer inşaat
Her yer şantiye kamyonları
Her yer yıkımı süren binalar
Her yer kaos
Her yer konteyner
Her yer yaşam mücadelesi
Her yer çok zor her yer...
Evet 2 yıl önceydi deprem ...
İnsan ait olduğu kalpte var olmak için çırpınmaz ama o kalbi nasıl daha iyi edebilirim diye çırpınır. Kendine bir yer açmak için değil, kendine açılmış olan yeri güzelleştirmek için çabalar.
Ahlâk bozucu dizilerden şikayet ediyoruz,
Haksız yere zam yapan esnaftan şikayet ediyoruz.
Kısacası hep şikayet ediyoruz ancak üretimin tüketime bağlı olduğunu unutuyoruz.
Biz seyretmesek o diziler yapılamaz, biz alışveriş yapmasak o zamcı esnaf da zam yapamaz.
Çözüm bizde.