📍MHP Lideri Devlet Bahçeli'den Tarihi Röportaj
➡️MHP Lideri Devlet Bahçeli “Terörsüz Türkiye’de Nihai Hedefe Doğru Tarihi Adım ve MHP Politikaları”na ilişkin değerlendirmelerini MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir’e paylaştı
➡️MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin çarpıcı açıklamalarının yer aldığı röportajın ilk bölümü yarın
@TurkgunGazetesi 'nde
@ismailozdemirrr
https://t.co/d93a5B7l2q
15. Olağan Karesi İlçe Kongremizi, delegelerimizin büyük teveccühü ve güçlü iradesiyle birlik ve beraberlik içerisinde gerçekleştirdik. İlçe Başkanlığı görevine seçilen Ersin KURTULUŞ Başkanımızı ve kıymetli yönetimini gönülden tebrik ediyor, üstlendikleri kutlu görevlerinde üstün başarılar diliyorum.
Görev süresi boyunca davamıza, teşkilatımıza ve Karesi'mize vermiş olduğu emek ve hizmetlerinden dolayı geçmiş dönem İlçe Başkanımız Mustafa BİLSEM'e teşekkür ediyorum.
Gerçekleştirilen kongremizin; aziz milletimize, devletimize, partimize ve Karesi'mize hayırlı olmasını temenni ediyor, kongremize katkı sunan tüm dava arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.
Lider Ülke Türkiye hedefi doğrultusunda, Önce Ülkem ve Milletim anlayışıyla durmadan, yorulmadan çalışmaya devam edeceğiz.
📍 İvrindi'deyiz
15. Olağan İvrindi İlçe Kongremizi başarıyla tamamlayarak İlçe Başkanlığı görevine seçilen Ömer KOBAK'ıve kıymetli yönetim kurulunu ziyaret ettik.
İlçe Başkanımız Ömer KOBAK'a ve yönetim kuruluna görevlerinde başarılar diliyoruz.
Kongremizin teşkilatımıza, İvrindi'mize ve Milliyetçi Hareket Partimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Birlik ve beraberlik içerisinde, omuz omuza çalışmaya devam edeceğiz.
📍 Havran’dayız
Yoğun Meclis mesaimiz nedeniyle katılamadığımız 15. Olağan Havran İlçe Kongremizin ardından, İlçe Başkanlığı görevine seçilen Osman Coşkun ve kıymetli yönetim kurulunu ziyaret ettik.
Akşam namazı sonrasında gerçekleştirdiğimiz ziyaret kapsamında bizleri ağırlayan Havran Avcılar Kulübü Başkanı Sadettin Adışen’e misafirperverliği ve nazik hediyeleri için teşekkür ediyorum.
İlçe Başkanımız Osman Coşkun ve kıymetli yönetim kuruluna görevlerinde başarılar diliyorum.
Kongremizin teşkilatımıza, Havran’ımıza ve Milliyetçi Hareket Partimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Birlik ve beraberlik içerisinde, omuz omuza çalışmaya devam edeceğiz. 🇹🇷
📍 Balya’dayız
Yoğun Meclis mesaimiz nedeniyle katılamadığımız 15. Olağan Balya İlçe Kongremizin ardından, İlçe Başkanlığı görevine seçilen Ahmet KARAMAN’ı ve kıymetli yönetim kurulunu ziyaret ettik.
İlçe Başkanımız Ahmet KARAMAN’a ve kıymetli yönetim kuruluna görevlerinde başarılar diliyorum.
Kongremizin teşkilatımıza, Balya’mıza ve Milliyetçi Hareket Partimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Birlik ve beraberlik içerisinde, omuz omuza çalışmaya devam edeceğiz. 🇹🇷
15. Olağan Erdek İlçe Kongremizi, delegelerimizin büyük teveccühü ve güçlü iradesiyle birlik ve beraberlik içerisinde gerçekleştirdik.
İlçe Başkanlığı görevine seçilen Özhan ERDEN Başkanımızı ve kıymetli yönetimini gönülden tebrik ediyor, üstlendikleri kutlu görevlerinde üstün başarılar diliyorum.
Görev süresi boyunca davamıza, teşkilatımıza ve Erdek'imize vermiş olduğu emek ve hizmetlerinden dolayı geçmiş dönem İlçe Başkanımız Arif KILIÇ'a teşekkür ediyorum.
Gerçekleştirilen kongremizin; aziz milletimize, devletimize, partimize ve Erdek'imize hayırlı olmasını temenni ediyor, kongremize katkı sunan tüm dava arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.
Lider Ülke Türkiye hedefi doğrultusunda, Önce Ülkem ve Milletim anlayışıyla durmadan, yorulmadan çalışmaya devam edeceğiz.
📍BalıkesirSpor
Balıkesirspor Kulübü Başkanı Sn. Mert Alper ACAR ve kıymetli yönetim kurulu üyelerine Hasan Can ÇOBAN, Av. Emre KABAKÇI, Armağan YENİCAN, Necati ÇAKIR ve Taylan GİRGİN ile birlikte iadeyi ziyarette bulunduk.
Balıkesir'imizin en önemli değerlerinden biri olan Balıkesirspor'umuzun yeni yönetim döneminde başarılı çalışmalara imza atacağına yürekten inanıyor, misafirperverlikleri ve samimi ev sahiplikleri için Başkanımız Sn. Mert Alper ACAR'a ve değerli yönetim kurulu üyelerine teşekkür ediyorum.
Şehrimizin ortak değeri Balıkesirspor'umuza yeni sezonda gönülden başarılar diliyorum.
📍Başçeşme Mezarlığı
Ülkücü Şehidimiz Kemal ÜRER'in 46. Şehadet Yıl Dönümü dolayısıyla Kabri başında dualar ile yad ettik.
Başta Şehidimiz Kemal ÜRER olmak üzere Tüm Şehitlerimizin ruhları şad olsun.
Havran MHP İlçe Başkanlığı olarak 15. Olağan kurultayımızı büyük bir coşku ile gerçekleştirdik. Büyük bir özveri ile çalışan Sadettin Kul başkanımıza teşekkür ediyoruz. Görevi devralan yeni ilçe başkanımız Osman Coşkuna da görevinde başarılar dileriz.
A Millî Futbol Takımımız oyuncularından Merih Demiral, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'yi makamında ziyaret ederek kendilerine şahsi formasını takdim etmişlerdir.
++Devlet Bahçeli, Türk siyasetinde istikrarı sağlayan ve yapısal dönüşümleri yöneten pragmatik bir lider olarak da tarif edilir.
MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin Terörsüz Türkiyevizyonuyla başlattığı; terör örgütü PKK'yı kendini feshe ve silah bırakmaya, onun parlamentodaki uzantısını da meşru yollardan siyaset etmeyeyönlendiren hamleler, politik hayatımızda dengeleri kökten değiştiren stratejik bir dönüşüm adımı olarak değerlendirilmektedir.
Sayın Devlet Bahçeli’nin, dış etkenlere ve güvenlik endişelerine karşı iç cepheyi güçlendirmeyi hedefleyen ve kamuoyunda da makes bulan Terörsüz Türkiye daveti, siyasi yelpazedeki konumlanışlar ve toplumsal etkiler açısından politik bir inkılap olarak nitelendirilse yeridir.
Devlet Bahçeli, bir yandan "iç cepheyi tahkim etmek" için çabalarken, diğer yandan da siyasi normalleşme vizyonunun taşlarını döşemiştir.
Devlet Bahçeli’nin, bölgesel jeopolitik risklere karşı devleti güçlü, bir ve bütün; toplumu barış içinde ve yekpare kılmak amacıyla attığı Terörsüz Türkiye adımı, Cumhur İttifakının gücünü pekiştirmiştir.
Zira bu adımla hem Cumhur İttifakının terörle mücadelede ezber bozan bir inisiyatif alması sağlanmış, hem de muhalefetin siyasi manevra alanı daraltılmıştır.
Cumhur İttifakı, Türkiye’nin yeni yüzyılını ve yarınlarını teminat altına alan siyasi bir projeolarak tescillenmiştir.
MHP Lideri Devlet Bahçeli tarafından yapılan Terörsüz Türkiye çağrısı, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da desteğiyle devlet politikası hâline gelmiştir.
Ayrıca Terörsüz Türkiye adımı, bölücü terörörgütü militanlarının topluma ve sivil siyasete entegre edilmesi için yasal ve yapısal reformların tartışılmasına zemin hazırlamıştır.
Ne var ki bu önemli stratejik açılım; milliyetçi-muhafazakâr tabanın bir kısmında ve meselenin özünü idrak edemeyen İP ve Zafer Partisi çevrelerince taviz olarak değerlendirilmiş, çok sert tepkilerle karşılanmıştır.
Terörsüz Türkiye hamlesine kör bir bakış açısıyla ihanet yaftası yapıştırılmıştır.
Oysa birçok siyaset bilimciye göre Terörsüz Türkiye hamlesi, devletin bekası ve terör sorununun köklü çözümü için milliyetçi-devletçi reflekslerin barışçıl yöntemlerle harmanlandığı tarihî bir dönüm noktasıdır.
Bu nitelikleriyle de tarihe geçecek bir projedir.
Bu bağlamda MHP Lideri Devlet Bahçeli,toplumsal kalıpları ve yerleşik tabuları yıkan vizyoner ve yenilikçi lider olarak öne çıkmıştır.
Böylesi özelliklere malik liderler, siyaset biliminde, kemikleşmiş yapıları değiştirerek “yeni bir yapı inşa ediciler” veya “değişim yöneticileri” olarak da tanımlanmaktadır.
Bu tür liderlerin ön plana çıkan ortak özellikleri,
- En umutsuz durumlarda bile hızlı strateji geliştirebilmeleri,
- Popülist olmayan, zor ama gerekli kararları alarak geleceği şekillendirecek yeni bir hedef ortaya koymaları,
- Soruna değil, sonuca odaklanmalarıdır.
Genel Başkanımız Sayın Bahçeli, 6 Temmuz 1997’den beri günlük siyasette yıpranmak yerine devlet kurumlarını koruma refleksini ön planda tutan geleneksel bir liderlik sergilemektedir.
Devlet Bahçeli’nin vizyoner liderliğinin karakteristiği, milletimizin tarihî köklerine uzanmaktadır.
Devlet Bahçeli, Bilge Kağan’dan gelip Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Alparslan Türkeş’le devam eden Türk devlet aklını tevarüs ederekülkemizin bekasına odaklanan ve üniter yapıyı merkeze alan pragmatik ve stratejik bir yönetim felsefesi ortaya koymuştur.
Kurduğu stratejik ittifaklar yanında "Önce ülkem ve milletim!" düsturuyla hayata geçirdiği politikalar, Atatürk’ün "Millî Mücadele" ve tam bağımsızlık ilkelerini koruma yolunda attığı rasyonel adımlarla paralellik gösterir.
Bazı tarihçilere göre Devlet Bahçeli'nin siyasi liderlik tarzı ve vizyonu, Türk tarihinde denge gözeten, kriz anlarında devlette devamlılığı sağlayan ve stratejik ittifaklar kuran Osmanlı Sadrazamı Sokollu Mehmet Paşa’yı hatırlatmaktadır.
Devlet Bahçeli, tıpkı Sokollu gibi devletteki kurumsal devamlılığı her şeyin üstünde tutan bir denge siyaseti yürütmektedir.
++Veziriazam Çandarlı Halil Paşa misali,“kurumsal strateji” takip ederek partisini her zaman devletin ana omurgasının bir parçası olarak konumlandırmıştır.
Muhalefetteyken bile iktidar dengelerini şekillendirebilen, devlet ve siyaset hayatındaki krizleri çözen ve keskin ideolojik dönüşümleri dahi devletin bekası için yönetebilen Devlet Bahçeli’nin siyaset ve devlet adamlığı, pragmatik ve devlet merkezli bir karakteri yansıtmaktadır.
Türk siyasi hayatında MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin başlattığı dönüşümü ve derin değişiklikleri idrak edemeyen, anlayamayan, algılayamayan muhalif ve muarızları; hem kendilerini bu kaçınılmaz döngünün dışında bulmuşlar, hem de iç ve dış konjonktürün gerisinde kalmışlardır.
Bilim, din ve devlet adamlarıyla filozoflar; insanlara ve fikirlere karşı sergilenen peşin hüküm ve düşmanlık hakkında çok kıymetli görüşler serdetmişlerdir.
Türkiye’de muhalefetin içine düştüğü hastalıklı, tehlikeli,ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı psikolojiyi somutlaştırmak ve anlaşılır kılmak açısından bu görüş ve fikirlerden bazı örnekler vermekte fayda mütalaa etmekteyiz.
Bilim adamlarına göre, bilinmeyene karşı duyulan ilkel korku ve tepki; bazı insanlarısaldırganlığa, hatta yıkıcı düşmanlığa sevk etmektedir.
Yine insan davranışı üzerine yürütülen birtakımbilimsel çalışmaların sonuçlarına göre kişi, kendi anlamlandırma eksikliğini gizlemek için karşı tarafı peşinen suçlamakta ve onu düşmanlaştırmaktadır.
Zihin, bilmediği konulardaki bilgi boşluklarını mantıklı argümanlarla değil, korku ve nefret temelli kötü senaryolarla doldurmaktadır.
Bunun ardından da ötekileştirme ve düşmanlaştırma gelmektedir.
Anlayamama ve ön yargıların korkuya, korkunun ise düşmanlığa dönüşmesi tarih boyunca büyük trajedilere yol açmıştır.
Kitleleri hedef alan trajik refleksler, günümüzde de modern biçimlerde varlığını sürdürmektedir.
Bilimsel yetersizlik, empati yoksunluğu ve ön yargılar, bugün de olduğu gibi, doğrudan insan avına ve düşmanlığa dönüşebilmektedir.
Galileo, teleskopla gökyüzünü inceleyip dünyanın güneş etrafında döndüğünü söylediğinde, kilise bu yeni bilimsel gerçekliği ve matematiği anlayamamıştır.
Mevcut dinî ve felsefi şemalarına uymayan bu durumu sistemlerine bir tehdit olarak gören kilise çevreleri, Galileo'yu engizisyonda yargılayarak düşman ve hain ilan etmiştir.
Günümüzde de insanlar; kendi dünya görüşlerine, politik duruşlarına veya hayat tarzlarına uymayan farklı bir fikri gördüklerinde, ona karşı şiddetli bir karşıtlık geliştirmektedir.
Tıpkı kilise engizisyonunun Galileo’yu düşmanve hain ilan ettiği gibi aklın, bilimin ve hakikatin günümüzdeki karşıtları da Terörsüz Türkiye’yi reddederek düşmanca bir siyasi üslupla Sayın Genel Başkanımızı ve MHP’yi ihanetle suçlayabilmişlerdir.
İP ve diğerleri, Türkiye’de siyasi engizisyonun kiliseleri gibidir.
İP ve kopyaları; meseleyi anlamaya çalışmak yerine zihinsel konforlarını ve rahatlarını bozan, çıkarlarını zedeleyen Terörsüz Türkiye’ye karşı sosyal medyada FETÖ tarzı yöntemlerle organize bir linç ve düşmanlık kampanyası yürütmektedir.
Yerkürede yapay zekânın çalışma mekanizmasını, algoritmalarını ve gelecekte neye evrileceğini tam olarak anlayamayan geniş kitlelerin varlığı malumdur.
Bu kategorideki kimileri, teknolojiyi verimli kullanma çabasına katkıda bulunmak yerine "Dünyayı robotlar ele geçirecek.", "Yapay zekâ insanlığı yok edecek." türünden distopik korkuları ve teknoloji düşmanlığını körüklemektedir.
Tıpkı peşin hükümlü yapay zekâ karşıtları gibi, Terörsüz Türkiye muarızları da uğradıkları ihanet travmasının etkisiyle kamuoyuna distopik düşmanlıklar pompalamaktadır.
Sokrates’e göre en tehlikeli cehalet türü olan bilmediğini bilmemenin yol açtığı sahte kesinlik, farklı fikirlerin doğruluğunun anlaşılmasını engellemekle kalmaz, aynı zamanda doğruya yönelik ön yargı ve düşmanlığa yol açar.
“Ön yargılar, muhakemesiz kararlardır.”diyen Voltaire, ön yargıyı aklın devre dışı kalması olarak görür.
Ona göre insanlar, üzerine düşünmedikleri cahilce inançları fanatikçe savunurlar.
++Bu fanatizm, kendilerinden olmayana karşı körü körüne düşmanlık üretir.
Nietzsche, “Kesin inançlar, hakikat düşmanları olarak yalanlardan daha tehlikelidir.” tespitinde bulunmuştur.
Katı dogmaların ve ön yargıların, hakikate sırt çevirmenin getirdiği sığ kutuplaşma, hınç duygusu yaratır.
Nietzsche’ye göre bu hınç duygusu, örgütlü ve yıkıcı bir düşmanlığın temel motivasyonudur.
Sokrates, Voltaire ve Nietzsche’nin tespitleri, İP ve kopyalarının oturduğu siyasi şablonu çok net surette gözler önüne sermektedir.
MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin ve partimizinTürk siyasi hayatındaki etkin rolünü, Terörsüz Türkiye’nin toplumda genel kabul görmesinin ve Cumhur İttifakının gederek güçlenmesinin sebeplerini kavrayamayan, anlayamayan bu gibimuhalefet partileri, düşmanca siyaseteyönelmişlerdir.
Terörsüz Türkiye; bunların menfaatlerini zedelemiş, barutlarını tüketmiştir.
Kendilerini siyaseten yenilmiş hissettikleri ve bunu itiraf edemedikleri için, ihanet iddialarıyla örülü hınç, garez ve öfke duvarlarının arkasına çekilmişlerdir.
Bilumum MHP muarızları, “ihanet travması” hastalığına tutulmuştur.
Başını İP ve öteki particiklerin çektiği muhalefetin MHP’ye karşı büsbütün saldırganlaşması, hırçınlaşması, bu travmanın sonucudur.
Aynı çevrelerin, Türkiye’nin bugünü ve geleceği hakkında karanlık tablolar çizmesi, topluma ümitsizlik ve karamsarlık aşılama çabaları da aynı nedenlerdendir.
Bilimsel bir hakikattir, galipler sakin; mağluplar saldırgan, yalancı ve huzursuz olurlar.
Sadece akademik çevrelerde değil, halk arasında da pekiyi bilinir ki tarih en iyi hakemdir.
Tarih;
- Zaman geçtikçe ön yargılarla beraber peşin hükümlüleri de siler.
- Gerçeklerin ortaya çıkmasını sağlar.
- Olayların ardındaki asıl niyeti açık seçik gösterir.
- Maskeleri düşürür, adaleti sağlar.
- Ders verir, yapılan hatalar da başarılar da tarihî birer emsal hâline gelir.
İnsanlar yanılabilir, yanıltabilir, hata veya haksızlık yapabilir; ancak uzun vadede su akıp yolunu bulur.
Haksızlığa uğrayanların haklılığı eninde sonunda anlaşılır.
Tarih, herkesin hakkını avucuna koyar.
Tarih Devlet Bahçeli’yi; kangren olmuş, kronikleşmiş veya çözümsüz sanılan problemleri köklü, cesur ve radikal kararlarla çözmeye kararlı bir devlet adamı olarak kaydedecektir.
Tarih; MHP Lideri Devlet Bahçeli’yi, ilkeleri ve fikirleri uğrunda her türlü siyasi riski göze alabilen, vizyoner, reformist, dönüştürücü veya kriz çözücü lider olarak yazacaktır.
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Terörsüz Türkiye konusundaki haklılığı, bir gün mutlaka tescillenecektir.
Bu vesileyle, MHP Genel Başkanlığına ve Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in liderliğine seçilmesinin 29. yıl dönümünde, Liderimiz Devlet Bahçeli’yihürmet ve muhabbetle anıyoruz.
Parti kadrolarımız ve bütün teşkilatlarımız, MHP ve Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in bilge Lideri Devlet Bahçeli’nin arkasından samimi inanç ve kalbî bağlılıkla yürümeye devam edecektir.
Devlet BAHÇELİ:
Türkiye, NATO’da yalnızca jeostratejik konumuyla değil; tarihi birikimi, devlet tecrübesi, siyasi iradesi ve milli kudretiyle yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri haline gelmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin eriştiği siyasi ve stratejik seviye, Ankara Zirvesi’nde bir kez daha tebarüz etmiştir.
Bugün NATO yeni bir devrin şafağındadır.
Bu devir, yalnızca savunma bütçelerinin sağına sıfırların eklenip rakamca büyütüldüğü bir devir değildir. Bu devir; kağıttaki taahhüdün fabrikada üretime, üretimin sahada kabiliyete, kabiliyetin caydırıcılığa, caydırıcılığın da barışın teminatına dönüşeceği yeni bir merhaledir.
Böylesi bir çağda güvenlik; yalnızca bütçenin büyüklüğüyle değil, o bütçeyi kabiliyete çevirecek üretim sürekliliğiyle ölçülecektir.
Devlet BAHÇELİ:
Can Azerbaycan Türkü merhum şair Hüseyin Cavid’in dizelerinde ifade ettiği gibi: “Her karanlıkta çırpınır bir nur, her hakikatte bir hayal uyur.”
Karşımızdaki bu muzaffer tablo; karanlıkta çırpınan nurun seher vaktine kavuşmasının, sabırla büyüyen hayallerin çelikten hakikatlere dönüşmesinin adıdır.
“Türk’e imkânsız de sonra da otur izle” dediğimiz noktada yedi düvele seyrettirdiğimiz nihai utkudur.
Yıllarca ilmek ilmek dokunan o vakur sabrın, ambargoların paslı prangalarını söküp atan Türk mühendislerimizin keskin zekalarının, savunma sanayinde ter döken işçilerimizin emeklerinin bereketli mahsulüdür.
Devlet BAHÇELİ:
Mutabakat bir şahsın değil, devletlerin taahhüdüdür.
İran’la bugün varılan mutabakatın yarın kolaylıkla terk edilmesi, yalnız Tahran’ın değil, gelecekte Vaşington’la masaya oturacak bütün başkentlerin zihninde aynı soruyu doğuracaktır:
Buhran kazanı ne zaman yeniden kaynamaya başlayacaktır?
Kargaşanın fitili hangi bahaneyle tekrar ateşlenecektir?
Müzakere masasının altına döşenen saatli bomba ne zaman infilak edecektir?
Barış ümidi hangi hesap uğruna bir kez daha kursaklarda bırakılacaktır?
Bu sorular cevapsız bırakılamaz.
Üstelik söz konusu açıklamanın NATO Zirvesi sırasında yapılması da başlı başına düşündürücüdür.
NATO’nun caydırıcılığı yalnız askeri envanterinin büyüklüğüne, savunma harcamalarının miktarına veya harekât kabiliyetinin genişliğine dayanmaz.
İttifakın gerçek kuvveti, üyelerinin sözüne duyulan güven, alınan kararların öngörülebilirliği ve müttefiklik hukukunun muhafazasıdır.
Devlet BAHÇELİ:
Ankara Zirvesi’nin ardından Avrupa başkentlerinde yeniden ele alınması şart olacak, Brüksel koridorlarında tekrar gündeme oturacak en mühim başlıklardan biri, Türkiye’nin Avrupa Birliği müzakere sürecidir.
Avrupa’nın stratejik geleceği yeniden masaya yatırılmalı ve hakkaniyetli bir gelecek planı oluşturulmalıdır.
Çünkü bugün Avrupa’nın karşı karşıya bulunduğu sorunlar, artık eski ezberlerle yönetilemeyecek kadar ağırlaşmıştır.
Enerji arz güvenliğinden düzensiz göçe,
Savunma kapasitesinden demografik daralmaya,
Tedarik zincirlerinden ekonomik rekabete kadar uzanan geniş bir alanda Avrupa yeni bir yol ayrımına gelmiştir.
Bu yol ayrımında görmezden gelinmesi mümkün olmayan bir hakikat vardır:
O hakikatin adı da Türkiye’dir!