BASKI, TEHDİD VE HUKUKSUZLUĞA KARŞI GEÇİT VERMİYORUZ! ⚖️
Üyelerimizin karşılaştığı sorunlarda çözüm üretmek yerine, yetkilerini ve makamını kötüye kullanarak üyelerimizi soruşturma tehditleriyle baskı altına almaya çalışan, tarafsızlık ilkesini çiğneyen kamu görevlileri hakkında İl Millî Eğitim Müdürlüğü nezdinde gerekli idari başvurular yapılmış; inceleme ve disiplin soruşturması başlatılması talep edilmiştir.
Hiç kimse kamu gücünü ve mevzuatı, çalışanlar üzerinde bir mobbing ve yıldırma aracı olarak kullanamaz!
Hürriyetçi Eğitim Sen İstanbul 3 Nolu Şube olarak;
✅ Hukuksuz muameleye maruz kalan her bir üyemizin yanındayız,
✅ Soruşturma tehditleriyle üyelerimizin sindirilmesine asla müsaade etmeyiz,
✅ Süreçleri İl Millî Eğitim Müdürlüğü ve ilgili makamlar nezdinde sonuna kadar takip edeceğiz.
Adalet, tarafsızlık ve liyakat mücadelemizden taviz vermeyeceğiz.
Kamuoyuna ve üyelerimize saygıyla duyurulur.
@HurEgitimSen@istanbulilmem@zeytinburnumem@EsenlerIlceMEM
ÖĞRETMEN İSTANBUL’DAN GİDİYOR!
İstanbul’da kamu görevlisi olmak artık yalnızca görev yapmak değil, her ay yeniden bir geçim mücadelesi vermek demektir.
Türkiye’nin dört bir yanında aynı unvanla görev yapan, aynı maaşı alan öğretmen ve memurlar arasında İstanbul’da çalışanlar açısından çok ciddi bir hayat pahalılığı uçurumu oluşmuştur.
Bir öğretmenin maaşı İstanbul’da farklı değildir; ama kirası farklıdır, ulaşım gideri farklıdır, çocuğunun eğitim ve bakım maliyeti farklıdır, dışarıda içtiği bir çayın, yediği bir yemeğin bedeli farklıdır.
Bugün İstanbul’da sıradan bir evin kirası, birçok bölgede kamu çalışanının maaşının çok büyük bölümünü tek başına tüketmektedir. Kiraya depozito, aidat, elektrik, su, doğalgaz, internet ve ulaşım eklendiğinde daha ay başlamadan maaşın önemli kısmı ortadan kalkmaktadır.
Çocuğu olan bir öğretmenin veya memurun durumu ise çok daha ağırdır. Kreş ve bakım giderleri, okul masrafları, servis, gıda ve temel ihtiyaçlar eklendiğinde İstanbul’da tek maaşla insanca bir hayat sürdürmek neredeyse imkânsız hale gelmiştir.
Sorun artık “İstanbul pahalı bir şehir” cümlesiyle geçiştirilemeyecek kadar büyüktür.
Çünkü hayat pahalılığı artık İstanbul’daki kamu hizmetini de doğrudan tehdit etmektedir.
Türkiye’nin başka bir şehrinde de aynı maaşı alacağını bilen öğretmen, doğal olarak kendisine şu soruyu soruyor:
“Aynı maaşı alacaksam neden maaşımın yarısını, hatta daha fazlasını kiraya verdiğim İstanbul’da kalayım?”
Sonuç ortadadır.
İmkân bulan öğretmen İstanbul’dan ayrılmak istiyor. Tayin dönemlerinde İstanbul’dan Anadolu’ya yöneliş artıyor. İstanbul’a atanan genç öğretmen ise daha göreve başlamadan barınma problemiyle karşı karşıya kalıyor.
Bir süre sonra bunun bedelini yalnızca öğretmen değil, İstanbul’un eğitim sistemi ödüyor.
Öğretmen sirkülasyonu artıyor, deneyimli eğitim çalışanları şehirden uzaklaşıyor, bazı bölgelerde öğretmen ihtiyacı büyüyor ve eğitim kurumlarında personel istikrarı giderek zorlaşıyor.
Biz yıllardır söylüyoruz:
İstanbul’da görev yapan kamu çalışanına Türkiye’nin her yerindeki kamu çalışanıyla aynı maaşı verip İstanbul’un olağanüstü yaşam maliyetini görmezden gelemezsiniz.
Eşit maaş, yaşam maliyetlerinin bu kadar farklı olduğu bir tabloda her zaman ekonomik adalet anlamına gelmez.
Hürriyetçi Eğitim Sen İstanbul 3 Nolu Şube olarak çağrımız nettir:
İstanbul başta olmak üzere yaşam maliyetinin olağanüstü yükseldiği büyükşehirlerde görev yapan kamu çalışanları için bölgesel sosyal denge mekanizması oluşturulmalıdır.
Öğretmen ve memurlara;
İstanbul/Büyükşehir tazminatı,
düzenli kira ve barınma desteği,
ulaşım desteği,
kamu lojmanı ve uygun maliyetli konut imkânlarının artırılması,
çocuk sahibi kamu çalışanlarına kreş ve bakım desteği sağlanmalıdır.
Özellikle kira yardımı ve büyükşehir tazminatı artık ertelenmemelidir.
Çünkü mesele yalnızca kamu çalışanının cebindeki para değildir.
Mesele İstanbul’da okulların öğretmensiz, kurumların personelsiz kalmamasıdır. Mesele kamu hizmetinin sürdürülebilirliğidir. Mesele bir öğretmenin ay sonunu düşünmeden öğrencisine, bir memurun geçim kaygısına boğulmadan görevine odaklanabilmesidir.
Devlet, İstanbul’da görev yapmanın ekonomik yükünü artık çalışanının omuzlarına bırakamaz.
İstanbul’da görev yapmak cezaya dönüşmemelidir.
Öğretmen İstanbul’dan kaçmamalı, memur tayin için gün saymamalı, yeni atanan bir kamu çalışanının ilk düşüncesi “Bu şehirde nasıl geçineceğim?” olmamalıdır.
Bugün gerekli ekonomik tedbirler alınmazsa yarın İstanbul’un öğretmen ve kamu personeli ihtiyacını karşılamak çok daha büyük bir sorun haline gelecektir.
Biz çözümü de söylüyoruz:
İstanbul’da çalışan öğretmen ve memura İstanbul’un şartlarına uygun ücret politikası uygulanmalıdır.
İstanbul Türkiye’nin en pahalı şehirlerinden biriyse, İstanbul’da kamu hizmeti veren insanların ekonomik şartları da buna göre düzenlenmelidir.
Uğur Başar
Hürriyetçi Eğitim Sen
İstanbul 3 Nolu Şube Başkanı
@HurEgitimSen@HurSenGenelMerk
Mücadele edenler, haktan yana olanlar elbet kazanır.
1611 öğretmenimize hayırlı olsun.
Hakları yenen arkadaşlarımızın haklılıklarını haykırdık. Oturma eylemi yaptık, basın açıklaması yaptık. Kısacası haklarını aradık.
Hayırlı olsun.
Sırada Piktes öğretmenlerimiz var. Acilen kadro alınma haberi paylaşılmalıdır.
@tcmeb@HurEgitimSen
‼️Yetki Var, Kazanım Yok: 16 Yılın Sessiz Çöküşü
Değerli öğretmenlerimiz, eğitim çalışanlarımız ve kıymetli kamu görevlileri;
⚠️Bugün size çok basit bir soru sormak istiyorum:
Öğretmenliğin, memurluğun kıymeti gerçekten kalmadı mı?
Hayır!
Öğretmenlik hâlâ bu ülkenin geleceğini inşa eden en kıymetli mesleklerden biridir.
Ama ne yazık ki öğretmenin emeğinin karşılığı, alım gücü ve mesleki itibarı yıllar içerisinde ciddi biçimde aşındırıldı.
Bugün öğretmen geçinemiyor.
Memur enflasyon karşısında yoksullaşıyor.
Yeni atanan öğretmen görev yerine sevinçle gitmesi gerekirken,
“Bu maaşla kiramı nasıl ödeyeceğim?” diye düşünüyor.
Bir tarafta ekonomik kayıplarımız büyürken diğer tarafta mesleki itibarımız zedeleniyor.
Öğretmen şiddete uğruyor.
Mobbinge maruz kalıyor.
Tayin bekliyor.
Ailesinden ayrı yaşıyor.
Sözleşmeli öğretmen kendisini yeterince güvende hissetmiyor.
2008 sonrası göreve başlayan kamu çalışanları emeklilik geleceklerini düşünüyor.
👉Millî Eğitimde ise sorunlar çözülmek yerine birikiyor.
Atama sistemi değişiyor, Akademi sistemi yeni belirsizlikler oluşturuyor.
Tayin sistemi tıkanıyor, aileler ayrı kalıyor.
Liyakat tartışılıyor.
Soruşturmalarda yapılan hukuki ve usule ilişkin yanlışlar mahkemelerden dönüyor; bunun bedelini hem çalışan hem kamu ödüyor.
Bir tarafta düşük öğrenci sayısıyla eğitim veren okullar varken, diğer tarafta çocuklarımız kalabalık sınıflarda eğitim görüyor.
Proje okulları uygulamalarıyla yılların oluşturduğu okul kültürü ve kurumsal hafıza zayıflatılıyor.
Peki bütün bunlar bir günde mi oldu?
Hayır!
👉Yaklaşık 16 yıldır eğitim çalışanlarının örgütlü gücünü temsil etme iddiasıyla yetki kullanan sendikal anlayışa artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
16 yıllık yetkinin sonunda öğretmenin kazandığı nedir?
Alım gücümüz mü arttı?
Mesleki itibarımız mı yükseldi?
Tayin problemimiz mi çözüldü?
Mobbing mi sona erdi?
Liyakat mi hâkim oldu?
Emeklilik geleceğimiz mi güvence altına alındı?
O hâlde artık öğretmen de memur da sendikal tercihini sorgulamak zorundadır!
Değerli meslektaşım;
👉Sendika tercihi bir alışkanlık değildir.
Bir müdürlük, müdür yardımcılığı ya da görevlendirme beklentisi hiç değildir.
Sendika tercihi;
emeğine, ailene, mesleğine ve geleceğine sahip çıkma tercihidir.
Bugün mobbinge uğrayan arkadaşın için susarsan, yarın sıra sana geldiğinde yalnız kalırsın.
Bugün liyakatsizliğe bireysel çıkarın için göz yumarsan, yarın adalet aradığında sesini duyuramazsın.
Artık bireysel kazanımları değil, toplumsal kazanımları büyütmek zorundayız.
Öğretmenin yoksullaşmasına alışmayacağız!
Memurun enflasyona ezilmesine alışmayacağız!
Mobbinge, liyakatsizliğe, baskıya ve adaletsizliğe alışmayacağız!
Çünkü böyle gelmiş olabilir…
Ama böyle gitmek zorunda değil!
Öğretmen güçlü olursa eğitim güçlü olur.
Eğitim güçlü olursa Türkiye güçlü olur.
Buradan bütün eğitim çalışanlarına sesleniyorum:
Susma!
Korkma!
Sendikal tercihini sorgula!
Bireysel çıkarın için ortak geleceğinden vazgeçme!
Emeğine sahip çık!
Mesleğine sahip çık!
Geleceğine sahip çık!
Çünkü artık;
👉16 yıllık yetkinin hesabını sorma vaktidir!
Uğur Başar
Hürriyetçi Eğitim Sen İstanbul 3 No’lu Şube Başkanı
@HurEgitimSen@HurSenGenelMerk@TRogretmen@ogretmenlersyfs@Ogretmenler_oda
‼️MEMUR DA EV ALABİLMELİ, ARABA ALABİLMELİ!
👉TBMM’de gençlerin ilk konutunu edinmesini kolaylaştıracak devlet destekli konut finansmanı görüşülüyor.
Bu çalışma önemlidir.
Ancak bugün ekonomik gerçekler gösteriyor ki yalnızca gençler değil, evi olmayan memurlar da aynı desteklere ihtiyaç duymaktadır.
Göreve yeni başlayan bir öğretmenin maaşı yaklaşık 65 bin TL seviyesindedir. Buna karşın dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 120 bin TL’ye yaklaşmıştır. Bu tablo karşısında kamu çalışanı bırakın ev sahibi olmayı, büyükşehirlerde kiracı olarak yaşam mücadelesi vermektedir.
Özellikle İstanbul’da birçok öğretmenin maaşı neredeyse bir kira bedeline dönüşmüştür.
Bugün bir memur;
* Ev alamıyor.
* Araba alamıyor.
* Geleceğini planlayamıyor.
* Çocuklarının yarınından endişe ediyor.
Kamu hizmetini yürüten öğretmen, hemşire, polis ve tüm memurlar yalnızca ay sonunu getirmeye çalışan insanlar hâline gelmemelidir.
Çağrımız nettir:
TBMM’de görüşülen konut finansmanı düzenlemesi;
✅ Evi olmayan memurları da kapsamalıdır.
Devletine yıllarca hizmet eden kamu çalışanlarına;
* düşük faizli,
* uzun vadeli,
* geri ödemesi kolay,
* erişilebilir konut kredisi imkânı sağlanmalıdır.
Memur da ev sahibi olmalı.
Memur da araba alabilmeli.
Çünkü güçlü kamu hizmeti, geleceğe güvenle bakan kamu çalışanlarıyla mümkündür.
Barınma artık bir ayrıcalık değil, temel yaşam hakkıdır.
@tcbestepe@TBMMresmi@TBMMGenelKurulu@Akparti@herkesicinCHP@MHP_Bilgi@iyiparti@HurEgitimSen@HurSenGenelMerk
ZEYTİNBURNU İLÇE KAYMAKAMLIĞI ZİYARETİMİZİ GERÇEKLEŞTİRDİK.
Eğitim Çalışanlarının Hakları ve Okullarımızın Geleceği Masada!
Şube Başkanımız Uğur Başar ve Şube Başkan Yardımcımız Ravza Özmen, Zeytinburnu İlçe Kaymakamımız Sayın Adem Uslu’yu makamında ziyaret etti.
4688 sayılı Sendikalar ve Toplu Sözleşme Kanun’un sendikamıza verdiği yetki ve kamusal sorumluluk bilinciyle, ilçemizde görev yapan eğitim çalışanlarımızın taleplerini ve çözüm önerilerimizi doğrudan en üst makama ilettik. Görüşmede, Öğretmen ve yöneticilerimizin yasal haklarının eksiksiz korunması, liyakat esaslı ve huzurlu bir çalışma ortamının tesisi konusunda fikir alışverişi yapılmıştır. Okullarımızın fiziki ve yönetimsel altyapı eksikliklerinin giderilmesi, eğitim faaliyetlerinin pedagojik ilkelere uygun yürütülmesi gerektiği vurgulanmıştır.
İlçedeki eğitim çalışanlarımızın karşılaştığı idari ve mesleki problemler Sayın Kaymakamımıza sunulmuştur.
Eğitim çalışanlarının motivasyonunu ve okullarımızın güvenliğini önceliği olarak gören İlçe Kaymakamımız Sayın Adem Uslu’ya kabulleri ve çözüm odaklı yaklaşımı için teşekkür ederiz.
Üyelerimizden aldığımız güçle, hak ve menfaatlerinizin her platformda takipçisi olmaya devam edeceğiz! Saygılarımızla.
@HurEgitimSen
BASIN AÇIKLAMASI VE SOSYAL MEDYA DUYURU METNİ
👉ÖDÜL SÜREÇLERİNDE KAPALI KAPILAR DÖNEMİ BİTMELİDİR!
Millî Eğitim Bakanlığı Personeline Başarı, Üstün Başarı Belgesi ve Ödül Verilmesine Dair Yönerge hükümleri doğrultusunda, İstanbul genelinde "Üstün Başarı Belgesi" alarak ödül değerlendirme sürecine dahil edilen öğretmenlerimizin emeklerinin taltif edileceği döneme girmiş bulunmaktayız.
Ancak ne yazık ki geçmiş yıllardaki uygulamalar, bu süreçlerin nesnel ve adil yürütülmediğini, ödüllendirme mekanizmasının adeta belirli sendikal aidiyetlerin veya somut dayanağı olmayan kişisel takdir haklarının gölgesinde kaldığını açıkça göstermiştir. Eğitim çalışanlarının motivasyonunu artırması gereken bu süreç, kapalı kapılar ardında yürütüldüğü müddetçe çalışma barışını baltalamakta ve adalete olan güveni sarsmaktadır.
Hürriyetçi Eğitim Sen İstanbul 3 No'lu Şube Başkanlığı olarak, bu adaletsiz tablonun tekerrür etmemesi adına İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü’ne resmi başvurumuzu gerçekleştirerek yasal ve haklı taleplerimizi ilettik. Kamuoyu önünde bir kez daha haykırıyoruz:
👉Komisyonlarda Şeffaflık Şarttır:
İl ve ilçe düzeyinde kurulan Ödül Değerlendirme Komisyonlarının tarafsızlığını sağlamak adına, tüm sendika temsilcilerinin bu komisyonlarda gözlemci veya üye statüsünde yer alması yasal ve ahlaki bir zorunluluktur.
👉Soyut Takdir Değil, Somut Kriter: Değerlendirmeler, Yönerge ekinde yer alan "Ödül Değerlendirme Formu (Ek-3)" kriterlerine sıkı sıkıya bağlı kalınarak yapılmalıdır. Kimsenin keyfi puan kırma veya soyut gerekçelerle emeği yok sayma hakkı yoktur!
👉Her Puan Tutanak Altına Alınmalıdır: Puanlamaların hangi somut belgelere, projelere ve akademik çalışmalara dayandırıldığı komisyonca tutanak altına alınmak zorundadır.
👉Puan Dökümleri Karartılmadan İlan Edilmelidir: Süreç sonunda ödül alan ve elenen tüm adayların puan dökümleri şeffaf bir şekilde paylaşılmalı; öğretmenlerimizin hakları idari denetime açık tutulmalıdır.
Bizler, gücünü sadece ve sadece üyesinden ve hukuktan alan bir sendikayız. Eğitim çalışanlarının haklarının sendikal pazarlık masalarında veya liyakatsiz komisyon odalarında heba edilmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Kriterlerin adilce uygulanmasının, sürecin her aşamasının idari ve hukuki olarak en sıkı takipçisi olacağız!
Fikir Hür, Vicdan Hür, İrfan Hür!
HÜRRİYETÇİ EĞİTİM SEN İSTANBUL 3 NO'LU ŞUBE YÖNETİM KURULU
@HurEgitimSen@HurSenGenelMerk@leventkuruoglu@istanbulilmem
Sayın @Tcmeb ve Sayın Bakan @Yusuf__Tekin 2026’yı "Aile Yılı" ilan ettik dediniz. Ama 2023 Eylül’de göreve başlayan öğretmenlerimizi hala evinden, yuvasından, sofrasından ayrı tutuyorsunuz.
Öğretmenleri yıllardır yuvasından, evladından koparıyorsunuz.
Sayın @Yusuf__Tekin, Sofraya eksik oturan baba her akşam acıtıyor.
Okuldan ağlayarak çıkan çocuk "annem ne zaman gelecek" diye soruyor.
Mazeret tayini mağduriyetlerine artık yürek dayanacak gibi değil.
Biz çocuklarımıza vatan sevgisi anlatan öğretmenleriz.
Ama kendi çocuklarımıza sarılamadığımız her gün, anlatmak zor geliyor.
Lütfen 2023 Eylül atamalı öğretmenlerin aile özlemine son verin. Sözünüzü Tutun, Öğretmenleri Ailelerine Kavuşturun.
Aileleri kavuşturun. Aile Yılı sözünü tutun. Adalet lafta değil, icraatta belli olur.
#2023EylülAtamasıAileBirliği #AileBirliğiHaktır #ÖğretmenlerAilesineKavuşsun
A millilerin maçlarını canlı yayınlayıp Filenin Sultanlarının maçlarını yayınlamayan @trtspor, bugün ne değişti de kızların maçını yayınlamaya karar verdin? Futbol maçları fiyasko ile sonuçlandı sebep bu olabilir mi?
İSTANBUL’DA BARINMA KRİZİ ÖĞRETMENLERİ GÖÇE ZORLUYOR: İSTANBUL’UN EĞİTİMİ ALARM VERİYOR!
BÜYÜKŞEHİR YAŞAM TAZMİNATI ŞARTTIR!
👉İstanbul’da görev yapan öğretmenlerimizden, il dışı atama sonuçlarının açıklanmasının ardından sendikamıza çığlık niteliğinde çok sayıda mesaj ve telefon ulaşmıştır. Eğitim çalışanlarımızın tayinleri Anadolu’nun farklı illerine çıkmıştır. Ancak bilinmelidir ki bu tayin tercihleri, mesleki bir gelişim arzusu ya da isteğe bağlı ailevi nedenlerle değil; İstanbul’da artık insani sınırları aşan fahiş barınma krizi yüzünden mecburiyetten yapılmıştır!
👉Öğretmenlerimiz, cumhuriyetin vitrini olan bu metropolden adeta sürgün edilmektedir. Özellikle son yıllarda hız kazanan kentsel dönüşüm çalışmaları nedeniyle binlerce konutun boşaltılması, kiralık konut arzını dibe vurmuştur. İstanbul’un en ücra ilçelerinde, bodrum katlarında veya deprem güvenliği olmayan eski yapılarda dahi kira bedelleri bir öğretmenin net maaşına ulaşmıştır.
👉Bugün İstanbul’da görev yapan bir öğretmenin, aldığı maaşla ailesinin barınma, ulaşım, fatura ve temel yaşam giderlerini karşılaması artık matematiksel olarak imkânsızdır! Öğretmenlerimiz, sınıflarında öğrencilerine nitelikli eğitim vermeye odaklanmak yerine, ay sonunu nasıl getireceğinin, evden çıkarılırsa nereye sığınacağının geçim mücadelesini vermektedir. Eğitimciyi bu çaresizliğe itmek, feryadına kulak tıkamak en başta bu ülkenin geleceğine ihanettir.
👉Hürriyetçi Eğitim Sen olarak, mülki amirlere, Milli Eğitim Bakanlığına ve hükümete çağrımız sadece bir temenni değil, acil yapılması gereken hatasız bir reçetedir:
⚠️"Büyükşehir Yaşam Tazminatı" Derhal Yürürlüğe Girmelidir: İstanbul gibi yaşam maliyetinin ve kiraların uçtuğu metropollerde görev yapan öğretmen ve eğitim çalışanlarına, maaşlarının en az %50'si oranında geriye dönük ve kalıcı "Büyükşehir Geçim desteği" sağlanmalıdır.
⚠️Sosyal Konut ve Lojman Projeleri Hayata Geçirilmelidir: Eğitim çalışanlarının barınma sorununu kökten çözecek sosyal konut projeleri hızlandırılmalı, öğretmenlerimize öncelik tanınmalıdır.
⚠️Öğretmenevleri ve Kamu Tesisleri Eğitimcilere Açılmalıdır: Şehrin göbeğindeki öğretmenevleri ticarethane mantığıyla turistlere veya dışarıya değil; İstanbul’a yeni atanan, barınma krizi yaşayan ve ev bulamayan öğretmenlerimize ücretsiz ya da sembolik ücretlerle "geçici lojman" olarak tahsis edilmelidir. Kamunun elindeki tüm boş misafirhaneler derhal eğitimcilerin emrine verilmelidir.
👉Son Sözümüz Net, Kararlılığımız Tamdır:
Öğretmenin barınma sorunu artık bireysel bir bütçe meselesi değil, kamusal bir güvenlik ve beka sorunudur. Öğretmenini koruyamayan bir devlet, geleceğini inşa edemez. Bizler sadece masada çağrı yapmıyor, hakkımızı istiyoruz. Bu can yakıcı tablo karşısında ilgili tüm kurumları acilen ve derhal göreve davet ediyoruz.
Eğer bu feryat duyulmaz, öğretmenlerimiz açlığa ve İstanbul dışına kaçmaya mahkûm edilirse; yarın kilit vurulacak okul kapılarının, öğretmensiz kalacak sınıfların sorumlusu bu düzeni görmezden gelen yetkililer olacaktır! Öğretmenimizin hakkını meydanlarda da, meydanların ötesinde de söke söke almaya kararlıyız!
@HurEgitimSen@HurSenGenelMerk@tcmeb@csgbakanligi@TBMMresmi
👉Ankara Güvenpark’ta öğretmenler seslerini duyurmak istedi. Daha açıklamalar yapılmadan polis müdahalesiyle, şiddet uygulanarak gözaltına alındılar.
👉Mülakat mağduru öğretmenlere ve özel sektör öğretmenleri sendikasına yapılan bu uygulamayı KINIYORUM.
@ogretmensendika
#ÖğretmenlerGözaltında
Şubemize bağlı Zeytinburnu ilçemizde bu yıl sonunda maaş promosyonu ihalesi yapılacaktır. Bu anket bir ön çalışma niteliğinde olup eğitim çalışanlarımızın hak ve menfaatlerini koruma amaçlı hazırlanmıştır.
Zeytinburnu ilçemizde çalışan tüm eğitim çalışanlarımızın ankete katılımı önemlidir.
@HurEgitimSen@zeytinburnumem
https://t.co/ocu3mBILdN
@ugurbasar60 Eğitim fakülteleri de komple kapatılsın hocaları öğretmen yetiştiremiyot nasıl olsa (bakanlık böyle düşünüyor olmalı ki akademi açma gereği duydu), bakan olmak için de akademi şartı aransa nasıl olur acaba
‼️Milli Eğitim Akademisi Bir Eğitim Politikası Değil, Öğretmene Güvensizlik Projesidir.
⚠️İlk Aylardan Bu Uygulama Çöp Olmuştur!
👉Yıllarca üniversite sıralarında dirsek çürütmüş, pedagojik formasyonunu tamamlamış, KPSS’ye hazırlanmış, alan sınavından geçmiş, mülakat engelini aşmış genç öğretmenlerimiz bugün bir kez daha “yetersiz” ilan edilmektedir.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Milli Eğitim Akademisi” adı altında hayata geçirdiği bu uygulama, öğretmeni geliştirme amacı taşımamakta; aksine öğretmeni değersizleştiren, üniversiteleri yok sayan, akademik emeği hiçe indiren bir anlayışın ürünüdür.
👉Bugün öğretmenlere fiilen söylenen şudur:
“Dört yıl okudunuz, sınavları geçtiniz, mülakatı aştınız ama biz size hâlâ güvenmiyoruz.”
⚠️Bu kabul edilemez.
👉Eğer eğitim fakülteleri öğretmen yetiştiremiyorsa bunun hesabı neden genç öğretmenlere kesilmektedir?
👉Madem üniversiteler yetersiz görülmektedir, o halde yıllardır verilen diplomaların, akademisyenlerin, öğretmenlik uygulamalarının anlamı nedir?
👉Devlet kendi yükseköğretim sistemine güvenmiyorsa, bunun bedelini yeni atanmış öğretmenlere ödetemez.
Bugün akademilerden yükselen sesler, bu sistemin daha ilk aşamada çöktüğünü göstermektedir.
‼️Tarafıma Ulaşan Öğretmenler:
•4 günde 9 sınava sokulduklarını,
•Sürekli ödev, form ve rapor yükü altında ezildiklerini,
•Psikolojik baskı ve korku ortamı oluşturulduğunu,
•“Bazılarınızı eleyeceğiz” denilerek tehdit edildiklerini,
•Ekonomik olarak tükenme noktasına geldiklerini,
•Kiralarını, faturalarını, yemek masraflarını karşılayamaz hale geldiklerini,
•Haftalarca ailelerinden uzak, belirsizlik içinde yaşadıklarını,
•Akademide kendilerini öğretmen değil adeta “itaat etmek zorunda bırakılan stajyer memur” gibi hissettiklerini ifade etmektedir.
⚠️Öğretmenler artık eğitim konuşmuyor; hayatta kalmayı konuşuyor.
👉30 bin lira maaşla başka şehirlerde 18-20 bin lira yurt ücreti ödeyen, ulaşım ve yemek giderleri altında ezilen genç insanlar nasıl motive olacak?
Bir öğretmen adayı, “karnımızı mı doyuralım, sınava mı çalışalım?” diyorsa burada pedagojik değil, vicdani bir kriz vardır.
👉Daha mesleğe başlamadan tükenmişlik yaşayan öğretmenlerden nasıl verimli bir eğitim sistemi beklenmektedir?
👉Üstelik akademilerde anlatılan birçok içeriğin üniversitede alınan derslerin tekrarı olduğu açıkça görülmektedir.
Yani bu sistem ne öğretmene yeni bir yeterlilik kazandırmakta ne de eğitime katkı sunmaktadır.
Tam tersine zaman kaybı, ekonomik yük ve psikolojik yıpratma üretmektedir.
👉Öğretmenler “uygulama ağırlıklı eğitim” beklentisiyle geldikleri akademilerde;
bitmek bilmeyen evraklarla, anlamsız seminerlerle, baskıcı disiplin anlayışıyla ve korku kültürüyle karşı karşıya bırakılmıştır.
👉Daha vahimi ise; öğretmenlerin artık düşüncelerini açıkça ifade etmekten korkar hale gelmesidir.
“Fişlenmekten korkuyorum” diyen öğretmenlerin olduğu bir yerde özgür eğitim ikliminden söz edilemez.
⚠️Eğitim korkuyla değil; güvenle, bilimle ve saygıyla yürütülür.
⚠️Milli Eğitim Bakanlığı şunu anlamalıdır:
Öğretmen yetiştirmek; öğretmeni sürekli sınava sokmak, baskılamak ve değersiz hissettirmek değildir.
⚠️Öğretmen yetiştirmek; ona güvenmek, destek olmak ve mesleki itibarını korumaktır.
‼️Bizler buradan açıkça çağrıda bulunuyoruz:
⚠️Milli Eğitim Akademisi uygulaması derhal durdurulmalıdır.
👉Yeni atanmış öğretmenler üzerinde oluşturulan bu ekonomik, psikolojik ve mesleki baskıya son verilmelidir.
Öğretmenlik mesleği itibarsızlaştırılmamalı; eğitim fakülteleri ve akademisyenler yok sayılmamalıdır.
Üniversite diplomasını değersizleştiren, öğretmeni potansiyel “eksik personel” gibi gören bu anlayış terk edilmelidir.
👉Öğretmen; bu ülkenin geleceğini yetiştiren kişidir.
Geleceği yetiştirecek insanları daha mesleğe başlamadan tüketen hiçbir sistem başarılı olamaz.
👉Biz öğretmenlerimizi tüketen değil, güçlendiren bir eğitim politikası istiyoruz.
Çünkü güçlü öğretmen olmadan güçlü eğitim, güçlü eğitim olmadan da güçlü bir ülke kurulamaz.
@HurEgitimSen@tcmeb
Kişisel Verilerin Korunmasın Kanunu;
kapsamında okul ve kurumların internet sayfalarında yer alan Teşkilat Şeması ve bazı bölümlerinde, okul sosyal medya adreslerinde, eğitim çalışanlarının kişisel verileri (isimleri, sınıf bilgileri, branşları, ders programları, öğrenci-öğretmen fotoğrafları, proje adı altında yapılan paylaşımlar vb.) açık bir şekilde yer almakta dolayısıyla paylaşılmaktadır. Kişinin açık rızası olmadan bu tür bilgilerin, okul veya kurumların internet sitelerinde ve sosyal medya adreslerinde yer alması doğru olmadığından gerekli düzenlemelerin yapılması için İl Milli Eğitim Müdürlüğüne başvuruda bulunduk.
@HurEgitimSen@leventkuruoglu@TC_istanbul@istanbulilmem@MucahitYentur
Eğitimcilerin Kendi Bakanlıklarına Ulaşma Talepleri Önlerine Kurulan Barikatlarla Engellenmiştir
Sayın @Yusuf__Tekin Keşke siz bu Barikatları Size Ulaşmaya Çalışan Eğitimçilerin Önüne Değil de Öğretmen Öldüren Canilerin Önüne Kurabilseniz, Onları Durdurabilseniz
Artarak Geliyoruz
@ugurbasar60 Katledilenlerin sayısı barikatın kalkması için yeterli seviyede olmasa gerek... Okullar yol geçen hanına döndü, birine dur desen kabahat, demesen cinayet oluyor.