Irmak öğretmenim,
Seni o kadar iyi anlıyorum ki…
Mesleğin ilk yıllarında “sözleşmeli” olmanın omza yüklediği o baskıyı, susmak zorunda bırakılmayı…
Ben de ilk görev yerimde benzer şeyler yaşadım. Şanlıurfa’da merkeze 90 km uzaklıktaki bir köy okuluna atanmıştım. Her gün 180 km yol gitmem sağlık olarak mümkün değildi, lojmanda kalmak istedim. Müdür, lojmanın 1+1 olduğunu ve kalırsam 8 kişi aynı odada yaşayacağımızı söyledi.
Mecburen merkezden ev tuttum. Sonra öğrendim ki lojmanlar aslında 2+1’miş. Müdür de sevgilisi de ayrı lojmanlarda tek başına kalıyormuş.
Okul servisini kullanmaya başladım. Eylül ayında sadece 1 gün kullandığım servis için benden 1 aylık ücret istendi. “Bu haksızlık” dediğimde ise “O zaman bundan sonra taksiyle gelirsin” cevabını aldım.
Bugünkü aklım olsa elbette susmazdım. Hakkımı aramayı da bilirdim, ortalığı ayağa kaldırmayı da… Ama o gün sustum.
Çünkü mesele hakları bilmemek değildi.
Mesele, insanın arkasında kimsenin durmayacağını düşünmesiydi.
Servis şoförüne karşı çıksam okula gitmem zorlaşacaktı. Müdürü şikâyet etsem, yıl sonunda “adaylık” adı altında yine onun değerlendirmesine mahkûmdum.
İlçeye gidip derdimi anlatsam, ben köye dönmeden “Bu öğretmen seni şikâyet etti” diye müdürü arayacaklarını biliyordum.
İşte insanı susturan şey bazen korku değil; yalnız bırakılacağını bilmektir.
Irmak öğretmeni yalnız bırakanlar bu yaşananların sorumlusudur.
Kutsal Devlet.. Kızcağıza müdür neler yapmış, günde 2-3 bin lira verecek şekilde bir yere sürülmüş, ses kayıtları ile durumu anlatmış, müdüründen tokat yemiş, ama sesini duyuramamış. İlçe Milli Eğitim’e gitmiştir ama müdür şikayeti duyunca delirmiştir, yazılar yazmıştır birilerine ama ses yine gitmemiştir. Bizim devlet çalışanımız asla şikayet edilemez, asla cezalandırılamaz, asla ama asla. Devlet kendini kutsal saydığı gibi, elinde güç olan ve altındaki personeli perişan eden kişileri de kutsal sayıyor. Gencecik bir kız öldü. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in her şeyi bırakıp o müdür ve şikayetleri işleme almayanlarla ilgili ortalığı ayağa kaldırmasını beklerim, bekliyorum.
durduk yere gelen iç daralmasından moral bozukluğundan ve üzüntüden sana sığınır gönlümü ferahlatmanı ve ardında hüzün olmayan tahmin bile edemeyeceğim güzellikleri yaşatmanı senden isterim Allah’ım
📌 Gazze ve Lübnan’da saldırılar sürüyor
📍 Gazze’de mülteci kampına saldırıda 8 Filistinli hayatını kaybetti, 10 kişi yaralandı
📍 Ateşkesten bu yana Gazze’de ölü sayısı 951’e, yaralı sayısı 2.984’e yükseldi
📍 Lübnan’da son 24 saatte 35 kişi öldü, beyaz fosfor kullanıldığı iddia edildi
#israil #gazze #lübnan #iran
Gazze, Kudüs ve Filistin konusunda artık bir kısır döngünün içindeyiz.
Her gün aynı görüntüler, aynı kınamalar, aynı açıklamalar...
Ama zulüm durmuyor.
Buradan akıl, kalem, kürsü, medya ve sermaye sahiplerine sesleniyorum:
Artık tepkiyi organizasyona, öfkeyi güce, vicdanı harekete dönüştürme zamanıdır.
Bugün iletişim de var, bilgi de var, bilinç de var, milyonların desteği de...
Eksik olan tek şey ortak iradedir.
Filistin için küresel ölçekte ses getirecek, dengeleri sarsacak yeni bir mücadele hattı kurulmalıdır.
Çünkü tarih bize şunu gösterdi:
Zulüm, sadece zalimlerin gücüyle değil; iyilerin dağınıklığıyla da büyür.
Dağınık kalmayalım.
Birleşelim.
Büyüyelim.
Ve tarihin akışına yeniden müdahil olalım.
Filistin için yalnızca konuşan değil, dünyayı harekete geçiren bir organizasyon inşa etmenin zamanı gelmiştir.
Tabiri caizse; vicdanın, direnişin ve dayanışmanın sınırları aşan bir "Küresel İntifada"sına ihtiyaç vardır.
— Ferdi Karabasan
Eski bi dostum vardı. 10 yil kadar önce annesi vefat ettiğinde ilk bana yazmıştı,şimdi ben ne yapacagim diye.Dusundum de o an aklına ilk ben gelmişim ve bu acıyı ilk paylaşacağı kişi olacak kadar yer etmişim hayatında aslında.Şimdiyse nerede napiyor hiç bilmiyorum.Umarım mutludur
🚨''10 günlük mazeret izni prosedürü değiştirilmeli''
Bunu daha önce de dile getirmiştim. Öğretmenin itibarı, doktorların diline pelesenk edilemez.
Herkesin hayatında zorunlu durumlar olabilir ve bazen rapor almaktan başka seçenek kalmayabiliyor. Zaten öğretmenlerin mevcutta 10 günlük mazeret izni hakkı var ancak bu süreç kaymakamlık onayına bağlı prosedürle ilerliyor.
Bu konuda daha sağlıklı olan, maaş kesintili olacak şekilde sürecin doğrudan öğretmenin inisiyatifine bırakılmasıdır.
Ara tatil kaldırılıp eski sisteme dönülürse Öğretmenler Eylülün başında 2 hafta ve Haziranın sonunda 2 hafta seminere alınır. Okullar Eylül ortasında açılır, Haziran ortasında kapanır. 1 Temmuz-1 Eylül arası yaz tatili değişmiyor.
Öğretmenlerin ve öğrencilerin 2 hafta seminere ihtiyacı yok! Biraz ara vermeye dinlenmeye ihtiyacı var! Ara tatillerin birçok faydası varken hangi mantıkla kaldırılıyor?
Çocuğunu başından atmaya çalışan Veliler yüzünden binlerce insan mutsuz ediliyor!
MEB bu kararı gözden geçirmeli! Öncelikle Öğretmenlerin fikri alınmalı!
Elazığ’da bir bina yöneticisinin çevredeki otları biçmek için anlaştığı kişi, elektrikli tırpan yerine 100 baş koyunla gelerek hem yöneticiyi hem de bina sakinlerini şaşkına çevirdi.