HABER ANALİZ
AMERİKA VERDİ, İRAN HEPSİNİ ALDI! VEKİL SAVAŞÇILAR VE İSRAİL DURURKEN BARIŞ OLMAZ, BOMBALAR SÜRER...
Anlaşmada "vekil savaşçılar" konusu ve Lübnan en kırılgan nokta, Hizbullah-İsrail savaşı her şeyi değiştirir mi?
https://t.co/n6wUsdQqdJ
@selcukerenerol Sn Erenerol.
1970'li yıllarda MEB yasal karar almıştı: Tüm yüksek okullar Bakanlığa bağlanacak. Öyle de oldu. Ama patrikhane kabul etmedi. Ayrıcalık istedi. Alamayınca okulu kendisi kapattı.
Açılırsa, hiç bir yere bağlı olmadan açılacak demektir. Başına buyruk! İzin verilemez!
Uyardık, uyarıyoruz!
Ruhban Okulu’nun açılması dini değil, siyasi bir meseledir.
Ekümenik ünvanıyla atılacak imzalar, Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal egemenliği ve bölünmez bütünlüğüne karşı kafa tutmaktır!
🇹🇷🇮🇹 Baykar-Leonardo ortak girişimi LBA Systems’a İtalya'dan sınırlandırma geldi.
İtalyan medyasında konuyla ilgili şunlar yazıldı:
“İtalyan Leonardo ile Türk Baykar firmaları arasında geçen yıl imzalanan anlaşma ile Leonardo'nun ve Baykar’ın %50’şer hissedar olacağı ortak girişim şirketi LBA Systems’a İtalyan hükümetinden şartlı onay geldi.
Roma yönetimi, 16 Haziran'da yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında, işbirliğinin ve ortak üretilecek insansız hava aracı (İHA) satışlarının AB ve NATO çizgisinde olan ülkelerle sınırlı olması şartını koştu. En büyük sermayedarı Maliye Bakanlığı olan Leonardo şirketi devlet kontrolünde. İtalyan hükümeti ‘Golden Power (altın güç)’ olarak anılan bir düzenleme sayesinde, stratejik çıkarların korunması amacıyla anlaşmalara müdahale hakkına sahip.
Konuyla ilgili kaynakların açıklamalarına göre, İtalyan Hükümeti, ulusal stratejik çıkarları ve tedarik zincirinin sürekliliğini korumak amacıyla, uluslararası geliştirme faaliyetlerinin yalnızca AB ve NATO politikalarıyla uyumlu ülkelere yönlendirilmesi zorunluluğu getirdi. Öte yandan, 11 Haziran’da yapılan görüşmelere katılan İtalyan istihbarat yetkilileri, ulusal teknolojik kapasite kaybı riskini azaltmak amacıyla, özel bilgilerin gizliliğini ve yeni ortak girişim için gerekli teknolojiyi güvence altına alacak şartlar öne sürdü.”
DEĞERLENDİRME:
Her ne kadar ortak girişimin birinci önceliği baştan itibaren AB ve NATO olarak belirlense dahi İtalyan hükümeti tarafından getirilecek bu sınırlandırmalar sonrasında birlikte geliştirilebilecek ürünlerin Baykar tarafından dünyanın başka yerlerinde de istenildiği şekilde kullanılıp kullanılamayacağı bir soru işareti haline geldi.
Daha en baştan bu şekilde sınırlandırmalar ile yola çıkılan bir iş birliğinin Türkiye’nin hak ve çıkarlarına etkisi uygulamaların başlaması ile ilerleyen dönemlerde olumlu veya olumsuz tartışılmaya devam edecektir.
@BaykarTech@Leonardo_live
Footage of a Ukrainian attack drone hitting a storage tank at the Moscow Oil Refinery this morning, sending the tank lid perfectly soaring hundreds of feet.
Spectacular explosion in the Kapotnya refinery in Moscow, Russia. This silo not only exploded but also catapulted the roof of the building into the air.
Amazing Ukrainian ingenuity. This is the cheapest way to neutralize russian threats.
Ukrainian interceptor drones such as the Wild Hornets STING and SkyFall P1-SUN typically cost around $1,000–2,500 per unit, depending on the model and configuration.
Meanwhile, the russian Shahed-type drones cost around $20,000–$70,000 per unit, depending on the model and configuration.
The return on investment is 20 to 1.
AB Parlamentosuʼndan Türkiye’ye Yeni bir Dayatma: Fener Rum Patriğine Ekümenik Statüsü İstiyorlar
Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raporunda şu ifade yer almaktadır: “Türkiye'yi, Ekümenik Patrikhanenin dünyanın dört bir yanındaki Ortodoks Hristiyanlar için önemine saygı duymaya, ilgili Venedik Komisyonu tavsiyesine uygun olarak yasal kişiliğini ve Ekümenik Patriğin dini unvanının kamusal kullanımını tanımaya çağırır.”
Bu çağrı, Türkiye’den Fener Rum Patrikhanesi’ne “Ekümenik” sıfatının resmen tanınmasını, kurumun yasal kişilik kazanmasını ve Patriğin “dünya Ortodokslarının lideri” niteliğindeki unvanını kamusal alanda serbestçe kullanabilmesini talep etmektedir. Bir başka ifadeyle, Patrikhane’nin Türkiye toprakları içinde ancak Türk egemenliği dışında, uluslararası bir statüye kavuşturulması istenmektedir.
Türkiye, Fener Rum Patrikhanesi’ni Türkiye’de yaşayan Rumların dini kurumu olarak tanır ve ibadet özgürlüğünü güvence altına alır. Ne var ki Avrupa Parlamentosu’nun talep ettiği “Ekümenik” statü, Patrikhane’yi Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuki ve siyasi denetimi dışında bir konuma yükseltmek anlamına gelmektedir. Bu durum, Patrikhane’yi adeta “devlet içinde devlet” haline getirecek ve ileride mülkiyet, özerklik ile uluslararası müdahale taleplerine zemin hazırlayabilecektir.
Söz konusu talep, Lozan Antlaşması’nın ruhuna ve Türkiye’nin egemenlik haklarına da açıkça aykırıdır. Bir devletin kendi toprakları içindeki dini bir kurumun unvanını ve hukuki statüsünü başka bir uluslararası aktörün belirlemesi, kabul edilemez bir içişlerine müdahale örneğidir. “Ekümenik” unvanı tarihsel olarak da tartışmalıdır; Osmanlı döneminde bile tam anlamıyla yerleşmemişken, Türkiye Cumhuriyeti bu iddiayı bilinçli olarak tanımamıştır. Türkiye, din ve vicdan özgürlüğünü korurken egemenlik ilkelerinden ödün vermemektedir.
Sonuç olarak, Avrupa Parlamentosu’nun bu tutumu, “azınlık hakları” ve “dini özgürlük” söylemi altında Türkiye’nin stratejik kurumlarını kontrol alanından çıkarma çabasının yeni bir halkasıdır. Türkiye, kendi anayasal düzeni ve laiklik ilkesi çerçevesinde dini kurumlarını düzenleme hakkını korumaya kararlıdır. Fener Rum Patrikhanesi, Türk toprağında ve Türk hukukuna tâbidir; dış aktörlerin “Ekümenik” hayalleri ise Türkiye’nin egemenlik algısında yer bulmamaktadır.
💥 Massive Ukrainian drone swarm struck the sprawling Moscow Oil Refinery in Russia today.
Located just 15 km from the Kremlin.
This could be one of the most consequential strikes on a Russian refinery to date.
Last night, our long-range sanctions once again reached the Moscow region – for the second time this week, the Moscow oil refinery was hit. Targets were also struck in the Rostov region and in temporarily occupied territories of Ukraine. This is a fully justified response to Russian attacks on our cities and communities, and another important result of our warriors’ work against facilities that sustain Russia’s war machine. I thank our Defense and Security Forces of Ukraine for their coordinated efforts – the Security Service of Ukraine, the Unmanned Systems Forces, the Special Operations Forces, Defense Intelligence, and our missile brigade for their precision.
In recent days, all of our partners have noted the precision and effectiveness of our mid-range strikes and long-range sanctions. It is time the war ended, and Russia must take the necessary steps in diplomacy.
A Ukrainian FP-1 long-range drone hovering towards its target, the Moscow Oil Refinery, while Russia air defense desperately tries to intercept it but fails twice. #Russia
Kuşkusuz, takipçiler biliyor, M5 Savunma-Strateji salt bir dergi değil, aynı zamanda tarihe tanıklık arşivi... İnsanlar bu nedenle biriktiriyor, itina ile saklıyor, geleceğe bugünü bırakıyor...
Yeni sayısı yine haber ve analiz yüklü olarak bayilerde
The Russian Ministry of Defense reports that approximately 1,000 Ukrainian drones have attacked Moscow.
Let us first note that Ukraine is now capable of launching up to a thousand unmanned aerial systems (UAVs) in a single wave. And it is not merely a matter of possessing such a number of drones—Zelenskyy has already announced that Ukraine will produce 10 million of them this year.
It is a question of command, logistics, and personnel resources. It is about the ability to organize an attack of this magnitude in the first place: setting up launchers, transporting components, conducting reconnaissance, planning, target assignment, launching, tracking, and post-strike assessment. That is a massive undertaking that must be managed.
And Ukraine is capable of doing so.
But what happens when that number rises to two thousand UAVs? Or five thousand?
Just imagine that.
24 yıldır dışlanmış, horlanmış, itilmiş kakılmış, nefret objesine dönüştürülmüş, üstelik yoksullaştırılmış insanımızın, tepkisinin artarak yükseldiği bir döneme girdik.
Bir dönüm noktasındayız. Tüm halkımız bir karar verecek.
Elbet bu süreç o kadar kolay olmayacak. Ama olacak.
Meclisimizi “çocuksever” milletvekilleri ile doldurmak elzemdir…
Köpek değil vatandaşa hizmet için çalışanların mecliste olması şarttır…
Bunun için de ayrıca çalışılması gerekiyor…
Başıboş köpeklerin kamu güvenliği, genel sağlık, doğanın-ekosistemin korunması ve çocukların ileri seviyede tehlikede olması göz önüne alınarak derhal itl@f kararı alıp, derhal en uygun, en acısız, en ekonomim şekildeki yöntem ile uygulanması kararı alınmış olsaydı bu saçma sapan itirazları dinlemezdik…
Sen çıkıp “yaşam hakkı” dersen bunlar da çıkıp “canlarımız nerde” der…
‼️Barınak lobisi; asıl amacınız ortaya çıkınca insanlara hakaret etmeyi bırakın, başardınız, başıboş köpekleri barınaklarda yaşatma mücadelenizi başardınız. Şovunuz bitti.Şimdi uzaklaşın, biz vatan millet için çalışan insanlar mücadelemizi yapalım…
Sokaktaki başıboş köpekler bilmem kaç ay, kaç yıl içinde barınaklara toplansa dahi ekonomik yükünü ülkemiz taşıyamayacağından, barınak modelinin daha şimdiden istismar edildiğini de göz önüne alarak itl@fın mecliste teklif olarak sunulup, yasalaşması için gerekli mücadeleyi ve çalışmayı yapmalıyız…
📌Ve sayın vekil; bir çocuğun tırnağı için milyonlarca köpek itl@f edilir…
Bunu kabul edin…
Başıboş köpeklere barınaklarda garibanın hakkını yedirtmemek için çalışan vekiller de olacak…
@RTErdogan , @RTEdijital
Zalım oy gelin(?) , zalım zalım zalım...
Evvela sokağa çıkarken giyinmeyi unutmayın efendim.
Hani insan evden çıkarken anahtarına bakar, telefonuna bakar, üstüne başına bakar ya aynada, Ha azıcık da ar duygusuna bakar. Bakmalı.
Kimi var ki sokağa çıkmıyor da sanki mahallenin ortasına ilan panosu gibi dikiliyor. Kumaş titriyor, düğmeler darılmış, fermuarlar istifa etmiş, görevi iplere bırakmış.
“Ben kıyafet değilim, imdat çığlığıyım” diye bağırıyor üstündeki bez.
Ey şehir ahalisi!
Kamusal alan dediğin yer ne özel oda, ne podyum, ne de “beni görün de ne görürseniz görün” meydanı.
Çocuk geçer, yaşlı geçer, aile geçer, utanması hâlâ ölmemiş adam geçer.
Kıyafet dediğin örtmek içindir;
her şeyi anlatıyorsa artık kıyafet değil, basın açıklamasıdır. Fosforlu cevriye buradaydı demektir.
Düğmeler kavuşmuyor, kumaş dayanamıyor, ayna utanıyor, sokak başını çeviriyor; sonra adına “özgürlük” diyorlar.
Türkü de dediği gibi; Zalimsiniz zalim;
hem gözün hakkını görme alanını kısıtlayarak gasp edersiniz,
hem edebin mezarına çiçek dikersiniz.
Hürriyet başka şeydir, teşhir başka.
Şıklık başka şeydir, nümayiş başka.
Güzellik başka şeydir, “kamusal alanda görsel tacize davetiye” başka.
İnsan sokağa çıkarken sadece serbestiyet hakkını değil,başkasının mahremiyet hakkını da düşünür.
Çünkü şehir dediğin yer herkesindir;
kimsenin çıplaklık iddiasına, kimsenin ölçüsüzlük gösterisine zimmetli değildir.
Velhasıl kelam
Evden çıkarken üstünüzü giyininiz,
dilinizi dizginleyiniz,
edebinizi yanınıza alınız.
“Evladım, bu ne hâl?
Kumaş mı eksik, utanman mı?”
Dedirtmeyiniz.