@MilenicomN@SikayetvarCom Nakil işlemimi tamamlamanız için 4 kere talepte bulundum. Bugün gün içerisinde çözümlenmesi gerekiyor yoksa gayet hızlı çalışan başka bir dagiticiya geçmek zorundayım
Bir sınıfın doğasını öğretmen belirler. Öğrencinin davranışını öğretmen belirler. İstisnai durumlar dışında öğretmenin karakteri, tepkileri, bazen öfkesi bazen sakinliği sınıfı etkisi altına alır. Çocuk her duyguyu öğretmenden tatmalıdır. Disiplin, güven, sevgi, adalet...
Anadolu'da 2 şey geriye kalan tüm ihtiyaçları karşılamaya yeter.
Tarım ve Eğitim.
Cumhuriyet'in ilk 10 senesindeki politikalar incelendiğinde bir toplum nasıl çağ atlatılır net bir şekilde görülür.
Artık elindeki niceliği kaybetmekle kalmadı niteliksel olarak da kaybetmeye devam ediyoruz.
Oku, oku nereye kadar !
Çalış, çalış nereye kadar !
Okumakta iş yok !
Sözlerini duymaya başlayalı oldu baya..
Fikren de çözülüyoruz.
En olmaması gereken bu !
#turkiye
@zafersoken Benim sıralamam sınıf öğretmenliginde 188 ve hiçbir arkadaşımın, meslektaşımın yolda arkada kalmasını istemiyorum. Öğretmenin yeri okuldur, sınıftır, öğrencinin dizinin dibidir. Atama kontenjanı arttırılmalı. Eğitim nitelikli hale getirilmeli. @zafersoken#İlkBakış
@zafersoken Benim sıralamam sınıf öğretmenliginde 188 ve hiçbir arkadaşımın, meslektaşımın yolda arkada kalmasını istemiyorum. Öğretmenin yeri okuldur, sınıftır, öğrencinin dizinin dibidir. Atama kontenjanı arttırılmalı. Eğitim nitelikli hale getirilmeli.
@vekilince Benim sıralamam sınıf öğretmenliginde 188 ve hiçbir arkadaşımın, meslektaşımın yolda arkada kalmasını istemiyorum. Öğretmenin yeri okuldur, sınıftır, öğrencinin dizinin dibidir. #MEBAtamayıBölme#yusuftekin#2024kpss#ogretmen
Z kuşağı hakkında Milli Eğitim Müfettişinin raporu!
DUYGUSUZ NESİL TEHLİKESİ
Hayatın gerçekliklerinden habersiz, duygusuz ve bencil bir nesil geliyor.
Şehitler için gözyaşı döken kendi ana babalarını anlamıyorlar.
Başkalarının çocukları için ağlamaya anlam veremiyorlar.
Yanıbaşımızdaki savaşlar, acı çeken çocuklar, ölen onbinlerce insan onları hiç ilgilendirmiyor.
Tüm acı gerçekleri çizgi film tadında izliyorlar ve yürekleri hiç acımıyor.
Hayatlarının odağındaki şey eğlenmek. Eğlenmedikleri tüm zamanları kendilerine bir işkence olarak görüyorlar. Kendileri için yapılan fedakarlıkların hiç farkında değiller.
Kıymet bilmiyorlar ve vefasızlar.
Herkesi kendine hizmet etmek için yaratılmış görüyorlar.
İnsanlara verdikleri değer, onların isteklerini yerine getirebildikleri ve ne kadar eğlendikleriyle orantılı. Hayatlarında eğlenmeden başka bir amaç olmadığı içini artık tek eğlence kaynağına dönmüş telefon ve tabletlerini ellerinden aldığınızda, dünyanın sonunun geldiğini zannediyorlar.
Geçmiş onları pek ilgilendirmiyor, atalarımıza karşı vefasızlar.
Dedelerinin canları, kanları pahasına vermediği vatan toprağını, en iyi fiyatı verene satacak kadar maneviyattan yoksunlar. Vatan onlar için son model bir cep telefonundan daha değersiz.
Milletimizin geleceği açısından endişeleniyorum.
20 Yıl sonra bu nesil, nasıl ana – baba olacak ?
Kendine hayrı olmayan bu nesil nasıl çocuk yetiştirecek ?
Evlerini nasıl idare edebilecek ?
Ülkeyi nasıl yönetecek ?
Vatanı nasıl savunup can verecek ?
Bütün bunlar neden oluyor izah edeyim ;
Altın kafeslerde çocuklar yetiştiriyoruz artık. Uçmayı bilmeyen kuşlar gibi.
Çocuklar hayattan bihaber.
Açlık nedir bilmiyorlar, yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarında, acıkmalarına fırsat bile vermiyoruz.
Öyle ki yemek yemeyi bile işkence görür hale geliyorlar.
Susuzluk nedir hiç bilmiyorlar. Hiç susuz kalmamışlar. Üç adımlık yolda bile susarlar diye yanımızda içecek taşıyoruz. Çocuk daha “susadım” demeden ağzına suyu daldırıyoruz.
Çocuklar hiç üşümüyorlar. Soğuk havalarda evden çıkarmıyoruz. Okula giderken kırk kat sarmalayıp çıkarıyoruz dışarı, hiç titremiyorlar.
Çocuklar hiç ıslanmıyorlar, evden arabaya kadar bile üç metrelik mesafede şemsiyesini başına tutuyoruz. Saçına bir tek yağmur düşürmüyoruz. Bu yüzden çocuklar ıslanmak nedir bilmiyorlar.
Yorgunluk nedir bilmiyor çocuklar. İki adımlık mesafelere bile arabayla götürüyoruz onları,
yorulmasınlar diye. Birazcık parkta koşsalar, hasta olacak diye engel oluyoruz.
Onlar takatleri tükenecek kadar hiç yorulmuyorlar.
Yokluk nedir bilmiyorlar, daha istemeden her şeyi önlerine sunuyoruz.
Bu yüzden varlığın kıymetini bilmiyorlar.
Onlar bir yanığın veya bıçak kesiğinin acısını bilmiyorlar. Elleri yanmasın, kesilmesin sakın diye
onlara ne bıçak tutturuyor, ne ocak yaktırıyoruz.
Çocuklar hissetmiyor yaşamı, açlığı bilmediği için açlara acımıyor,
üşümek nedir bilmedikleri için sokaktaki evsizleri umursamıyor.
Yokluk nedir bilmedikleri için ekmeğe gelen zam onların dikkatini bile çekmiyor,
haber kalabalığı olarak görüyor, gülüp geçiyorlar.
Sıcak odalarında yaşadıkları için evsizlik nedir, sürgün nedir anlamıyor, savaşları,
kurşunlanan, ölen insanları umursamıyorlar.
Acımıyorlar…
Kıymetini bilmiyorlar ekmeğin, elbisenin, barışın ve huzurun, ana babanın…
Müdahale edilmezse gelecek iyi şeyler getirmeyecek ülkemize.
Bu sorunu Devlet derinden hissetmeli. Bu sorunun çözümü için ciddi çalıştaylar düzenlenmeli.
Öğretim programları ve ders materyalleri revize edilmeli.
Okulların duygu eğitimi konusunda roller artırılmalı, geç kalınmadan bu sorun mutlaka çözülmeli.
Bu sorun çözülmezse ülke çözülecek…
Doğan CEYLAN
Yönetim Bilimi Uzmanı
Maarif Müfettişi
4 yıl fakülteyi okuyacağım, 14 ay akademide vakit geçireceğim sonra da çoklu staj çalışması adı altında 2 hafta okuluna gittiğim öğretmen veya ilgili tarafından değerlendirileceğim. Bu mu bilimsel anlayış?
@millenicom@MilleniDestek sayesinde erken uyumaya başladım. Sagolsunlar 22.00 sonrası için yavaşlatma alarmı kurmuşlar günlerdir. İnternet hızım çok düşüyor 22.00dan sonra. Müşteri hizmetleri açmıyor modem güncellemesi işi çözmüyor. 1080p video izlenmiyor. (14. Yy sorunları(
Milli Eğitim Akademisi'nde verilecek olan formasyon dersleri üniversiteden kaldırılacak mı? Sorusunu hep düşünüyorum. Acaba alan derslerini daha nitelikli işleyip öğretmenlerimizi okul ile içli dışlı bir süreç içine alabilir miyiz? Sınıf yönetimi gibi mühim ders uygulamalı olsa?
"Öğrenme tekrar yapmaktır." Savını incelediğimizde hep aynı şeylerin tekrar tekrar yapılması ve böyle iyi öğrenilmesi demek değildir. Öğrenme tekrar yapmaktır evet ama öğrendiğini yeniden üretebilmek, farklı durumlara uyarlayabilmek ve kendi yolunu ve yöntemini oluşturabilmektir.
Ayrıca Çocuk Edebiyatı okul öncesi, sınıf Öğretmenliği, PDR gibi bölümler için bu kadar önemli iken zamanında üniversitelerden çıkarıp şimdi sınava getirip sorumlu tutmak için nasıl bir sebep yaratıldı?
Drama ve çocuk edebiyatı bir arada çalışabilecek değerli iki derstir.
Türkiye' de Deprem: Az gittik uz gittik... kitabı da halka hitap eden bir dil ile yazılmıştı. Şimdi de ilkokul öğrencilerimiz için düşünülmüş çalışmadan dolayı tebrikler. Sınıf öğretmeni olarak alıp inceleyip sınıfta yer vermek istiyorum. Elinize emeğinize sağlık @nacigorur
Arkadaşlar, depremde halkın bilgi ve blinçlendirilmesi ilkokuldan itibaren başlar. Bu amaçla bu kitabı yazdım. Çocuklarımıza yararlı olacağını düşünüyorum, sevgiyle
Biz de halk olarak eğitime sımsıkı sarılmalıyız. Bizler uçurumun kenarında yıllarca kanını akıtmış bir ülkeden vefakâr halkımız ile köklü bir medeniyet ağacı yeşertmeye devam edeceğiz.
Değerli ve saygıdeğer öğretmenlerimizin yaşadığımız toplumun sosyolojisini çok iyi anladığını ve hissettiğini biliyorum. Bu çeşitlilik içinde hem zihnen hem de bedenen yorucu bir görev icra ediyorlar.