2006 yılında yitirdiğimiz Duygu Asena’nın 1987’de yayımlanan, erkek egemen toplumun kadını nasıl nesneleştirip değersizleştirdiğini konu alan ve genel ahlaka aykırı(!) bulunup yasaklanan “Kadının Adı Yok” kitabının 40 yıl sonra oğlunun düğün davetiyesine oğlu ile fotoğrafını bastıran bir AKP ilçe başkanı tarafından doğrulanacağı kimin aklına gelirdi?
Ülkemizin en önemli sorunlarından biridir, yıllardır “Eşit Yurttaşlık” diye yırtınanların kıllarını kıpırdatmadığı ÇOCUK GELİN rezilliğinden TÖRE CİNAYETİ vahşetine ve KADINA YÖNELİK ŞİDDET ilkelliğine her gün gözümüze sokulan KADIN EŞİTSİZLİĞİ SORUNU!
“Ey kahraman Türk Kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye lâyıksın.”
Atatürk/17 Mart 1923
#DuyguAsena
#KadınınAdıYok
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@add_genelmerkez
Eren Bey;
Ben kimseye samimi olup olmadığımı ya da düşüncelerimi ispatlama gayesinde değilim. Metin benim arkadaşımdır; konuşuruz, tartışırız, sohbet ederiz.
Tayip Temel’e itirazım ise bambaşka bir noktadaydı.
Bir siyasetçinin terör örgütü PKK’nın kurucusu katil için kullandığı ifadeyi sorgulamam neden “barış karşıtlığı” olsun?
Barıştan söz ediyorsunuz ama daha sorularımıza,söylemlerimize tahammül edemiyorsunuz.
Siz ,50 bin insanı öldürmüş terör elebaşı Abdullah Öcalan’ı savunduğunuzda “barıştan yana”, ben ona “Sayın” denilmesini eleştirdiğimde “insan haklarına karşı” ya da “Terörsüz Türkiye karşıtı” mı oluyorum?
Benim için Abdullah Öcalan, yıllarca Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı silahlı mücadele yürütmüş PKK’nın kurucusu ve çok sayıda insanın ölümünden sorumlu bir terör örgütü lideridir. Onun hakkında kullanılan hitabı sorgulamak benim hem gazeteci hem de vatandaş olarak hakkımdır.
Bunun milliyetçilik narasıyla, şovla ya da insan haklarına karşı olmakla hiçbir ilgisi yok. Asıl mesele şudur:
Devletin işlediği suçları söylediğimde “haklısın”, PKK’nın işlediği suçları söylediğimde “barışa zarar veriyorsun” deniliyorsa burada açık bir çifte standart vardır.Ben bunu kabul etmiyorum.
Gözaltında kaybedilen insanların hesabı sorulsun.Uludere’nin hesabı sorulsun.Faili meçhuller aydınlatılsın.Yakılan ve boşaltılan köylerin hesabı sorulsun.
Ama aynı ülkede PKK tarafından öldürülen,şehit edilen siviller, öğretmenler, askerler, polisler ve Kürt vatandaşlar da unutulmasın. Onların ailelerinin acısı da görmezden gelinmesin.
Benim vicdanım fail seçmiyor.
Bir siyasetçiye, kamuoyu önünde kullandığı ifade nedeniyle verdiğim tepki için özür dilemem.Bu tepkiyi ilk defa da vermiyorum.
Terörist elebaşı katil Öcalan’a “Sayın” ya da onu meşrulaştıran başka ifadeler kullanan kim olursa olsun, aynı tepkiyi göstermeye devam ederim.
Çünkü toplumsal mutabakat, herkesin aynı şeyi söylemesi değildir.Birbirimizi susturmadan, kutsal alanlar yaratmadan, sorulardan korkmadan ve hiçbir fail için ayrıcalık istemeden konuşabilmektir.
Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Merdan Yanardağ, Nasuh Mahruki, Deniz Göktaş, Oğuzhan Uğur, Ekrem İmamoğlu, Resul Emrah Şahan, Murat Çalık, Sinem Dedetaş ve daha nice insan haksız hukuksuz hapsedilirken…
Siyasal iktidarın talimatı altına girmiş yargı, muhalif olan herkesi ezerken…
Yargı eliyle iktidar partilerinde yolsuzluklar örtülüp muhalefetin belediyelerine delilsiz, sadece gizli tanık ifadeleriyle bitmek bilmez operasyonlar yapılırken…
AKP’ye geçmeyen belediye başkanları tutuklanma tehdidi altındayken…
CHP’li ve DEM Partili belediyeler kayyumlara teslim edilmişken…
Türkiye, halkın kendisini yönetecek kişileri seçme hakkının elinde alındığı bir döneme sürüklenirken…
Ana muhalefet partisi fiilen kapatılıp binasına polislerce biber gazı ile baskın düzenlenmişken….
Ana muhalefet liderinin dokunulmazlığının kaldırılıp tutuklanmasından bahsedilirken…
İnsanlar düşüncelerini ifade etmekten korkar haline getirilmişken…
Yeni Parti, ‘Çerçeve Yasa’ya ‘Evet’ demek zorunda değil. Bu yasa için kurulan komisyonun, Anayasa Mahkemesi, AİHM kararlarının uygulanmasına, ülkenin demokratikleştirilmesine dair sözü var. Bu sözlerin yerine getirilmeyeceği bu kadar aşikarken Yeni Parti’nin ‘Hayır’ oyu meşrudur. Yeni Parti, Kürt sorununun bu otoriter, baskıcı iktidar tarafından demokrasiden uzak zihniyetle çözülemeyeceğini topluma anlatabilir. Kendi iktidarında demokratik bir cumhuriyet inşa ederek bu sorunu çözeceğine halkı ikna edebilir. Yeni Parti her gün hukuksuz uygulamalarla kendisini ezmeye çalışan iktidarın peşine takılmış bir görüntü verirse halkın güvenini kaybedecek.
Tutuklu Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş:
"Siyasi gerekçeyle burada olduğumu biliyorum. Buraya gelmeden önce yapılan teklifleri kamuoyu da biliyor artık.
İsteseydim burada olmazdım ama ben bir siyasetçinin seçmenden aldığı yetkiyi en azından o dönem bitene kadar muhafaza etmesi gerektiğini seçmene saygının bir gereği olduğuna inanıyorum.
Yapmış olduğum, almış olduğum tavırdan dolayı da haklı ve doğru olduğumu düşünüyorum ve mutluyum"
https://t.co/DpARrBwWVC
Haluk Levent soruşturma dosyasında ifade veren Esin Önder Çağlayan,
Haluk Levent’in yapım şirketinden alacağını tahsil edeceği, sosyal yardım projeleri ile kripto para platformu kurulacağı yönündeki anlatımlara inanarak parça parça yaklaşık 70 milyon dolar verdiğini öne sürüyor.
İfadesine göre bu paraya karşılık ekspertiz değeri yaklaşık 35 milyon dolar olan 68 taşınmaz devraldı.
Çağlayan’dan Yeliz Kaya’ya 1 milyar 26 milyon liranın üzerinde para transferi tespit edilmiş
Çağlayan ,Önder ailesinden Haluk Levent’e vermek üzere 2 Milyar Türk Lirası borç almış.
Bu paralar nasıl paralar arkadaş!
Sizin bir arkadaşımız vardı hani Şamil Bey “Her Cuma bir ayet sallıyorum bakara makara” demişti, O’na da sınırları böyle bildirilmiş miydi, yoksa dini değerleri aşağılayanlara ters kelepçe ile sınır bildirme uygulaması muhaliflere özel bir yöntem mi?
“Bir gazete yazarının dönemin Van milletvekili Kinyas KARTAL ile yaptığı bir röportaj:
“— Köy enstitüleri komünist yetiştirdiği için mi kapatıldı?
— Hayır. Beni babam Moskova Üniversitesi’nde okuttu, komünizmin ne olduğunu ben gayet iyi biliyorum. Köy enstitülerinde komünizmi bilen kimse yoktu.
— Peki, karma eğitimden dolayı mı kapatıldı?
— Hayır. Bu da değil; bütün dünyada okullar karma eğitim, kız erkek beraber okuyor.
— Peki ya neden?
— Ben kapattırdım köy enstitülerini. Ben toprak ağasıyım. 200’e yakın köyüm var. Bu köylerdeki halk bana tapar. Ne işi varsa bana sorar. Evlenecek, boşanacak, askere gidecek, mahkemesi nesi varsa gelir bana danışırdı.
Ama köy enstitüleri açıldıktan sonra 5 köyüme köy enstitüsü mezunu geldi ve bu köylerden artık kimse bana gelip danışmamaya başladı.
Ben düşündüm; 200 köyümün hepsine köy enstitüsü mezunu gelirse benim ağalığım ne olur, sıfıra düşer!
Böyleyse benim harekete geçmem gerekir dedim ve doğudaki bütün ağalara telefon ettim, onları topladım.
Bir de batıdan buldum: Eskişehir’den Emin Sazak.
Sonra Menderes’le pazarlığa gittik.
Yıl 1950 seçimlerinin olacağı zaman.
Dedik ki; köy enstitülerini kapatırsan şu gördüğün doğudaki tüm toprak ağaları ve batıdan Emin Sazak’ın oyları sana. Kapatmazsan oy yok.
Menderes de 1950’de iktidara gelir gelmez, köy enstitülerinin temelini sarsmaya başladı.
Demokrat Parti iktidara geldikten sonra, 27 Ocak 1954’te çıkarılan kanunla Köy Enstitüleri’ni ‘Komünist Yuvası’ propagandası ile kapattırdı.”
“Bir gazete yazarının dönemin Van milletvekili Kinyas KARTAL ile yaptığı bir röportaj:
İyi halt ettiniz şimdi terikatler sizi ele geçiriyor ağır ağır.. bakalım hangi ülkeye kaçacaksiniz ....
Deniz Göktaş’ın stand-up gösterisinden paylaşılan videolar, “kamu güvenliği” gerekçesiyle erişime engellendi.
NATO Zirvesi öncesi, Nallıhan’da doğayı koruma ve endemik türleri incelemek amacıyla düzenlenen geziden dönen TEMA Vakfı üyelerinin de aralarında bulunduğu 225 kişi gözaltına alındı; 178’i tutuklandı.
Gazeteci Ali Çağatay, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla cezaevine gönderildi.
Bir komedyenin sahnedeki sözü, doğa savunucularının gezisi, gazetecinin yaptığı haber…
Kamu güvenliği adına daha ne kadar özgürlükten vazgeçmemiz istenecek?
Evet Sayın AKİT mensupları soruyorum sizlere;
İBB davasında sahte faturalarla ve kaçak dökümden gelen paraları akladığı iddia edilen, etkin pişmanlıktan yararlanan Murat Gülibrahimoğlu’nun şirketinden seçimlerden sadece 2 ay önce hangi sponsorluk için 5 Milyon 700 bin TL aldınız?
Kalemini namus bilen gazeteciler öyle miş,müş diye yalan haber yapmaz.Bak böyle ortaya belge koyar .
30.01.2024 tarihli e-faturada; “Kuzey İstanbul Modern İnşaat A.Ş.” tarafından, “AKİT TV SPONSORLUK HİZMETİ” açıklamasıyla, AKİT TV’ye 5 milyon 700 bin TL ödeme yapıldığı açıkça görülüyor.
Madem bu kadar büyük bir sponsorluk anlaşması yapıldı;
Hangi program için? Hangi organizasyon için?Hangi yayın karşılığında?
Kamuoyuna açıklayın.
Suudi Arabistan’la yapılan 5.000 MW’lık enerji anlaşmasının oylanması sırasında kürsüye 79 pusula gönderildi. İsim yoklamasında ise salonda sadece 4 AK Parti milletvekilinin bulunduğu görüldü.
İlk oylamada katılım 165’te kaldı, ikinci oylamada da toplantı yeter sayısı sağlanamadı. Sözleşme oylaması geçersiz sayıldı, Genel Kurul kapandı.
Milletin Meclisi’nde cevap bekleyen soru açık:
79 pusulayı kim verdi, kim sahte imza attı,milletvekilleri neredeydi?
Dün gece bir yasa tasarısı oylamasında TBMM’deki 276 AKP milletvekilinden 76’sı adına diğer bazı milletvekillerince SAHTE oy kullanılıyor, bu rezilliğin ilk kez yaşanmadığını da herkes biliyor, ama aynı insanlar Ekrem İmamoğlu’nun 31 yıl önce aldığı diplomasının SAHTE, kendisinin ve birçok bürokratının da -delilsiz ispatsız- SAHTEKAR olduğuna inanıyor…
Öyle mi pek sayın milletvekilleri?
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@add_genelmerkez
6 yaşındaki H.K.G’yi, 29 yaşındaki mürit Kadir İstekli ile evlendirdiler. Tarikat dışına çıkarılmayan çocuk 7 yaşından itibaren cinsel istimara maruz bırakıldı. Çocuğa yıllarca bunun oyun olduğunu söylediler. H.K.G. bunu bütün kız çocuklarının yaşadığını zannediyordu. 14 yaşında annesinin götürdüğü doktor istismarı fark etti, polise haber verdi. Tarikat kemik yaşı testine 22 yaşındaki kadını soktu. Sapıklar kurtarıldı. 17 yaşında götürüldüğü
psikiyatrist ‘Sana 7 yaşından beri tecavüz etmiş’ dedi. H.K.G. Kadir İstekli’yi konuşturup istismarı itiraf ettirdi ve konuşmayı kaydetti. Bu kayıtla savcılığa suç duyurusunda bulundu. İki yıl dava açılmadı. Sapıklar medreselerde çocukların yanındaydı. H.K.G.’yi çok tehdit ettiler, şikayetini geri almaya zorladılar. Ama bir adım geri atmadı. Davasında direndi. Bizim haberimizden sonra kadın örgütlerinin, baroların mücadelesiyle davada baba Yusuf Ziya Gümüşel 19 yıl, Kadir İstekli 30 yıl hapis cezası aldı. Yeni Şafak, Akit, Cübbeli Ahmet bu sapıkları savunup H.K.G.’ye iftiralar attı. Suçlu bulunan Yusuf Ziya Gümüşel serbest bırakıldı.
Şimdi sapıklar ve onları savunanlar kutlama yapıyor. Yazıklar olsun.
Ahmet Ağa; söze "Kürdistan" diye başladığına göre kafanda çoktan bölmüşsün Türkiye'yi, kendini 86 milyonla aynı ülkenin yurttaşı olarak görmediğin de ortada.
Ama kimliğini, dilini, halkını yok saydığını söylediğin Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin verdiği hakları kullanıp tam 6 dönem milletvekili olmuş, tam 6 kez "Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü koruyacağıma namusum ve şerefim üzerine ant içerim" diye yemin etmiş, arada belediye başkanlığı da yapmışsın.
84 yaşındasın, o beğenmediğin Cumhuriyetin sağladığı güven içinde bilmem kaç odalı şato benzeri Kasr-ı Kanco'da 8 çocuğun ve geniş ailenle köylerindeki marabalarının ürettikleriyle bir elin yağda bir elin balda yaşamışsın, yaşıyorsun ve "KÜRT SORUNU BENİM" diyorsun, öyle mi?
El insaf Ağa, el insaf!
Senin yaşında pazar artıklarından rızık toplamak zorunda bırakılmış 17 milyon emeklimiz 20 bin lira aylıkla geçim savaşı veriyor, çocukların yaşındaki 12 milyon emekçimiz 28 bin lira asgari ücrete talim ediyor, torunlarınla yaşıt işsizlikten kırılan milyonlarca gencimiz kapağı yurt dışına atabilmek için konsoloslukların vize kuyruğuklarında ömür tüketiyor...
Sahi, ne önerirsin bu insanlara, nasıl tanımlasınlar sorunlarını? Örneğin, "TÜRK SORUNU" deseler olur mu? Olmaz tabii ve kimse de demez, emin ol! Çünkü,,bu memlekette hemen herkes sorunun etnik köken ya da inanç sorunu değil, hukuksuzluk, adaletsizlik ve beceriksiz, basiretsiz yönetim sorunu olduğunu bilir!
Sen de öğrensen iyi olur Ağa. Ne de olsa "Öğrenmenin yaşı yoktur" denilmiştir.
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@add_genelmerkez
Yetkisiz bir mahkemenin hukuksuz kararı ve polis marifetiyle oturtulduğunuz koltukta “GENEL BAŞKAN” sıfatını kullanacaksınız,
Kaybettiğiniz ve süresi içinde itiraz etmediğiniz 3 yıl önceki kurultayda delegelerin satın alınarak ahlaksızlık yapıldığını tek bir somut delil sunmadan söyleyip 1300 delegeye ve binlerce partiliye hakaret edeceksiniz,
Oylarını sattıklarını iddia ettiğiniz delegelerin 900’ünün verdiği kurultay imzalarını yok sayacaksınız,
Tüzük gereği düşmüş PM’yi toplayıp kararlar (!) alacaksınız,
Hukuken oluşmamış, oluştuysa da düşmüş MYK’nın tüzüğe aykırı kararı ile milletvekillerini ihraç etmeye kalkacaksınız,
Yanınızdaki bazılarının cemaziyüevvellerine bakmadan 15 aydır zindanda tutulan henüz ifadeleri bile alınmamış 13 yıl beraber yürüdüğünüz insanları yargısız infaz edip “arınılması gereken kir” olarak yaftalayacaksınız,
Seçilmiş Meclis Grup Başkan Vekillerini görevden alıp yerlerine tüzüğe aykırı olarak atama yapmaya yelteneceksiniz,
111’i kurultay istemiş 138 kişilik meclis grubunun toplantısına başkanlık etmeye hevesleneceksiniz,
Partiyi mahkemeye düşürenlerden (!) hesap sormaktan söz edip istifa eden PM üyelerine mahkemeyi adres göstereceksiniz,
Zaten iktidara yürüyen partiye çelme taktığınızın, sözlerinizle emperyal planlara ortak olduğunuzun, her yaptığınızla iktidarın değirmenine su taşıdığınızın görülmediği zannıyla herkesi kör alemi sersem sanarak “Arınıp iktidara yürüyeceğiz” diyeceksiniz,
Partinin binasını, parasını, sosyal medya hesaplarını, araçlarını, çalışanlarını, iletişim olanaklarını kullanacaksınız…
Ama;
Belediye Başkanınız göz altına alındığında kılınızı kıpırdatmayacaksınız,
Ağız dolusu laf saydıran iktidar partisi liderine tek söz etmeyeceksiniz,
Sokağa çıkmayacak,
meydanlarda olmayacaksınız…
Sonra da “SARAYIN ADAMI” denildiğinde üzüleceksiniz!!!
Hadi canım…
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@ozgurozeliletsm
@CAOIletisim1
Butlancılara;
“Bay Kemal;
Sizi,
304 eski MV istemiyor
111 mevcut MV istemiyor
1000 delege istemiyor
81 il başkanı istemiyor
900 üstünde ilçe başkanı istemiyor
400 civarı belediye başkanı istemiyor
Muhalif sanatçı, gazeteci, STKlar istemiyor
CHP tabanı istemiyor, siz kimden oy alacaksınız?”
diye soruluyor.
Ancak iradeleri teslim alınmış butlancıların oy almak gibi bir dertleri olmadığı da, CHP’yi Cumhur İttifakına katmayı düşündükleri de ortada.
Devlet Bahçeli’nin “Bir Kürt, bir Alevi Cumhurbaşkanı Yardımcısı olsun” sözünü hatırlamak gerek.
Türk Milleti bu oyunu bozar, bozacaktır!
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@tbmmozgurozel
@ozgurozeliletsm
@CAOIletisim1