Bu hükümet
Pir Sultan'a pasaport vermiyor,
Onu anladık.
Yunus Emre'ye de basın kartı vermiyor,
Onu da anladık.
Ama bu hükümet
Ferman çıkarmış
Karacaoğlan'ı
Otobüse bindirmiyor.
Cemal Süreya- Hükümet
Bu hükümet 6 bin gaziye bakamıyorum diyor.
Av. buket gül 'ün Savcı değişikliği yalanı, soru işaretlerimizin ne kadar doğru olduğunu bir kez daha gösterdi.
Dosyada var dedikleri ve alınmış dedikleri delilleri neden sorguladığımızı gösteren çok önemli bir ders olmuştur herkese. Bunların hiçbir sözüne inanılmaz.
Atatürk'ün mirasını sömüre sömüre yıllarca sorumluluk almadan rahat muhalefet koltuklarında yan gelip yattınız. Her yanlış kararınızın bedelini millet ödedi.
Haydi...
Cevap versenize @muratemir_dr...
Cevap versenize @eczozgurozel...
Cevap versenize @yenipartiyiz...
Cevap versenize @herkesicinCHP...
Cevap versenize @kilicdarogluk...
“Ben ve 15 Temmuz gazisi emekli emniyet müdürü, Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Fatih Eryılmaz gerisingeri döndüğümüzde gördük ki gerçekten içeri alınmıyorlar.”
Gazilerimize “Vefa”dan Notlar!.. - Müyesser Yıldız https://t.co/jzlbck7FS6
Çağla Tuğaltay cinayetinde zamanaşımı süresinin dolmasına tek bir gün bile kalsa, katil ya da katiller tespit edildiği an savcılık hemen iddianame hazırlayabiliyormuş. İddianame kabul edildiğinde zamanaşımı sıfırlanıp ek süre veriliyor ve yargılama süreci resmen başlıyormuş.
#ÇağlaTuğaltay
#ÇağlaTuğaltayAdaletBekliyor
🚨 GECE YARISI KAÇIRILAN DİJİTAL DELİLLER KAMERADA!
Alparslan Kuytul Suç Örgütü soruşturmasında, operasyonu önceden öngören örgüt üyelerinin gece yarısı başka adreslere taşıdığı hard disk ve bilgisayar kasalarının tamamı ele geçirildi.
— Dijital materyallerin izi polis tarafından sürüldü.
— Kaçırılan hard disk ve bilgisayar kasalarına el konuldu.
— Delilleri karartma girişimi sonuçsuz bırakıldı.
Dijital materyaller incelemeye alındı.
taklacı müptezel değil mi bu..
Erzurum'da bir vatandaşa "Yok ya, nereden bileyim sevindiğini? Hadi bir takla at ya da oyna göreyim" diyebilmiş bir türdür kendisi
Gadasını yidim BABABUFFALOsu şuna bir kaç takla attırsa da görsün ne kadar sevindiğimizi...
Olaya bak!
Alihan Kuriş Suç Örgütü soruşturmasında Marmaris’te yakalanan kardeş Hilmi Tuna Kuriş ve Erhan Yılmaz’ın yurtdışına kaçmaya çalıştığı belirtildi.
Şüphelilerin Muğla’ya götürülmesinde kullanılan 34 SL 313 plakalı aracın, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin adına 2030 yılına kadar tahsisli olduğu belirlendi.
Yani adamlar kaçma planını eski bakana tahsilli araçla yapmaya çalışıyorlar.
İnançların dili olur mu? Alevice, hristiyanca, Müslümanca, Budistçe diye bir dil bilen var mı? Yok ama cehalet, gizli gündem, art niyet bolca var.
Türkçe meali; Alevi ayrı, Hristiyan ayrı, Müslüman ayrı hukukla yönetilsin. Herkes kendi devletçiğini kurabilsin. Osmanlı kapitülasyon dönemi geri gelsin.
Dilin altındaki ıslak baklayı kusuyorlar.
DÜN “KEDİLER GİDERSE FARELER GELİR” DEDİM:
İŞTE BİLİMSEL KANITI
Son günlerde kedilere karşı yürütülen karalama kampanyasında yeni bir iddia ortaya atılıyor: “Sokak kedileri besleniyor, karınları doyuyor, artık fare avlamıyorlar. Dolayısıyla şehirlerde bulunmalarının farelerle mücadele açısından hiçbir anlamı yok.”
Doğru olabilir mi? Cevap net olarak
HAYIR
Çünkü doğa da bilim de trol aklı ile çalışmıyor.
Bilim bir kedinin fareler ve sıçanlar üzerindeki etkisini yalnızca kaç kemirgen öldürdüğünü sayarak ölçemezsiniz diyor. Çünkü avcı-av ilişkisinde öldürmek kadar önemli başka bir mekanizma daha vardır:
Avcının varlığı.
2018 yılında New York’ta yapılan oldukça ilginç bir saha çalışmasında araştırmacılar, şehir ortamında yaşayan gerçek bir sıçan kolonisini ve aynı bölgedeki kedileri aylar boyunca kameralarla izlediler. Kedilerin büyük şehir sıçanlarını sanıldığı kadar sık öldürmedikleri görüldü.
Fakat araştırmanın asıl önemli sonucu başka yerdeydi. Kediler bölgede ortaya çıktığında sıçanların açık alanda görülme olasılığı belirgin biçimde azalıyordu. Kedi sayısının artmasıyla sıçanların saklanma davranışlarında da değişiklik gözleniyordu.
Yani kedinin sıçanı öldürmesine bile gerek kalmadan, varlığı sıçanın davranışını değiştiriyordu.
İşte bugün sosyal medyada anlatılmayan bilimsel gerçeklerden biri budur.
Çünkü fareler aptal değildir. Hatta sanılandan çok daha zeki hayvanlardır. Bir av hayvanı, avcısının saldırmasını bekleyip ondan sonra kaçmaz. Avcının görüntüsünü, hareketlerini, sesini ve kokusunu algılar.
Tehlike hissettiğinde daha az ortaya çıkar, daha fazla saklanır, beslenme davranışını ve yaşam alanını kullanma biçimini değiştirir. Ekolojide bunun karşılığı “predatör baskısı” veya “korku etkisi” olarak değerlendirilir. Kediler de binlerce yıldır küçük memelilerin doğal avcıları arasındadır.
Bilim burada daha da çarpıcı olan bir şey daha söylüyor: Farelerin kontrolü için kedilerin bizzat kendilerinin ortamda bulunmasına bile gerek olmayabilir.
Kontrollü deneylerde sıçanların yalnızca kedi kokusuyla karşılaştıklarında bile güçlü savunma ve kaçınma davranışları gösterdikleri ortaya konuldu. Bir deneyde kedi kokusuna maruz bırakılan sıçanlar gözlem süresinin %87’sinden fazlasını saklanma alanında geçirdi. Kontrol grubundaki sıçanlarda ise bu oran %20’nin altındaydı.
Dikkat edin. Ortada saldıran bir kedi yok. Fare yakalayan bir kedi de yok. Hatta ortada kedinin kendisi bile yok.
Sadece kedinin kokusu var. Ve sıçanın davranışı değişiyor.
Şimdi hala bize “Kediler mama yiyor, dolayısıyla fareler açısından hiçbir anlamları yok” mu diyeceksiniz?
Bir başka iddia da tok kedinin avlanmayacağı yönünde. Bu da kediyi yeterince tanımamaktan kaynaklanan başka bir yanılgı. Kediler yalnızca karınlarını doyurmak için avlanmazlar.
Avlanma davranışı kedinin doğal davranış repertuvarının bir parçasıdır. Evinde, önünde sürekli mama bulunan bir kedinin sineğe, böceğe, oyuncağa veya hareket eden küçük bir nesneye nasıl tepki verdiğini herhangi bir kedi yakını rahatlıkla gözlemleyebilir.
Avlanma dürtüsü ile açlık aynı şey değildir.
Dolayısıyla “Kediyi beslersen fare yakalamaz” cümlesini bilimsel bir gerçekmiş gibi ortaya atmak da doğru değildir.
Asıl üzerinde düşünmemiz gereken başka bir konu daha var. Avrupa ve Amerika’nın son derece gelişmiş şehirlerinde modern atık toplama sistemleri var. Profesyonel kemirgen kontrolü yapılıyor. Kanalizasyon sistemleri denetleniyor. Belediyeler bu mücadeleye ciddi kaynaklar ayırıyor; zehirler, kapanlar, sensörler ve teknolojik takip sistemleri kullanılıyor.
Buna rağmen New York’tan Paris’e kadar dünyanın pek çok büyük kentinde sıçanlarla mücadele ciddi bir şehir ve halk sağlığı problemi olmaya devam ediyor.
O halde meseleyi “Çöpleri düzgün toplarsanız fare olmaz” basitliğine indirgemek de doğru değil. Dünyanın en organize şehirlerinden birçoğu onlarca yıldır sıçanlarla mücadele ediyor ve hala bu sorunu ortadan kaldıramıyor.
Bizim şehirlerimizde ise yüzyıllardır başka bir unsur daha var:
Kediler…
Sokağın içinde yaşayan, kokusunu bırakan, dolaşan, avlanan ve yalnızca varlığıyla bile kemirgenlere bir avcının yakınlarda olduğunu hatırlatan binlerce kedi. Bunun şehir ekolojisindeki değerini yok saymak için bilimi görmezden gelmek gerekir.
Kedilerin değerini elbette kaç fare öldürdükleriyle ölçmüyoruz. Ama konu fareler olduğunda bilim bize açıkça kedi ile kemirgen arasındaki ilişkinin yalnızca avlanmadan ibaret olmadığını gösteriyor. Kedinin varlığı önemlidir. Kokusu önemlidir. Dolaştığı alan önemlidir. Kemirgen üzerinde oluşturduğu risk algısı önemlidir. Bütün bunların kemirgen davranışları üzerinde ölçülebilir etkileri vardır.
Bugün bazıları “Kediler mama yiyor, artık fare yakalamıyor” diyerek kedilerin şehirlerdeki varlığını değersizleştirmeye çalışıyor.
Ben tam tersini söylüyorum:
Kedileri beslemeye devam edin.
Onları aç bırakarak değil, yaşatarak şehirlerimizin bir parçası olarak koruyalım. Çünkü mesele kedinin bugün önümüze kaç fare bıraktığı değildir. Mesele, o sokağın bir avcıya ait olduğunu farelerin hala bilmesidir.
Kediler yüzyıllardır şehirlerimizin sessiz muhafızlarıdır.
Kediler giderse yalnız kediler gitmez. Onların şehir ekosisteminde yüzyıllardır doldurduğu alan da boşalır.
Kedileri bugün sokaklardan toplarsanız. Yarın fareler şehirleri istila eder ve sonuçları tahmin edemeyeceğiniz kadar ağır olur.
“Abartıyorsun” diyenler için yarın New York ve Paris’e bakacağız. Kedilerin sokaklarda olmadığı dünyanın en gelişmiş şehirlerinin farelerle nasıl ve hangi bedellerle mücadele ettiğini daha doğrusu edemediğini konuşacağız.
Rakamlarla. Belgelerle. Bilimle…
Dr.Tarkan Özçetin
Kaynaklar
Parsons MH, Banks PB, Deutsch MA, Munshi-South J. Temporal and Space-Use Changes by Rats in Response to Predation by Feral Cats in an Urban Ecosystem. Frontiers in Ecology and Evolution. 2018;6:146.
Dielenberg RA, McGregor IS. Defensive behavior in rats towards predatory odors: a review. Neuroscience & Biobehavioral Reviews. 2001.
Dielenberg RA, Hunt GE, McGregor IS. “When a rat smells a cat”: the distribution of Fos immunoreactivity in rat brain following exposure to a predatory odor. Neuroscience. 2001;104(4):1085–1097.
Yemlemeyi görüyorum biz Türkiye Cumhuriyeti korumasını kuluçka makinesi olarak kullanacağız, İran ve selefi vahabi Araplar yok olana kadar Türkiye'nin korumasında yaşayacağız Türkiye güçten düştüğünda parçalayıp emperyalizme hizmet eden ulus devletimizi kuracağız
Ülken için mi Süleymancılar için mi üzülüyorsun? Süleymancıların kız yurdu Aladağ’da yanarak ölen 11 kız çocuğu için üzülmediğin için seçimlerde desteğini almadın mı?