Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma denilen bir suç tipiyle insanların özgürlüğünü elinden almak hukuksuzluk değildir deseler de haksızlıktır. Bugün yapılanları hukuk çerçevesinde izah etmeye çalışabilirsiniz ama bunlar haksızlıktır. Ve unutmayın; hiçbir hak zayi olmaz.
1 litre mazot 100 lirayı geçti, artık 3 haneli rakamı konuşuyoruz.
“Ben hep 50 liralık alıyorum, zamlar beni etkilemiyor.” diyenlere kötü haber; bir zamanlar depoyu dolduran 100 lira ile artık 1 litre bile mazot alınamıyor.
Üstelik zamlar sürecek ve fiyatlar daha da yükselecek.
Durum gerçekten vahim, özellikle de çiftçi açısından!
Artan fiyatlar çiftçinin üzerindeki maliyet yükünü artırıyor.
Örneğin 2026 yılında Toprak Mahsulleri Ofisi buğday alım fiyatını ton başına 16.500 TL olarak belirledi. Bu hesaba göre çiftçi 1 litre benzin almak için 6 kg'den fazla buğday satmak zorunda.
Gübre, elektrik, ilaçlama, işçilik gibi temel giderleri de eklediğimizde çiftçi için durum, az önce de ifade ettiğimiz gibi vahim.
Mazota yapılan zam aynı zamanda zincirleme zam demek!
Mesela nakliye ücretlerinin artması demek, yani çarşı pazarda fiyatların artması demek.
Fahiş gıda operasyonu yaparak fiyat düşürmeye çalışan iktidarımızın meseleye bu açıdan da bakmasını tavsiye ediyoruz.
Türkiye bunu hak etmiyor.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, vatandaşına çok daha iyi koşullar sağlamak zorundadır ve bu imkân da vardır.
Yeter ki kaynaklar doğru kullanılsın, yandaşa ve yabancıya akıtılmak yerine Türk halkının hizmetine sunulsun.
Türk halkı hak ettiği müreffeh yaşama ancak ve ancak Milli Ekonomi Modeli ile ulaşabilir.
Bu bakımdan çare Milli Ekonomi Modeli'ni parti programı yapan Bağımsız Türkiye Partisi'dir.
Uzman Çavuşlarımızın Haklı Taleplerinin Yanındayız!
TEMUD Adana İl Başkanlığı tarafından, uzman çavuşlarımızın haklı taleplerine dikkat çekmek ve kamuoyunda farkındalık oluşturmak amacıyla İnönü Parkı’nda başlatılan imza kampanyasına destek verdik.
İl Başkanımız Sayın Ahmet Haznedar’ın TEMUD’a verdiği röportajdan
açıklamaları
Uzman çavuşlarımızın haklı taleplerinin takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Önümüzdeki Cumartesi günü, Genel Başkanımız Sayın Hüseyin Baş, Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ’ın yemekli toplantı daveti üzerine, Türkiye’nin gündemini ve yaşanan gelişmeleri istişare etmek maksadıyla bir buluşmaya katılacaktır.
Bu buluşmanın kamuoyunda çeşitli söylentilere ve algılara sebep olduğu malumumuzdur. Ancak bu toplantı, şu an itibarıyla partimizin kurumsal duruşu açısından bir istişare toplantısından ibarettir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Bağımsız Türkiye Partisi
Sözcüsü
Lütfullah Önder
Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme bizce şöyle olur:
Madde 1: Devletimizin üniter yapısı, Mustafa Kemal Atatürk ilkeleri kırmızı çizgimizdir.
Madde 2: Türkiye'nin yabancıya ve yandaşa verilen madenleri geri alınarak devlet-millet ortaklığı ile işletilecektir. Bu kaynakların geliri vatandaşa vatandaşlık maaşı olarak verilecektir.
Madde 3: Devletin özelleştirmeler yoluyla elden çıkarılan fabrikaları yeniden devletleştirilecek ve bölgesel istihdam güçlendirilecektir. İş sahibi olacak olan gençler illegal yapıların istismarına açık olmaktan kurtarılacaktır.
Madde 4: Parti programımız olan Milli Ekonomi Modeli'nin gelir adaletini sağlayacak projeleriyle vatandaşlar arasındaki adaletsizlik duygusu ortadan kaldırılacak ve devlet-millet bağı güçlendirilecektir.
Madde 5: Yargı bağımsızlığı temin edilecek, kuvvetler ayrılığı ilkesi gerçek anlamda yeniden tesis edilecek ve hiç kimse kendini yargının, anayasanın üzerinde göremeyecektir.
Madde 6: Yargıdaki siyasallaşma ortadan kaldırılarak, herkesin "adalet var" duygusu ile devletine güveni sağlanacaktır.
Madde 7: Köy okulları yeniden faaliyete geçirilecek, okulsuz köy kalmayacaktır. Anayasal bir hak olan eğitimde fırsat eşitliği ülkenin tamamında hayata geçirilecek ve bölgesel dezavantajlar ortadan kaldırılacaktır.
Madde 8: Sağlık hizmeti ülke geneline eşit kalitede yayılacak ve yine anayasal bir hak olan sağlık hizmetlerine erişimde bölge farkı olmayacaktır.
Madde 9: Milli birlik ve beraberlik konusunda ortak paydalar ön plana çıkarılacak ve bu yönde çeşitli şekillerde yayınlar ve eğitim faaliyetleri yapılacaktır.
Madde 10: Dış güçlerin Türkiye üzerindeki planlarının bir parçası olarak Türk askerine, polisine, öğretmenine, doktoruna vs. silah doğrultmuş hiç kimse ve hiçbir grup için af söz konusu olamaz, teklif dahi edilemez.
Madde 11: Türkiye'nin demografik yapısını bozan kontrolsüz dış göç önlenecek ve Türkiye'deki kaçak göçmenler hukuk çerçevesinde ülkelerine gönderilecektir.
Madde 12: Türkiye, dış politikada ulusal güvenliğini tehdit eden ülkelerle ilişkilerini gözden geçirecek ve gereken adımları atacaktır.
Madde 13: Türkiye, komşularıyla iyi ilişkiler kurarak bölgesel istikrar ve güvenin temini için gereken adımları atacak.
Çerçeve Yasaya, Çerçevelik Sorular
1- Meclis’ten bir yasanın geçmesi için salt çoğunluk yeterliyken ve AK Parti, MHP ve DEM Parti bu sayıya çok rahat ulaşabiliyorken; çerçeve yasa için neden Meclis’teki tüm partilerin katılımı isteniyor?
2- Anayasa değişikliğinin ön adımı niteliğinde olduğu söylenen bu çerçeve yasa, iddia edildiği gibi herkesin istediği ve toplumsal mutabakatın sağlandığı bir düzenlemeyse, neden milletin önüne götürülüp referanduma sunulmaya cesaret edilemiyor?
3- Adı “toplumsal birliktelik” olan 12 maddelik yasa teklifinin içerisinde, toplumsal birlikteliği doğrudan sağlayacak hangi madde yer alıyor? (Hukuki değerlendirmem; teklif sadece infaz düzenlemesinden ibaret çerçeveyi böyle koymak lazım)
4- Terörist başının bu yasayı onayladığı basında yazılıp çiziliyor. Ne zamandan beri Türkiye Cumhuriyeti’nde bir yasa çıkarılırken, Meclis’te milletin seçtiği vekillerin dışında herhangi bir kişinin onayı aranıyor?
5- Son olarak; aylardır komisyonda oturup kalktınız, toplantılar yaptınız… Allah aşkına, hazırladığınız yasa teklifi bu mu?
"Hayatım boyunca millî egemenliğin en sadık bir hizmetkârı olduğumu milletin nazarında bir defa daha doğrulamak için, bu yetkinin üç ay gibi kısa bir müddetle sınırlandırılmasını istiyorum."
Başkomutanlık görevini kabul ederken söylediği bu sözler, Mustafa Kemal Paşa'nın yetkiyi bir ayrıcalık değil, millete karşı üstlenilmiş bir sorumluluk olarak gördüğünü gösteriyordu.
Bu kararın ardından millet topyekûn mücadeleye hazırlandı; Sakarya'dan Büyük Taarruz'a uzanan zafer yolunun en önemli dönüm noktalarından biri yaşandı.
Başkomutanlık yetkisinin Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e verilişinin yıl dönümünde Milli Mücadele’nin eşsiz önderini saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Şahsi meselemdir” diyerek Türk milletine emanet ettiği Hatay’ın ana vatana katılışının 87. yıl dönümü kutlu olsun.
Bu anlamlı zaferin yıl dönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere bu tarihi sürece emek veren tüm isimleri rahmet ve saygıyla anıyorum.
Bugünkü durağımız Adana’ydı. İl teşkilatımızla bir araya gelerek ülkemizin gündemini değerlendirdik, teşkilat çalışmalarımızı gözden geçirdik ve önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerimizi, yol haritamızı istişare ettik. Her geçen gün daha güçlü bir teşkilat yapısıyla, ülkemizin geleceği için durmadan çalışmaya devam ediyoruz.