>>>>>>
GÖRÜNENİN ÖTESİNDEKİ HİKMET: HIZIR ALEYHİSSELÂM’IN İSLAM DÜŞÜNCESİNE KAZANDIRDIKLARI
Hızır aleyhisselâm kıssası, İslam toplumuna yalnızca olağanüstü bir şahsiyet kazandırmaz; İslam’ın bilgi, hikmet, sabır ve ilahî takdir anlayışını somutlaştırır. Kur’an’da adı açıkça geçmez; Kehf sûresinde “kullarımızdan bir kul” diye tanıtılır. Onun Hızır olduğu ise sahih hadislerde açıklanır.
Bu kıssanın İslam düşüncesine kazandırdığı temel yapı şudur:
İnsan bilgisi sınırlıdır.
Hz. Musa aleyhisselâm vahiy alan büyük bir peygamber olduğu hâlde, kendisine öğretilmeyen bazı hikmetlerin başka bir kula öğretildiğini görür. Böylece İslam, “Bir alanda en bilgili olmak, her şeyi bilmek değildir” ilkesini öğretir. Bu, âlimleri ve yöneticileri tevazuya çağıran güçlü bir derstir.
Görünen ile hakikatin tamamı aynı değildir.
Geminin delinmesi zarar, çocuğun öldürülmesi büyük bir felaket, duvarın ücretsiz onarılması ise anlamsız görünür. Fakat olayların geçmişi, geleceği ve görünmeyen bağlantıları açıklanınca hüküm değişir. Kıssa, insanın bir olayın yalnızca küçük bir parçasını gördüğünü; Allah’ın ise bütün zamanları, sebepleri ve sonuçları birlikte bildiğini anlatır.
İslam’da şeriat ile ilahî hikmet arasında çatışma yoktur.
Hz. Musa aleyhisselâm gördüğü olaylara zahirî hükümlere göre itiraz etmekte haklıdır. Çünkü insan, bilmediği gizli gerekçelere göre davranamaz. Hızır aleyhisselâmın bilgisi ise Allah’ın kendisine özel olarak bildirdiği hakikatlere dayanır. Dolayısıyla kıssa, “Ben işin bâtınını biliyorum” diyerek haramı helâl saymaya izin vermez. Aksine, sıradan insanın ölçüsünün vahiy, adalet ve açık delil olduğunu gösterir.
Bilgi yalnızca kitap bilgisi değildir.
Kur’an burada “ledünnî ilim” ve “rahmet” kavramlarını birlikte zikreder. Demek ki gerçek bilgi yalnızca bilgi biriktirmek değil; hadiselerin yerini, zamanını ve sonucunu hikmetle kavrayabilmektir. Bununla beraber bu özel bilgi, çalışılarak elde edilen ilmin alternatifi değil, Allah’ın özel bir öğretimidir.
Öğrenmenin ahlakı sabırdır.
Hz. Musa aleyhisselâm gibi büyük bir peygamberin yolculuğa çıkması, soru sorması ve başka birinden öğrenmesi, İslam eğitim anlayışının temelini gösterir: İlim için yolculuk yapılır, hocaya refakat edilir, acele hüküm verilmez ve öğrenmekten utanılmaz.
Musibet karşısında ümit kapısını açık tutar.
Mümin, her acının sebebini bildiğini iddia etmez; fakat anlamını hemen göremediği bir olayın bütünüyle anlamsız olmadığına inanır. Hızır kıssası, “Her kayıp kesin şerdir, her kazanç kesin hayırdır” şeklindeki yüzeysel düşünceyi kırar. Böylece İslam toplumuna sabır, tevekkül ve geleceğe güven kazandırır.
Zayıfların ilahî himaye altında bulunduğunu gösterir.
Kıssadaki gemi yoksul denizcilere, duvarın altındaki hazine ise iki yetim çocuğa aittir. Allah’ın hikmeti özellikle güçsüzlerin malını ve geleceğini korumaya yönelmiştir. Bu nedenle kıssa yalnızca metafizik değil, aynı zamanda sosyal bir mesaj taşır: Yetimi, yoksulu ve emeği koruyan düzen ilahî adalete daha yakındır.
Salih anne ve babanın iyiliğinin nesillere ulaşabileceğini anlatır.
Yetimlerin hazinesi, “babaları salih bir kimse olduğu için” korunur. Bu, kişinin iyiliğinin yalnız kendisine ait kalmadığını; ailesine, çocuklarına ve topluma uzanan bir berekete dönüşebileceğini gösterir.
Hızır aleyhisselâmın isminin Kur’an’da verilmemesi de ayrıca anlamlıdır. Böylece dikkat şahsın kimliğine, yaşına veya nerede bulunduğuna değil, taşıdığı mesaja yöneltilir. Kur’an’ın asıl sorusu “Hızır bugün nerede?” değil; “İnsan, anlamadığı ilahî takdir karşısında nasıl davranmalıdır?” sorusudur.
Daha sonra İslam kültüründe Hızır aleyhisselâm; darda kalana yetişmenin, yolcuya rehber olmanın, kurak yere hayat getirmenin ve umulmadık anda gelen yardımın sembolü olmuştur. “Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez” ve “Hızır gibi yetişmek” gibi ifadeler bu kültürel hafızanın ürünüdür. Ancak halk anlatılarıyla Kur’an’ın kesin mesajını birbirinden ayırmak gerekir.
>>>>>>
Apropos Dieter Hallervorden. Über dieses kleine Filmchen lachte damals ganz Deutschland und sogar die Türken lachten mit. Zu sehen zu bester Sendezeit bei ARD und/oder ZDF!
Was ist seither geschehen? Vor was warnt dieser senile Hallervorden eigentlich? Vor sich selbst??? Mal sehen wer es als Warnung vor gekauften Warnern teilt!?
"Allah benim cennete mi cehenneme mi gideceğimi biliyor. Hatta yazmış da. O zaman benimle oyun mu oynuyor? İmtihanın ne anlamı var?" Bu soruyu içinden geçirmeyen kalmamıştır. **Doç. Dr. Kasım Takım'ın cevabı tek cümlede:** Kader ilim nevinden'dir, kudret nevinden değil. Yani Allah'ın senin ne yapacağını bilmesi, seni o şeyi yapmaya zorlamıyor. Bilmek ile zorlamak arasında dağlar kadar fark var. Şu an önünde yatsı namazı var. Seni kılmaya ya da kılmamaya zorlayan fiziki bir şey var mı? Hayır. Tamamen senin iraden. Allah bunun nasıl sonuçlanacağını biliyor — ama bu bilgi seni yönlendirmiyor, sadece ihata ediyor. Bir kameranın seni kaydetmesi, senin yaptıklarını değiştirmiyor. Kamera orada olmasaydı da aynı şeyi yapardın. İşte Allah'ın ilmi de böyle — senin tercihini izliyor, dikte etmiyor.
2/ Google’ın Tuttuğu Kopyayı Silin
Asıl önemli olan bu. Aradığınız, izlediğiniz ve yaptığınız etkinlikler Google hesabınıza kaydedilmiş olabilir.
Gmail uygulaması → sağ üstteki profil fotoğrafınız → Google Hesabınızı yönetin → Veriler ve gizlilik → Geçmiş ayarları → Etkinliğim.
Ardından: Sil → Tüm zamanlar → Onayla.
Bunu yapmadan önce aşağı kaydırıp nelerin kayıtlı olduğuna göz atabilirsiniz.
"Benim inandığım tanrı yok abdest almadın, yok namaz kılmadın gibi şeylerle uğraşmaz.
Gerek tanrı fikrinde gerekse cennet, cehennem ahiret vs. gibi konularda Sünnilerle zerre kadar alakam yok.
Kuran'daki tanrı her ne kadar hiçbir şeye benzemez dense de sıfatları tepeden tırnağa insanın sıfatları. Kızar, öfkelenir, sevinir, mutlu olur vs.
Benim tanrım varlığın bütününe sirayet etmiş bir enerji gibi. Bir çip gibi. Buna panteizm, vahdet-i vücud denir."
Mustafa Öztürk
Bir Kere Girince Saatlerce Çıkamayacağınız 50 Site
1.) 'https://t.co/FDTmt38jKw' — Dünyayı canlı uydu görüntüsüyle izleme
2.) 'https://t.co/Tytazsp6y2' — Şu an gökyüzündeki her uçağı görme
3.) 'https://t.co/b8trMj1vUi' — Denizdeki tüm gemileri anlık takip
4.) 'https://t.co/EYzDYh0BqF' — Rüzgar ve fırtınaların canlı haritası
5.) 'https://t.co/tJHTnBvUBe' — Dünyaya düşen yıldırımları anlık izleme
6.) 'https://t.co/ePbstmUfab' — Son depremlerin canlı listesi
7.) 'https://t.co/G7cSydNKiO' — İnterneti taşıyan okyanus kabloları
8.) 'https://t.co/3KOx1uP05V' — Ormanların yok oluşunu uydudan izleme
9.) 'https://t.co/BjXxDVBtur' — Dünyanın istatistikleri saniye saniye
10.) 'https://t.co/cO1EjkMwuG' — Şu an atılan tweet ve arama sayısı
11.) 'https://t.co/ciADXU3PhE' — Ülkelerin gerçek boyutlarını karşılaştırma
12.) 'https://t.co/LO6JWd0BlG' — Yüzyıllar öncesinin haritaları
13.) 'https://t.co/EEUvFXzGao' — 150 bin tarihi harita arşivi
14.) 'https://t.co/yK72tIFetv' — Gönüllülerin çizdiği dünya haritası
15.) 'https://t.co/QfXLWflDxA' — Rastgele birinin penceresinden dünyaya bakma
16.) 'https://t.co/ESMrPd5w78' — Şehirlerde sanal yürüyüş
17.) 'https://t.co/pRBm3f1ANH' — Dünyanın rastgele bir noktasına ışınlanma
18.) 'https://t.co/8JaKk4HmQi' — Dünyanın en tuhaf yerlerinin kataloğu
19.) 'https://t.co/qwJXW2a6zm' — Etkileşimli bilgi deneyimleri
20.) 'https://t.co/Sp9uLE2QOu' — Atomdan evrene ölçek yolculuğu
21.) 'https://t.co/2FitQ7k3ZI' — Güneş sistemini 3B gezme
22.) 'https://t.co/KH9VyPhaoW' — Tarayıcıda gerçek gökyüzü haritası
23.) 'https://t.co/JBLDnae59F' — NASA'nın günün astronomi fotoğrafı
24.) 'https://t.co/HuFaH5Zc2g' — NASA'nın tüm görsel arşivi ücretsiz
25.) 'https://t.co/T3QWBtfYKB' — Veriyle anlatılan görsel makaleler
26.) 'https://t.co/isIkHYtRCm' — Dünyanın gerçek verilerle hali
27.) 'https://t.co/NJ7TdwwdbA' — Dünya hakkındaki yanlış bildiklerimiz
28.) 'https://t.co/vmkn87BBGW' — Karmaşık veriyi görselleştirme
29.) 'https://t.co/eHqySW1EGw' — Dünya Bankası'nın açık verileri
30.) 'https://t.co/av0bjbISF2' — Türkiye'nin resmi istatistik veritabanı
31.) 'https://t.co/l3Mb5x5KkS' — Milyonlarca kitap, film ve yazılım arşivi
32.) 'https://t.co/B6NDL6Bxri' — Telifi düşmüş 70 bin ücretsiz kitap
33.) 'https://t.co/no8SFuA27T' — Dünyanın her kitabının kaydı
34.) 'https://t.co/I1TMHDw3qI' — ABD Kongre Kütüphanesi dijital arşivi
35.) 'https://t.co/yxkHTsqFnH' — Avrupa'nın kültürel miras arşivi
36.) 'https://t.co/wMcjgRaBht' — Amerika'nın dijital kütüphane koleksiyonu
37.) 'https://t.co/8MpQHB3zrG' — Müzeleri evden gezme
38.) 'https://t.co/i3Vt53wDvA' — Sanat eserlerini yüksek çözünürlükte indirme
39.) 'https://t.co/5ei05nWSvS' — 250 bin sanat eserinin arşivi
40.) 'https://t.co/2SpGcVKFiD' — Tarihin unutulmuş görsel hazineleri
41.) 'https://t.co/sSdBoLWEvB' — Ücretsiz kültür ve eğitim arşivi
42.) 'https://t.co/UyUZxtlbfh' — Met Müzesi'nin açık koleksiyonu
43.) 'https://t.co/23cxfWRaNy' — Müzik türlerinin soy ağacı
44.) 'https://t.co/gMDy3tUEMT' — Ülke ve on yıl seçip o dönemi dinleme
45.) 'https://t.co/WrXSWim8jr' — Wikipedia düzenlemelerini sese çevirme
46.) 'https://t.co/IcRIPgCDAS' — Rastgele bilgi kuyusu
47.) 'https://t.co/WoE9MNJ5PU' — Zaman, gündoğumu ve gökyüzü olayları
48.) 'https://t.co/VrkUoUal3M' — Bilim haberlerinin güncel akışı
49.) 'https://t.co/4Nwok7W5wn' — Bilimsel makalelerin ücretsiz ön baskıları
50.) 'https://t.co/DqmPFeYnrl' — Veriyi canlı kodla görselleştirme
İnternet, algoritmanın önünüze koyduğu o beş siteden ibaret değil.
"Yıllardır Söylenen bir yalana dair"
12, 13, 14 ve 16 Yıllarında Cemaat Tokat mı Yiyecek
@Mustafa_Meshur
İlk defa sosyal medyada Üsküdar Üniversitesi Rektörü Nevzat Tarhan'ın paylaştığı bir görselde görmüştüm. Bediüzzaman cemaatin tokat yiyeceğini tarih vererek ifade etmiş. Erdoğan için akla zarar yorumlarla haddi aşan yakıştırmalarda bulunan bir kitle için böyle bir çıkarımı izah etmenin vakit israfı olduğunu düşünmüştüm. Ancak konu hakkında birkaç soru gelince, durumu izah etmenin faydalı olacağı kanaatine vardım.
Daha önce Ali Ünal kısaca ve @CemilTokpinar twitterdan kısa bir bilgisel ile durumu izah etmiş.
Bediüzzaman Emirdağ Lahikası 153. mektupta şöyle diyor: Şeâir-i İslâmiyeye ve siyaset-i İslâmiyeye darbe vuranlar on iki, on üç, on dört, on altı sene yıllarında büyük darbeler yiyecekler diye bana ihtar edildi.
Türkiye Gazetesi'nden tetikçi Fuat Uğur'un, eski cemaat müntesiplerinden Ümit Akdemir'e dayandırarak dile getirdiği yorum ise Bediüzzaman'ın cemaati işaret ettiği şeklindedir. Bu yorumu görselleştirerek sununca, bilgi seviyesi televizyonda izlediğinden ve Facebook'ta gördüğünden ibaret olan kitle için ayet sahihliğinde ve muhkemliğinde bir delil elde etmiş oluyorsunuz.
Bu ifadenin geçtiği lahikalardaki mektup, Kevser Risalesi (Sırr-ı İnna Atayna) hakkındadır. Bediüzzaman, mahrem tuttuğu ve 13 yıl eline geçmemiş olan Kevser Risalesi'nin kendisine gönderilmesini tedbire aykırı bularak hem ihtar ediyor hem de bu mahrem risalenin mücmel olduğunu tevil ve tefsire ihtiyacı olduğunu belirtiyor. Nihayetinde mektupta, Kevser Rislaesi'ni tevil ediyor.
Kevser Risalesi, Bediüzzaman'ın kendisine sorulan "Bu istibdâd-ı askeriye-i keyfiye-i küfriyenin tecebbürü ne kadar devam edecek?" sorusuna verdiği cevaptır. "Bu istibdad-ı askeriye-i keyfiye-i küfriyenin başına geçen mason komitesinin üç reisi" nitelendirmesi ile Mustafa Kemal Atatürk, Mustafa İsmet İnönü ve Mustafa Fevzi Çakmak isimlerinin açıkca zikredilmesi nedeni ile erkan-ı siyaseti tahrik etmemek için mahrem tutulmuştur.
Bediüzzaman 12, 13, 14 ve 16 yıl çıkarımını Kevser Suresinin إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ ٱلۡأَبۡتَرُ ayetine göre yapıyor.
Ayetin harflerini sayıyor: "Saydım, هُوَ ٱلۡأَبۡتَرُ deki hemze-i vasl ile beraber 13'tür, hemzesiz 12'dir. إِنَّ şeddeli "nun" bir sayılsa 14 olur. Nun iki sayılsa, hemze-i vasl dahi hesab edilse 16. Öyle ise bunların ömrü ve zulmünün devamı 12, 13, 14 veya 16 sene içindedir. Delil isterdim, lisan-ı mana ile âyet dedi: "Tevafuk sırrıyla bak, beş emareyi göreceksin."
Bu beş emare ise Atatürk, İnönü ve Çakmak'ın isimlerinden yola çıkarak 12, 13, 14 ve 16 sayılarının istihraç edilmesidir. Bu sayıların tevafuk istihraçları ise şöyle:
Mustafa Kemal'in kamil biri olmadığını söyleyip, ona Mustafa BiKemal diyerek ismini ele alıyor: "Mustafa Kemal ismine lâyık olmadığı için manası مااصطفي بكمال oluyor. O halde tek başıyla tek ismiyle 12 oluyor. Bir cihetle mecmu-u hurufum olan 12'ye tevafuk etmekle ef'aliyle manamı göstermekle beraber, ebcedî makamı lâkabıyla 1341 aded edip dinsiz cumhuriyetin mebdeini gösteriyor. İsbat ediyor ki, irtidadkârane siyasetin müddeti 12 senedir."
Mustafa Kemal, Mustafa İsmet, Mustafa Fevzi isimlerinin her birinin harflerinin toplam sayısının 13'e tevafuk etmesini gösteriyor:
"Bu istibdâd reisilerinin üçünün mecmuu isimleri 13 olarak, benim mecmu-u hurufatım olan 13'e tevafuk etmekle beraber ef'alleriyle manama tevafuk ediyor. Demek umum ömürleri de bu kadardır."
Kevser Suresi'ndeki إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ ٱلۡأَبۡتَرُ ayetinin harf sayısı ile müşriklerin önde gelenlerinin risaletten 13–14 sene sonra Bedir'de ölmelerini tevafuk babında ele alıyor:
"Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'a "el-ebter" deyip, adavetini bi'setin ikinci senesinde başlayan ve veledinin vefatıyla şeametkârane izhar eden müşrikîn-i Kureyş'in hakkında nâzil olan إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ ٱلۡأَبۡتَرُ âyetinin hurufatıyla hiretin ikinci senesinde vuku bulan gazâ-i Bedir'de onların mahvlerini bi'setten 13, 14 sene zarfında olduğunu gösterdiği gibi o heriflerin bir nevi halefleri olan bu zamanın münafıkîn-i şâninin dahi o müddet içinde adavetine hâtime verileceğine işaret, bu beş emare bir delil-i kat'î hükmündedir."
Mustafa Kemal ismini sıfatı olan "Gazi" ile birlikte ele alıyor:
"مااصطفي بكمال
lâkabı olan "Gazi" ile beraber 16 adediyle إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ ٱلۡأَبۡتَرُ in إِنَّile beraber 16 harfine ismi tevafuk ettiği gibi, müsemması dahi şenaatkârane siyasetiyle manama tevafuk ediyor. Demek müddet-i firavuniyeti 16 senedir. İki senesi mason komitesinin tehyiç ve tedbiriyle meşgul ve bir-iki sene de nifak perdesi altında zahir Müslüman ve İslâmiyet lehinde çalıştığından, bilhesab evvelki hesabdaki emarelerin neticesiyle yine 12 senede tevafuk ediyor."
Görüldüğü gibi 12, 13, 14 ve 16 sayıları bizzat belirli şahısların isimlerinden istihraç ile çıkarılıyor. Peki bahsedilen 12, 13, 14 ve 16 yıllarını hangi tarihten itibaren başlatmak gerekir? Cemil Tokpınar'dan iktibas ile:
"Bu konuda birçok tarih öne sürülmüştür. Bu konuda 40 yıldır birçok tarih duydum. En isabetlisi, Risale-i Nur'un telif tarihi 1926 ve Sırr-ı İnnâ Âtaynâ'nın telif tarihi 1934'tür. 1926'ya 12, 13, 14 ve 16'yı eklediğimizde 1938, 1951, 1965 ve 1981 çıkar. Bu tarihlerde şahıs veya şahs-ı manevîler tokat yemiştir. Bu rakamları 1934'e eklediğimizde ise 1946, 1959, 1973 ve 1989 çıkar ki, yine İslâm düşmanlarının tokat tarihlerine tevafuk etmektedir. (Cemil Bey her sayıyı önceki tarihe ekleyerek bazı tarihler elde etmiş. Benim kanaatim; 12, 13, 14 ve 16 rakamlarının baz alınan belirli bir tarihten belirli bir yıl sonrasını ifade etmek için icmal babında kullanıldığıdır. Örneğin; 1926 baz alınır ise "1926'dan 12, 13, 14 veya 16 yıl sonra bu iş gerçekleşebilir" demek gibi.)"
Peki 12, 13, 14 ve 16 tarihlerinden 2012, 2013, 2014 ve 2016 tarihlerini çıkartanların miladı nedir? Cevap basit: Hiç. Çünkü Erdoğan'ın, şeriatın zahirine bile muhalif işlenmiş cürümlerini savunmak için dini referans gerekiyor. Erdoğan'ın ef'alini savunacak dini referans olmadığı için cemaate vurarak algı oluşturma derdindeler.
Devam edelim...
Bediüzzaman, Kevser Risalesine değindiği lahikalardaki bu mektubunda iki yanılğını da itiraf ediyor. Bediüzzaman mücmelen iki haber veriyor:
1- Siyaset dairesini işaret ederek gelecekte "Bir nur göreceğiz." demesi
2- "Şeâir-i İslâmiyeye ve siyaset-i İslâmiyeye darbe vuranlar on iki, on üç, on dört, on altı sene zarfında büyük darbeler yiyecekler." demesi
Buradaki yanılgılarını ise şöyle düzeltiyor:
1- Çıkacak nur siyaset dairesinde değil memleketin en ziyade muhtaç olduğu imanî ve İslâmî ve hayat-ı içtimaiye-i İslâmiye dairesinde Risale-i Nur olarak ortaya çıkmıştır.
2- Kevser Risalesinde 12, 13, 14 ve 16 sene zarfında gelecek tokatların şahıslara yönelik yorumladığını, şahısların tokat yemesi ile birlikte bu istihracın geniş dairede de (2. Dünya Savaşı) gerçekleştiğini ifade eder.
"On iki sene sonra en müthişi dünyayı terk ettiği(Atatürk'ün ölmesi. Buradan hareketle baz alınan tarihin, Risalelerin telif tarihi olan 1926 olduğu benim nazarımda daha ön plana çıkmaktadır.) gibi, büyük dairede de onun gibi dehşetli cemaatler on iki, on üç, on dört, on altı tarihlerinde aynı tokatları yediler ve yiyecekler diye ihtar edildi (1939'da İkinci Dünya savaşı gerçekleşti. 1926'dan 13 sene sonra)."
Özetle, 2. Dünya Savaşı için de olabilecek bir istihracı sadece şahıslara tatbik ettiğini ve İman dairesinde gerçekleşecek bir inkılabı, siyaset dairesinde gerçekleşeceğine mana verdiğini söyleyerek istihraçlarını yeniden tevil ediyor.
"Ben, tevilimle bu büyük daireyi yalnızca küçükte tatbik ettiğim gibi, evvelki "nur" meselesinde de bilâkis küçük daireyi ve sırf imanî hadise-i Nuriyeyi pek geniş daire-i siyasiyede tevilimle mânâ vermiştim."
Aynı mektubun hitamında 2. Dünya Savaşı'nın bitmesi ve Atatürk'ün ölmesi ile tevillerinin arkasındaki hakikati daha iyi görebildiğini ifade etmektedir:
"O ikinci Harb-i Umumî ve o dehşetli şahsın(Atatürk) dünyadan gitmesiyle ve şimdi de onun mesleği geri çekilmesi ve bir kısmı o mesleğin aksine din lehinde resmen çalışması ve ehl-i imanın istibdad-ı mutlakadan bir derece kurtulması ve az bir tevil ile o risaleciğin verdikleri haber aynı tarihlerde vuku bulması, o sûrenin bir lem'a-i i'câzıdır. Fakat heyecanlı tevillerim perde çekmişti; hakikat gizlenmiş."
Nahl 90'daki "Allah yakınlara ihsan etmeyi emreder." emrini torpil, ihalecilik, rant olarak yorumlayan yani Allah'ın ayetlerini nefisleri için çarpıtmaktan korkmayan, utanmayan bir kitlenin sair metinleri çarpıtmasına şaşırmamak lazım. Bir hakikat alevi, bin yalan odununu yakar kül eder. Yalanları gibi kendileri de tükenip yok olacaklar inşaallah.
https://t.co/W4UhU3ctiW
Vesselam