Savaşa, sömürüye, ırkçılığa, mülteci düşmanlığına, faşizme karşı
Barış, Eşitlik, Özgürlük, Demokrasi Mücadelesini Büyütüyoruz
Dünya genelinde ekonomik, toplumsal, siyasal krizler kesintisiz devam ediyor. Yanıbaşımızda Ortadoğu ve Ukrayna başta olmak üzere dünya genelinde savaşlar emperyalist paylaşımın kanlı aracı olarak devrede. Savaş ve sömürü ağları birbirinin içine geçmiş biçimde ilerliyor.
Savaşlar, doğa yağması, artan yoksulluk koşullarında mülteci nüfusu yüz milyonlara varıyor. Küresel göç hareketlerinin sorumluları savaş ve sömürü düzenlerinin devamı için ırkçılık, mülteci düşmanlığını körüklüyor.
Doğayı ve insanlığı öğüterek ayakta duran kapitalist uygarlığın savaşlar, sömürü ve yıkım dışında vaad ettiği bir şey yok.
AKP iktidarı, savaş ve sömürü politikalarını, emperyalist politikalara eklemlenerek, Ortadoğu, Afrika ve elinin ulaştığı tüm coğrafyalarda savaşların doğrudan tarafı olarak sürdürüyor.
AKP iktidarının sürdürdüğü savaş politikasının ülkemize doğrudan yansıması kitle katliamları, cihatçı savaş çetelerinin kontrgerilla ağlarına eklemlenmesi, iktidarın kendisini ırkçı, gerici, mülteci düşmanı politikalarla güçlendirmesi oluyor.
Savaşı kışkırtarak büyük insan göçüne neden olan iktidar için mülteci emeği vazgeçilmez. Suriyeli emekçiler giderse ekonomi çöker itirafı, dünya pazarlarına ucuz işgücü pazarlayarak eklemlenen, Türkiye halklarının emeği ile birlikte savaş göçü ile Türkiye’ye sığınan Suriyeli, Iraklı, Afgan pek çok milliyetten emekçinin emeğine el koyan iktidarının gerçeği. Savaş ve sömürünün iktidarı AKP, halkların geleceğine ve emeğine el koyarken halkları birbirine karşı kışkırtarak düzenini sürdürmeye çalışıyor.
Kürt halkına yönelik savaş ise çatışmalar, sınır ötesi askeri müdahaleler, kayyum siyaseti, siyasi yargılamalarla devam ediyor. Kürt halkının iradesini yok sayan iktidar kayyum siyasetini ülke geneline yaygınlaştırıyor. Kadınların, emekçilerin, gençlerin, köylülerin iradeleri yok sayılıyor.
Bölgemizdeki savaşlar cinsiyetçilik ve ayrımcılık tırmandırılarak sürdürülürken iç siyaset de aynı doğrultuda şekilleniyor.
Ülkenin bütün kaynakları bir avuç sermaye sahibine, savaş politikalarına peşkeş çekilirken eğitime, sağlığa, kamusal barınmaya, sosyal güvenliğe kaynak ayrılmıyor.
Savaş ve çatışmalarda ölmek, çalışırken ölmek, depremle ölmek, yoksulluktan ölmek, geleceksşizlikle ölmek, kadın düşmanlığı, cinsiyetçilik sonucu ölmek… ölümlerden ölüm beğenmeyeceğiz!
Barış, eşitlik, demokrasi mücadelesi emeği sömürülen, yoksullaştırılan, ölüme mahkum edilen halklar için bugün her zamankinden daha yaşamsal. Emperyalist kapitalist sistemin dünya halklarına toptan bir yok oluşu dayattığı bu günlerde dünya haklarının geçmişten bugüne savaşa ve sömürüye karşı yükselttiği barış ve eşitlik mücadelesi yol göstericimiz oluyor.
Bugün savaşa ve sömürüye karşı mücadele; savaş ve sömürünün tüm görünümlerine; ırkçılık, mülteci düşmanlığı, cinsiyetçilik, kayyım siyaseti, baskılar ve faşizme karşı mücadeleden geçiyor.
Savaşa ve sömürüye karşı mücadeleyi büyüteceğiz!
Öğretmenler asgari ücret dayatmasına karşı #TabanMaaş talebini haykırmaya devam ediyor
Türkiye Özel Okullar Derneği önüne giden öğretmenler darp edilerek gözaltına alındı
Gözaltılar derhal serbest bırakılsın!
#ÖğretmenlerGözaltında#YaşamakZorundayız
Bugün Taksim'de taban maaş ve sömürüye karşı sokağa çıkan öğretmenler ablukaya alındı, çok sayıda öğretmen gözaltına alındı.
Öğretmenler derhal serbest bırakılsın.
Öğretmenler, sokakta hak kavgasında.
#YaşamakZorundayız
Ekonomide "rasyonel zemin":
Patronlara teşvik, halka yoksulluk!
Resmi Gazete’de yayımlanan belgelere göre Mayıs ayında şirketlere tam 1503 kez teşvik verildi.
O sırada Ankara'da ulaşıma, Kocaeli'nde ekmeğe zam geldi.
🟠 Halk sağlığının rant uğruna riske atılmasına izin vermeyeceğiz. Halka rağmen oldu bittiye getirilip onaylanan haddehane projesinde ısrar kenti rant uğruna talan etmek, cinayette ısrardır...
TMMOB Kocaeli: "Halkın talebini ve sağlığını hiçe sayarak, çevresel etkileri göz ardı ederek ‘ÇED olumlu’ raporu çıkarılan haddehane projesi durdurulmalıdır"
https://t.co/jhiWHkIE9k
Kocaeli Kadın Platformu olarak kazanılmış haklarımız ve hayatlarımız için eylemdeydik. Bizler ülkenin kaderini nefret dolu bir güruha bırakacak değiliz! Kadın mücadelesi engellenemez!
Teslim olmak yok, umutsuzluk yok, kurtuluş kendi ellerimizde! - Nebiye Merttürk
Ülkeyi her alanda enkaza çeviren, halk düşmanı bir iktidarın yavaş ama geri döndürülemeyen çözülme sürecini izliyoruz. 14 Mayıs seçimlerinde Tayyip Erdoğan’ın oyu yüzde 50’nin altına düştü, AKP ise yüzde 35’lere geriledi. Ne var ki muhalefetin adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ve Millet İttifakı’nın oyu bu oranların üstüne çıkamadı.
Bu sandık sonuçları, düzen siyasetinin bir kriz içinde olduğunu ve Cumhur İttifakı’nın da Millet İttifakı’nın da kurdukları geniş koalisyonlara rağmen istedikleri toplumsal desteği alamadığını göstermektedir. Düzen siyasetinin iki ana aktörü AKP de, CHP de zayıflıklarını sağa kayarak, milliyetçi-şoven-gerici aktörlere tavizler vererek gidermeye çalışmaktadır. Bunun sonucu olarak iktidar karşıtı toplumsal tepki sağın farklı renklerinin yelkenini şişirmektedir. AKP, kadın ve LGBTİ+ düşmanı Yeniden Refah Partisi’ni ve adı işkencelerle anılan Hizbullahçı Hüda-Par’ı; CHP ise sabık AKP yöneticilerinden oluşan Deva ve Gelecek Partisi kadrolarını meclise taşımıştır. Bu zeminin karşımıza çıkardığı şey üçte ikisi İslamcı-faşist partilerden oluşan bir meclis ve bunlara ek olarak ikinci turun anahtarını elinde tutan Sinan Oğan şahsında temsil edilen yeni tipte bir faşist ittifaktır.
Bu durum genel olarak muhalefetin özel olarak sosyalistlerin krizine de işaret etmektedir. Sol işçileşen, yoksullaştırılan, temel hakları gasp edilmiş geniş halk kitlelerinin somut sorunlarını örgütlemekten, onun politik hareketini yaratacak zeminlerden uzaklaşmıştır. Bu durumda ekonomik kriz pandemi ya da deprem gibi toplumsal altüst oluşlar sonucunda geniş halk kitlelerinin kendiliğinden "muhalefete" yönelmesini beklemek siyasi körlüktür. Tam tersine devrimci siyasetin boşluğunda bu yıkım gericiliğin ve faşizmin kitle temelini beslemektedir. Nihayet halkın kendi sorunlarının çözümünün bir parçası olabileceği mücadele zeminleri kurulmadan gerçek bir dönüşümün sağlanamadığı, bunun sandık sonuçlarına da yansımayacağı bir kez daha görülmüştür. Faşizmi salt seçimler yoluyla alt etme stratejisi başarısız olmuştur. Başarısız olan, anti-faşist siyaset değil, sınıf siyaseti değil, anti-faşist mücadele ile sınıf mücadelesi arasındaki zorunlu bağı ihmal eden, halkın direniş eğilimlerini seçmen davranışına indirgeyen taktik ve stratejilerdir.
Gün ne bu çürümüş, gayri-meşru ve çözülmesini geri çeviremeyen faşist iktidar karşısında karamsarlığa gömülmenin ne de yeni hayal kırıklıklarına doğru yol almanın günüdür. Örgütsüz bir halkın ve gerçek bir toplumsal harekete yaslanmayan bir muhalefetin faşizmi alt etmesi mümkün değildir. Solun, anti-faşist güçlerin sandık sonuçlarına etki etmesi de ancak güçlü bir sokağın, güçlü bir toplumsal hareketin varlığıyla mümkündür.
Biz bu halkın sisteme ve iktidara karşı büyüyen hoşnutsuzluğunun, öfkesinin ve değişim arzusunun sandıklara sığmadığını ve herhangi bir seçim sonucuyla ortadan kalkmayacağını biliyoruz. Erzurum mitingine yönelik faşist saldırıda yüzü kana bulanan halkın, özsavunma ihtiyacını görüyoruz. Deprem bölgelerinde şaşırtıcı oy oranları değil, halkın hâlâ karşılanmayan temel ihtiyaçları olduğunu, bu ihtiyaçlar doğrultusunda halkın talepleri, çözüm önerileri ve yeniden inşa için kurucu bir kapasitesi olduğunu görüyoruz. Yaşanılan yıkım karşısında halkın yeşerttiği umudun, geliştirdiği dayanışma pratiklerinin henüz politikleşmemiş olduğunu ama bağrında yatan potansiyeli görüyoruz.
Faşizme karşı mücadelenin imkânını da işçi sınıfı hareketinin yavaş ama direngen ve kararlı seyrinde, kent ve kır yoksullarının, kadınların, üniversite gençliğinin, Alevilerin, Kürtlerin, faşizmin saldırıları karşısında Hopa’dan Gezi’ye, Fırat’ın doğusundan batısına, fabrikalardan kampüslere, sınıf dayanışmasından deprem sonrası toplumsal dayanışmaya, mahallelerden meydanlara barikat örerek direnenlerde görüyoruz.
Biliyoruz ki bu düzen çürüyor ve çözülüyor, biliyoruz ki bu düzenin karşısında milyonlarız ve biliyoruz ki şiddetlenerek sürecek kesintisiz sınıf mücadelelerinin içindeyiz. Halkı kendi bağımsız çıkarları etrafında saflaştıracak bir mücadeleyi örgütlemek gerektiğinin bilincindeyiz. Bu yolda bugüne dek birlikte yürüdüğümüz dostlarımızla, mücadele arkadaşlarımızla bu kavgayı ve dayanışmayı büyüteceğiz.
Bu eşitsizlik, sömürü, yağma, talan düzenine ve bu düzen sürsün diye tırmandırılan hukuksuzluğa, adaletsizliğe, şovenizme, dinci gericiliğe, kadın düşmanlığına, savaş politikalarına, yani neoliberalizme ve faşizme karşı direnişe, örgütlenmeye çağırıyoruz!
Kurtuluş halkın kendi ellerindedir!
Söz, yetki, karar, iktidar halka!
Pazarcık Söğütlü Köyü'nde depremden etkilenen çocuklar için oyun parkı kurduk. Parka depremde hayatını kaybeden Arda Soya'nın adı verildi.
Emeği geçenlere teşekkür ederiz...
Çocuklar için buradayız.
Bu memlekette isyanla, direnişle, kavgayla döşeli her yol denizlere çıkar.
Emperyalizme ve faşizme karşı onların yolunda sürüyor, sürecek mücadelemiz ✊🏼
📍Kocaeli| Derince
Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi önündeyiz. Hastanemize ve sağlık hakkımıza sahip çıkıyoruz.
Şehir Hastanesi👇
❗Altyapısı tamamlanmamış
❗Kentin uzağında
❗Ulaşım altyapısı güçlendirilmemiş durumda
Alelacele hastane açan iktidarın payına şov,halkın payına sağlık hakkının gaspı düştü.İzin vermeyeceğiz!
Şehir Hastanesi'nin açılınca İl Sağlık Müdürlüğü Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin kapatılmayacağını söyledi;sağlık çalışanı sayısı yarıya düştü,taşınan bölümler var.
🟣 25 Kasımlarda 8 Martlarda sokakları, meydanları dolduranlar sizden korkar mı? Hayır! İşte o kadınlar aynı zamanda 1 Mayıs alanlarında da dünyayı yerinden oynatmak için mücadeleyi büyütüyor.
Susuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz ✊
🟠 Kocaeli'de YahyaKaptan'da Gross Market önünde başlayan yürüyüşümüz devam ediyor. Arasta Park miting alanına doğru yürüyoruz
AKP mezara halk iktidara ✊
1 Mayıs Meydanı Taksim Meydanı'dır. Binlerce insanı enkaz altında bırakan bu iktidardan hesap sormak için yürüyoruz!
#Taksim'e çıkan arkadaşlarımız gözaltına alındı. Bugün ülkenin dört bir yanında haykırmaya devam edeceğiz: Tek adam rejimi mezara, halk iktidara!
#1Mayıs