Kitap okumasını, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, şiir yazmayı seven insanlardan korkmayın. Onlar içindeki fırtınaları bunları yaparak sakinler ve şeffaf olurlar.
Geçmişe değil geleceğe kredi verilir! Müşteriyi geçmişiyle yargılar, gününü değerlendirir, geleceğine kredi verilir. Bir nevi belli bir süre iş ortaklığıdır. Geçmişi geleceğinin teminatıdır diyerek vatandaşı zor durumda bırakmış hatta daha çok davranışına takılıp ders vermek istemişsin. Bu şekilde bankacılık yapılmaz. Bankaların amacı üzüm yemektir bağcı dövmek değil.
Fenerbahçe taraftarı, 99/00 sezonunda 1 Nisan'da Antalyaspor maçında "Galatasaray'a UEFA'da başarılar dileriz" pankartı açarak şaka yapmıştı. Galatasaray o sezon UEFA Kupası'nı kazandı.
Uefa kupası zaferi sonrası 19 mayıs kutlamalarında askeri bando Galatasaray marşı çalıyor.. Gerçekten tüyler diken diken oluyor.
19.05.2000..
Allah'ım yine bize bu mutluluğu nasip eyle..
Hak Büyüktür.
Basisen Sendikası’nın eski şube başkanlarından Ertan Bilenser vefat etti. Mekânı cennet olsun, Allah rahmet eylesin.
Kendisini yıllar önce İş Bankası çalışanları adına kurduğu bir sosyal medya grubundan tanırdım. Grubun sendika görevlisi tarafından yönetildiğini bilmeden, sendikanın bazı uygulamalarını eleştiren bir yazı paylaştım. Yazı belli bir destek görünce yönetici tarafından hemen silindi. Bunun üzerine ikinci bir paylaşım yaptım: İş Bankası çalışanları adına grup veya hesap açıp eleştirilere tahammül edemeyen, yazıları silen, yorumları kapatan bir sendikanın sosyal medyada ne işi olduğunu sordum.
Sonuç: Gruptan atıldım.
Bu olay, sendikanın eleştiriye yaklaşımını net ortaya koyuyordu. Basisen’in genel tavrı da aynıdır: Sosyal medya hesapları ya hiç açılmaz ya da açıldığında yoruma kapalı tutulur. Eleştirilmekten, sorgulanmaktan, hesap vermekten öylesine korkarlar ki, temsil ettikleri binlerce çalışanın sesine kulak tıkamak yerine sessizliği tercih ederler. Sendika demek “güçlü eleştiri” demektir; “güçlü sansür” değil. Ne yazık ki Basisen bu gerçeği yıllardır tersine çevirmiş durumdadır.
Aradan epey zaman geçti. Dün Ertan Bilenser’in vefat haberini aldım. O günlerde yaşadıklarım için içimde ne kin ne de özel bir kırgınlık kaldı. Ancak şunu açıkça söylemeliyim:
40 yıl boyunca aynı koltuklarda, yedi sülalesiyle saltanat sürenlere hakkımı helal etmiyorum. Onları Hakka havale ediyorum. Çünkü Hak gerçekten büyüktür.
Hiçbir unvan, hiçbir kadro, hiçbir “şube başkanlığı” insanı eleştiriden muaf kılmaz. Hele hele temsil ettiği işçilerin sesini kısmak, onların eleştirilerini silmek, platformları susturmak hiçbir sendikacıya yakışmaz.
Gün gelir, musalla taşına herkes yatar. O gün ne uzun yıllar süren saltanatlar ne de dokunulmazlık zırhları işe yarar. Geriye sadece samimiyet, adalet ve hesap verebilme kalır.
Ertan Bey’e Allah’tan rahmet diliyorum. Geride bıraktığı tartışmalar tarihe karıştı. Geriye kalan tek şey, sendikacılığın asli görevine sahip çıkılmadığı gerçeğidir.
#Basisen #BasisenSendikası #ErtanBilenser #Sendika #İşBankası #SendikaEleştirisi #HakBüyüktür #EleştiriÖzgürlüğü #İşçiHakları #Sendikalılık
Demek sendika temsil ettiği diğer kurumlarda munzamın başında olamadığı için çalışanların haklarını koruyamıyor! Aldıkları aidatlar haram o zaman? Temsil edemediği çalışandan neden aidat alıyor? Çok güveniyorsanız sosyal medyada sendika yıruma açık hesap açsın! Gelen yorumlardan anlarsınız çalışanların kimin gibi düşündüğünü 🤔 hayırlı akşamlarınız olsun.
Son dönemde Türkiye İş Bankası A.Ş. Mensupları Munzam Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Sandığı Vakfı’nın (Munzam Sandık) yönetim kurulu seçimleri gündemde. Haziran 2026 Genel Kurulu öncesi BASİSEN (Banka-Finans ve Sigorta İşçileri Sendikası) ile banka yönetimi arasında vekalet toplama ve temsil tartışmaları yaşanmış, ancak Genel Müdür Hakan Aran’ın 29 Nisan 2026’daki online toplantısında “ortak liste” mutabakatıyla kriz çözülmüştü. Sendika, sandıkta “çalışanların güçlü temsili” vurgusu yaparak geleneksel vekalet yöntemini savunurken, bu süreç sendika görev sınırlarını yeniden tartışmaya açtı.
Munzam Sandık, bankanın yaklaşık %40 hissesine sahip ana hissedar konumunda bir vakıf olup, çalışan ve emeklilerin ek emeklilik ile yardımlaşma fonudur. Yönetimi, sandık üyelerinin (çalışanlar ve emekliler) genel kurulunda seçilir; yasal olarak bağımsız bir yapıdır. BASİSEN ise 1962’den beri faaliyet gösteren, Türk-İş’e bağlı bir işçi sendikasıdır. Yeni Genel Başkanı Cüneyt Akarsu döneminde sandık seçimlerinde aktif rol alarak “kurumsal temsil zorunluluğu” mesajı vermiştir.
Ancak **6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu**’na göre sendikaların asli görevi, işçilerin “ortak ekonomik ve sosyal hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek” ile “çalışma şartlarını belirlemek” üzere toplu iş sözleşmesi (TİS) yapmaktır. Sendika tüzükleri ve kanun, Munzam Sandık gibi ayrı bir vakfın yönetimini sendikanın görevi olarak tanımlamaz. Sendika, vekalet toplayarak veya temsil ederek sandık yönetimine müdahil olursa, bu yetki karışımı hem sandığın bağımsız yapısını zedeler hem de sendikanın asıl misyonunu sulandırır. Yetki, sandık üyelerine doğrudan tanınmalı; sendikaya devredilmemelidir.
Sendikanın asıl odaklanması gereken konular ise nettir:
- Ücret ve özlük hakları: TİS ile maaş zamları, yan haklar ve temettü paylaşımlarının adil dağılımı.
- Çalışma saatleri ve fazla mesai: Bankacılıkta dijital dönüşümle artan yoğunluk karşısında fazla çalışma ücretleri ve dinlenme hakları.
- İş güvencesi: Dijitalleşme, şube kapatmaları ve yapay zekâ nedeniyle olası istihdam daralmalarına karşı koruma.
- Performans ve mobbing: Performans değerlendirmeleri, keyfi fesihler ve psikolojik baskıya karşı mücadele.
- İş sağlığı ve güvenliği: Uzaktan/hibrit çalışma modellerinde ergonomi ve stres yönetimi.
BASİSEN’in Ocak 2026’da İş Bankası ile imzaladığı 2026-2027 dönemi TİS’si de tam bu alanlara odaklanmıştır. Sendika, 1 Mayıs kutlamalarında, eğitim seminerlerinde ve TİS görüşmelerinde bu konuları ön plana çıkarmalıdır.
Sonuç olarak, Munzam Sandık seçimi bir fırsat olabilir: Sendika, çalışanların sandıkta haklarını korumak yerine asıl görevi olan çalışma koşulları ve ekonomik haklar mücadelesine yoğunlaşmalıdır. Yetki karışımı yerine net rol ayrımı, hem bankanın kurumsal gücünü hem de sendikal demokrasiyi güçlendirir. Çalışanlar açısından en sağlıklı yaklaşım, sandık yönetimini doğrudan üyelerin iradesine bırakmak ve sendikayı TİS’le sınırlı tutmaktır. Haziran Genel Kurulu, bu dengelerin korunduğu bir dönüm noktası olabilir.
#İşBankası #MunzamSandık #BASİSEN #SendikaHukuku #6356SayılıKanun #TopluİşSözleşmesi #ÇalışmaHakları #İşçiHakları #BankaÇalışanları #SendikalDemokrasi #EkonomikHaklar #İşGüvencesi #TİS**
@birgaripbanker@ozgur1609 Bizde aynı şeyi söylüyoruz! Olayınız nedir? Çalışanın çok doğru! Dedimya siz olayı anlamamışsınız. İşini yapsın. Çalışanın hakkını ve çalışma şartlarıyla ilgilensin. Yasaya riayet etsin.
Bu daha komik oldu! 100 yıllık kurumu neyle itham ediyorsunuz? Sendikanın kanunda böyle bir görevi yok! Ve sizce neden başka bir kurumda bu kadar etkili değil? Liseyi bitirip bitirmediği belli olmayan insanlara siz ne teslim ettiniz/ediyorsunuz? İşi ehline verin! Ayrıca siz olayı da tam anlayamamışsınız! Bizim mücadelemiz çok başka!
Son dönemde Türkiye İş Bankası A.Ş. Mensupları Munzam Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Sandığı Vakfı’nın (Munzam Sandık) yönetim kurulu seçimleri gündemde. Haziran 2026 Genel Kurulu öncesi BASİSEN (Banka-Finans ve Sigorta İşçileri Sendikası) ile banka yönetimi arasında vekalet toplama ve temsil tartışmaları yaşanmış, ancak Genel Müdür Hakan Aran’ın 29 Nisan 2026’daki online toplantısında “ortak liste” mutabakatıyla kriz çözülmüştü. Sendika, sandıkta “çalışanların güçlü temsili” vurgusu yaparak geleneksel vekalet yöntemini savunurken, bu süreç sendika görev sınırlarını yeniden tartışmaya açtı.
Munzam Sandık, bankanın yaklaşık %40 hissesine sahip ana hissedar konumunda bir vakıf olup, çalışan ve emeklilerin ek emeklilik ile yardımlaşma fonudur. Yönetimi, sandık üyelerinin (çalışanlar ve emekliler) genel kurulunda seçilir; yasal olarak bağımsız bir yapıdır. BASİSEN ise 1962’den beri faaliyet gösteren, Türk-İş’e bağlı bir işçi sendikasıdır. Yeni Genel Başkanı Cüneyt Akarsu döneminde sandık seçimlerinde aktif rol alarak “kurumsal temsil zorunluluğu” mesajı vermiştir.
Ancak **6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu**’na göre sendikaların asli görevi, işçilerin “ortak ekonomik ve sosyal hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek” ile “çalışma şartlarını belirlemek” üzere toplu iş sözleşmesi (TİS) yapmaktır. Sendika tüzükleri ve kanun, Munzam Sandık gibi ayrı bir vakfın yönetimini sendikanın görevi olarak tanımlamaz. Sendika, vekalet toplayarak veya temsil ederek sandık yönetimine müdahil olursa, bu yetki karışımı hem sandığın bağımsız yapısını zedeler hem de sendikanın asıl misyonunu sulandırır. Yetki, sandık üyelerine doğrudan tanınmalı; sendikaya devredilmemelidir.
Sendikanın asıl odaklanması gereken konular ise nettir:
- Ücret ve özlük hakları: TİS ile maaş zamları, yan haklar ve temettü paylaşımlarının adil dağılımı.
- Çalışma saatleri ve fazla mesai: Bankacılıkta dijital dönüşümle artan yoğunluk karşısında fazla çalışma ücretleri ve dinlenme hakları.
- İş güvencesi: Dijitalleşme, şube kapatmaları ve yapay zekâ nedeniyle olası istihdam daralmalarına karşı koruma.
- Performans ve mobbing: Performans değerlendirmeleri, keyfi fesihler ve psikolojik baskıya karşı mücadele.
- İş sağlığı ve güvenliği: Uzaktan/hibrit çalışma modellerinde ergonomi ve stres yönetimi.
BASİSEN’in Ocak 2026’da İş Bankası ile imzaladığı 2026-2027 dönemi TİS’si de tam bu alanlara odaklanmıştır. Sendika, 1 Mayıs kutlamalarında, eğitim seminerlerinde ve TİS görüşmelerinde bu konuları ön plana çıkarmalıdır.
Sonuç olarak, Munzam Sandık seçimi bir fırsat olabilir: Sendika, çalışanların sandıkta haklarını korumak yerine asıl görevi olan çalışma koşulları ve ekonomik haklar mücadelesine yoğunlaşmalıdır. Yetki karışımı yerine net rol ayrımı, hem bankanın kurumsal gücünü hem de sendikal demokrasiyi güçlendirir. Çalışanlar açısından en sağlıklı yaklaşım, sandık yönetimini doğrudan üyelerin iradesine bırakmak ve sendikayı TİS’le sınırlı tutmaktır. Haziran Genel Kurulu, bu dengelerin korunduğu bir dönüm noktası olabilir.
#İşBankası #MunzamSandık #BASİSEN #SendikaHukuku #6356SayılıKanun #TopluİşSözleşmesi #ÇalışmaHakları #İşçiHakları #BankaÇalışanları #SendikalDemokrasi #EkonomikHaklar #İşGüvencesi #TİS**
RİZE'Yİ FENER'E KURBAN EDİP KÜME DÜŞÜREN ADAMIN TRAVMASI!
Çaykur Rizespor Başkanı iken kendi takımı yerine Fenerbahçe için Galatasaray düşmanlığı kasan bu uğurda Rizespor'u küme düşüren adam yine Fenerbahçe için dertlenmiş.
Travman bitmeye Tahir.
Fenerbahçeliler için “YAPI” nedir biliyor musunuz?
Brezilya Milli Takımı’nın 8 numarası Gabriel Sara,
Almanya Milli Takımı’nın 10 numarası Leroy Sané,
Nijerya Milli Takımı’nın 9 numarası Victor Osimhen,
Senegal Milli Takımı’nın 3 numarası Ismail Jakobs,
Türk Milli Takımı’nın 1 numarası Uğurcan Çakır,
Türk Milli Takımı’nın stoperi Abdülkerim Bardakcı,
Fildişi Sahili’nin sağ beki Wilfried Singo,
Türk Milli Takımı’nın sağ açık, sol açık ve forveti Barış Alper Yılmaz.
İşte sizin “yapı” dediğiniz şey:
Kalite, emek ve sahada alın teri. ⭐️ ⭐️ ⭐️ ⭐️ ⭐️
ABD ve İsrail’in Kanlı IRIS Dena Katliamı: Hint Okyanusu’nda, Sri Lanka açıklarında uluslararası sularda seyreden İran Donanması’nın IRIS Dena fırkateyni, ABD denizaltısı tarafından vurularak batırıldı. Hindistan’ın ev sahipliğinde düzenlenen barışçıl deniz tatbikatından (MILAN 2026) dönen, hiçbir tehdit oluşturmayan bu gemi, 87 İran denizcisinin şehit düşmesine, 32’sinin yaralanmasına ve onlarcasının kaybolmasına yol açtı. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in “sessiz ölüm” diye övündüğü bu saldırı, II. Dünya Savaşı’ndan beri ilk torpido ile düşman gemisi batırma vakası olarak tarihe geçti. İsrail’le birlikte yürütülen geniş çaplı İran karşıtı operasyonların bir parçası olan bu barbarca eylem, 2000 mil uzakta, barış içinde seyreden bir savaş gemisine uyarı bile yapmadan gerçekleştirildi. Bu, açık bir deniz korsanlığı, uluslararası hukukun ve insanlığın ayaklar altına alınmasıdır. ABD ve İsrail, masum denizcilerin kanıyla ellerini kirletmiş, küresel barışı tehdit eden yeni bir savaş suçu işlemiştir. Vicdan sahibi insanlar bu vahşeti lanetliyor.
Bu kanlı saldırı, ABD-İsrail ittifakının maskesini bir kez daha düşürmüştür. Tarih, bu katliamı unutmayacak ve hesap soracaktır. Kahrolsun emperyalist katiller!
#IRISDenaKatliamı #ABDİsrailTerörü #HintOkyanusuSaldırısı #İranDirenişi #SavaşSuçu #PeteHegseth #EmperyalizmLaneti #StopUSIsraelAggression #JusticeForIranianSailors #DownWithImperialism