Abdullah Öcalan, 1999'dan bu yana KCK'nın (PKK, YPG, PJAK) lideridir.
➡️Hem kamuoyuna yaptığı açıklamalar, hem İmralı Notları, hem de MİT Raporları AÇIK KANITTIR.
Buna rağmen ve yazılı yapılmış suç duyulularına rağmen, SAVCILAR YILLARDIR İDDİANAME HAZIRLAMIYOR‼️
AKP VE MHP, ÖCALAN'I KORUYOR‼️
Bak aslan parçası, bir konuda benimle iddialaştın. Sonra belgeleri görünce ağzının payını aldın. Şunu bilmen gerekiyordu: Bu mecrada belgelerle yerin dibine sokamayacağımız anti-Kemalist yoktur. Yine de seni tebrik ederim. Belgeler ortaya çıkınca hatanı anlayıp geri adım attın. Bu da bir erdemdir.
Gazi Paşa’ya gelince, Çanakkale, Nablus ve Doğu Cephesi’nde askerî bakımdan ne denli büyük işler başardığını, yerli ve yabancı belgelerle askerlik ilminin kıstaslarını birlikte değerlendirdiğimizde açıkça görüyoruz. O, bu konularda kendisini yüceltme ihtiyacı hiç duymamış, her seferinde "Zafer, askerin başarısıdır." demiştir. Biz onun gerçek büyüklüğünü kendi sözlerinden değil, yaptığımız araştırmalardan ve belgelerden anlıyoruz.
Hareket Ordusu’nun kurmay başkanı olduğunu neden iddia ettiğini ise şimdilik bilmiyoruz. Resmî tarihteki hataları düzeltecek olanlar yine bizleriz, soytarı anti-Kemalistler değil.
Lakin biz delilin çocuklarıyız. Delil nereye meylederse biz de oraya meylederiz. Gazi Paşa’nın beyanları belgelerle çeliştiğinde, tercihimizi belgelerden yana kullanırız.
-SON-
Er Gazilerin Hak arama Mücadelesine desteğe gelecekti. " Bir sıkıntım var halledip geleyim" dedi ve sonrasında tutuklandı. Nasuh Mahruki Bu topraklarda yetişen yüz akı olan kimselerden biridir. Derhal serbest bırakılmalıdır. Tutukluluğunu gerektiren bir durum olduğunu düşünmüyorum. Bu adam ve ailesi 100 senedir aynı ikamet adresinde kalmaktadır. Düşüncesini dile getirdi diye Böyle birinin, kaçma şüphesi ile tutuklanması, düşüncenin boyunduruk altına alınma göstergesidir.
#nasuhmahrukiyiserbestbırakın
@nasuhmahruki
Müsavat Dervişoğlu
"Bol sıfatlı Hulusi Bey, sana söylüyorum!
'Bağımsız kürdistan lazım' diyen, Filistinlileri Nazilere benzetecek kadar delirmiş ABD gazisini 8000 kilometre ötede ziyaret ediyorsun da,
Meclise 800 metre mesafede hakkını arayan #Türk#Gazilerini görmüyor musun?"
Yanlışlıkla paralı yola giren vatandaş yaklaşık 100 km yola 525 TL ücret ödemesine tepki gösterdi:
İzmir’e doğru otobana girdik. Devlet otobanı zannediyorum… Özel otobana bağlanmış. 100-120 kilometre yol yok, geldik 525 lira. 525 lira nedir arkadaşlar?
100 kilometrelik yola nasıl 525 lira verilir, uçağa mı bindim ben, otobana mı bindim?
Bu nasıl bir vicdansızlıktır ya? Yazıklar olsun ya! 525 lira, 100 kilometrelik yol…
Akaryakıt bu kadar tutmuyor.
📍İskenderun açıklarında denize atılmış ölü sığırlar...
📍İthal edilen hayvanlardan yolda ölenler denize atılıyor ve bu da büyük bir çevre felaketine neden oluyor.
📍Yanı sıra dünyanın en uzak coğrafyalarından, ta Latin Amerika’dan hayvanlarla beraber gelen sinekler, ülkemize hastalık ve felaket saçıyor.
🇹🇷Yazık bu güzel ülkeye.
@csbgovtr@TCTarim@ticaret@Akparti
♈Son 15 yıldır epilepsili ve otizmli bir kız çocuğunu tek başıma, yalnız bir baba, yalnız bir ebeveyn olarak 19 yaşına getirdim.
Yoğun bakımlar, entübeler, yüzlerce kan testi, bir çok Mr ve tomografi, sonu gelmez otizm terapileri, epilepsi kontrolü için 120 saatlik, 72
(1)
"GENÇLER İŞ BEĞENMİYOR!"
Ne duyduk be...
Erzincan'dan iki üniversite öğrencisi bize mesaj attı:
"Kooperatifinizin kargo operasyonlarını ve e-ticaret altyapısını geliştirmek istiyoruz."
"Erzincan'dan bunu nasıl yapacaksınız?" diye sorduk.
"Gerekirse geliriz." dediler.
Uçak biletlerini kendileri almışlar, konaklamalarını ayarladık.
Üç gündür bizimle birlikteler.
Depoda stokları incelediler.
E-ticaret yazılımını geliştirdiler.
Sipariş yönetimini hızlandıracak çözümler ürettiler.
Ürün girişlerini düzenlediler.
Barkod sistemi üzerinde çalıştılar.
Cuma günü itibarıyla sitemizin yönetimini büyük ölçüde onlara devrediyoruz. Kargo operasyonları da dahil birçok süreci yönetecekler.
Artık onlardan hizmet satın alacağız. Her ay emeklerinin karşılığını ödeyeceğiz. Eğer sistem planladığımız gibi çalışırsa, bugün hizmet aldığımız ulusal firmalarla yollarımızı ayıracağız.
Demek ki mesele gençlerin çalışmak istememesi değil.
Mesele; gençlere güvenmek, sorumluluk vermek ve ürettikleri değerin karşılığını vermek.
Türkiye'nin en büyük sermayesi ne petrolü ne doğalgazı...
Çalışmak isteyen gençleridir!
Onlara gerçekten iş öğrettik mi, sorumluluk verdik mi, ürettikleri değeri hissettirdik mi; bunu da düşünmek gerekiyor.
@Eeyin24
Onlar Bizim İçin Eksildiler…
Güven Park’ta seslerini duyurmaya çalışan er gazilerimizi ve ailelerini ziyaret ettim.
Kiminin bacağı, bacakları yok…
Kiminin kolu, kolları yok…
Kiminin gözü, gözleri yok…
Kiminin ise kolları, bacakları ve gözleri… Birkaçı, hatta hepsi birden yok.
Bir an kendinizi onların yerine koyun.
Verir miydiniz?
Onlar verdi.
Sizin için… Vatan için, devlet için, gelecek için, askerlik onuru ve milletin namusu için canlarını ortaya koyup bedenlerinden parçalar verdiler.
Ve giden o kollar, o bacaklar, o gözler bir daha hiç geri dönmedi; dönmeyecek de.
Hayatlarının baharında kaybettikleri uzuvlar, kalan ömürlerine de damgasını vurdu.
Devlet için çıktıkları görevden; kolsuz, bacaksız, gözsüz ya da ağır yaralı olarak döndüler.
Kaybettikleri uzuvlarla birlikte hayatın yükünü ve ekmek kavgasını omuzlamak zorunda kaldılar.
Şimdi ise haklarını arıyorlar.
Seslerini sağır kulaklara duyurmaya çalışıyorlar.
İstedikleri şeyler aslında çok açık ve çok basit:
* Rütbe ayrımı yapılmaksızın emsal statü verilmesi.
* Özlük haklarındaki farklılıkların giderilmesi ve sosyal haklarda eşitliğin sağlanması.
* Maaş, sosyal yardım ve istihdam haklarının güçlendirilmesi; insanca yaşayabilecekleri bir gelir düzeyine ulaşılması.
* Ortez ve protez hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması, bürokrasinin azaltılması ve bu hizmetlerin yalnızca Ankara ile sınırlı kalmaması. İçlerinde, zaten kısıtlı olan maaşlarının yarısını, dörtte üçünü tedavi ve ilaç masraflarına harcadıklarını söyleyenler var.
* Haklarının, “Terörsüz Türkiye” süreciyle ilişkilendirilmesini de reddediyorlar. “Teröristler için yasa çıkarılmaya kalkılmışken bize de bir şey vermeye kalkmasınlar. Biz onurlu insanlarız. Gerekirse açlıktan ölmeye razıyız.” diyorlar.
* “Kimileri işlerine geldiğinde bizi hatırlıyor, fotoğraf çektiriyorlar; ama haklarımız söz konusu olduğunda yıllardır bizi oyalıyorlar.” diyorlar.
Bu insanlar, hayatlarının baharında yükümlü er olarak dağa çıktılar.
Vatan, millet, devlet ve askerlik onuru için canlarını ortaya koydular.
Bugün taşıdıkları eksiklikler, bu millet için ödedikleri bedelin nişanesidir.
Onlar bizim onurumuzdur.
Devletin onurudur.
Milletin onurudur.
Ve bize Hakk’ın emanetidir.
Gaziler, bu milletin yaşayan vicdanıdır.
Baş üstünde taşınması gereken değerlerdir.
Eğer bu insanlar haklarını aramak için günlerdir bir parkta geceleyip gündüzleri seslerini duyurmaya çalışıyorsa, ortada gerçekten bir sorun var demektir.
Üstelik bu sadece idari ya da mali bir sorun değil… kavramsal, vicdani ve vefa ile ilgili bir sorundur.
//
Bir de gazi oldukları hâlde “uzuv kaybetmedikleri gerekçesiyle” gazi sayılmayan gazilerimiz var.
Gazilik, özünde yalnızca devletin verdiği bir unvan değildir.
Hakk’a aittir.
Yaradan’ın insana emaneti olan vatan, devlet, yaşam, onur ve namus uğruna verilen mücadelenin; dökülen kanın, alınan yaranın ve çekilen çilenin karşılığıdır, nişanıdır.
Hakk’ın verdiği unvan hak edenden esirgenir mi hiç?
Doğru olan; hak edilmiş bu unvanı tartışmaya açmak değil; onu hak ettiği değere yükseltmek, sahibine teslim etmektir.
//
Bu vesileyle bir önerim de var.
Mücadele alanlarından geçmiş yaralı ya da yarasız, ama canını ortaya koymuş, ter dökmüş, çile çekmiş milyonlarca askerimiz, polisimiz, istihbaratçımız ve korucumuz var.
Devletimiz bu vatan evlatlarına “Cumhurbaşkanı, Milli Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı imzalı” birer “Şeref Belgesi” verse…
İnsanlar o belgeyi evlerinin en güzel köşesine assa…
Çocukları, torunları, torunlarının torunları; “Benim atam bu vatan için mücadele etti.” diyerek gurur duysa, aidiyetini hissetse…
İnanıyorum ki sırf bu belge bile gelecek kuşakların vatana ve devlete sahip çıkmasında güçlü bir ruh, derin bir aidiyet ve kalıcı bir referans olur.
//
Devletimizin, gazilerimizle ilgili bu sorunları en kısa zamanda çözeceğine inanıyorum.
Çünkü bunlar sadece gazilerin meselesi değildir…
Devletin devletliği, milletin vefası meselesidir.
Saygılarımla
Abdullah Ağar
22 Temmuz 2026
Müsavat Dervişoğlu:
"Buradan iktidara sesleniyorum:
Terör örgütü mensupları için özel kanun hazırlamadan önce bu vatan uğruna canını, bedenini feda edenlerin, evladını toprağa verenlerin hakkını teslim edin.
Teröristlere tanımaya hazırlandığınız imtiyazları milletin şehidinin ailesinden, gazisinden esirgemek nedir! Ayıptır, yazıktır, günahtır!"
https://t.co/sbYCG0XVRI
MİT Tırlarının durdurulması talimatını veren, Hatay Reyhanlı'da 53 vatandaşımızın hayatını kaybettiği terör saldırısına, saldırı öncesi MİT'ten 3 defa yazılı ihbar gelmesine rağmen müdahale etmeyen Fetullahçı Cumhuriyet Savcısı Özcan Şişman.
20 yıl hapis cezası aldı.
📌121 Yıl Önce bugün, 21 Temmuz 1905'te Yıldız Hamidiye Camii çıkışında 2. Abdülhamid'e bombalı saldırı düzenlendi.
Abdülhamid bu saldırıdan kurtuldu, lakin 26 vatandaşımız hayatını kaybetti, 50'den fazla vatandaşımız da yaralandı.
Saldırıyı Taşnaksütyun adına Edward Jorris adlı terörist yapmıştı.
Joris yakalandı. Ölüm cezasına çarptırıldı.
Lakin Edward Joris, Belçika vatandaşıydı.
Belçika Hükümeti devreye girdi ve Osmanlı'ya "ultimatom" verdi.
‼️Ardından terörist Jorris, Abdülhamid'in izni ile serbest kaldı ve Belçika'ya gitti.
Ne muhteşem Osmanlı değil mi?
NOT: O kafayla gidenler bebek katilini bırakmaz mı sanıyorsunuz yoksa?
#tarih #tarihtebugün #YıldızSuikastı #salı