🔴 ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol:
''ASELSAN yeni bir rekora daha imza attı. Cumhuriyet tarihimizde ilk defa bir Türk şirketi olarak 38 milyar dolar piyasa değerine ulaşmayı başardık.''
gömüldükten yaklaşık on beş gün sonra patlayacak o kof bağırsakların için dünyayı ateşe vermekten çekinmiyorsun. savaşlar çıkarıyorsun; sanki kazandığın toprak, o çukurda seni daha geniş ağırlayacakmış gibi. durduramadığın faniliğinin öfkesini yine senden zayıf olanlardan çıkarıyor, masumların üzerine çelik yığınları kusuyorsun.
taşın ve tuncun saltanatına aldanıp bir nefeslik canını kainatın merkezine yerleştiriyorsun. toprak altında böceklere ziyafet olacak kaba etini ipek kumaşlarla sarınca çürüme duracakmış gibi kandırıyorsun kendini.
öldükten bir kaç sonra etrafındakilerin burnunu tıkatacak kadar kokacağını ve iki avuç kemik kalacağını bile bile o gövdeye, mabet gibi tapınıyorsun.
dünyanın sensiz de dönecek olması ağır geliyor sana.
ve bu yüzden galiba her şeyi kendi suretine benzetmek istiyorsun. şehirler senin hırsının biçimine girsin, insanlar senin öfkenin rengini kuşansın, hakikat bile senin çıkarına göre eğilip bükülsün. bükülmüyor. bükülmeyince de kelimeleri kirletiyor, kavramların içini boşaltıyor, adaleti kendine kalkan, merhameti kendine süs yapıyorsun.
göğsüne saplanan küçücük bir sızı, bütün imparatorluğunu dizlerinin üstüne çökertebilir oysa. yığdığın hazineler nefesini kesecek o son hırıltıyı geciktirmeyecek.
bir hücrenin başına buyruk çoğalmasına, bir damarın inadına, bir organının iflasına bakar bütün heybetin.
birkaç arşınlık bir karanlıkta, bir ömür büyüttüğün kibrin kendi kokusuna gömülecek.
sonra herkes “hayat” dediği şeye geri dönecek; senin yokluğunla da ekmek bölünecek, ışık yanacak, çocuklar uyuyacak.
çürüyeceksin.
bu kadar basit, bu kadar kesin, bu kadar demokratik bir gerçek bu. taht da çürür, köle de; ipek de, çul da; zalim de, mazlum da. toprak hepsini eşit alır, hepsini eşit sindirir.
ezgi akgül 1 mart 2026 / mali
Modern dünya bize 'paket ibadetler' ve 'Ramazan etkinlikleri' sunuyor. Oysa İslam bizden teslimiyet bekler; ibadeti magazinleştirmemizi değil. İbadetin 'şirin' görünmesi için rötuşlanması o ibadetin kabulüne değil, aslından kopmasına neden olur.
"Tanımak mı istiyorsun kendini
gölgenle hem-hâl olduğun bir vakitte sor
hangi derdin tâlibi
hangi hüznün dervişisin
ve
meşrebini söyle
gönlüne
aklın duymasın..."
Fotoğraf: Kathrin Federer