Döner gelirim kalbimi sende bırakarak
Değil mi ?
Nede olsa imkansızlık da aşka dair
Genede bir gün de olsa
Seni sevmiş olurum
Olur ya belki sen de seversin
Olur ya bahtsız ömrümün tahtı olursun
Şu tahtsız ömrümün son demlerin de
Eğer musade edersen,
Sende kalmaya geleceğim.
Musade edersen ;
Bir gün seni sevmeye geleceğim
Oturur bir çay içeriz , belki de bir kahve
Belki de şiir yazarım hislerine
Belki de dalar giderim gözlerine
Unuturuz geçmişi,
Belki sıkı sıkı sarılırız birbirimize
Belki de yarım kalır anı kalır her şey
Nazım Hikmet
Sıradan bir kupa töreni için hem TFF başkanı hem de Gençlik ve Spor Bakanı gelsin, ama Türkiye Süper Ligi şampiyonunun töreninde kupa ve madalyayı kendi yönetimi versin. Sorarlarsa YAPI ve SİYASET, Galatasaray'ın arkasında!
Ersin Düzen: "TFF, Galatasaray'a bir ezeli rakip gibi yaklaşıyor. Sanki TFF değil de ‘TFF Spor’ diye bir takım, Galatasaray ile ligde mücadele ediyor. Böyle bir yönetim anlayışları var." (NOW)
Kral Charles'tan Trump’da: Sayın Başkan, eğer Amerika Birleşik Devletleri olmasaydı, Avrupa ülkeleri Almanca konuşuyor olacaktı dediniz. Cüretkar bir şekilde söyleyebilir miyim ki, eğer biz olmasaydık, siz de Fransızca konuşuyor olacaktınız."
İnsanlık tarihindeki en vahşi sahnelerden biri, canlı yayında görüntülendi.
Görevliler hastane içinde hedef alınan gazetecileri kurtarmaya çalıştı. Kurtarma operasyonu başlar başlamaz, bir İsrail askeri onları yeniden hedef aldı.
Dünyanın asla unutmaması gereken bir an.
İsrail, hiçbir şey olmamış gibi rahatça Lübnan'da bir okulu patlatırken...Bu sırada Avrupa'da İsrail'i kınamak şurada dursun, İsrail'i kınayanları cezalandırmayı amaçlayan yasalar geçirilmeye çalışılıyor.
Você sabe por que todas as guerras têm o nome do país atacado?
-Guerra do Vietnã
-Guerra da Coreia
-Guerra do Iraque
-Guerra do Irã....
Porque se tivesse o nome do país agressor, todas essas se chamariam Guerra dos Estados Unidos!
12 kişinin hayatını kaybettiği Charlie Hebdo saldırısına karşı kol kola giren liderlerin İsrail'in Gazze'de 70 bin artı Lübnan'da 2 bin insanın hayatına kıyması karşısında kılını kıpırdatmaması büyük utançtır.
Buna 'medeni dünya' diyorlar, değil mi?
Yıl 1947.
Soykırımdan kurtulan Yahudi göçmenleri taşıyan gemi, Filistin’e yanaşıyor.
Gemide açılan pankartta şöyle yazıyor:
"Almanlar ailelerimizi ve evlerimizi yok etti, siz de umutlarımızı yok etmeyin!"
Filistinlilerin suçu, darda kalanlara kucak açmalarıydı. Çünkü İslam dini öyle emrediyordu.
Nereden bilsinler ki, 79 yıl boyunca bu pankartın altında gizlenenin bir katliamın habercisi olduğunu ve iyiliklerinin karşılığını canlarıyla ödeyeceklerini!