Müvekkilim Murat AĞIREL'e yönelik olarak, kişisel X hesabında, kamuya açık şekilde yaptığı paylaşımlarla hakaret, iftira ve halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçlarını işleyen şüpheli İbrahim Melih GÖKÇEK hakkında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur.
Kamuoyuna saygılarımızla duyururuz.
Şu köpek geçen ay barınaktaydı şimdi abisiyle film izliyor. Eşimle çok şey için çabaladık ama şu görüntüye sebep olmaktan aldığımız hazzı hiçbir şeyden alamıyoruz.
Barınaklar sizi mutlu edecek binlerce canla dolu satın almayın, sahiplenin!
Ferit”in huhuki süreci bugün itibariyle başladı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına avukatımız suç duyurusunda bulundu. Oğlumun yaşamına kim yada kimler son verdiyse adalete hesabını verecektir.
#Feritiçinadalet#Yasayıİptalet
Bir Tuncelili olarak ben de iki kelime edeyim.
1937-38 Dersim olayları, büyük oranda Kürdistan Teali Cemiyeti'nin kurucusu Baytar Nuri Dersimi'yle ilgilidir. Baytar Nuri Dersimi, Kürtçü hareketin en önemli tarihi figürlerindendir. Kendisi 1921'de Koçgiri aşiretini manipüle ederek Alişer önderliğinde isyana teşvik etmiş, çıkan büyük isyanın bastırılmasıyla birlikte Alişer ve Baytar liderliğindeki isyancı ekip binlerce kişiyle birlikte Dersim'e sığınmıştır. Onları himayesine alan Seyit Rıza devletin ısrarlı taleplerine rağmen Alişer'i ve Baytar Nuri'yi teslim etmeyi reddetmiş, bu durum da Dersim'le devletin ilişkisini oldukça germiştir. Bölgeye gelen isyancı ekip halkı galeyana getirerek bölgede topyekün bir isyan havası yaratmaya çalışmıştır. Halkın büyük çoğunluğu isyan etme fikrine katılmamıştır, ancak bazı aşiretler bu ekibin himayesinde köprü yakma ve karakol baskını gibi eylemler gerçekleştirince devlet harekat kararı almıştır. Harekat sürecinde aralarında kendi akrabalarım da olan bazı masum insanların da öldüğü doğrudur, ancak burada devletin amacı bölgede tam kontrolü sağlamak ve feodal yapının gücünü kırmaktır. Kısacası olay, birkaç etnik milliyetçi kanaat önderinin bir şehri felakete sürüklemesi hikayesidir.
Yaşanan olayların Alevi kimliğiyle bir alakası yoktur, ve devletin etnik sebeplerle bir soykırım planladığı iddiası tamamen yalandır.
Bugün ise, Dersim olayları PKK hareketi açısından müthiş kullanışlı bir propaganda malzemesine dönüşmüş durumdadır. Tunceli başta olmak üzere bölge halkını bu olay üzerinden kışkırtarak örgüte binlerce eleman devşirmişlerdir. Kendilerini Seyit Rıza'nın mirasçısı olarak lanse etmektedirler. Halbuki, Seyit Rıza Zaza Alevi kökenli biridir ve onun isyani feodal nitelikte olup, Kürtlük ve Kürdistan'a dair bir iddiası yoktur.
İşin en enteresan kısmı ise, Seyit Rıza'yı tarihsel bir Kürt kahramanı olarak lanse eden Abdullah Öcalan, Seyit Rıza'nın birkaç torununu bizzat infaz ettirmiştir. Bunlardan en bilineni Ali Rıza Polat'tır. Buradan çıkarılabilecek sonuç, Öcalan'ın Tunceli'yi yalnızca piyon olarak kullanmak istediği ve gerçekte Tunceli'ye karşı bir sevgi beslemediğidir. Bölge halkından edinilen bilgilere göre, dağa çıkarılan pek çok Tuncelili, "Kemalist Ajan", "Dersimci", "Yeterince Kürtçü değil" gibi gereçkelerle infaz edilmiştir.
Tunceli insanının yapması gereken, kendisi üzerinde oynanan bu propaganda oyununun farkında olup bu olay üzerinden bir devlet düşmanlığı geliştirmemek, Kürtçü PKK hareketine piyon olmamaktır.
En önemlisi ise, 80 yıl önce yaşanan bir olayı bugüne taşımanın hiçbir faydası olmadığını kavramaktır. Geçmişe değil, geleceğe odaklanmak ve cumhuriyetimize sahip çıkmak bizim temel vatandaşlık görevimizdir.
Türk milletine düşen ise, bu olay üzerinden bölge insanını hain ilan etmemek, bölgede ezici bir çoğunluğun cumhuriyet değerlerine sahip çıkan ve bölücü harekete karşı duran bir kafa yapısında olduğunun bilincinde olmaktır. Rahmetli Kamer Genç'in dediği gibi Tunceli cumhuriyettir, Tunceli Diyap Ağa'dır.
Tamam filmleri geçtim.
Ali Kalkancı, Fethullah Gülen, Müslüm Gündüz, Alparslan Kuytul, Alihan Kuriş, Fatih Nurullah, Yusuf Ziya Gümüşel denilen dindar tiplemeler sahtekar ve yobaz olduğu için ceza almadı mı?
📌Bu fotoğrafı bize okullarda hiçbir zaman "Kocatepe'de cephede çekilmiş fotoğraf" diye anlatmadılar.
Siz nasıl namussuzca mabadınızdan uyduruyorsunuz böyle anlatıldığını?
Fotoğraf 1921 kışına, Şubat ayına ait.
Orduyu teftişten dönen Mustafa Kemal Paşa'nın otomobili Dikmen sırtlarında bozulur ve tamir süresince de bu şekilde karlara uzanarak dinlenir.
Kaldı ki 1874 rakımlı Kocatepe Ağustosta bile buz gibidir ama karla kaplı olmaz.
Buna anca sizler gibi cemaat yalanlarıyla büyümüş Cumhuriyet düşmanları sarılır ve malzeme yapmaya çalışır.
#Cumartesi #tarih
📌CB Danışmanı Oktay Saral ile konuşan ve sorunlarının meclis gündemine taşınacağı sözünü alan gazilerimiz böyle sevinmiş. Umarım boşuna sevinmemişlerdir.
Oktay Saral'ın bir konuyu doğrudan TBMM gündemine taşıma veya kanun teklifi verme yetkisi yoktur.
Sizler çerçeve yasa ve sürece karşı milletin etrafında kenetlendiği birer bayraktınız. Görüyorum ki dün gece bu sinerji tek telefon görüşmesiyle bozulmuş. Meğer "özlük hakları" her şeyden daha önemliymiş.
Canınız sağolsun...
Meclis açıldığında umarım hayal kırıklığına uğramazsınız.
#cumartesi #GazileriminYanındayım
On adam bir araya geliyor, sanıyoruz ki mesele vatan, millet, Sakarya…
Oysa gerçek bambaşka. Çoğunun birbiriyle yarışan kişisel ihtirasları, bitmeyen hesapları ve günü gelince ortaya çıkacak menfaat çatışmaları var.
Yan yana dururken birlik, beraberlik ve büyük davalardan söz ediyorlar; ama arkalarını döndüklerinde birbirlerine ana avrat küfür etmekten geri durmuyorlar.
İşte bu yüzden olmuyor bu işler.
Çünkü ortak görünen dava büyük, ama kişisel hesaplar ondan daha büyük…
Hayvan dediğimiz bir çok insandan daha asil ve günahsız canlılara karşı işlenen her türlü suç ve kötülük ,aynen, aynı ölçülerde ,insanlara yapılanlar gibi cezalandırılmalıdır.
Fevzi çakmak "ben başka çare göremiyorum" deyip de gözünü sana diktiğinde ne düşündün bilmiyorum. Yakup Sevki Subaşı "bu kararın vebali büyük olur" diyerek defaatle "ihtiyat" kelimesini tekrarladığında, bir zamanlar ondan aldığınız harp derslerinin tam olarak hangi aşamada aklınızda hükümsüz kaldığını da bilmiyorum. Ismet Inönü " vereceğiniz karar ne olursa olsun canla başla yerine getireceğiz" dediğinde, onu duyup duymadığını hatta orda olduğunu gördünmü kestiremiyorum. peki ya sabahın köründe üstünüze inen sise karşılık içtiğin tütünün verdiği sıkıntı neye benzer? toplar yağmur olup kocatepe'ye yağdığında nasıl bir heyecan vermiştir yüreğine? imkanı yok tahmin edemiyorum. ama zaferin neye benzediğini biliyorum.
Vaktiyle bir Mustafa Kemal varmış!
Var olsun...
Macaristan sınır kapısında, Macar gümrük muhafaza polisi bir Türk plakalı tırı durdurup şoförden pasaportunu istiyor.
Şoför Türk pasaportunu veriyor, polis şoföre "sen Türk müsün?" diye soruyor. Şoför "hayır ben Kürdüm..!" diyor, polis 3-4 defa "Sen Türk müsün?" diye sormaya devam ediyor, her seferinde şoför "hayır ben Kürdüm..!" diyor.
Polis, elindeki Türk pasaportunu yırtıp atıyor ve şoföre;
“Türk değilsen bu pasaport sende ne arıyor, git kendi milliyetinden olan pasaportla gel diyerek, aracı ülkesine sokmuyor..! 😃 😃 😃
‘Türkiyelilik’ diye bir kavramın hukuki bir karşılığı yoktur. Tamamen ideolojik bir uydurmadır. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığının adı bellidir: Türk’tür.
Anayasayı yok sayarak ürettiğiniz kavramlar gerçeği değiştirmez. Kimse kimseye etnik kimlik dayatmıyor; vatandaşsan, hukuken Türk’sün.
Bu söylem, Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel hukuki tanımına aykırıdır. Anayasa’nın 66. maddesi açık: “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.”
‘Türk’ etnik değil, anayasal bir ulus, üst kimliktir. Kürt’ü, Laz’ı, Çerkes’i v.s hiç bir etnik kimliği dışlamaz, hepsini kapsar. Bunu “faşizm” diye çarpıtmak ya cehalettir ya da bilinçli sabotajdır..!
Dünyada her yerde böyledir: Almanya’da vatandaşa Alman, Fransa’da Fransız, ABD’de Amerikan denir. Kimse çıkıp “Ben Alman vatandaşıyım ama Alman değilim” diye saçmalamaz..!
‘Türkiyelilik’ diye bir kavramın hukuki bir karşılığı yoktur.
Tamamen ideolojik bir uydurmadır. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığının adı bellidir: Türk’tür.
Anayasayı yok sayarak ürettiğiniz kavramlar gerçeği değiştirmez. Kimse kimseye etnik kimlik dayatmıyor; vatandaşsan, hukuken TÜRK’sün.
Değilsen çek git...
Uğur Söğüt
Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun bu uzun yazısını dikkatle okumakla kalmayın, çıktısını alıp saklayın. Türkiye’nin ağır çekim parçalanmasının hukuki alt yapısının nasıl oluşturulduğunu kaleme almış. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden buyana karşı karşıya olduğu en ağır ve büyük tehdidi yaşıyor. Bahçeli ne demişti: Önümüzdeki dönemde her şey değişecek. İnşallah Türkiye değişmez.
Ne yazık ki, böyle devam ederse Türkiye’nin parçalanmasının alt yapısı oluşacak. @zaferpartisi