@cemmehmeteren Belki sona doğru bir kaç tane demiştiniz..takipteyiz.. nasılda denk getirdiniz kırgın zamanıma..o zaman biz de niyet edelim..Mevlam bizi ihlasa erdirilmiş kullarından eylesin..
Mehmet Görmez'den Gazze'ye müdahale çağrısı
Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, "Vallahi, ahirette Gazze'den teker teker sorulacağız! Allah'a yemin olsun ki buna cevap veremeyeceğiz!" diyerek Gazze için müdahale çağrısında bulundu.
Gazze'de acı tablo gün geçtikçe büyümeye devam ediyor. Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Gazze için harekete geçişmesi çağrısında bulunarak, "Bunu kanayan bir yürekle söylüyorum: Zaman doldu! Hayat bitti! Haysiyet gitti!" diyerek açıkladı.
Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Görmez'in açıklamaları şu şekilde:
Hür dünyanın bütün vicdân sahiplerine, Bugün, gün boyu Gazze'deki yetkili kişilerden çok acı haberler aldım.
Gazze'deki büyük mezalim, tahammülü hatta tasavvuru dahi mümkün olmayan bir safhaya girmiştir. Başka siyasi ve insani krizlere odaklanarak Gazze'deki trajediyi geri planda bırakan kamuoyuna mevcut durumu ilan etmeyi insani bir vazife biliyorum.
Birkaç yıldır devam eden ağır bombardıman, toplu yıkım ve soykırımla beraber Gazze'de su, yiyecek ve ilaç başta olmak üzere temel hayatî ihtiyaçlar konusunda büyük bir mahrumiyet yaşanmaktaydı. Bu mahrumiyet son haddine ulaşmış durumdadır.
Bebeğinden ihtiyarına, yaralısından hastasına, bütün Gazzeliler topyekün bir açlıkla karşı karşıyadır. Uzun süredir açlığa direnen çocuklar, yaşlılar ve hastalar ölmektedir.
Sınırlarda ihtiyacın binde biri dahi olmayan yardımların tabiri caizse damla damla dağıtılması nedeniyle büyük bir kaos oluşturulmaktadır. Şerefli Gazzeliler çocuklarına götürebilecekleri bir lokma için itiş kakış içine girmek zorunda bırakılmakta ve küçük düşürülmektedir. Dünya tarihinin en şerefli mücadelelerinden birini vererek her halükarda ayakta kalan bir halk, silahlı askerlerin karşısında yerlerde süründürülerek, aşağılanmaktadır. Yüzlerce kişi yiyeceğe ulaşmak isterken, hunharca katledilmektedir. Bu açlık, tabiî bir afetin neticesi değildir. Alçakça uygulanan bir soykırım mühendisliğinin son aşamasıdır. Değerli dostlar, Süre tükenmektedir... Hayat tükenmektedir... Onur tükenmektedir...
Başta ilk günden itibaren Gazze'nin sesini tüm insanlığa duyuran Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere tüm yetkililere tarih boyunca insanlığın vicdan yükünü omuzlayan aziz milletimizin her ferdine sesleniyorum.
Lütfen tüm önceliklerimizi değiştirerek insanlığı bir kez daha Gazze'de yaşanan büyük trajediye yöneltelim. Bu mutlak şer ve kötülüğe derhal müdahale edilmediği takdirde, -tıpkı Bosna gibi- bütün insanlığın utançla anacağı bir Gazze'miz olacak! Vallahi ahirette Gazze'den sorulacağız! Vallahi ahirette bunun hesabını veremeyeceğiz!"
#GazzeAçlıktanÖlüyor
“Gazze’de insanların açlıktan ölmesi dünya için bir haber değeri taşımıyor artık. Belki bir kedi fark ettirir diye paylaştım bu fotoğrafı.”
Gazzeli bir kadının vicdanını yitirmiş dünyaya mesajı 📌
Norveçli sanatçı Hilary Allison, sahnede Filistin bayrağı açarak:
"Bu sadece bir ülkenin bayrağı değil, dünyanın en güçlü milletinin bayrağıdır.."
https://t.co/QqEl28p3eR
Haysiyetle yaşanacak bir karış yerin kalmadığı Cihanda Siyonizmle mücadele edenlerin gömüleceği yer Filistin, Gazze'dir gayri...
Hangi kimlikle, hangi toprakta doğmuş olursa olsun gövdesi aynı cephede toprağa düşer!
Müslümanlar Filistin için Starbucks'ı boykot ediyor diye bir masaya oturup boy boy kahveyle fotoğraflarınızı yayınlıyordunuz. Boykot edenleri de aptallıkla suçluyordunuz. Neymiş, insan iddiasından vurulurmuş.
Gazze konusunda bize düşen ne?
Savaş Ş. Barkçin: Filistin’deki, Doğu Türkistan’daki katliamlar, Müslümanların faturasıdır. Bizim yapmadıklarımızdan dolayı onlara bunlar yaşatılıyor.
@Yaziyor@SavasSBarkcin#BirBaşkaRamazan
Zor ve uzun bir gece oldu. Bu baykuşun karşısında onunla konuşurken aklıma gelenleri sizle paylaşmak istedim.
İnsanın bu hayatta kalan zamanı mı değerlidir, yoksa bu zamana kadar yaşadıkları mı? Geçen her gün bizi bu yaşamdaki mutlak sona yaklaştırırken, kalan zamanımızın her geçen gün artan değeri, üstelik bu kalan zaman bilinmiyor iken büyük…
Yakında 6 Şubat geliyor. Benim de hikayenin bir parçasında bulunduğum, yapmam gerekenleri yaptığım bir günün yıldönümü…
Birbirimize kızmak yerine, zaman içinde anladığım bir duyguyu size söylemem gerekiyor. Hani bazen kızıyoruz, ediyoruz. Belki de sürekli bir olayı, durumu ya da insanı suçluyoruz. Ömrümüz bir şeyleri sevmek ya da sevmemek arasında geçiyor.
Birilerinin yanında dururken, birilerini suçlamakla geçiyor. Benim kalbime gelen o dur ki, bu şekilde hiçbir yere varamıyoruz. Biz, bizden en aykırı düşünen ya da olabilecek en kötü şeyi yapan, ihmalkar olan vs vs ile düşman değiliz. Bunu yürüdüğüm yolda, yanıma gelen insanlardan anladım. Belki her türlü yiyor, her türlü fitne fesatı çeviriyor. Belki ince hesaplar yapıyor, belki gözünün içine bakıp yalan söylüyor… Sonra bir gün, bir şeyi doğru yapıyor. En samimi olduğu bir anda o kişinin gerçek özünü görüyorsunuz. Bunu görmeye başladığımdan beri taraf olmanın yanlış olduğunu gördüm. Şimdi gece, birkaç saat sonra gündüz. Kutuplarda yılın altı ayı gece, kalanı gündüz… Bir taraf tutmayı, güneş batmasın diye sürekli yürüyen bir insana benzetiyorum. Bir yerde yoruluruz, tükeniriz… Zaten yürüyerek dünyanın dönüş hızına yetişemeyiz. Uçağa atladık diyelim. Ömrümüzün sonuna kadar uçakta mı kalacağız? Onun bile yakıtı bitiyor, bir yerde durmak zorunda… Bu gezegendeki ritimde gece ve gündüz esastır. Karanlıkta aktif olan, gündüzü bekler. Gündüz yaşayan, gece uyumadan edemez. Bu yaşam, bu gezegen sürekli tek bir yerde durmaya müsait değil. O yüzden kimseyi suçlamaya gerek yok. Eğer bir şeylerin düzelmesini istiyorsak, bize çok zıt düşenleri ayrı tutup nefretle yoğurmak yerine, onların doğru zamanını bekleyip görün. Hemen düzelmez kimse… Bazılarını yıllar alır, bazıları toprak altına öyle gider. Bu hayatta kimin ne ile sınandığını, neyle baş etmesi gerektiğini ve nerede yanacağını bilemeyiz… Kalbim der ki, gerçekten hepimiz aynı şey için çalışıyoruz. Bu zor zamanları geçmek istiyorsak, kızmadan, usanmadan, affedici olarak, kendi kalbinizin samimiyetine güvenerek hareket etmek gerek… Bunların hepsini uyguluyor olabilseydim, artık burada durmazdım. Hep birlikte karşı tarafı selamlayalım, zıt olanın biz olduğumuzu fark edelim… Sevgiyle, rahmetle…