Açıklama ✏️ ABD emperyalizminin saldırılarına karşı Venezüella halkı yalnız değildir!
Venezüella, bir kez daha ABD emperyalizmi tarafından hedef tahtasına konulmuştur. Uzun zamandır deniz yoluyla kuşatma altında tutulan ülkenin başkentinin bombalanması, askeri tesislerinin ve altyapısının hedef alınması Venezüella halkının egemenlik hakkına yönelik kabul edilemez bir saldırıdır. Bu hamle her gittiği yerde direnişlerle karşılaşan ABD’nin gerileyen hakimiyetini yeniden kazanmak için dünya halklarına açtığı savaşın göstergesidir. Bu hamle, yıllardır süren yasa dışı yaptırımların, ekonomik boğulmanın ve siyasi istikrarsızlaştırma girişimlerin ardından, fiziksel şiddet boyutuna tırmandırılmasıdır. ABD yönetimi, Venezüella'nın petrol ve diğer stratejik kaynaklarına göz dikmiş, ülkeyi bir "arka bahçe" olarak kontrol etmek ve başta Küba olmak üzere Latin Amerika'daki ABD emperyalizme karşı direnişi zayıflatmak istemektedir.
Venezüella halkı, bu saldırganlığa teslim olmayacak birikime sahiptir. Yirmi yılı aşkın süredir, emperyalist kuşatma ve sabotajlara rağmen, ABD karşısındaki tutumundan vazgeçmemiştir. Bu nedenle, tüm dünya halkları, Venezüella halkının yanında saf tutmalıdır. Yaşananlar sadece Venezuela'ya karşı değil, halkların kendi geleceklerini belirleme hakkına karşı yapılmış bir saldırıdır. Venezülla'nın kaderi, Küba'dan Filistin'e, dünyanın dört bir yanında emperyalizmin boyunduruğuna karşı mücadele eden tüm halkların ortak davasıdır. Venezüella halkının yarını, Washington'un dayattığı sömürgeci bir gelecek değil, özgürlük ve sosyalizm için sürdürdüğü mücadele tarafından şekillenecektir. Venezüella halkının yanında olmak demek bulunduğumuz her yerde sömürgeciliğe karşı mücadeleyi yükseltmek demektir. Yaşasın Venezüella halkı! Kahrolsun emperyalizm!
2026 yılı direnişin ve isyanın yılı olsun !
Saray’a karşı Halkın Hakları bayrağını yükseltecek ve mücadelemizi büyüteceğiz.
Tüm Halkımızın yeni yılını kutluyoruz.
Açıklama ✏️ Ülkemizi ve Ortadoğu’yu emperyalizme ve gericiliğe teslim etmeyeceğiz!
Dün 15 ilde 108 noktaya gerçekleştirilen IŞİD operasyonu Yalova’da saatlerce süren ve tüm Türkiye’nin medya aracılığıyla gözü önünde yaşanan ve üç polisin hayatını kaybettiği bir çatışmaya dönüştü.
Bu tablo IŞİD gerçeği ve oluşturduğu tehdidi bir kez daha gözler önüne getirmiştir. Bu tehdit iktidara rağmen ve gizli kapaklı oluşmadı. Suruç’un, 10 Ekim’in, Reina saldırısının faili bu örgüt iktidarın Suriye politikalarından ve ülke içerisinde inşa ettiği gericilikten beslenerek ve yerine göre kullanılmak için bekletilerek kendisine ve iktidar tarafından “öfkeli gençler” denilerek yaygınlaşma imkânı bulmuştur.
IŞİD’in yaygınlaşma imkânı bulmak için çeşitli dergi ve dernekler etrafında örgütlendiği, bu faaliyetleri yürüten ve dün yaşanan çatışmada öldürülen kişilerden bazılarının bir süre önce tutuklandığı ancak kısa bir süre sonra tahliye edildiği biliniyor.
Bu kadar açık ve aleni bir şekilde böyle bir tehdit iktidarın gözünden kaçarak değil bizzat iktidar eliyle oluşturulmuştur. 2011’deki ABD emperyalizminin bölgedeki çıkarları için gerçekleştirilen Libya işgalinden beri Türkiye’yi cihatçılarla Suriye ve dünya arasında bir serbest geçiş köprüsü, eğitim ve örgütlenme sahası, güvenli sığınak yapan bizzat Saray iktidarıdır.
Saray iktidarı Suriye'de HTŞ'yi desteklemeye devam ettiği sürece Türkiye'de IŞİD’e operasyon gerçekleştirmesi tek başına sorunu çözmeyecektir. ABD’nin çıkarları için Şam’ı HTŞ’ye teslim etmelerinin sonucunda bugünlerde Suriye’de yeni cihatçı saldırganlıkların ortaya çıkmasına sebep olmuştur.
Suriye’nin Humus kentinde Alevilerin yaşadığı bir mahallede bulunan camiye yönelik bombalı saldırıda 8 kişi hayatını kaybetti. Binlerce Alevi Lazkiye, Tartus, Hama ve Humus’ta cenazeleri sahiplenmek ve kendi haklarını savunmak için sokaklara çıktı. HTŞ destekli çeteler sokaklara çıkan halka ateş açarak saldırdı.
Bu durum gösteriyor ki, HTŞ yönetimi bölgede mezhepçi gerilimi tırmandırmak istiyor. Kürtlerin, Alevilerin, Dürzilerin taleplerini yok sayarak kurmak istedikleri yeni yönetimde istikrar sağlayamadıkça Suriye’de kendisi dışında kalan tüm kesimleri saldırganlıkla teslim almak istiyor.
IŞİD, HTŞ ve türevlerinin kaynağı: Gericilik ve emperyalizm
Ortadoğu’yu sürekli bir çatışma ve gerilim alanına çeviren, Türkiye’de halka karşı sürekli bir tehdit odağı haline gelen cihatçı çeteler bir anda ortaya çıkmadı. IŞİD’ten HTŞ’ye kadar hepsine Suriye’de Esad rejiminin devrilmesi için yol verildi, eğit-donat projeleriyle silahlandırıldılar. Dünyanın dört bir yanında kullanılmak için uluslararası kontrgerilla ağının parçası haline getirildiler. Bugün hala HTŞ yönetimine Saray iktidarı destek oluyor, Trump tarafından uluslararası meşruiyet kazandırılmaya çalışılıyor. Aynı zamanda ülke içinde alan açılan, palazlandırılan gerici politika ve uygulamalar bu odaklara zemin kazandırıyor.
Yaşam hakkımızı tehdit eden, bizleri mezhepçi bir düşmanlığın içine sürüklemeye çalışan gericilik ve emperyalizm karşısında mücadeleyi büyüteceğiz!
Ülkemizde ve Ortadoğu’da eşitlik, özgürlük ve kardeşlik için laiklik mücadelesini büyüteceğiz!
Yaşamak için örgütlü mücadeleye!
Direnişin 50. gününde
Özel Okmeydanı Hastanesi sağlık emekçileri kazandı!
Hakları için 50 gündür emek nöbetinde olan Özel Okmeydanı Hastanesi sağlık emekçileri tüm özlük haklarını kazandı.
İlk günden itibaren yükselen sesi yineliyoruz; işçi düşmanları yenilecek, direnen işçiler kazanacak!
Asgari ücretin açlık sınırının altında belirlenmesine karşı Halkevleri ve Öğrenci Kolektifleri'nden "insanlık zinciri"
📍Ankara
📢"Bizi rezil bir hayatın kölesi sandılar ama yanıldılar"
📢"Cebimizde yoktu, gençliğimizden verdik, onu da harcadınız"
https://t.co/aXeHmRvuZ7
Kemalpaşa uyuşturucuya ve bağımlılığa karşı bir araya geliyor.
Çocukların,gençlerin geleceğini karanlığa teslim etmeyeceğiz.
Sen de katıl mücadeleyi büyütelim
🗓26 Aralık Cuma
⏰️Saat:13:00
📍Sıcak fırın önü
Kemalpaşa'da çocuklarımız, gençlerimiz ve yaşam hakkımız için "Uyuşturucu kullanımı ve bağımlılıkla mücadele eden bir halk meclisi"kurduk.
Çocuklarımızı,gençlerimizi uyuşturucu çetelerine teslim etmeyeceğiz.
Tüm Kemalpaşa halkını mücadeleye çağırıyoruz..
19 Aralık'ta 18.00'de Hopa TSO Atatürk Konferans Salonu'nda İFF başlıyor. Sunuculuğu Emre Canpolat yapacak. Konuşmalardan sonra müzik dinletisi olacak.
Sonrasında Rosinante seyirciyle buluşacak. Ardından filmin yönetmeni Baran Gündüzalp ile söyleşi düzenleyeceğiz🫂
📽 20. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali, Hopa'da seyirci ile buluşuyor! 🌟
📌 Festival kapsamında gösterimlerimiz 19-20-21-22 Aralık tarihlerinde olacak.
#HalkınManifestosu
Cinsiyetleştirilen, ırklaştırılan toplumsal yeniden üretim ve bakım emeğinin yaşamın her alanında dini referanslardan arındırılarak laiklik ve eşitlik ilkesiyle yeniden inşa edilmesi ödünsüz mücadele konumuzdur. Bu toplumu feminist ilkelerle yeniden kuracağız.
📃Saray'a karşı #HalkınManifestosu
Sarayları yıkacak, toplumsal hak mücadelelerinin izinde isyandan devrime bir yol açacağız.
Rotamız yıkımdan doğan inşa, yatağımız toplumsal hak mücadelesi, öncümüz devrimci işçi sınıfı, güvencemiz hak mücadelesi militanlığı, hedefimiz sosyalizmdir!
📎Halkın Manifestosu
https://t.co/IZz3bxONZi
#HalkınManifestosu
"Barınma, beslenme, eğitim, sağlık, enerji, iletişim ve ulaşım başta olmak üzere tüm temel toplumsal gereksinimleri sermayenin pazar alanı olmaktan çıkaracak, toplumsallaştıracağız."
📃Saray'a karşı #HalkınManifestosu
Sarayları yıkacak, toplumsal hak mücadelelerinin izinde isyandan devrime bir yol açacağız.
Rotamız yıkımdan doğan inşa, yatağımız toplumsal hak mücadelesi, öncümüz devrimci işçi sınıfı, güvencemiz hak mücadelesi militanlığı, hedefimiz sosyalizmdir!
📎Halkın Manifestosu
https://t.co/IZz3bxONZi
Şavşat Bazgiret maden karşıtı mücadeleden Erdem Altun: Biz bu topraklarda doğduk, yine burada öleceğiz. Bizim madencilere vereceğimiz bir karış toprağımız yok.
Reşit Kibar'ın kardeşi Ali Şükrü Kibar: 3 Eylül 2024'te kaybettiğimiz Reşit Kibar'ın adalet mücadelesinin sesini hep birlikte yükseltecegiz.
Doğa ve yaşam savunucuları olarak birleşirsek bu sermaye çetelerine karşı mutlaka kazanacağız.