@mustafaciftcitr Mafya güzellemesi yapan, “gayr-ı meşru”’yu özendiren, yıllarca “Kurtlar Vadisi” üzerinden çarpık milliyetçilik pompalayan tüm dizi ve filmlere, içki & sigara kullanımına uyguladığınız kısıtlamaları uygulamanızı vatandaş olarak samimiyetle rica ediyorum.
@SelcukMizrakli Bu dil ruh halinizin ve niyetinizin dili, mesele maç değil yani ! Futbol ayrı bir eleştiri konusu olabilir ama birleştirici dil yerine bu dil !!! bazen her şey boş boşuna diyorum !
@amazingmap What is strange and hypocritical about this is that, even though they claim that Turkey—that is, Anatolia—“is not part of Europe,” they include it on every single map without exception. Because the Middle East is a date, while Anatolia is an apple.
Farklı tribünlerde bireysel arkadaşlıklar tabiki olabilir
Beşeri ilişkiler su kaldırır
Bunu tribüne yansıtmadığın sürece sorun yok
Arkadaki taraftar kitlesine biz kavga etmiyoruz mesajı vermek adına dönemsel el sıkışmalar olabilir
Ama çizgi oraya kadardır...
Tribünler arası yakınlaşma,dostluk bana hep beyhude bir çaba şovenist bir yaklaşım gibi gelmiştir
Açıkçası haz da almam
Her tribünün kendi kantarı vardır
Ve ben o kantarı kimseyle bölüşmem
Tarihim, kültürüm, tribünsel aksiyonlarım hep farklıdır...
Hangi tribünse artık o, o tribüne karşı iyimsersen en baba küfür etmezsin olur biter...
Bırakın tribünde siyaseti tribünün içine tribün misyonu oluşmamış kimseyi bile sokmazsın...
Şu şiarı bir kere herkes ezberine yazsın
Beşiktaş'ın Beşiktaş'tan başka dostu yoktur...
Tribün liderleri listeleme olmadığını gördükleri anda
Deplasmana kimle gideceklerini bilmedikleri için açıklama yapsalardı keşke...
"Orada yaşanacaklardan biz mesul olamayız"
Kim gelmiş kim gitmiş kim kime dum duma...
Benim de çizgim buraya kadardır...
Bundan fazla yorum yapmam tribünü koşturan bir dolu kardeşime saygısızlık olur...
Söz onlarındır
Her zaman bu sözümün de arkasındayımdır
Kim koşturuyorsa o konuşur...
Hatasıyla yanlışıyla ne yaşandıysa mutlaka yetkili arkadaşlardan bir açıklama gelir...
Sakin kalın
Takımın yanında kalın...
Tribün çizgisinin dışına çıkmamaya özen gösterin...
Tribünde kalın tribünce kalın...
Bakın yarın Fener'le basket maçı var ve bize ayrılan tribün dolmamış diyorlar...
Yarı yarıya tribünlerin olduğu maçlar onur maçlarıdır...
Sevgiyle sıhhatle
@BrilliantMaps Mosul was unresolved at Lausanne and left to Iraq in 1926. Hatay joined Türkiye only in 1939. The Straits were demilitarized at Lausanne; Turkish control was restored by Montreux in 1936. Presenting today’s borders as “Lausanne 1923” isn’t history—it’s propaganda.
@muhendisyenn Türkiye’de ahlaklı olmak, had bilmek, değer bilmek en çok Atatürk’e bile hakaret edilebileceğini gösterenlerle bu hale geldi! Ne kadını/bebeği korumak, ne milliyetçilik her şeyin içi boşaldı ve hiç bu kadar rahat olmadılar! Sinir uçlarımızla oynanıyor ama devran bu bilirim döner.
YAŞAMIN YAPITAŞI ENFORMASYONDUR = YAŞAMVERİ
Ölü Bir Meyve Sineğinin Beyni Bir Robotu Uçurabilir mi?
İddia oldukça çarpıcı: Ölmüş bir meyve sineğinin yaklaşık 166 bin nörondan oluşan beyin bağlantı haritası, yürüyebilen ve uçabilen bir robotu kontrol etmek için kullanılıyor. Robot yerde dört tekerlek üzerinde ilerliyor; ardından tekerleklerin içine yerleştirilmiş pervaneler devreye giriyor, robot havalanıyor, yön değiştiriyor ve tekrar yere iniyor.
Bu yaklaşımın temelinde, Janelia ve Google araştırmacılarının bir meyve sineği beynini elektron mikroskobuyla binlerce ince kesitte görüntüleyerek oluşturduğu connectome — konektom, yani nöronların ve aralarındaki bağlantıların ayrıntılı haritası bulunuyor. (3 Eylülde bu matematik bilgi kullanmak isteyen herkese açıldı.) Böylece biyolojik beyin, fiziksel olarak yaşamıyor olsa bile, bağlantı mimarisi sayısal ortamda modellenebiliyor.
Robotun kamerasından gelen görüntüler önce bir sineğin görsel sisteminin algılayabileceği biçime dönüştürülüyor. Ardından bu sinyaller, gerçek sinek beyninden çıkarılmış bağlantı ağı üzerinde ilerletiliyor. Her nöron basitleştirilmiş matematiksel bir modelle temsil ediliyor. Yaklaşan bir nesne algılandığında sineğin kaçınma davranışlarında rol oynayan LPLC2 ve LC4 gibi görsel nöron grupları etkinleşiyor; motor sistemle ilişkili aşağı yönlü nöronlar ise hareket komutlarının oluşmasına katkıda bulunuyor.
Robotun davranışının tümü klasik anlamda insan tarafından satır satır programlanmıyor; biyolojik evrimin oluşturduğu sinir ağı mimarisinden yararlanılıyor. Bir sineğin beyninde “yatağa çarpma”, “sağa dön” veya “havalan” diye yazılmış bir bilgisayar kodu yok. Davranış, duyusal girdinin ağ boyunca işlenmesinden ortaya çıkıyor.
Bu nedenle hikâyenin asıl önemi robotun uçabilmesi değil. Biyolojik bir beynin bağlantı yapısının dijital olarak yeniden kurulup başka bir fiziksel bedende davranış üretmek için kullanılabilmesi fikri çok daha önemli. Burada beyin karbon temelli biyolojik bedeninden ayrılıyor; bağlantı örüntüsünün bir kısmı sayısal bir sisteme aktarılıyor ve bambaşka bir bedende işlevsel hale getirilmeye çalışılıyor.
Bağlantısallık açısından en çarpıcı cümle belki de metnin sonundaki paradoks:
Sinek ölü. Beyin artık biyolojik olarak çalışmıyor. Fakat beynin bağlantı örüntüsü bir matematiksel bağlantı ağı olarak varlığını sürdürüyor — ve o bilgi drone’u uçuruyor.
Ancak önemli bir bilimsel ayrım var: Bu, “ölü sineğin beyninin bütünüyle dijital olarak diriltilmesi” anlamına gelmez. Konektom, beynin anatomik bağlantı mimarisini olağanüstü ayrıntıyla verir; gerçek beynin moleküler durumlarını, nöromodülasyonu, plastisiteyi ve tüm zamansal dinamiklerini eksiksiz yeniden üretmez. Dolayısıyla “sineğin zihni robota aktarıldı” demek sanırım henüz şu aşamada desteklenmeyen bir iddia olur.
@MesutURGANCILAR Bu biraz Beşiktaş’a “arabacı” denmesine benziyor. Millwall’a da “grev kırıcı” diye yükleniliyor ama doğrulanmış değil; bu rakibi kızdırmaya bahane bir tribün efsanesidir. Bana göre semtine bağlı, daha az ama asi ve dışlanan taraftar kültürüyle de Beşiktaş’a daha yakındır.
@fenerli80175417@mesutFicicigil@Fenerbahce 80’lerde en büyük rakip -tribünde ve sahada- Fener’di ve en kalıcı hala söylemesi en keyifli ve küfürlü tezahüratlar tab ki Fener’e yazıldı. Sebep bu. Yoksa tek tek sor en nefret edilen camia GS’dır. İmza: Şerefli İkinci .
Marsilyalı gazeteci Sacha Nabet:
"Beşiktaş'ın stadından yeni çıktım. Hemen şurada, bakın. Nasıl bir atmosferdi öyle... Gerçekten bana yalan söylememişsiniz. Türkiye gerçekten bambaşka bir şey.
Geoffroy-Guichard'dan, Velodrome'dan falan bahsediyoruz ya... Arkadaşlar, tüm saygımla söylüyorum, aynı seviyede değiliz. Gerçekten aynı seviyede değiliz. Buradaki atmosfer çok ama çok güçlü. Şok oldum.
Yanlış hatırlamıyorsam Beşiktaş, 141 desibelle stadyum desibel dünya rekorunu kırmıştı. Bunun nedenini şimdi çok daha iyi anlıyorum.
Kulaklarım hâlâ ağrıyor ve çınlıyor. Saha kenarında olduğum için sesi belki de tribündekilerden daha yoğun hissettim ama gerçekten inanılmazdı.
Maçı bir devre bir kalenin, diğer devre ise diğer kalenin arkasından izledim. Böylece stadın iki tarafındaki atmosferi de görme fırsatım oldu.
Hayatımda ilk kez bütün stadın aynı anda tezahürat yaptığını gördüm. Yan tribünler bile ayaktaydı ve herkes aynı tezahürata eşlik ediyordu. Bu yüzden çıkan ses çok daha güçlüydü.
Islıklar ise ayrı bir şeydi. Hayatımda bu kadar güçlü bir ıslık sesi duymadım. Gerçekten şok oldum.
Dünyanın farklı yerlerinde yaklaşık 30 stadyuma gittim. Beni en çok etkileyen yerlerden biri Prag'dı ama sanırım Beşiktaş'ın stadı onu da geçti."
Değerli sanatçı Gülsen Tuncer’e Tanrı’dan rahmet, dostlarına ve yakınlarına başsağlığı diliyorum. Nur içinde yatsın. Özel bir insandı, dostluğunu edinmek güzeldi.