Ferdi YAPAN Hocamızın kaleminden
“İMANA ÇAĞRI” Davet kitabı yeni baskıyla çok yakında İnşaAllah.
İmana Çağrı
Bu kitap, seni düşündürmeye sevk etmek için yazıldı.
Çünkü belki de yıllardır “iman ettim” diyorsun…
Ama hiç durup kendine şu soruları sormadın:
Gerçekten Allah’a, O’nun istediği gibi mi iman ediyorsun?
Yoksa sana öğretilen, çevrenden gördüğün, alıştığın bir inancı mı yaşıyorsun?
Allah’a iman dediğin şey, Allah’ın tarif ettiği iman mı?
Kitaplara iman, sadece “inandım” demekten mi ibaret?
Peygambere iman, sevgi sözleriyle sınırlı bir iddia mı?
Yoksa bu iman, hayatını değiştiren, yönünü belirleyen, seni dönüştüren bir hakikat mi?
Bu kitap sana şunu gösterecek:
1) İman, zannedildiği gibi basit bir iddia değildir.
2) İman, insanı baştan sona değiştiren bir teslimiyettir.
3) Ve bunun en açık örneği sahabedir…
Onlar iman ettiklerinde:
•Hayatları değişti
•Öncelikleri değişti
•Tavırları değişti
Çünkü onların imanı, kuru bir söz değil; yaşayan bir hakikatti.
Bu kitap seni bir kararın eşiğine getirecek:
Ya mevcut inancınla yüzleşeceksin…
Ya da onu Kur’an ve sünnete göre yeniden inşa edeceksin.
İnsan sayısı arttı, fakat insanlık eksildi. Kalabalıklar çoğaldı; merhamet azaldı. Mazlumun çığlığına kulaklarını kapatan da insandır, onu açlığa, yalnızlığa ve çaresizliğe mahkûm eden de insandır. İşte bu yüzden bugün aranan şey insan değil, insanlıktır.
İnsanlık Nerede?
Kuytu bir sokakta, mumu yanan bir evde
Kapısı kırık, camı yok, eskimiş bir perde
Mutluluk mu? Hüzün mü? Acaba ne var içeride?
Soran olmuyor hiç; insanlık nerede?
İş yok, bir parça ekmeğe muhtaç
Kim bilir kaç gündür böyle sefil, karnı aç
Belki de bulamamış yoksulluğa bir çare
Peki gözler görmüyor mu; insanlık nerede?
Çocukları ağlıyor, vicdan yok mu kimsede
Annesine soruyor; neden boş bu tencere?
Nedir bu sessizlik! Niçin böyle bu aile
Neden kimse duymuyor; insanlık nerede?
Merhamet yok, kilit vurulmuş kalplere
Bunun da hesabı var, soracaklar mahşerde
Allah'ım sen yardım et! Garipler ne hallerde
Söz ettiğimiz insanlık; acaba nerelerde?
#nasihatmescidi
#ferdiyapanhoca
#gazze #filistin #zulüm
Şerrin Anahtarlarına Dikkat!
“İnsanlardan öyleleri vardır ki, onlar hayra anahtar, şerre de kilittirler.Öyleleri de vardır ki, şerre anahtar, hayra kilittirler.Allah’ın, ellerine hayrın anahtarlarını verdiği kimselere ne mutlu!Allah’ın, şerrin anahtarlarını ellerine verdiği kimselere de yazıklar olsun!”
(İbn-i Mâce)
Bu hadisin bize öğrettiği bir hakikat şudur: Herkes size iyilik getirmez. Bazı insanlar sözleriyle, davranışlarıyla ve telkinleriyle sizi Allah'tan uzaklaştırır, müslümanların birliğinden koparır, fitneyi yayar ve kalbinizi karartır. Onlar farkında olarak ya da olmayarak şerrin anahtarları hâline gelmişlerdir.
Bu sebeple kiminle oturup kalktığınıza, kimi dinlediğinize ve kimden etkilendiğinize dikkat edin.
Çünkü insan, beraber olduğu kimselerin izini taşır. Bir kişi sizi ya hayrın kapılarına ulaştırır ya da şerrin kapılarını önünüze açar.
"Allah'ın, şerrin anahtarlarını ellerine verdiği kimselere yazıklar olsun!"
(İbn Mâce)
#ferdiyapanhoca
#nasihatmescidi
Münafığın Hayatında Sözün Yeri
Münafıkların en bariz vasıflarından biri, verdikleri sözleri bozmalarıdır. Ne zaman bir söz verseler, çok geçmeden o sözlerini çiğnediklerini görürsün. “Bunu bir daha yapmayacağım”, “Şöyle davranacağım” diye söz verirler; fakat ardından sanki hiç konuşmamış, hiçbir vaatte bulunmamış gibi yollarına devam ederler. Söz onların dilinde vardır, fakat hayatlarında bir karşılığı yoktur.
"Şu dört özellik kimde bulunursa o, tam bir münafık olur. Kimde bu niteliklerden biri bulunursa onu terk edinceye kadar kendisinde münafıklıktan bir özellik vardır: Kendisine bir şey emanet edildiğinde hıyanet eder. Konuştuğunda yalan söyler. Söz verdiğinde cayar. Husumet sırasında haktan sapar.” (Buhârî)
#ferdiyapanhoca
#nasihatmescidi
Ferdi Yapan Hocamızın kaleminden çıkan İmana Çağrı kitabının 3. baskısı yayımlanmıştır.
İmana Çağrı kitabını temin etmek isteyenler ve hocamızın, diğer eserlerini içeren dava setini almak isteyenler aşağdaki irtibat numarasıyla irtibata geçebilirler.
📞 İrtibat: +90 541 872 67 39
#ferdiyapanhoca
#nasihatmescidi
#davetseti #yenibaskı #kitap
Onun sağında ve solunda oturmuş, kaydeden (iki melek) vardır.
Bir söz telaffuz ettiği ân, yanında hazır bulunan bir gözetleyici vardır.
(50/Kâf, 17-18)
#nasihatmescidi#ayet
Fatih Hoca, çağın en büyük ve şeytani ifsad şebekelerinden birine karşı mücadele veriyor. Bu mücadele, her birimizin evladı ve gelecek nesiller için çok kutlu bir mücadele. Allah (cc) yardımcısı olsun.
Her birimiz bu mücadelesinde Hoca’ya destek olmalıyız. Zira tevhid davetinin kalplerde makes bulması ancak fıtratın korunmasıyla mümkündür. LGBT çetesi, fıtrata savaş açarak insanı her türlü şirk, sapkınlık ve rezalete açık hale getirmektedir.
İmana Çağrı
Bu kitap, seni düşündürmeye sevk etmek için yazıldı.
Çünkü belki de yıllardır “iman ettim” diyorsun…
Ama hiç durup kendine şu soruları sormadın:
Gerçekten Allah’a, O’nun istediği gibi mi iman ediyorsun?
Yoksa sana öğretilen, çevrenden gördüğün, alıştığın bir inancı mı yaşıyorsun?
Allah’a iman dediğin şey, Allah’ın tarif ettiği iman mı?
Kitaplara iman, sadece “inandım” demekten mi ibaret?
Peygambere iman, sevgi sözleriyle sınırlı bir iddia mı?
Yoksa bu iman, hayatını değiştiren, yönünü belirleyen, seni dönüştüren bir hakikat mi?
Bu kitap sana şunu gösterecek:
1) İman, zannedildiği gibi basit bir iddia değildir.
2) İman, insanı baştan sona değiştiren bir teslimiyettir.
3) Ve bunun en açık örneği sahabedir…
Onlar iman ettiklerinde:
•Hayatları değişti
•Öncelikleri değişti
•Tavırları değişti
Çünkü onların imanı, kuru bir söz değil; yaşayan bir hakikatti.
Bu kitap seni bir kararın eşiğine getirecek:
Ya mevcut inancınla yüzleşeceksin…
Ya da onu Kur’an ve sünnete göre yeniden inşa edeceksin.
#nasihatmescidi
#imanaçagrı
#ferdiyapan #hoca
Elhamdülillah...
Haksız yere kapıları kırılarak gözaltına alınan, aylarca özgürlüklerinden mahrum bırakılan kardeşlerimiz bugün tahliye oldular.
Rabbimize hamd ediyor, kendilerine ve ailelerine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Bu süreçte sabır gösteren, dua eden ve destek olan herkesten Allah razı olsun.
Yüce Allah'tan temennimiz; tüm mazlumların bir an önce özgürlüğüne kavuşması, zulmün sona ermesi ve adaletin hâkim olmasıdır.
#nasihat #mescidi
#tahliye
#ferdiyapan #hoca
Psikolojik savaşın maliyeti daha az, sonuçları ise daha kalıcıdır. Klasik savaşta yenilen bir grubun/toplumun, yeniden kendini toparlayıp ayağa kalkması mümkün olabilir ama psikolojik savaşta kaybetmiş, zihinleri esir olmuş kişi ve kitlelerin özgürleşmeleri mümkün değildir.
Amerikalı stratejisyen Joseph Nye
Ahlâkı Öğrenmek, Yabancı Bir Dil Öğrenmek Gibidir
İnsan bazen güzel ahlâkı yalnızca kitap okuyarak kazanabileceğini zanneder. Güzel sözler dinler, nasihatler okur, ayet ve hadis ezberler. Fakat hayatın içine girince öfkesine yenilir, kırıcı olur, sabırsız davranır ya da nefsine mağlup olur. Çünkü ahlâk, sadece bilgiyle değil; ortamla, örnekle ve yaşayarak öğrenilir.
Aslında ahlâk öğrenmek, yabancı bir dil öğrenmeye çok benzer.
Bir insan yıllarca bir dilin gramerini çalışabilir. Kelimeleri ezberleyebilir, kuralları öğrenebilir, kitaplar okuyabilir. Fakat o dili konuşan insanların arasına girmediği sürece konuşmakta zorlanır. Çünkü dil, sadece kurallardan ibaret değildir. Tonu vardır, hissi vardır, pratiği vardır. İnsan o dili yaşayanların içinde bulundukça dili doğal bir şekilde öğrenmeye başlar. Önce zorlanır, sonra alışır, sonra farkında bile olmadan konuşur hale gelir.
Ahlâk da böyledir.
Merhameti kitaplardan öğrenebilirsin ama merhametli insanların yanında bulunmadan gerçek merhameti hissedemezsin. Sabır hakkında sayfalarca bilgi okuyabilirsin ama sabırlı insanlarla beraber olmadan sabrın hayattaki karşılığını kavrayamazsın. Tevazuyu anlatan sözleri ezberleyebilirsin fakat mütevazı insanların meclisinde bulunmadıkça kibirin ne kadar çirkin olduğunu tam anlayamazsın.
Bu yüzden insanın bulunduğu ortam, karakterini sessizce şekillendirir.
Öfkeli insanların içinde bulunan birisi zamanla sertleşir. Sürekli alay eden insanların arasında kalan kişi farkında olmadan aynı dili kullanmaya başlar. Dünyaya aşırı bağlı insanların yanında olan kimsenin kalbi de yavaş yavaş dünyaya meyleder. Çünkü insan, en çok birlikte vakit geçirdiği insanların rengini taşır.
Bunun tam tersi de geçerlidir.
Güzel ahlâklı insanların yanında bulunan kişi, farkında olmadan değişmeye başlar. Onların konuşması, olaylara bakışı, insanlara yaklaşımı, affedişi, sabrı ve edebi insana tesir eder. Önce hayranlık oluşur, sonra taklit başlar, ardından alışkanlık meydana gelir. Bir süre sonra insan kendisini değişmiş halde bulur.
Bu sebeple sadece “Ne biliyorum?” sorusunu değil, “Kiminle beraberim?” sorusunu da sormamız gerekir.
Çünkü bazı insanlar sana bilgi verir; bazı insanlar ise sana hâl kazandırır. Hâl ise çoğu zaman sözden daha güçlüdür.
Bugün birçok insan güzel ahlâkı teoride biliyor ama pratiğe dökemiyor. Çünkü bilgi var fakat örnek yok. Nasihat var fakat yaşanmışlık yok. Kitap var fakat güzel insanların meclisi yok. Oysa insan, gördüğünü yaşamaya daha meyillidir.
Bu yüzden salih insanların meclisi büyük bir nimettir. Güzel ahlâklı insanların yanında bulunmak, insanın nefsini terbiye eder. Bazen tek bir edepli insanın hâli, uzun nasihatlerden daha fazla tesir bırakır.
Nasıl ki bir dili öğrenmek isteyen kişi o dili konuşulan ülkeye gitmek isterse; güzel ahlâkı öğrenmek isteyen kişi de güzel ahlâkın yaşandığı ortamlara gitmelidir.
Çünkü ahlâk, sadece anlatılarak değil; görülerek, hissedilerek ve yaşayarak öğrenilir.
#nasihatmescidi
#güzel #ahlak
#Ferdiyapan #hoca
İbni Mesud müslümanlara nasihat ederken dedi ki:
Ey insanlar sizin taat ve cemaate sarılmanız gerekir. Çünkü onlar, Allah'ın kendisine sarılmanızı emrettiği ipidir. Hiç şüphesiz Cemaat ve taat içinde hoşunuza gitmeyen şeyler, ayrılık halindeki güzel bulduğunuz şeylerden daha hayırlıdır.
İbni Abbas da diyor ki: cemaat içinde tuz yemeyi, tek başıma tatlı yemeye tercih ederim.
#bayramhutbesi #Kesit
#nasihat #mescidi
#kurbanbayramınızmübarekolsun
#ferdiyapan #hoca
Bize, Süveyd bin Said el-Herevi şöyle anlattı: Süfyân bin Uyeyne'ye mürcielik hakkında sormuştuk. Şöyle cevap verdi "Onlar, imanın söz ve amelden ibaret olduğunu iddia ediyorlar. Bile isteye farzları terk etmek hususunda ısrarcı olan insanların, kelime-i şehådet getirdiklerinden öturü kesinlikle cennete gireceklerini söylüyorlar. Onlar, farzları terk etmeyi haram işlemekle aynı kefeye koyup farzın terkini 'günah' olarak isimlendiriyorlar Lakın bu ikisi aynı şeyler değildir. Zira haramı helal kabul etmeden haram olan bir ameli işlemek günahtır. Cehalet ve özür olmadan, kasıtlı bir şekilde farzları terk etmek ise küfürdür."
Abdullah bin Ahmed - es-Sünne
#Mürcie #tevhid #şirk #farz #vacib
Yapılan gözlemler sonucunda
Zilhicce hilalinin görüldüğü belirlenmiştir.
Buna göre 18.05.2026 Pazartesi günü
01 Zilhicce 1447 olup, 27.05.2026
Çarsamba günü ise
10 Zilhicce 1447'dir ve aynı zamanda Kurban Bayramı’nın birinci günüdür.
Rabbimiz Azze ve Celle, Zilhicce ayında yapacağımız ibadetleri bizlerden kabul buyursun.
Allahumme ��mîn...
Alim kimdir ?
Bil ki; ilim, çokça rivayette bulunmak ve çokça kitaba sahip olmak değildir. Alim; ancak ilmi ve kitapları az olsa da ilme ve sünnetlere tabi olan kimsedir. Kim de kitaba ve sünnete muhalefet ederse ilmi, rivayetleri ve kitapları çok olsa bile bidat ehlidir.
İmam Berbehari-Şerhu's Sünne
#nasihat #mescidi #alim
Sevinin, Batılın Yok Olması Yakındır!
Bu gibi durumları gördüğümüzda aklımıza şu geliyor: Bugüne kadar kaç ateist derneği kapatıldı? Kaç sapkın ideolojinin yayılmasına engel olundu?
Özgürlükten bahsedenler; Allah’a savaş açan düşüncelere, ateizme, ahlaksızlığı normalleştiren yapılara karşı son derece müsamahalı davranıyor. Fakat mesele tevhidi haykıran, Kur’an ve sünnete çağıran Müslümanlar olunca bir anda “tehlike”, “yasak” ve “baskı” söylemleri ortaya çıkıyor.
Demek ki problem özgürlük değil. Problem, Allah’ın dininin açıkça konuşulmasıdır.Rahatsız oldukları şey suç değil; tevhid çağrısıdır.
Bu tavır bize Mekke müşriklerini hatırlatıyor. Çünkü onlar da her türlü batıla yaşam hakkı tanıyor; Yahudiye, Hristiyana, putpereste ses çıkarmıyordu. Ama Allah Resûlü’nün “La ilahe illallah” çağrısına tahammül edemiyorlardı. Ebu Cehil’i öfkelendiren şey putlar değil, putları yıkan tevhid daveti idi.
Tarih değişse de hakka karşı duran zihniyet değişmiyor.Şunu unutmayın: Hakka karşı saf tutanların akıbeti, geçmiştekilerden farklı olmamıştır. Çünkü ameller benzediğinde, sonuçlar da birbirine benzer.
Ve bilinmelidir ki batıl azgınlaştığında, aslında bu onun güçlendiğini değil; sonunun yaklaştığını haber verir.
Dünya ve Ahiret Hususunda Nasıl Çalışmalıyız?
Dünya hususunda, kendinden daha aşağı durumda olanlara bak ve Allah’ın sana verdiği nimetleri düşün. Çünkü bu, seni dünyanın fitnesinden korur ve elindekilere karşı şükretmeyi öğretir.
Bir de vaktiyle nimet sahibi olup, sonra elindeki nimetleri kaybeden insanları düşün. O zaman anlarsın ki dünya; uğruna ömür tüketilecek, peşinden koşulacak kalıcı bir yurt değildir.
Ahiret hususunda ise, senden daha üstün olanlara bak: Daha çok çalışanlara, daha çok fedakârlık yapanlara, Allah yolunda daha çok mücadele edenlere… Böyle yaptığında kendi amellerini yeterli görmez, daha fazla gayret etmen gerektiğini anlarsın.
Hayırlı insanlardan ve yüksek makamlardan geri kalmamak için koşmanın ne kadar gerekli olduğunu o zaman idrak edersin.
İşte Kur’an da bize bu dengeyi öğretmektedir:
Dünya için çalışırken:
“Yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan arayın…” buyurur. (Cuma, 10)
Ahiret için ise:
“Rabbinizin mağfiretine ve genişliği göklerle yer kadar olan cennete koşuşun…” buyurur. (Âl-i İmrân, 133)
Mümin; dünya hususunda kanaatkâr, ahiret hususunda ise hırslı olandır.