Hergün milyonlarca çikolata gofret satıyoruz diyen algıcıların son hali.
Yalvarsanız da bu millet gerçeği gördü.
Bu milletten özür dileyeceksiniz ve bana yıllardır attığınız iftiraların bedelini Allah katında ödeyeceksiniz.
@ulker
Mevzuata aykırı etiket beyanıyla çocuklarda dikkat ve aktivite eksikliğine yol açması sebebiyle yasal uyarı gerektiren renklendiriciyi uyarı olmadan ve sadece E124 koduyla beyan eden firmadan pişkin açıklama geldi!
Firma açıklamasında "ürünümüz sağlığa zararlı veya zehir değildir" ifadelerine yer verildi.
https://t.co/uzNcbL157s
Fındık Ocağı markasıyla satışa sunulan Trabzon Çikolatası içeriğinde renklendirici olarak E124 kodlu Ponzo 4R kullanıldığı görülüyor.
Bu renklendirici çocuklarda dikkat ve aktivite eksikliğine yol açabiliyor ve yasal uyarı zorunluluğuyla etiketlerde yer alıyor. Buna rağmen firmanın yasal uyarıyı yapmadığı ve katkı maddesini E koduyla yazarak detaylarıyla beyan etmediği görülüyor.
https://t.co/Dr0M5uG8EL
Adana Şehir Hastanesi'nde Mahremiyet İddiası: Burak U. Çarpıcı Açıklamalarda Bulundu
Adana Şehir Hastanesi'nde mahremiyet konusunda gündeme gelen Burak U., yaşadıkları süreci anlatarak çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Burak U., eşinin Marsa Hastanesi'nde muayene olduktan sonra daha kapsamlı bir muayene için, altyapısı ve olanakları daha iyi olduğu düşüncesiyle Adana Şehir Hastanesi'ne yönlendirildiğini belirtti.
Özellikle kadın doktor tercih ettiklerini ifade eden Burak U., şu açıklamalarda bulundu:
“Raziye N. isimli doktordan özellikle kadın olduğu için randevu aldık. Eskiden erkek doktorlarla ilgili bir problemimiz yoktu. Ancak son zamanlarda çıkan bazı sapkınlık haberleri, Balcalı Hastanesi'nde tüp bebek tedavisi sırasında bir doktorun spermini yüzlerce kadın hastaya enjekte etmesi iddiası ve erkek asistanların haberlerde yer alan WhatsApp yazışmaları bizde ciddi bir güvensizlik oluşturdu.
Bu nedenle Adana Şehir Hastanesi'nde kadın hastalıkları bölümünde Raziye Hanım'a randevu aldık. Ancak hastaneye gittiğimizde, her zaman olduğu gibi doktorların odalarında olmadığını gördük. Kadın doktordan randevu almamıza rağmen içeride erkek asistanlar vardı.
Bunun üzerine Hasta Hakları birimine çıktık. Hassasiyetimizi tekrar dile getirerek yasal hakkımızı kullanmak istediğimizi söyledik. Bize Raziye Hanım'ın işi olduğu, muayeneyi asistanı Sibel Hanım'ın yapacağı söylendi. Kadın olduğu için ve sonuçların her şekilde Raziye Hanım'a gideceği belirtilince, kadın doktor olması ve mahremiyet şartıyla bunu kabul ettik.
Daha sonra aşağı indik. Randevu saatinde eşim içeri çağrıldı. Ancak içeri girdiğinde kim olduğunu bilmediğimiz erkeklerin de içeride olduğunu gördü.
Jinekolojik muayenenin doğası gereği mahremiyet hakkı olduğunu düşünüyoruz. Doktorlar bunu ne kadar inkâr etse de kanunen hastanın mahremiyet hakkı var.
Eşim bu durumdan rahatsız olduğunu ve kadın doktor tarafından muayene edilmek istediğini söyledi. İçeride bulunan erkek doktorlar ise laubali bir şekilde, 'Sadece tedavi amacıyla buradayız' şeklinde konuştu.
Bunun üzerine ben de devreye girerek eşimin mahremiyet hakkını kullandığını, erkeklerin dışarı çıkmasını istediğimi söyledim.
Bizim iddiamız şu: Doktorlar hastanede kendi kurallarını oluşturarak kanunun dışında hareket ediyor. Biz de yaşananları ispat ettik.
Muayenenin ardından hakkımızda Beyaz Kod verildi ve tehdit ve hakaret suçlamalarıyla karakola götürüldük. Ancak kamera kayıtları çok uzun süre incelendi. Savcı bizi doğrudan serbest bıraktı.
Biz de bunun üzerine karşı dava açtık.
Sonrasında, kanunen hakkımız olduğunu düşündüğümüz şekilde Raziye Hanım'ın gelmesi gerekti ve kadın asistanla birlikte muayene gerçekleştirildi. Ancak yine Beyaz Kod verilerek tehdit ve hakaret iddiasında bulunuldu.
Fakat hastanenin kamera kayıtları olayın en başından sonuna kadar vardı. Görüntüler incelendiğinde bizim hakkımızdaki iddiaların gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı.”
Burak U., yaşadıkları olayın yalnızca kendileri açısından değil, hastaların mahremiyet ve hasta hakları açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, hastanelerde hastaların taleplerinin ve hassasiyetlerinin dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Sigortalar ne için var? İnsanların zararlarını karşılamak için. İnsanlar güvenip sigorta yaptırıyor ama sonuç:
''Axa Sigorta’yı tercih ettiğim için pişman oldum. 09.01.2026 tarihinde 2024 model Volvo S60 aracımla kaza yaptım. Kaza öncesi yaklaşık 3.800.000 TL değerindeki aracım için Axa’nın pert teklifi yaklaşık 3.100.000 TL oldu.
Yaklaşık 2.000.000 TL hasar oluşmasına rağmen yalnızca 450.000 TL civarında ödeme yapıldı. Yaklaşık 1.600.000 TL’lik zararı kendi imkânlarımla karşılamak zorunda kaldım. Yaşadığım mağduriyet nedeniyle hukuki sürece de başvurdum.
Kasko yaptırırken zor zamanınızda sigorta şirketinizin yanınızda olacağına inanıyorsunuz. Ben de Axa’yı kurumsal ve güvenilir olduğu düşüncesiyle tercih ettim. Ancak yaşadığım süreç bu güvenimi tamamen sarstı.
Axa Sigorta’dan eksik kalan yaklaşık 1.600.000 TL’lik ödemenin yapılmasını ve mağduriyetimin giderilmesini bekliyorum. Axa’ya güvendim, pişman oldum. Kasko yaptırmayı düşünenlerin bu deneyimi mutlaka dikkate almasını isterim.''
@a_hatunoglu Doğum oranları düştü diyerek el sıvazlıyorsunuz ama doğurduğumuz çocuklara da el uzatıyorsunuz! Yukarıdaki maddeller gibi olursa her şey aile kavramı silinir gider. Her konuda çocuk beyanı esas olamaz. Bu mu geleceğimize gördüğünüz reva @RTErdogan@tcailesosyal@MahinurOzdemir
🔥Zehiri bal diye sundukları bir proje daha devrede...
Daha öncede kaç defa yayınladım ama maalesef bu konu dikkatlerden kaçıyor.
Çocuk Beyanını Esas Alan,
18 Nisan 2023 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan "Türkiye Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı 2023-2028" yürürlükte.
LGBT lobileri tarafından dayatılan Amerika ve Kanadadaki yasalar ile eş zamanlı yayınlanan “Strateji Planı” çocukların küresel kuruluşlar tarafından neslin ifsadına yönelik ön hazırlık olarak görünmektedir.
Strateji Planı ⤵️
✅Aşı, Eşcinsellik, Aile Seçimi ve Çip gibi durumlar için ailenin onayının alınmasının önüne geçecek ifadeler mevcuttur.
✅Yani işin aslı, uluslararası çocuk hakları anlaşmalarına atıf yapan bu belge "Çocuk Beyanı Esastır" noktasına varacak şekilde kurgulanmıştır.
➡️Bu belge atıfta bulunduğu uluslararası sözleşmelere ilişkin ciddi soru işaretlerini beraberinde getirmektedir.
Yani;
⛔Çocuk cinsiyetini değiştirmek isterse,
⛔Anne ve Babasını beğenmezse,
⛔Ailesinin ona bakamadığını iddia ederse,
⛔ Eğitim, barınma ve beslenme konularında ebeveynlerinin yetersiz kaldığını beyan ederse,
⛔Salgın döneminde veya çocukluk aşıları ile ilgili aşı olmak isterse,
⛔Beynine veya vücuduna çip implante edilmesini talep ederse,
⛔Yurtdışında bir aileye evlatlık gitmek isterse,
mevcut ailesinin hiçbir söz hakkının olmadığı, emniyetin, aile bakanlığı ve uluslararası kuruluşların devreye girip çocuğunuzu elinizden alabilecek bir sözleşmeden bahsediyoruz.
Bu yasa acilen iptal edilmelidir çünkü böyle bir durumda çocukların, din, dil, ırk, örf, adet, ahlak, gelenek ve göreneklerinin bulması, asimile edilmesi demektir.
Tamda küresel sermayelerin istediği gibi sadakatsiz, aidatsız, ahlaksız, inançsız, sorgulamayan, eşcinsel ve itaatkar bir birey oluşturmaktır.
Bu belge BM2030 kalkınma hedefleri doğrultusunda hazırlanmıştır.
Türkiye’de 5395 sayılı Çocuk
Koruma Kanunu hükümleri varken bu maddelerde bir eksiklik varsa düzeltilmesi gerekirken BM
ve Avrupa Birliği sözleşmelerine atıf yaparak çocukların hakları için bir eylem planının hazırlanması şüphelidir.
Türkiye'nin ayağıya kalkması gerekiyor, neden hepiniz bu yasa için suskunsunuz?
Bebeklik ve çocukluk aşılarına karşı olan aileler Red formu imzalamalı mı , imzalamamalı mı?
@ekonomibursa Avukat Cüneyt Bülent Şeker’in makalesi⬇️
“AŞI-TOPUK KANI RET FORMLARI” İMZALANMALI MI? | Bursa Ant https://t.co/xs1j3JySH4
Ata tohumlarımız, bu toprakların hafızası, bereketi ve geleceğidir. Yüzyıllardır Anadolu’da yaşatılan bu eşsiz miras; yalnızca bir tohum değil, yerli üretimin ve sağlıklı yarınların güvencesidir.
Toprağımıza sahip çıkmak, ata tohumlarımızı korumak ve gelecek nesillere aktarmak hepimizin sorumluluğudur.
Bu değerli mirası Türkiye’ye tanıtan, ata tohumlarımızın önemini anlatan ve yerli üretimin gücünü hatırlatan Fatih Çolak’a emekleri, duyarlılığı ve katkıları için teşekkür ediyorum.
@fatihcolak19831
🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳
FURKANCILARA OPERASYON YAPILIRKEN
(TOPUK KANI DAHİL)
TEST VERMEYİ RET EDEN AİLELERE TAZYİK HAPSİ GETİREN (Türkiyedeki tüm insanların geleceğini ilgilendiren) KANUN (Sessiz sedasız) MECLİSTEN GEÇİRİLDİ:
🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳
Bu kanun değişikliği ile LOHUSA BİR KADIN TOPUK KANI (Vs.test) REDDİ YAPTIĞI İÇİN BEBEĞİ İLE BİRLİKTE 3-10 GÜN HAPSE ATILABİLECEK! Tedbire uyulmaz ise de tazyik hapsi tekrarlanabilecek.
BU KANUN DEĞİŞİKLİĞİ HAKİMLERİN SAĞLIKLI ÇOCUKLAR HAKKINDA "TALİMAT İLE" ve "GEREKÇESİZ" ZORUNLU TEST KARARI VERDİĞİ BİR ORTAMDA TOPLUM İÇİN BÜYÜK BİR TEHLİKEDİR!
Zorunlu test ise otomatik olarak zorunlu tedaviyi doğuruyor
Yani test ile çocuğunuz bir kere hasta ilan edilsin, sizde aile doktorumuza filan danışıp "tedaviyi ret ediyorum" derseniz, görürsünüz gününüzü, demek oluyor bu.
Ki test kesin tanı yöntemi değildir, ama sadece test sonucu ile tedavi uygulanması Türkiyede yerleşmiştir.
Topuk Kanı-Zorunlu test 2021 yılında ortaya atılmasından önce kaç aileye (sağlık koruma amaçlı) tedbir kararı verilmiştir? veya kaç aile tedbire direnmiştir acaba?
25 yıllık hukukçuyum (gerçekten devletin müdahalesini gerektiren durumlarda dahi) ben tedbir kararı verildiğini görmedim, sordum benden öncekiler de görmemişler.
Bunlar uygulaması çok çok nadir, sadece ders kitaplarında yazan şeylerdi, çünkü toplunun geleneklerine aykırı idi ve topluma rağmen kanun-kural olmaz idi!
AMA HER AİLEYE ZORLA TOPUK KANI BASKISI YAPILIRKEN VE BUNA CİDDİ BİR DİRENÇ-TEPKİ GÜNDEMDE İKEN BU KANUN ÇIKARTILDI!
O yüzden hükumet; Ben bunu topuk kanı-test baskısı için çıkarmamişem..." diyemez. Yemezler!
Ve Hitler rejiminden başka nerede böyle insan yavrusunu hayvan-kobay yerine koyan, velayet hakkını yok eden uygulamalar yapılmış ve böyle bir ZORBALIK YAŞANMIŞTIR.
Bu anne-babalık hakkımızın yok sayılması, sağlık sektörünün hata ve suistimallerine karşı çocuğumuzu koruma hakkımızın elimizden alınmasıdır.
Bu çocuklarımıza bir mal gibi el koyulmasıdır.👇👇👇