Yaşananlar sonrası 23 Nisan kutlamalarının iptali yoğun şekilde tartışılıyor. Bu durumun sezgiyle, çatışmayla değil, bilimle çözülmesi gerekir.
Şiddet sonrası dönemlerde çocuklar için en koruyucu şeylerden biri, hayatın kontrollü biçimde devam etmesidir.
İstanbul Tabip Odası başkanlık seçiminde Türk Hekimleri Birliği'nin adayı Prof. Dr. Salih Aydın
💬 "Meslek odamız hekimlerin temsiliyetini kendi ideolojik ajandasına kurban etti"
https://t.co/kAFArIIcor
Yaşadığımız üzücü olayın bir çok sebebi var. Ama sebeplerden bir tanesinin de ailelerin kayıt olacak endişesi ile psikiyatrik tedavilerden uzak durması olduğunu söyleyebilirim. Kamu bu sorunu çözmedikçe gençler tedavisiz kalmaya, sorunlar da artmaya devam edecek. Maalesef...
@Oguz_Atalay İçlerindeki marjinallerden arındığını iddia eden mevcut Ato yönetimi 2024 seçimlerinden hemen sonra Deniz Gezmiş' in mezarını ziyaret etmişti. Deniz Gezmiş bir tıp insanı mı? Ato hangi vasıfla marjinal bir siyasi figürü ziyaret ediyor? Samimiyetsizlik paçalarından akıyor.
Nasıl da işlerine geldiği gibi anlatıyorlar. Bir önceki seçiminin akabinde etnik bölücü sloganlar ve çav bella ile kutlama yapmışlardı. Hiçbir şekilde haber olmadı. Bu sefer seçim sonuçları açıklanınca bunun önüne geçmek için “ne mutlu Türk’üm diyene” sloganı atıldı dakikalarca, karşı grubun içinden zafer işaretleri yapılınca böyle bir tepki verildi.
Dertleri bu değil tabi, her seçimde söyledikleri yalanlara devam ediyorlar. Fark 80’e d��ştü, son dakikaya kadar liste delinecek diye ödleri koptu.
Tek bir kutlama dahi yapamadınız ya, bu size şimdilik dert olsun. 2 sene sonra da Tabip Odası etnik bölücülerden temizlenince en büyük derdiniz hesaplarınızın, harcamalarınızın, burs diyerek memleket düşmanlarına dağıttıklarınızın hesabını vermek olsun.
Ne mutlu Türküm diyene sloganına soytarılık dediğiniz , videoyuyu ne zaman paylaşacaksınız .
Ama siz zafer işareti yapıp aldığınız cevapı kesip biçerek elleriniz titreyerek zart zort haber gibi paçavralara yayınlatmayı tercih eden, ilkesiz ikiyüzlü ve korkak insanlarsınız.
Eğer siz seçimi almak uğruna ortamı bu kadar gererseniz bunun her kesimde bir karşılığı olur. Bu sosyolojik bir gerçektir. Şimdi de seçim sonu sloganlar ile ilgili videolar dolaşıyor. 2006'dan beri tüm ATO seçimlerini takip eden bir hekim olarak şaşırıyorum.
Orada slogan atan en ön sırada bulunan ağabey ve kardeşlerimizin bir tanesinin zeka seviyesine bütün örgütçü takipçilerininkini toplasan ulaşamazsın örgütçü Mahir.
Bunu bildiğiniz için bu zeka muhabbetini yapıyorsunuz ya zaten. Yoksa “Ne mutlu Türk’üm diyene!” sloganına “soytarılık” diyerek “zafer işaretiyle” karşılık veren geçen seçim birlikte girdikleri liste tarafından dahi “PKKlı” olmakla suçlanan listeye,
“Alparslan Türkeş’in Askerleriyiz” sloganına “Siz değil, biz Mustafa Kemal’in askerleriyiz!” cevabını veren “Şeriata” bilmemne diye slogana başlayan YÜKSEK ZEKALI Atatürkçü(!) hekimlerin oyunu nasıl alacaksınız değil mi?
Koyun gibi güttüklerinizin, “AKP ele geçirecek.” korkusuyla oylarını alıp yalnızca akçalı işlerde mahir bir biçimde on yıllardır sürdürdüğünüz yönetimi sorgulamamasını nasıl sağlayacaksınız değil mi?
Zeka önemli, zeka. Allah’a çok şükür ki Türk milliyetçilerinin yüz akı Beyaz Önlük Dayanışması’nın her bir ferdi zekasıyla da ahlakıyla da karakteriyle de seçim sonuçlarını belirleyen dinozorlara tur bindirir.
Dün o salona uğrayan herkes biliyor ki: Gelecek bizimdir.
Ankara Tabip Odası seçimlerinin ardından bir değerlendirme:
Ankara Tabip Odası seçimlerini Ankara Çağdaş Hekimler grubu kazandı. Tebrikler. Umarım hekimlik adına güçlü kazanımlar elde ederler. Bu seçim üç grup arasında geçti.
İslam öncesi Türkleri “iki taşı üst üste koyamayan bedeviler” diye tarif etmek, tarih değil cehalettir.
Orhun Yazıtları , Hun–Göktürk devlet teşkilatı, töre hukuku, diplomasi geleneği, şehirleşmiş merkezler (Ötüken, Balasagun, Suyab) ortadayken; Arap seyyah metinlerini tek hakikat saymak bilim değil, ideolojidir.
Türklerin İslam’la ilk karşılaşması sancılıydı; çünkü ortada “medeniyetsiz bir topluluk” değil, kendi düzeni olan bir dünya vardı.
Kızıl Kaftan – Son Direniş tam olarak bu kırılma anını anlatır.
Vaktiyle Bir Atsız Varmış...
Kür Şad’ın narasıyla bizleri Tanrı Dağları’na götüren, 'Ruh Adam' ile insan ruhunun en derin dehlizlerine ışık tutan, fikrimizin ve hedeflerimizin büyük savunucusu, “Türk ülküsünün dev inançlı bekleyicisi”.
Türk milliyetçiliğinin sönmeyen meşalesi, ömrünü Türk kültürüne ve tarihine adamış Hüseyin Nihal Atsız'ı, vefatının yıl dönümünde saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz. Bedenler ölür, ancak fikirler ve o fikirlerle yetişen nesiller bakidir.
Halifelik ve hilafet makamı dini değil siyasi bir makamdır. İslam’ın ilk devlet başkanının Peygamber Efendimiz olduğundan hareketle sonraki devlet başkanları onun devlet başkanlığının devamı manasında halife olmuşlardır.
Bunların zannettiği gibi Papalık makamı ile falan alakası yoktur. Osmanlı’da da bunların anladığı mânada değildir. Öyle olsa fetva makamı da olması gerekir ama değildir.
Dolayısıyla, egemenliğin kişiden alınıp millete verildiği bir sistemde bu temsil makamının da millette olması fikrî bir zorunluluktur.
Mâna ve mefhumun yüklendiği yer bellidir. Egemenliğin millette olduğunu anlayamayan, kendi dinini ve dininin esaslarını bilmeyenlerin İslam dünyasının hilafetsiz kalmış olduğunu düşünmeleri abes değildir.
Onların arzu ettiği din “katolik” soslu bir telakkidir. Birilerinin “katolik” arzuları tatmin olsun diye hareket edecek değiliz.
Her evin eşiğinde bir kaftan, her yürekte aynı yemin var:
Teslim olmamak.
Sözcükleri kılıç gibi keskin, duygusu toprak kadar derin; Kızıl Kaftan yalnız geçmişi anlatmıyor, insanın özgürlüğe ve onura olan inancını da hatırlatıyor.
https://t.co/sQR0imBwuH
@drocyilmaz
Alperen Şengün meselesi basit bir mesele değil. Bakın bunların uyuyan hücreleri harekete geçti. Bir süredir Türk’e düşmanlık için her fırsatı kullanıyorlar.
Çocuğun yaptığı bir şey yok. İsmi Alperen ve Türkçü bu çocuk. Türk basketbolunun yaşayan en büyük ismi ve Türk spor tarihinin efsanesi olacak.
Enes Kanter’e de tertemiz çakmışlığı var.
Hayatları itibar suikasti ile dolu olan ve kamuoyunun bu itibar suikastını Ergenekon sürecinde aleni gördüğü bu itler şimdi talimatla saldırıyor. Talimatı Enes iti mi verdi bilmiyorum. Ama talimatın hücre içinde alındı��ı kesin.
Bu çocuğa saldırmak için ya salak olmak ya da FETÖcü olmak gerekiyor.
İyi bir turnusol bu. Devlet geçen sefer yaptığı gibi uyuyan hücreleri bir kaşıyıp bunları bir temizlesin. Siz bu şekilde paylaşım yapın bakalım.