++++++realizmin temel varsayımını insan doğasına dayandırmaması ve analiz düzeyi olarak sistem ve yapıyı esas alması bakımından daha bilimsel (davranışsalcı) bir teori geliştirmeye çalışmıştır.
Realistler için devletin varlığını sürdürmeye ilişkin olan ulusal
güvenlik konusu yüksek politika (high politics) olarak; ticari, mali, parasal, sağlıkla vb. ilgili konularsa alçak politika (low politics) olarak nitelenmektedir.
Realizm, uluslararası ilişkilerde, politikayı güç ve çıkar mücadelesi olarak gören yaklaşımın adıdır. Bu teoriye göre, uluslararası politika, özünde güç ve çıkar mücadelesi olarak tanımlanabilecek bir siyasal süreçtir.
++
Özetle içimize odaklanmalı ve içten bir gelişim sağlayarak küresel arenada daha etkin bir konuma sahip olmayı hayal edebilelim. Realist ve samimi eleştiri içteki durumu betimleyebilmenin ve akabinde tedavi edebilmenin ilk adımı olsa gerek.
Tıpkı iç bütünlüğünü sağlamış, kendini geliştirmiş, güçlü bir karaktere sahip bilgili ve ekonomik olarak güçlü bir insan nasıl ki her hangi bir toplu gerekli saygıyı elde ediyorsa bir devlette devletler topluluğunda aynı şekilde o saygıyı elde edecektir.
Küresel arena da başarılı olmak için bir devletin ve milletin evvela kendi iç yapısında, iç siyasetinde birliği beraberliği, huzuru, barışı tesis etmiş olması gerekir. İç sorunlarını çözmüş yükünü bir vizyona yönlendirebilmiş, özetle içte başarılı olmuş olması ana esastır.
Dar kafalı kişiler, Afrikalılara edilen haksızlıklardan söz ederken bir hayli ileri gidiyorlar. Çünkü ileri sürdükleri şeyler doğru olsaydı, aralarında boş yere bir sürü anlaşma imzalayan +++
Bu çeşit varlıkların insan olduklarını düşünmemiz bile
imkânsız; çünkü insan olduklarını düşünseydik, o zaman
bizzat bizlerin Hristiyan olmadığımıza hükmederlerdi.
Zencilerde sağduyunun bulunmadığını gösteren bir delilde, medeni milletlerin son derece değer verdikleri altına değilde cam kolyelere düşkün olmalarıdır.
Derinin rengi hakkında yargıda bulunmak için saçların
rengine bakmak yeter; dünyanın en üstün filozofları olan
Mısırlılarda bu, öylesine önemli bir şeydi ki, ellerine geçen
kızıl saçlı bütün insanları öldürtürlerdi.
İnsanlık cevherinin renge dayandığını düşünmek öyle
doğal bir şey ki, zencileri iğdiş eden Asyalılar, öteden beri
onları, bizimle olan benzerliklerinden daha belli bir şekilde
yoksun ederler
Zaten söz konusu olan kişiler tepeden tırnağa kadar
kara; üstelik burunları da öylesine patos ki, acımamız
imkânsız onlara.
Akıllı uslu bir varlık olan Tanrı’nın, böyle kapkara bir
bedene, bir ruh, hele iyi bir ruh koymuş olmasını aklımızın
kenarından bile geçiremeyiz.
Avrupalılar,
Amerika’da
tek
bir
insan
bırakmadıklarından, bunca toprağı işlemek için Afrika’da
yaşayanları köle olarak kullanmak zorunda kaldılar.
Şekeri çıkardığımız bitkiyi yetiştirmek için köleleri
kullanmasaydık şekeri çok pahalıya yerdik.
Fransız yazar Montesquieu nun zenciler hakkında söylediği insanlık dışı ifadeler. Kayıtlar affetmez. Bunlar sizin fikirleriniz ey Avrupa. Düşüncelerinizi kendiniz tarihe not düşmüşsünüz.
Yani kast ettiğim iyiyi biliyoruz, mukemmeli güzeli biz zaten yazmışız yazıyoruzda elimizde yeterince kaynak var ancak onu uygulayacak insan lazım, adam lazım, kadın lazım. Meselenin özeti budur.