Bir Kahve, Bir Selam, Bir Büyük Dayanışma!
Türkiye’nin geleceği, Türk milletinin egemenliği için yürüttüğümüz bu kutlu mücadelede her omuz veriş, her destek bizim için çok kıymetlidir.
Zafer Partisi Genel Başkanı olarak arkadaşlarımla birlikte arkamıza küresel güçleri, büyük sermaye gruplarını değil, yalnızca büyük Türk milletini alarak yola çıktık. Gücümüzü milletimizden, cesaretimizi tarihimizden, umudumuzu ise Türkiye'nin aydınlık yarınlarından alıyoruz. Bugün 5. Yılına yaklaşan mücadelemizi sizin desteklerinizle sürdürdük.
Bugün yapacağınız bağış, bağımsızlığa, adalete, liyakate ve Türk milletinin kendi kaderine sahip çıkma iradesine duyulan inancın bir ifadesidir.
Bu anlamlı dayanışmaya gönülden teşekkür etmek amacıyla, Zafer Partisi’ne 1.000 TL ve üzeri bağış yapan tüm vatanseverlere özel tasarım Zafer Türk Kahvesini bizzat armağan edeceğim.
Türk milletinin birbirine olan bağlılığı ve vatan sevgisi kırk yılla ölçülemez. Bu bağlılığın kökleri asırların derinliklerine uzanır, ufku ise gelecek nesillerin istikbaline açılır.
Bir fincan kahvenin hatırına, vatanımızın bin yıllık geleceğine birlikte sahip çıkalım.
Desteğiniz, umudumuzdur. Dayanışmanız, gücümüzdür.
Zafer Partisi Bağış Hesapları
Hesap Adı: Zafer Partisi
IBAN: TR23 0001 0013 9597 4886 8550 01
Ayrıca yurtdışından bağış yapacak destekçilerimiz için;
USD IBAN: TR 93 0001 0013 9597 4886 85 5002
EURO IBAN: TR 66 0001 0013 9597 4886 85 5003
Ziraat Bankası Swift Kodu : TCZBTR2A
Bağış makbuzlarınızı, adınız, soyadınız, adresiniz ve telefon numaranız ile birlikte [email protected] adresine göndermeniz gerekmektedir.
“Vatanımıza ve bağımsızlığımıza göz dikenlere yalnız askeri yönden üstün gelmek yeterli değildir. Memleketimiz hakkında saldırgan emeller besleyecek olanların her türlü ümitlerini kıracak şekilde siyasi, idari ve ekonomik yönden kuvvetli olmak lazımdır”
#ATATÜRK
Çok merak ediyorum.
X odalarında, bölücü vatan hainlerinin, pkk/dem destekçilerinin, Türkiye’nin bazı illerini Türkiye’den saymayan, İngiltere’de yaşayıp Açtığı odalarda katılımcılarının çoğunun terörist olduğu odada “ Kerkük biraz ileri gidiyor, Suriye’deki oluşumu (Teröristleri) Kerkük’e gönderelim” diyenin, #ATATÜRK #KEMALİZM #KEMALİST #LaikCumhuriyet DÜŞMANLARININ İSİMLERİ, Dimitris, Bedros, George …….. değil diye mi bu kadar kaynaşıyorsunuz? Emellerinin, Ermeni, Yunan ve İngiliz’den ne farkı var?
“VATAN NAMUSTUR” değil mi?
Ha ailemin namusuna göz dikmiş ha vatanıma.
Bi kendinizi gelin artık. Bu ılıklıklar yüzünden ülkemiz bu halde.
Rahmi Koç bir fıkra anlattı. Fıkra yüzünden Kürt ve kadın kelimelerini kullanarak Rahmi Koç'u linç etmeye çalışan sosyal medyacılar, aralarında çocuk ve kadınlar bulunan 12 vatandaşımızı diri diri yakan resimdeki tescilli terörist, seminer ayağına kapı kapı dolaşıp katliam hikayeleri anlatırken, tek kelime etmeyip susuyorlardı. Ya x platformu iyice ılıklaştı, ya da terör destekçisi kürdo faşistler burayı da ele geçirmeye başladı. Kendinize gelir misiniz?
Türkçeye Yunancadan geçen 476 kelime varken, Yunancada Türkçeden alınmış 2644 kelime bulunuyor.
📷Ermeniceden yalnızca 17 kelime almışız, buna karşılık Ermenicede tam 3166 Türkçe kökenli kelime var.
📷Sırpçadan geçen kelime sayısı sadece 3, Sırpçada ise 3065 Türkçe kelime yer alıyor. 3 kelime hangisi acaba?
Türkçedeki yabancı kelimeler üzerine güzel bir paylaşım yaptı. Teşekkürler Hermes. Ek olarak şunu da belirteyim üstteki tabloda verilmeyen diğer kelimelerle toplam 14 bin yabancı kelimemiz var. Bu tüm sözlüğümüze oranla yalnızca %2.43. Yani bazılarının söylediği gibi "toplama" bir dil değildir. Toplama dil arayan hint-avrupa dillerini araştırabilir.
📷Kalanına siz göz atabilirsiniz
Orman yangınları kader değil, ihmalin ve hazırlıksızlığın sonucudur.
Zafer Partisi olarak yetkilileri uyarıyoruz: Yangın söndürme uçakları, ekipman, personel ve lojistik imkânlar eksiksiz şekilde şimdiden hazır hale getirilmelidir.
ARAPLAŞARAK KAYBOLAN UYGARLIKLAR.
-Köklü bir kültürü olan Farslar, Arap değildir…,Araplaştı,
-Pakistanlılar ve Afganlar, Arap değildir… Araplaştı,
-Iraklılar Arap değil Sümerlerin, Akadların, Babillilerin, Asurların, torunlarıdır..,Araplaştı
-Suriyeliler Arap değil Süryanidir…, Araplaştı
-Mısırlılar Arap değil, Antik Mısır medeniyetinin mirasçılarıdır, Araplaştılar,
-Kürtler Arap değildir…, Araplaştı,
-Savaşçı Çeçenler Arap değildir…,Araplaştılar,
-Tunus Arap değil Kartacalı Anibal’in torunlarıdır.., Araplaştılar.
-Cezayirliler, Libyalılar, Faslılar, Arap değildir Tuareg ya da Berberidir…, Araplaştılar.
-Lübnanlılar Arap değil tarihin gördüğü en iyi denizciler olan Fenikelilerin torunlarıdır..,Araplaştılar.
-Boşnaklar Arap degildir Araplaştılar,
-Osmanlılar Arap değildir… ,Araplaştılar.
-Türkler Arap değildir, Atatürk özüne döndürdü ancak hızla Araplaşıyorlar.
Nursultan Nazarbayev
İzmir'de bir çiftçi, ihracatlık kirazına 15 TL fiyat verilince, kirazını kendisi 35 TL'ye satmaya başladı.
Bu kalitede kiraz İstanbul'da 300-500 TL'ye satılıyor.
Çiftçiden 15 TL'ye alınan ürün, İstanbul'da 500'tl'ye satılıyorsa o ülkede Tarım Bakanlığı diye bir bakanlık yok demektir!
⚠️Tehlikenin farkındamısınız⚠️
Bilemiyorum ama, En basit özetle;
✅AMERİKA’nın ŞU ANKİ BAŞBAKANI’nın VE BUNDAN SONRAKİLERİNİN DE DEĞİŞTİREMEYECEĞİ BİR KANUNA İMZA ATILARAK
AMERİKAN ORDUSU VE İSTİHBARATI🟰
İSRAİL ORDUSU VE İSTİHBARATI OLDU!!!
(Hazır Suriye parçalanıp İsrail’e hediye edilmişken)
#UyanTürkUlusu
📍Yunanistan’ın Gizlenen Dosyası: El Konulan 487 Türk Vakfı ve Sessizce Yok Edilen Türk Mirası
❓Yunanistan, Türkiye’deki kilise mallarını gündeme getirirken; Türk vakıfları, Türk azınlığın mülkiyet hakları ve gasp edilen Türk kültür mirası neden Avrupa’nın gündemine taşınmamaktadır?
Yunanistan, uluslararası platformlarda sık sık Türkiye’deki Rum Ortodoks kiliselerini, patrikhane meselelerini ve azınlık haklarını gündeme taşımaktadır. Ancak aynı Yunanistan, kendi sınırları içerisinde bulunan Türk vakıfları, Türk azınlığın mülkiyet hakları ve Türk kültürel mirası konusunda uzun yıllardır devam eden uygulamalarını dünya kamuoyundan gizlemektedir.
Bugün Yunanistan topraklarında; Kavala, Dedeağaç, Gümülcine, İskeçe, Selanik, Serez, Karaferye, Yanya, Teselya, Atina, Preveze, Korfu, Kefalonya, Girit, Midilli, Sakız, Rodos ve İstanköy başta olmak üzere Osmanlı döneminde kurulmuş ve vakfiye kayıtlarıyla tespit edilmiş toplam 487 Türk vakfı bulunmaktadır. Bu vakıfların tamamı IRCICA tarafından yayımlanan beş ciltlik “Yunanistan Vakfiyeleri” eserinde ayrıntılı şekilde kayıt altına alınmıştır.
Bu vakıflara ait yüz binlerce dönüm arazi, camiler, medreseler, mektepler, hanlar, hamamlar, köprüler, değirmenler, imalathaneler ve sayısız taşınmaz yıllar içerisinde çeşitli yöntemlerle Türk toplumunun elinden alınmıştır. Böylece yalnızca mülkiyet hakları değil, aynı zamanda Balkanlar’daki Türk tarihî ve kültürel mirası da sistemli biçimde tasfiye edilmiştir.
Özellikle Batı Trakya’da günümüze ulaşabilen vakıflar, Yunan makamlarının uyguladığı idari ve mali baskılar nedeniyle ağır borç yükü altına sokulmuş; ardından haciz ve müsadere işlemleriyle vakıf malları Türk toplumunun tasarrufundan çıkarılmaya çalışılmıştır. Bu durum yalnızca vakıf hukukuna değil, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin mülkiyet hakkını düzenleyen hükümlerine de aykırıdır.
1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında ise Batı Trakya, Rodos, İstanköy ve Midilli’de yaşayan Türklerin özel mülkiyetleri üzerinde yoğun baskılar başlamış, binlerce dönüm araziye el konulmuş, çok sayıda Türk çeşitli gerekçelerle tutuklanmış ve ekonomik baskılar yoluyla Türkiye’ye göçe zorlanmıştır. Böylece bölgelerdeki Türk nüfusunun azaltılması hedeflenmiştir.
Yunanistan’ın bir diğer politikası ise Türk kökenli Hristiyan toplulukların kimliklerinin dönüştürülmesidir. Bafra, Ünye, Karaman, Kapadokya ve Maçka kökenli Hristiyan Türkler, Selçuklu döneminden gelen Sultanides toplulukları ve Gagauz Türkleri, Yunan Ortodoks Kilisesi aracılığıyla etnik kökenlerinden koparılarak Yunan kimliği içerisinde eritilmeye çalışılmaktadır.
Benzer şekilde Yunanistan’a çalışmak amacıyla gelen Arnavut ve Türk işçiler üzerinde de çeşitli dini ve kültürel asimilasyon faaliyetlerinin yürütüldüğüne ilişkin çok sayıda iddia bulunmaktadır. Bu durum evrensel din ve vicdan özgürlüğü ilkeleri bakımından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.
Batı Trakya Türklerinin eğitim alanındaki sorunları da devam etmektedir. Türk azınlığa ait okulların kapatılması, Türkçe eğitimin daraltılması ve Türkçe derslerin azaltılması yönündeki uygulamalar, Lozan Antlaşması ile güvence altına alınmış azınlık eğitim haklarıyla bağdaşmamaktadır.
Öte yandan Lozan Antlaşması’nın açık hükümlerine rağmen Batı Trakya Türklerinin dini özerkliği de kısıtlanmaktadır. Türk toplumunun serbest seçimle belirlemesi gereken müftüler konusunda Atina yönetimi uzun yıllardır antlaşma hükümlerini uygulamamakta; Batı Trakya Türklerinin kendi dini liderlerini seçme hakkını fiilen sınırlandırmaktadır.
Yunanistan’ın Türkiye’deki azınlık hakları konusunda ortaya koyduğu hassasiyetin benzerini sınırları içindeki Türk azınlık için göstermediği açıktır. Türk vakıflarına el konulması, mülkiyet haklarının ihlali, eğitim ve dini özgürlüklerin kısıtlanması ile kültürel mirasın tasfiyesi, yalnızca iki ülke arasındaki bir sorun değil; aynı zamanda uluslararası hukuk, insan hakları ve kültürel mirasın korunması bakımından da önemli bir meseledir. @yenisafak@yeniakit@milligazetecom
Zafer Partisi olarak Türk milletine söz veriyoruz;
Devlet Planlama Teşkilatı'nı tekrar kurarak işe başlayacağız.
Planlı serbest piyasa ekonomisine geçeceğiz.
Planlı bir ekonomik kalkınma, planlı bir sanayi kalkınması, tarımda planlama kaçınılmaz olacak.
Üreten, kendisine yeten, kalkınan, refaha, hakça ve adaletli bir düzene giden Türkiye'yi kurmak için yol haritamız ve kadrolarımız hazır.
Liyakatli Zafer Partisi kadroları olarak söz veriyoruz. Anadolu Kalesi Projesi'yle, sınırlarımızı tekrar güven altına alıp geçilmez hale getirip sığınmacı ve kaçakları devletler hukukuna uygun olarak vatanlarına yollayacağız.
2013'ten sonra verilen bütün vatandaşlıklar yasa dışı verilmiştir, iptal edeceğiz.
Ve ülkemize yönelik emperyalist kavimler göçü sona erecek ve Türk halkı rahat edecek.
13 milyon insan vatanlarına döndüğü zaman enflasyon düşecek, kira fiyatları düşecek, gıda fiyatları düşecek, yılda harcadığımız 11 milyar dolar cebimizde kalacak.
O parayı Türk halkı için, emekli için, çiftçi için harcama imkanımız olacak.
Ümit Özdağ’dan Tom Barrack’a tepki:
- Amerika Birleşik Devletleri’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack var.
- Bir iş adamı, emlakçı. Amerika’nın en büyük gayrimenkulcülerinden biri. Ama mesleki bir deformasyona sahip. Türkiye’yi de emlak zannediyor.
- Tom Barrack bilmelidir ki Türkiye emlak değildir.
- Türkiye, Türk milletinin vatanıdır.
- Dünyanın değişik yerlerinde emlaklar üzerinde alım satım yapabilirsiniz ama Türk milletinin vatanı üzerinde bize hat çizdiremezsiniz.
- Biz o hattı Türk süngüsüyle zamanında çizdik zaten.
- Dışişleri Bakanlığı’nın, Amerikan Büyükelçisi tarafından yapılan bütün bu açıklamalar karşısında neden bu kadar suskun kaldığını da büyük bir merakla Dışişleri Bakanlığı’na soruyoruz.