Bazı şahsiyetsizler #bal sattığım için beni eleştiriyorlar. Ama onlar helal ve haram kavramını idrak edememişler.
Hakimlik yaptığım dönemde dolandırıcılık, uyuşturucu ticareti yapmadım. Bir kişiden bile rüşvet, irtikap olarak 1 kuruş almadım. Hiçbir dosyamda taraflı karar vermedim...
Ben hakimliğim döneminde HAKİMLİK yaptım.
Şimdi de #bal satıyorum. Birşey uğruna CÜBBEMİ SATMADIM.
HER YÜKSELİŞ LÜTUF, HER DÜŞÜŞ CEZA DEĞİLDİR
“Allah, azan karıncaya kanat takar; onu kuşa yem edermiş.” sözü, her kanadın kurtuluşa, her yükselişin hayra götürmediğini anlatır. Makam insanı yüceltebilir; fakat kibirle taşınırsa uçurumunu da derinleştirir. İmkânın büyümesi, insanın değer kazandığını değil, imtihanının ağırlaştığını gösterir. Çünkü kanat bazen menzile ulaşmak için değil, sığınılan yerden uzaklaşmak için verilir.
Bu nedenle insanın bulunduğu yeri kaybetmesi, her zaman değerini de kaybettiği anlamına gelmez. Yurdundan ayrılmak vatansız, servetini kaybetmek değersiz, makamdan düşmek itibarsız olmak değildir. İnsan bazen yerini kaybederken yönünü, malını kaybederken manasını, çevresini kaybederken kendisini bulur. Hicret, yalnızca bir ayrılık değil; insanın yüklerinden arınarak hakikate yürüyüşüdür. Bazı yollar evden uzaklaştırır, fakat insanı kendine yaklaştırır.
Üstelik dışarıdan bir kayıp gibi görünen bu ayrılıklar, insanın içinde taşıdığı asıl değerleri daha görünür hâle getirir. Kaybettiğimiz her şey bize ait değildi; bizde kalan her şey de gözle görülür değildir. Ev gider, hatıra kalır; makam gider, haysiyet kalır; servet gider, emek kalır; yurt uzaklaşır, vatan sevgisi kalır. İnsanın gerçek zenginliği elinde tuttukları değil, elinden alındığında koruyabildikleridir. Her şeyini kaybettiğini düşünen kimse, imanını, şahsiyetini ve ümidini koruyorsa henüz hiçbir şeyini kaybetmiş değildir.
Öyleyse insan, hayatın değişen şartlarını kendi değerinin ölçüsü sanmamalıdır. Yükseldiğinde kendini büyük, düştüğünde kendini bitmiş sanma. Bazen zirve insanı küçültür, vadi ise olgunlaştırır. Asıl yükseliş makamın değil ahlâkın; asıl düşüş servetin değil şahsiyetin kaybıdır. Hicretin gecesi uzun olsa da hiçbir gece sabahı yenemez; insan yurdunu kaybedebilir, fakat istikametini koruduğu müddetçe yolunu kaybetmiş sayılmaz. Çünkü insanı yücelten bulunduğu yer değil, o yerde ve o yerden ayrılırken koruduğu hakikattir; elinden her şey alınsa bile yönünü, onurunu ve umudunu kaybetmeyen kişi, aslında düşmemiş, yeniden yükselmek üzere sınanmıştır.
2 ihtimal var.
1. Elinde avucunda ne varsa (para-medya gücü vs…) hepsini alıp sonra aklayacaklar.
2. Elinde avucunda ne varsa hepsini alıp bir de içeri tıkacaklar.
Son günlerde birbiri ardına yapılan operasyonların “siyasi savcısı” kimdir, kimlerdir?
▪️Cumhurbaşkanı mı?
▪️Adalet Bakanı mı?
▪️Ak Parti mi?
▪️Danışmanlar mı?
▪️İktidar medyası mı?
▪️Yoksa adı konulamamış dar bir klik mi?
Son olarak bugün Alparslan Kuytul, eşi ve Furkan Vakfı yöneticilerine yönelik gerçekleştirilen operasyonun kamuoyuna yansıtılan gerekçelerinden bağımsız, “siyasi gerekçeleri” üzerinde düşünülmesi ve aydınlatılması gerekmektedir.
▪️Bu operasyonlarla ne amaçlanıyor?
▪️Bu operasyonlar kime yarıyor?
▪️Bu operasyonlar ülkenin hangi problemine çözüm oluyor?
▪️Bu operasyonlar milletin hangi derdine çare oluyor?
Anlaşılan bu operasyonlarla sadece ama sadece tüm kişiler, kurumlar, şirketler, belediyeler, STK’lar, cemaatler, vakıflar vs. “iktidar lehine pasifize edilmek” isteniyor!
2007’lere kadar “laiklik” kavramı, 2007’den sonra da “terör” kavramı iktidar sahiplerinin istediği gibi sündürebileceği müphemlikte bırakılarak, adeta bir aparat olarak kullanılmıştı.
Şimdi de bu yeni dönemde “muhalif olmak” kavramı benzer bir işlev görmektedir!
Son söz: Kitaba uymak başka, kitabına uydurmak başkadır!
Evinde ruhsatsız silahlar, çelik yelek, milyonlarca lira değerinde takılar ,milyonlarca tl değerinde döviz bulunan adama ev hapsi.
15 Temmuzda Yalova Hava Meydan Komutanlığı'ndaki rutin yaz kampındayken emir-komuta zinciriyle otobüslere bindirilmiş ve İstanbul Orhanlı ++1
Ayrımsız #GenelAf ülke toplumsal barışa katkıda bulunur.
#KHK’lar iptal edilerek insanların üretim sürecinde yer almalarının yolu açılmalıdır…
AYM ve AHİM kararları uygulanmalıdır…
@konusmasanati Ertuğrul Günay'ın ifadesiyle:
-Bu bir af yasasıdır.
-Kapsamı sorunlu ve adaletsizdir.
-Silahlı bir yapı ile barışırken, silahla, şiddetle ilgisi olmayanları içerde tutmak hukuka uymaz.
-Yasanın hukuka uygun hale gelmesi için AYM’ye gitmek doğru olur
Görünürlük kısıtlaması için nokta dahi olsa yorum yazmanızı rica ediyorum.
Her şeye rağmen "ayrımsız adalet" vurgusu yapmaya devam edeceğiz.
Eline silah almamış; savcılar, hakimler, öğretmenler, avukatlar, doktorlar, mühendisler, akademisyenler, 15 Temmuz gecesi verilen emre uyan askerler, subaylar ve askerî öğrenciler; pasta-börek yaparak geçimini sağlayan, talebelerine burs verenler; devletin faaliyet izni verdiği bankaya parasını yatıran sıradan insanlar yıllardır mahpus.
Bir ülkede suç ile fiil, delil ile kanaat birbirine karışmışsa; hukukun kendisi de mahpus demektir.
Adalet, kişiye göre değişen bir ölçü değildir. Suç, failine göre suç olmaktan çıkmaz; delilin niteliği de kişiye, makama, zamana veya siyâsî şartlara göre değişmez.
Mukaddime'de İbni Haldun:
"Adalet, bir devletin can damarı ve medeniyetin koruyucu kalkanıdır." diyor.
Hukuk herkese aynı mesafede durmadığında, adalet olmaktan çıkar ve gücün aracı hâline gelir.
Bugün mesele yalnızca cezaevlerinde tutulan insanların yaşadığı mağduriyet değildir. Yarın aynı ölçünün başkaları için de kullanılabileceği endişesidir. Hukuk, herkesi koruyan ortak bir güvence olmaktan çıkıp siyasî tercihlere göre işletilen bir araca dönüşürse, hiç kimse kendisini güvende hissedemez.
Bir toplumda adaletin terazisi şaşarsa, sadece masumlar ağır bedel ödemez; devletin vicdanı, toplumun güveni ve geleceğe dair umudu da yara alır.
Ertuğrul Günay'ın ifadesiyle:
-Bu bir af yasasıdır.
-Kapsamı sorunlu ve adaletsizdir.
-Silahlı bir yapı ile barışırken, silahla, şiddetle ilgisi olmayanları içerde tutmak hukuka uymaz.
-Yasanın hukuka uygun hale gelmesi için AYM’ye gitmek doğru olur.
@ErtugrulGunay
PKK mensuplarına özel infaz düzenlemesi hazırlayıp, KHK'lıları kapsam dışında bırakabilmek için hukuku eğip bükenler...
Allah yaptıklarınızın da, niyetinizin de şahididir. Hiçbir emek, hiçbir haksızlık karşılıksız kalmaz.
Yarın bu düzenlemeye oy verecek milletvekillerinin önemli bir kısmı, çocuklarını bugün kapsam dışında bırakılmaya çalışılan KHK'lı öğretmenlere emanet etti.
Ben hayatım boyunca farklı dünya görüşlerinden birçok öğretmenden ders aldım. Kimileriyle fikir ayrılığı yaşadım, tartıştım. Ama hiçbirine iftira atılmasına, onurlarının çiğnenmesine asla razı olmadım.
Peki siz kendi vicdanınıza nasıl hesap vereceksiniz?
Çocuklarınız size hiç mi sormuyor: "Anne, Baba... Siz ne yapıyorsunuz?"
#KHKlılardanMecliseÇağrı
Ey Türk turizmcisi, bir konuşalım mı?
Yıllarca Türk misafirine şöyle baktın:
“Ne uğraşacağım bunlarla? Bodrum zaten dolu, Marmaris taşıyor, Datça desen efsane… Yabancı turist gelsin, biz avroyu alalım!”
Sonra ne oldu?
Bir Türk ailesi beş günlük tatil yapmak istediğinde önüne 250 bin liralık hesap koydun. Bir ailenin bütün yıl kurduğu tatil hayalini:
“Otelde yer kalmadı ama beş kişi için üç gece 180 bin liraya yardımcı olabiliriz.”
diyerek yıktın.
Derken Türk turist uyandı.
Yunan adalarına geçti.
Balkanları gezmeye başladı.
Mısır’da 70 bin liraya uçak, otel ve her şey dâhil tatil yaptı.
Güzelce yedi, içti, denize girdi; üzerine bir de “Yavaş yavaş, Hasan Şaş!” diye neşeyle karşılandı.
Sen ne yaptın?
Burada bir tabak kalamara 50 avro isterken, Türk turistin Halkidiki’de aynı kalamarı 10 avroya yediğini görünce suratın düştü.
Balkanlarda 50 bin liraya hem gezip hem de krallar gibi ağırlandığını görünce içinden:
“Bu Türkler de çok nankör!”
dedin.
Ama dur ve biraz düşün…
Yıllarca Türk turiste:
“Halk plajı şurada. Su 30 lira ama dışarıdan içecek getiremezsiniz.”
diyen sen değil miydin?
“Yabancı turist başımızın tacı, Türkler zaten mecburen geliyor.”
diye diye kendi insanını küstürmedin mi?
Şimdi neden Rus turist gelmiyor, Alman turist başka ülkelere gidiyor, Hollandalı rotasını değiştiriyor diye düşünüyorsun.
Çünkü turizm yalnızca oda satmak değildir.
Turizm; biraz vicdan, biraz kaliteli hizmet, biraz makul fiyat ve her şeyden önce insanlık meselesidir.
Türk turistin kıymetini şimdi mi anladın?
Biraz geç kaldın be turizmci…
Ama olsun.
Şezlonglar boş, sinekler çok, düşünmek için vaktin bol.
İyi sezonlar!
Dr. Erkan Uzunoğlu
Siz bu görüşlere katılıyor musunuz?
Komedyen Deniz Göktaş'ın "Cumhurbaşkanına hakaret" ve "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" suçlamalarıyla tutuklanması hakkında neler söylemek istersiniz?
Bugün @realDonaldTrump, Erdoğan ile görüşmesinde Rahip Brunson meselesini bir kez daha hatırlattı ve "Aradım, serbest bırakıldı." dedi.
Peki, arkasında bir süper gücün desteği olmayan, sesi duyulmayan binlerce insan ne olacak?
Adalet; kimin telefon ettiğiyle, kimin arkasında hangi devletin bulunduğuyla değil, hukuk kurallarıyla işlemelidir. Hukukun en temel ölçüsü, herkes için eşit uygulanmasıdır.
80 Osmaniye
81 Düzce
82 Mapushane
Bugün Türkiye'de bir il nüfusu kadar insan cezaevinde. Üstelik mevcut cezaevi kapasitesi de çoktan aşılmış durumda.
Af konusu gündemde olmalı
@abakingurlek@adalet_bakanlik@tcbestepe
"Bir yanda 'münfesih örgüt' ve 'toplumsal uzlaşı' söylemleriyle PKK mensuplarını kapsayan düzenlemeler hazırlayacaksınız; diğer yanda ise tek suçu yıllarca yurtta veya kolejde öğretmenlik yapmak ya da okul ve yurt yaptırmak olan insanları kapsam dışında bırakacaksınız. Bunun adına adalet denilebilir mi?"
@Akparti@MHP_Bilgi
Ne yazık ki teklifin 7. maddesi dün Genel Kurul’da kabul edildi.
Hukuka aykırı idari işlemleri meşrulaştıran ve bu işlemlere karşı verilen mahkeme kararlarını da fiilen yok saymayı olanak tanıyan bu düzenleme, hukuk devleti adına bir utanç vesikasıdır.
Üstelik madde yalnızca KHK’lıları kapsamıyor.
Düzenlemenin kapsamı çok daha geniş. Emniyet, TSK, Millî Savunma Bakanlığı ve MİT’e alınacak tüm personeli, sivil memurları, bu kurumlara öğrenci veya aday olarak başvuran kişileri de kapsıyor. Güvenlik soruşturması veya arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlanması nedeniyle açılan tüm idari davalar da bu düzenlemenin içinde yer alıyor.
Yani henüz kamu görevine hiç başlamamış, yalnızca aday konumunda olan kişiler bile, mahkeme lehlerine karar verse dahi bu karar kesinleşmeden okuluna ya da görevine başlatılamayacak.👇🏼
KHK TV’ye bir süre ara veriyorum.
7 yıl aralıksız çalıştık çabaladık.
Maddi manevi sorumluluğunu elimden geldiğince omuzlamaya çalıştım.
Fiziki takip ve taciz edildim. Defalarca gözaltına alındım.
Yargılandım hüküm yedim.
Yıprandım, yoruldum.
Anlayışınıza sığınarak bir süre ara vermeye ihtiyaç duyuyorum.
Eylül ayı sonunda Ankara’ya döneceğim. Başıma bir iş gelmezse, sürdürülebilir bir bütçe oluşursa bir muhabir olarak haber ve video üreterek KHK TV’ye katkı sağlayabilirim.
Kendi adıma bu sezonun son videosunu yayınlıyoruz.
Bu belgesel niteliğindeki röportajda, 672 sayılı KHK ile görevlerinden uzaklaştırılan iki kamu çalışanının sarsıcı hikayesini dinliyoruz.
17 yıllık matematik öğretmeni Ümit Çatal ve ihraç edilen bir hemşirenin gözünden; sabaha karşı yapılan ev baskınlarını , komşuların kapanan kapılarını, geçim derdiyle gidilen inşaat temizliklerini ve 4 yıl 9 ay süren hapishane günlerini tüm şeffaflığıyla ekranlara taşıyoruz.
Çocukların anne-babasız büyümesinin yarattığı psikolojik yıkım, cezaevlerindeki zorlu koşullar ve her şeye rağmen yitirilmeyen umutları paylaşıyoruz.
Beğenip, yorum yaparak ve paylaşarak sesimizin geniş kitlelere ulaşmasını sağlayabilirsiniz…
👇👇🖕
https://t.co/R5AHOj15G5
İdare Mahkemelerinin, ceza yargılamalarındaki KYOK ve beraat kararları ile masumiyet karinesini yok sayması yetmiyormuş gibi şimdi de idarenin, mahkeme kararına uymama “hakkı(!)” yasallaştırılıyor.
Ben KHK’lı değilim demeyin!
Bu hukuksuzluklar hep “istisna hali” ile başlar ve işin sonunda kitlesel hale gelir. İdarenin herhangi bir gerekçeyle, idare mahkemesi kararını uygulamamasını yasallaştırmak, “benim idarem hukuka tabi değil, kafasına göre kamu gücünü kullanır” demektir.
Genel Kurul'da bugün görüşülmeye başlanacak olan kanun teklifi şu anlama gelmekte: 👇🏼
“İdare Mahkemesi’nin bir KHK’lı için ‘bu kişi haksız yere işinden atılmıştır, görevine iade edilsin’ kararına rağmen bu kişi işine dönemeyecektir. Karar kesinleşinceye kadar, yani on yıla yakın bir süre beklemek zorunda kalacaktır.
Anayasa’nın 138. maddesi gayet açıktır. Devlet, mahkeme kararlarına uymak zorundadır ve bu kararların uygulanmasını hiçbir şekilde geciktiremez. Bu teklif ise Anayasa’nın açıkça yasakladığı geciktirmeyi bizzat kanun maddesi haline getirmektedir.”
https://t.co/UKo95khzqd