Un homme était tombé follement amoureux d’une femme magnifique. Ils se sont mariés et ont partagé un amour profond, sincère, intense.
Mais au fil des années, la femme a développé une maladie de la peau qui a lentement altéré son apparence.
Malgré cela, leur lien ne semblait pas faiblir.
Un jour, le mari est parti en voyage d’affaires. À son retour, il a eu un accident grave… et a perdu la vue.
Dès lors, leur vie a continué comme avant. Il l’aimait toujours avec la même tendresse. Elle aussi. Rien ne semblait avoir changé.
La maladie, pourtant, progressait. Le visage de la femme n’était plus le même. Sa beauté d’autrefois avait disparu… mais pas aux yeux de son mari. Aveugle, il continuait à la chérir comme au premier jour.
Ils ne parlaient jamais de son apparence. Leur amour était plus fort que ça. Il vivait dans les gestes, dans les silences, dans la sincérité de leurs cœurs.
Puis un jour, elle est décédée.
L’homme, brisé par la douleur, a trouvé la force de lui rendre hommage jusqu’à la fin.
Après les funérailles, il a quitté la ville, incapable de vivre parmi tant de souvenirs.
Sur le chemin, un inconnu l’a interpellé :
« Comment allez-vous faire maintenant ? Vous étiez aveugle… et elle n’est plus là pour vous guider. »
L’homme s’est arrêté, et a simplement répondu :
« Je n’ai jamais été aveugle. Je faisais semblant.
Je voulais la protéger. Si elle avait su que je voyais les effets de sa maladie, elle aurait souffert davantage.
Je ne l’aimais pas pour sa beauté. Je l’aimais pour son âme, pour son cœur, pour la personne qu’elle était.
Alors j’ai choisi de fermer les yeux… pour qu’elle se sente belle et aimée, jusqu’à la fin. »
Quand on aime vraiment, on est prêt à tout pour préserver le bonheur de l’autre.
Parce que l’amour véritable ne regarde pas l’apparence… il voit le cœur.
Geleceğin suçlusunu yetiştirmenin 8 altın kuralı...
1. Çocuğunuza küçük yaşlardan itibaren ne isterse vermeye başlayın.
Böylece herkesin onun geçimini sağlamakla yükümlü olduğuna inansın.
2. Fena sözler söylediğinde gülün.
Böylece kendisinin çok akıllı olduğuna inansın.
3. Ona düşünmeyi ve beynini kullanmayı öğretmeyin.
Bırakın, on sekiz yaşına geldiğinde her şeye kendi karar versin.
4. Yerde bıraktığı her şeyi siz kaldırın; kitaplarını, giysilerini, ayakkabılarını...
Onun için her şeyi siz yapın. Böylece sorumlulukları hep başkalarına yüklesin.
5. Onun yanında sık sık kavga edin.
Böylece bir gün aile parçalanırsa buna hiç şaşırmasın.
6. Ona istediği kadar harçlık vermekten kaçınmayın.
Böylece kendi parasını kazanmanın ne demek olduğunu asla öğrenmesin.
7. Yeme, içme ve konforla ilgili tüm isteklerini yerine getirin.
Böylece istediği her şeyi elde etmeye alışsın.
8. Komşulara, öğretmenlere, polise ve diğer insanlara karşı her zaman onun tarafında olun.
Böylece herkese karşı önyargıyla yaklaşsın.
Üstün Dökmen
HAYAT 112 Acil Mobil Uygulamamız üzerinden;
Radar denetim noktaları ve EDS uygulama alanları vatandaşlarımız tarafından anlık olarak görülebilecek.
Radar denetimlerimizde amacımız ceza yazmak değil, can kayıplarının önüne geçmektir.
“Tuzak radar” anlayışıyla değil; önleyici, şeffaf ve güven odaklı denetim anlayışıyla hareket ediyoruz.
Bazı insanlar bedenimizi değil,
umutlarımızı ve yaşama sevincimizi yorar.
İnsanı ayakta tutan şey bazen sadece içindeki küçük bir umuttur.
“Katillerin en kötüsü,
yaşam sevincimizi öldürendir.”
Paulo Coelho