Bakın geri zekâlı laikler, bir çocuk her zaman ailesi ya da öğretmenleri tarafından şartlandırılarak büyür. Dünyanın her yerinde bu böyledir. O kalın kalın müfredatların tek amacı çocuğu küçükken şartlandırmak, ağacı yaşken eğmek üzerinedir. Bunların tamamı bir dünya görüşü çerçevesinde olur.
O sebeple boş boş laf edip de dinî eğitim dışındaki her eğitimi, çocukların ihtiyacı olan tarafsız ve nesnel eğitim gibi lanse edip durmayın. 12 yaşında başörtü giyen kız çocuğu da 18 yaşına kadar başörtünün eğitim hayatında olmaması gerektiği fikriyle büyüyen kız öğrenci de aynı şartlandırmanın imbiğinden geçmiştir. Hatta birincisi sadece aile şartlandırması iken ikincisi ise baş açıklığı çocuğun zihninde adeta bir vatandaşlık bilinci gibi koşullandıran toplumsal ve siyasi anlamda devasa bir baskıdır.
Zaten bu başörtü yasaklarının tamamı da makbul vatandaş oluşturmak üzerinedir. O sebeple siksok analizler kasıp da “20 yaşına gelince kendi kararını verir” deyip adamın asabını bozmayın. O yasak zaten o çocuk 20 yaşına gelince başörtüsünü lüzumsuz ve ahlakî anlamından soyutlanmış bir bez parçası olarak görsün diye getiriliyor.
Açık açık deyin “biz dindar ailelerin çocuklarına 18-20 yaşına kadar gayri dini bir perspektifi aşılarsak sonradan dindarlaşma oranları azalır. Amacımız asimile etmektir” diye. Biz de ona göre muamele edelim, delikanlı olun kaçak güreşmeyin.
İranlı kadınlar için saçlarını kesenler, Azerbaycanlı kadınlar için kıllarını bile kıpırdatmadılar. Çünkü kadının seküler olanı makbul, dindar olanı ise vebalıydı bu çakma hürriyetperverlerin gözünde.
Hasâis-i Nebeviyye Kasidesi
"Peygamberimiz ﷺ on hususi özellikle üstün kılınmıştır:
1) O ihtilam olmadı.
2) O'nun hiçbir zaman gölgesi olmadı.
3) Yeryüzü, kendisinden çıkan şeyleri anında yutar.
4) Sinek de O'nun üzerine asla konmazdı.
5) İki gözü uyusa da kalbi asla uyumazdı. 6) Önünü gördüğü gibi arkasını da görürdü.
7) O asla esnemedi.
8) Sünnetli olarak dünyaya geldi.
9) Üzerine bindiği binek O'nu tanır; O'na doğru hızla gelir, O'ndan kaçmazdı.
10) Bir mecliste oturduğunda, herkesten büyük görünürdü.
Allah Teâlâ ona sabah ve akşam salât ve selâm eylesin."
''Anlayamıyorum'' diyememenin kibri insanları çok hayırdan alıkoyuyor gerçekten. Tabi tevazu denilince aklına yalakaca bir aşağıdan konuşma üslubundan başkası gelmeyen, hakka karşı direnmenin kibir olduğunu nasıl bile ?
Neyse Allah herkesin hayrını arttırsın.
İran animasyon birlikleri İsrail'e uyguladıkları silahların aynısını bana uyguluyorlar. Hiperbarik Fettahcanlı Animasyon füzeleri .. ''Kan kusturacağız''
''200 yıldır İran'la savaşmadık'' da doğru değil. Suriye'de İran'ın g.tünü kestik. Ermeni haçlısıyla bir olup Azerbaycan Türklerine saldırdığında da İran'ın g.tünü kestik.
İsrail'e gelince onları İran'ın komuta kademesinden temizlemeniz lazım önce, ya da en iyi bildiğiniz iş olan animasyona devam.
İran'ın İsrail ile yaklaşık olarak mücadelesinin özeti de bu zaten. Güya İsrail karşıtı ama tüm mesaisi sünnilere saldırmaktan ibaret.
Türkiye İsrail ile neredeyse savaşacak, her gün daha fazla ısınıyor bu konu. Hatta siyasi ve diplomatik aksiyonlar dahi savaş mevzilenmesini anımsatıyor. Bu hesaplar o gün Türkiye'yi hırpalamak için ellerinden geleni yapacaklar.
Azerbaycan Türklerine gelince, oradaki halka düşman olmanız bunların işine yarıyor. Zira Azerbaycan Türkleri çoğu zaman burada yükselen nefretten haberdar oluyorlar. Türkçe taymda da takılıyorlar. Zaten yorumlarda da görüyorum.
Bu yüzden İranoid hesaplar sürekli bir şekilde Azerbaycan Türklerine dair nefret pompalıyorlar. Oradaki müslümanların başörtüsü yasağına direndikleri aşikar.
Halka yönelik her türlü saldırganlık oradaki müslümanların elini zayıflatıyor. Burası ile Azerbaycan halkının birbirinden uzaklaşmaları tabandaki o müslümanca direnci güçlendirmez. Bilakis zayıflatır.
Azerbaycan hükümeti ise gittikçe İsrail kontrolüne giriyor. Bunun hem Azerbaycan'ın ikbali, hem de Türkiye'nin ikbali için nasıl büyük bir tehlike olduğu açık.
İrancıların kopardıkları yaygaranın hiçbir yapıcı yönü olmaması, ve hatta yapıcı olan her şeye nefret kusmaları da bundan zaten. İsrail'in değirmenine su taşımak dert ettikleri bir şey değil, maksat sünniler kaybetsin.
Şu İrancıları anlayamayanın ferasetten cidden hiçbir nasibi yoktur.
Ebubekir Sifil hocanın bu ikinci vedası. Daha önce medreselerini kapatıp imkansızlıklar nedeniyle vakfını devretmek zorunda kalmıştı.
Her sakal bırakıp cübbe giyenin cemaat toplayabildiği bir ülkede Ebubekir Sifil gibi gerçek alimlerin değerinin bilinmemesi ne kadar hazin.
ACM zengin muhafazakarların Fatih Altaylı gibilere sponsor olmayı tercih ettiğini söylüyordu. O günlerde nedenini anlayamıyordum ama bugün vurguncuları savunan popüler tipleri görünce daha iyi anlıyorum.
Alim kellesini verir yine hırsızı savunmaz ama kelamı satılıklara 6 rakamlı yeter.
Bu twiti attığı için hesabı gitmiş. Rezalet.
Vatan haini olduğunu yazan hesapları Muhbirler olayında yüz binlerce cimer şikayetine rağmen engellemeleri 1,5 hafta sürmüştü. O hesaplar bugün halen açık.
Bu arkadaşları eleştirmek vatan haini olduğunu söylemekten beter olsa gerek ki tüm devlet aygıtları eleştirilmemeleri için seferber ediliyor.
Bu twitte ismi yazanlara haksızlık yapıldıysa dava açarlar. Twitterda bir ilk de olmaz. Her gün ana avrat sövüyorlar bize, devletin imkanı vatandaş mı ayırır ?
Diğer insanlardan bunları ayıran -şu an ciddi bir töhmet altında olmak dışında- ne özellikleri var da hesapları engellemekte başka hiçbir durumda olmadığı şekilde hızlı davranılıyor ?
Bu da devlet imkanlarının kişisel menfaatler için kullanılmasıdır. Bu devlet kimsenin oyuncağı değil.
Festivallerin dünya genelinde milli kimlik algısını ve bilincini güçlendirmedeki rolüne dair büyük bir akademik literatür var. Ama şu tek video hepsine bedel.