Bugün Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor kulüplerimizin değerli başkanlarıyla, yöneticileriyle bir araya geldik.
Birkaç hafta önce başlayan Süper Lig'imizin dostluk, kardeşlik ve adil rekabet iklimi içerisinde süreceğine, kulüplerimizin Avrupa'da elde edeceği zaferlerle göğsümüzü kabartacağına yürekten inanıyor, tüm spor kulüplerimize başarılar diliyorum.
CEV Trendyol 2026 Avrupa Şampiyonu olarak milletimizi gururlandıran önemli bir başarıya imza atan A Millî Kadın Voleybol Takımımızı en kalbî duygularımla tebrik ediyorum. 🏐🇹🇷
Türkiye; dostlarıyla el sıkışacak, akrabalarıyla kucaklaşacak, kardeşleriyle yeniden kenetlenecektir.
Türkiye’ye dost olan kazanacak, husumet besleyen ise kaybedecektir.
Hiç şüpheniz olmasın, tarihin akışını değiştirmeye kimsenin gücü yetmez.
Türkiye Cumhuriyeti’ni, maziden atiye uzanan binlerce yıllık yolculuğumuzun en nadide halkası olarak görüyoruz.
Milletimizin, medeniyetimizin yüzyıllara sâri köklü tarihini 100-150 sene öncesiyle başlatan inkârcı yaklaşımları kabul etmiyoruz.
İhracatta yakaladığımız ivmenin devam etmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz.
Ağustos ayı mal ihracatımız, geçen yılın aynı ayına göre %8,1 artışla 23,5 milyar dolara yükseldi.
Bu miktarla ağustos ayı ihracatında rekor kırdık.
İhracatımız, 2026 yılının ilk 8 ayında %4 artışla 185 milyar dolara çıktı.
Yıllıklandırılmış ihracatımız ise %4,2 artışla 280,3 milyar dolara ulaştı.
Sene sonu hedefimiz olan 282 milyar dolara sadece 1,7 milyar dolarlık fark kalmış oldu.
Ağustos ayı ihracat rakamlarının hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.
Bu başarıda emeği geçen ihracatçılarımızı gönülden tebrik ediyorum.
Dün açıkladığımız Orta Vadeli Program ile gelecek 3 yıla ait yol haritamızı kamuoyumuzla paylaştık.
Orta Vadeli Program’la tarım ve sanayi sektörleri ile turizm başta olmak üzere hizmetler sektörümüzün güçlendirilmesi…
Yüksek teknoloji ve katma değere dayalı üretimin artırılması…
İhracat kapasitemizin geliştirilmesi ve ekonomimizin rekabet gücünün daha ileri seviyelere taşınması yönündeki politikalarımızı ortaya koyduk.
Jeopolitik risk ve belirsizliklerden kaynaklanan sıkıntılara rağmen yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı önceleyen politikalarımızda hiçbir değişiklik söz konusu değildir.
Aynı şekilde enflasyonla mücadeledeki kararlı duruşumuz sürecektir.
Milletimizin refahını artıracak, ekonomimizin yapısal sorunlarına kalıcı çözümler üretecek adımları atmaya devam edeceğiz.
Önümüzdeki 3 senenin makroekonomik rotasını belirleyen Orta Vadeli Program’ın hazırlanmasına katkı sunan herkesi tebrik ediyor; programın ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Türkiye, PISA 2025’te üç farklı alanda OECD ülkeleri arasında puanını en fazla artıran ülke oldu.
Eğitime verdiğimiz önemin bir sonucu olan bu başarıda emeği geçen tüm öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi, velilerimizi ve eğitim camiamızın tamamını tebrik ediyorum.
Geleceğimizin teminatı olan evlatlarımızın daha nitelikli, daha öz güvenli, daha donanımlı yetişmeleri için çalışmaya devam edeceğiz.
Tahriklerle, tertiplerle, tuzaklarla Türkiye’nin ve Türk milletinin kutlu yürüyüşünü durduracağını zannedenler hayal kırıklığına uğramaya mahkûmdur.
Biz ne doğru bildiğimiz yoldan saparız ne de birilerinin tahrikleriyle farklı yollara gireriz.
Biz millet olarak ne zaman bir olduysak, birlik olduysak, sırt sırta, omuz omuza verdiysek, ne zaman birbirimize kenetlendiysek başarıdan başarıya, zaferden zafere koştuk.
955 yıl önce Malazgirt destanını böyle yazdık.
Çanakkale’de, Millî Mücadele’de, 15 Temmuz’da zorlukları böyle aştık.
Bağımsızlığımıza kasteden tüm alçakları böyle bozguna uğrattık.
Ama ne zaman ki tefrikaya kapıldık, birbirimizden uzaklaştık, işte o zaman çok ciddi tehlikeler yaşadık.
Biz coğrafi olarak dikensiz bir gül bahçesinde yaşamıyoruz.
Dünyanın stratejik olduğu kadar en zorlu bölgesinde tam bin yıldır şerefimizle, onurumuzla yaşamaya çalışıyoruz.
Bu coğrafyada bizim güçlü olmaktan, bir ve beraber olmaktan başka hiçbir seçeneğimiz yoktur.
Sadece kendi hak ve hukukumuzu korumak için değil, yüzünü ülkemize çevirmiş milyonlarca kardeşimiz için de biz güçlü olmak zorundayız.
Savunmadan diplomasiye, eğitimden ulaştırmaya, ekonomiden sağlığa kadar tüm çabamız, müessir ve müreffeh bir Türkiye’yi inşa etmek içindir.
Bu uğurda elimizle birlikte gövdemizi de taşın altına koymuş durumdayız.
Başımız dik, alnımız ak bir şekilde; bükülmez bir bilekle, çelikten bir yürekle kıyamete kadar burada, Anadolu’da var olmaya, bu topraklarda özgürce yaşamaya devam edeceğiz.
Anadolu’nun harimiismetine uzanan kirli elleri topraklarımızdan söküp atmak üzere başlattığımız Büyük Taarruz’un 104’üncü seneidevriyesinde, Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere bağımsızlığımız için bedel ödeyen şehit ve gazilerimizi rahmetle ve şükranla yâd ediyorum.
Malazgirt’te hem dehasının hem de bileğinin kuvvetiyle bize bu aziz vatanın kapılarını açan Sultan Alparslan’ı, onun kutlu ve yiğit ordusunu, şehit ve gazilerimizi bugün bir kez daha kemaliedeple yâd ediyorum.
Malazgirt Zaferimizin 955’inci yıl dönümü mübarek olsun.
Herkes emin olsun, rahat olsun…
Türkiye Cumhuriyeti ne ilkelerinden ne de ulusal çıkarlarından taviz verir. Biz, bize güvenen hiçbir dostumuzu, hiçbir kardeşimizi yarı yolda bırakmayız.
Biz elinde on binlerce masumun kanı olan cinayet şebekeleri rahatsız oluyor diye komşularımızın toparlanmasına destek olmaktan vazgeçecek değiliz.
Bu ülkenin dış politikasını sadece Türk milleti belirler, başka hiç kimse Türkiye’ye ve Türk dış politikasına rota ve sınır çizemez.
Şu noktaya dikkat çekmek durumundayım:
Son iki yılda birçok kritik eşiği suhuletle aşmakla birlikte önümüzde hâlen dikkatle yürünmesi ve yürütülmesi gereken bir yol bulunuyor.
Herkesin bu süreçte çok daha özenli bir dil kullanması, yük olmak yerine yük almaya odaklanması, milletimizin hassasiyetlerini kaşıyacak fevri söylem ve eylemlerden uzak durması büyük önem arz ediyor.
Açık söylüyorum: Bu hayırlı süreci sabote eden, millete hesabını veremez.
Çünkü bu, iktidar ve ittifak olarak sadece bizim meselemiz değildir; bu mesele bir devlet meselesidir.
Milletimiz de artık bu meselenin kalıcı biçimde çözülmesini istemektedir.
Önceki hafta Gazi Meclisimiz, tarihî bir mutabakat örneği sergileyerek 467 evet oyuyla Türkiye için hayati önemdeki bir yasayı kabul etti.
Türk siyasetinde bir dönüm noktası olan bu büyük uzlaşıyla Terörsüz Türkiye sürecimiz güven tazelemiş, çok ciddi güç kazanmıştır.
Bugün bir kez daha, hangi siyasi görüşte olursa olsun herkesi Terörsüz Türkiye sürecinin bir parçası olmaya çağırıyorum.
Gelin, Türkiye’yi terörden kurtararak şehitlerimize ve gazilerimize olan şükran borcumuzu layıkıyla ödeyelim.
Gelin, sizler de bir ucundan tutun ve bu ağırlığı Türkiye’mizin üstünden hep beraber kaldıralım.
Gelin, tarih boyunca diz kırıp aynı sofraya oturmuş, aynı türküyü beraberce söylemiş, vatanı savunmak için aynı cephede şehit düşmüş insanlarımızın kardeşliğini daha da güçlendirelim.
Bu samimi çağrımız “önce milletim, önce memleketim” anlayışına sahip herkesedir.
“Türkiye artık bedel ödemesin” diyen…
“Gencecik fidanlarımızı gözyaşlarıyla toprağa vermeyelim” diyen…
“Anaların ipekten yüreği yeni acılarla kavrulmasın” diyen herkesi sürece omuz vermeye, sürece destek olmaya davet ediyorum.
Özellikle bölgedeki sivil toplum kuruluşlarının, kanaat önderlerinin sürece daha fazla katkı sunmasını bekliyorum.
Şunu hatırlatmak isterim ki bir miladı yaşamakta olduğumuz bugünlerde sürece katkı sunan herkes tarihin yeniden inşasında rol sahibi olacaktır.
Aynı şekilde süreci zora sokan, süreci dinamitleyen, tahrik eden, karşısında yer alan her türlü girişim de tarih karşısında mesul olacaktır.
Sorumluluk mevkisinde olanların, bilhassa günübirlik hesaplarla siyaset yapan kimi partilerin Mecliste 467 kabul oyuyla tecessüm eden iradeyi iyi okumalarını, oradan gerekli mesajı çıkartmalarını temenni ediyorum.