Bundan 2300 yıl önce tercih hakkın yok, farklı bir yol seçme hakkın yok, yalanlara mahkum yaşamak zorundasın denseydi: köleydin! Hatta üzerine sertifika verip sana her gün hatırlatırlardı. Şimdi unutturmaya çalışıyorlar🤣Velhasıl bugünkü seans için teşekkürler bir daha ki sefere.
X platformunda ki son yazımı da yazdım. Çok değerli insanlarla ile tanıştım benim için çok anlamlı, güzel vakitler geçirdim fakat X' in patronu gibi kokuşmuş canlıların yanında daha fazla zaman geçirmek istemiyorum. Başka bir platformda yada X platformu Twitter olunca devam edebilirim. Belki birisi faydalanır diyerek silmek yerine bu şekilde sayfamı tutacağım. Sevgiler...
Demokrasi, Cumhuriyet bir nimet fakat bu nimetin herkesin faydalanabileceği bir düzeye gelmesi için adalet gerekiyor. Aslında demokrasiyi yaşamak için ona layık bir insan haline dönüşme zorunluluğu demokrasinin bir çıktısı değil girdisi🤣 Neyse ortak para birimleri dünyanın en kolay çıkarılan, tek el tarafından kontrol edilen, özünde değeri satıcı tarafından belirlenen sürekli değer kazanmaya mahkum madenleri iken nasıl oluyor da normal bir yer altın kaynağının ondan daha değerli olabileceğini sanıyorsunuz? Yada nasıl oluyor da her iki tarafın satın alım gücüne göre adil bir takasın mümkün olabileceğini düşünüyorsunuz? Evet modern kölelik...
Bir ülkenin sahip olduğu doğal kaynaklar kime aittir? Kim hangi koşullarda kullanım hakkına sahip olabilir? Şaka maka yüzyılın sorusu budur. Yüz yıllardır değişmeyen bir gerçeğin yani güçlü olanın güçsüzün kaynaklarını dolaylı yada direk olarak sömürme yöntemlerine verilen sıfatlardan bir kaçı da pazar ekonomisinde mevcuttur. Öyle değil mi? Bakalım :🤣
Muhteşem bir demokrasi tam anlamıyla bir halk egemenliği anladığınız üzere söz konusu değildir. Günümüz düzeni içerisinde halkların gerçek hakimiyeti %10 bile yoktur. Velhasıl Afrika, Güney Amerika, Hindistan, Çin gibi ülkeler soyulurken düzeni yöneten asil siyasetçilerin halka anlattığı masalların hepsi yanlıştır ve sorgulatmamaya yöneliktir. Nitekim sömürünün amacı halkları zenginleştirmek değil sömürüye alet olan müteşebbisleri, zenginleri ihya etmektir. Örneğin doğal kaynağın çeşidine göre kâr marjları düzenlense, müteşebbis kadar o toprağın, o kaynağın sahibi halk da elde edilen kârdan pay alsa dünyada enflasyon olur diyecek kadar kendinden geçmiş, zamanın ruhunu anlayamamış canlıları görürsünüz. Neyse çok uzatmaya da gerek yok oluşacak enflasyon maksimum 3-6 ay süreceği için insan ömründe ufak bir yer tutacak daha sonra da işler adil bir şekilde yoluna girecektir. Aynı zamanda komünizm gibi ideolojilerin, diktatörlerin; haklılık kaynağını da engellersiniz. Gerçekten yüzlerce yıllık sömürge tarihinden sonra hep birlikte artık yeter dememizin zamanı gelmiştir. Bir müteşebbis dünyanın herhangi bir yerinden doğal kaynak çıkaracak ise Kârının en az %30-40-50 sini o toprağın bağlı olduğu hükümete ödemek zorundadır. Son olarak bir örnekle veda edelim Bakalım:🤣
Böyle olmadığını, halkın en az müteşebbis kadar o kaynaklarda hakkı olduğunu velhasıl pazar kuralları içinde kalarak yüzlerce farklı şekilde anlatabilirim dolayısıyla en basit olanı seçtim: Örneğin New York un göbeğinde bir arsam var🤣 Aslında bu kadarı bile yeterli ama herhangi bir insanın sırf kendi arsasında ki inşaat da çalışabilmek için böyle bir arsayı karşılıksız şekilde müttehide verdiğini gördünüz mü? Ya böyle saçmalık olmaz diyorsunuz ama yüzyıllardır düzen aynen bu şekilde işliyor ve başta sömüren ülkelerin halkları kandırılarak bu devran dönüyor. Bitmiyor tabi bu devranın dönebilmesi için başta ortak para üzerinden dönen ekonominin muslukları kısılıyor halklar yoksunluk içinde bırakılarak adeta bu düzene mecbur bırakılıyor. Velhasıl insanlar yeter ki kendi toprağımızda ki inşaat da çalışma imkanı bulalım yeter ki gel yatırım yap işsizlikten kurtulalım akabinde toprağımız senin olsun diyecek kadar müşkül, yoksun bir duruma kasıtlı bırakılıyor. Savaşlar, darbeler, örtülü operasyonlar, Dünya bankası, IMF, kredi derecelendirme kuruluşları ve süper güçlerin asil siyasetçileri. Bakalım:🤣
Örneğin Türkiye'nin eşsiz madenleri içinde günümüz şartlarında en değerli olanı altındır. Dünya'nın her tarafından yada yurt içinden gelen müteşebbisler yatırım yapıp halka ait olan doğal kaynağı çıkarır, devlete %4 öder, masraflar çıktıktan sonra kârlarını cebine koyup giderler. Sadece Türkiye için değil bir kaç on yıl öncesine kadar tüm Afrika, Güney Amerika, Asya içinde prosedür aynen bu şekilde yürür, bu şekilde pazar ekonomisine dahil olunabileceği iddia edilir. Karşılığında doğal kaynakları çıkarmak için teknoloji gerektiği bu teknoloji içinde finansa ihtiyaç duyulduğu dolaysıyla finansman için tüm kârın da müteşebbise ait olduğu iddia edilir. O topraklara sahip halka değil, o topraklar için kan ve gözyaşı döken, fedakarlık yapan halka değil ortak paranın getirdiği değer farkı ile getirilen tüm finansmanın karşılığı doğal kaynaklarmış. Bakalım: 🤣
Bence şunu itiraf etmek gerekiyor: Hem Avrupa da hem de Amerika da insanlığa hizmet den, güzellikler katan eşitlik, refah ve insan hakları için çalışan kuşak öldü. Siyaset o kadar yozlaştı o kadar bayağılaştı ki insanlar, atalarının neyi ne için yaptığını ne için savaştıklarını unuttu. Evet üzücü ama kırıcı olsa da bir toplumun hazır olmadığı yada dönüştürülmediği hiç bir ortam bu pislikleri kaldırmazdı. Gazze, Suriye, Irak, Vietnam, modern kölelik, darbeler, illegal operasyonlar ölen on milyonlarca insan say say bitmiyor. Şimdi bu rejim bu kafa Hitlerden daha temiz olduğunu iddia ediyor🤣 Evet Hitler dünyanın en aşağılık canlılarından biriydi ama sizin de ondan kalır yanınız yok, kanıtlı, resmi belgelere dayanan sonuçlar bunlar! Neyse Venezuela halkından illegal yollarla, baskıyla, şiddetle hiç bir şey alamazsınız velhasıl hırsızlık üzerine kurduğunuz her yapıyı yıkacak bağımsız ülkelerine yeniden kavuşacaklardır. Unutmamalı ki hayat da paradan hatta insan yaşamından daha değerli şeyler vardır. Evet Maduro illegal bir insan olabilir evet uluslararası hukuku genişleterek onu illegal yöntemlerle alma imkanına sahip olabilirsiniz. Fakat bir halkın bir ulusun kaynaklarına göz dikmek çalmaya çalışmak en hafif tabiri ile alçaklıktır. İngiltere ve bazı Avrupa ülkeleri hariç herkes bu pisliğe ortaktır. Sonuçlar; Bu iş dönüp dolaşıp Çin'e patlayacaktır. Amaç çok açık ve net şekilde bellidir...
Mutfak da oturup atıl iş gücü olarak gözüken %29,1'lik kısmın içinde çalışıp da sigortasını yaptırmayan dolayısıyla işsiz gözüken kayıtsız iş gücü de var. Velhasıl gerçek işsizlik oranının %18'ler civarların da olduğunu ve hükümetin bunu bildiğini düşünüyorum. Tabi doğru bildiğin bir şeyi söylememek aynı zamanda kandırmaktır...
“İşsizlik %8,6’ya düştü” haberini duyup, evdeki üniversiteli yeğeninize veya aylardır iş arayan komşunuza bakıp “Hata nerede?” diyorsanız yalnız değilsiniz.
Kimse yalan söylemiyor; sadece herkes binanın farklı yerine bakıyor.
Gelin şu meseleyi bir “Esnaf Lokantası” örneğiyle anlatalım..
Yazının tamamını okumak için 👇👇
https://t.co/KCDCFrf9ES
Mutfak da oturup atıl iş gücü olarak gözüken %29,1'lik kısmın içinde çalışıp da sigortasını yaptırmayan dolayısıyla işsiz gözüken kayıtsız iş gücü de var. Velhasıl gerçek işsizlik oranının %18'ler civarların da olduğunu ve hükümetin bunu bildiğini düşünüyorum. Tabi doğru bildiğin bir şeyi söylememek aynı zamanda kandırmaktır...
Théodore Géricault otuz iki yaşında, çok genç öldü ama Batı resminin en sarsıcı külliyatlardan birini yaratmadan da ölmedi. En çok, o devasa, karanlık “Medusa’nın resmiyle hatırlanır. Tek bir karede yetersizlik, kötü idare, yolsuzluk ve insanın insana zulmü...