'BÜTÜN YOLLAR ERİŞAH ARICAN'A MI ÇIKIYOR ?' İYİ PARTİ milletvekili Erhan Usta bu soruyur soruyor... Devlet Planlama Teşkilatı kökenli, eski kalkınma müsteşar yardımcısı Erhan Beyle bütün boyutlarıyla 'fon krizini' konuştuk... Erhan Usta @55erhanusta 'ilk defa devletin saygın kurumları bir soygunun içine sokuldu, bu olacak iş değil' diyor 👈🏻 bu arada MSCI Türk piyasalarına 'kırmızı kart' gösterdi, borsa bugün yine çakıldı. Hepsi videoda 📌 https://t.co/me0IrOMCHo
Heybedeki büyük turplardan biri EPİAŞ (Enerji Piyasaları İşletme A.Ş.) olabilir.
Bu şirket, elektriğin, doğal gazın ve çevre piyasalarının organize toptan ticaretinin yapıldığı enerji borsasıdır. Hisselerinin %30’u TEİAŞ’a (kamu), %30’u Borsa İstanbul’a (Türkiye Varlık Fonu kontrolünde), %40’ı ise özel enerji şirketlerine aittir. Yani fiilen devlet ve organize piyasa ağırlıklı bir kuruluştur.
EPİAŞ, piyasa katılımcılarından (üreticiler, dağıtıcılar, tedarikçiler) her gün devasa tutarlarda nakit teminat, avans ve uzlaştırma bedeli toplar. Bu havuzda milyarlarca liralık kamu ve sektör kaynağı birikir.
@UmitOzlale nin sorusu önemli; EPİAŞ Geçmişte TERA Fonlarını Kullandı mı?"
3 Soru:
1. Kamunun / Enerji Piyasasının Teminatları Nerede Değerlendirildi?
Enerji piyasasının güvencesi olan devasa nakit teminatlar, risksiz kamu bankalarında ya da standart devlet iç borçlanma araçlarında (DİBS/repo) mı tutuldu, yoksa yüksek getiri vaadiyle veya birilerinin ( özel/serbest fonlara (örneğin TERA fonlarına) mı park edildi?
2. Spekülatif Fonlara Kaynak ve Likidite mi Sağlandı?
Eğer EPİAŞ gibi kamu ağırlıklı bir tekel kurum, elindeki milyarlarca liralık likiditeyi bu tip fonlara yatırdıysa; bu durum fon yöneticilerine piyasada manipülatif hisse alımı yapmaları veya ilişkili şirketleri fonlamaları için kamu eliyle ucuz ve devasa bir cephane mi sağladı?
3. Anapara Kaybı / Batık Riski Var mı?
TERA ve benzeri portföy şirketlerinin tasfiye edilen serbest fonlarında ciddi değer kayıpları ve batık borçlanma senetleri yaşandıysa, EPİAŞ dolayısıyla kamu ve enerji piyasası bir zarar yazdı mı? Bu zararın faturası elektrik/enerji maliyetlerine ya da Hazine’ye mi kaldı?”
Cevaplar hazır mı?
İşin başı belli. Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisinden gelen Fecir Alptekin ve yardımcısı Necip Fazıl Kaymaz, Tera Holding Yönetim Kurulu üyesi olmuş. “Sırtımızı sağlam Beştepelere dayadık.” demişler. Vatandaş da parasını yatırmış, yatırdıkça yatırmış. Ponzi sistemiyle sonunda ne olmuş? AK PARTİ’nin foseptik çukuru patlamış!
Herkes bunu bilsin arkadaşlar: Patlayan şey Tera değil, bu iktidarın foseptik çukurudur. Başka bir şey değil!
https://t.co/tJWrj54QWL
Tasfiye fonlar yasa teklifi görüşmelerinde Takasbank genel müdürü Yusuf Arıncı son haftaya kadar TERA'ya teminat karşılığı nakit sağlandığını itiraf etti.
Eylül itibariyle İşsizlik Sigortası'nın 3,8 milyar lirası Takasbank Para Piyasasında değerlendiriliyor.
Asıl vurucu kısmı şurası: Şubat 2026'da Takasbank'ta İşsizlik Sigortası Fonu'nun parası yok. Mart 2026'da birden Fon Takasbank'a birden para koymaya başlıyor.
Kamu kaynakları ile erken çıkış imkanı sağlanıp sağlanmadığı çok net araştırılmalı.
Hükümet yanlısı camiada pek zikreden yok. Belki yeterli delil olmadığı içindir fakat muhalifler ağı çözmüş görünüyor. Şimdiye kadar adı zikredilen bürokratların çoğu B. Albayrak döneminin kalıntıları. Siyasetçi pek yok. Olan da FBSK gibi o hizbin mensubu. Hayr olur inşa'llah
there is a moment in every autocracy when the machinery stops working and the regime has to start pushing it by hand.
for the first decade, it runs on two things: a story about national greatness that people actually believe, and enough fear to keep the critics quiet.
look at Turkey today. the story is gone. the lira is in free fall, the grocery bill is a monthly crisis, the corruption is too big to dress up in patriotic language. there is nothing left to sell.
so the palace is running on fear alone now. and fear is expensive.
that is why they have to seize television networks at 5am on a trial morning. bury an elected mayor under charges that would take 2,300 years to serve. send anti-terror units to suppress a twitter account with 200 followers.
western analysts look at all of this and say: total control.
well, i think they are reading it exactly backwards.
a government that needs midnight court decrees just to get through a single news cycle is not projecting strength. it is rationing what little it has left.
fear buys time. but it burns through resources faster than anything else a regime can spend. and the palace has been spending at full throttle for years.
at some point, the tank runs empty.
BDDK was an international standard - actually international leading - institution post the 2000/01 crisis but has gone backwards in terms of institutional strength over past decade. This crisis should be a wake up call for its reform.
Türkiye Sigorta, Borsa İstanbul ve Merkez Bankası’nda dar kadrolaşma: Erişah Arıcan’ın tez öğrencileri, eşler, akrabalar
https://t.co/gqrqbi9L8M
Türkiye Sigorta Genel Müdürü Taha Çakmak istifa etti, malvarlığına tedbir konuldu.
Ümit Özlale, finans kurumlarının yönetimindeki ilişkiler ağını anlattı:
▪️ Borsa İstanbul Başkanı Erişah Arıcan, Berat Albayrak ve eski Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun doktora tez danışmanı.
▪️ Taha Çakmak, Kavcıoğlu’nun Merkez Bankası Başkanlığı döneminde yardımcısıydı. Ardından Türkiye Sigorta Genel Müdürü oldu.
▪️ Arıcan’ın bir başka doktora öğrencisi Çağrı Akpınar, Türkiye Sigorta’da Çakmak’ın genel müdür yardımcısı.
▪️ Kavcıoğlu döneminin Merkez Bankası İnsan Kaynakları Genel Müdürü Doğan Başar da Türkiye Sigorta’da genel müdür yardımcısı.
▪️Borsa İstanbul yöneticisi Cem Demiroğlu’nun eşi Şahika Demiroğlu, Türkiye Sigorta’da yatırımcı ilişkileri direktörü.
Patronu tutuklanan Doğa Sigorta da TMSF'ye yani devlete devredilen şirketler arasına katıldı. Dün de Türkiye Sigorta Genel Müdürü'nün fon soruşturmasıyla ilgili mal varlığına tedbir kararı vardı. Sigorta sektörü de bu işe bulaşmış.
https://t.co/vyfwuXmfDH
Dün Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik Genel Müdürü olan Taha Çakmak'ın Tera fonlarına yatırım gerekçesiyle istifa ettiği haberi duyuldu.
Burada açıklanması gereken konular var: Taha Çakmak kendi portföyüne mi yatırım yaptı, Türkiye Hayat veya Türkiye Sigorta adına mı yatırım yaptı? Yoksa BES fonları ve Türkiye Sigorta fonlarına mı yatırım yapıldı?
Türkiye Hayat ve Türkiye Sigorta, Varlık Fonu iştiraki olan, ülkenin en büyük sigorta ve emeklilik şirketlerinden birisi.
Türkiye Hayat'ın 1,4 trilyon liralık bir portföyü ve fonlarda 14 milyon yatırımcısı (Bir kişinin birden fazla fonda yatırımı olabilir.) var. BES havuzunun 2,5 trilyonluk bir varlığı olduğu düşünüldüğünde Türkiye Hayat, sistemin yarısından fazlasını 48 emeklilik fonuyla yönetiyor.
2,5 milyona ulaşan katılımcı sayısıyla da neredeyse, sistemdeki her dört kişiden birinin Türkiye Hayat müşterisi olduğu varsayılabilir.
Ekli tabloda Türkiye Hayat fonlarını aylık getirilerine göre sıraladım. Son bir ayda BİST 100'ün %8 düştüğü bir ortamda fonlardaki kayıplar çok anormal gibi görünmüyor..
İyi bakın:
Cürmü meşhut denir buna. Yani suç üstü.
Hani delil yoktu? Ortaya çıkan bu servet delil değil mi?
Esenyurt Belediyesi'ne yapılan rüşvet operasyonunda, Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş'ın kiraladığı evde çıktı bu kasalar. Annesi ve kuzeni de iki boş valizle dövizleri almaya geldiklerinde yakalandı.
Ne kadar mı?
Çok para! Sayılıyor...
Cübbeli Ahmet’in damadı Esat Palazoğlu da fon şüphelisi.
Mal varlığı donduruldu, hesabı blokeli.
Palazoğlu, fona para kaptırdığını ifade ederek “Mağdurum” diyor.
Neden fonu tercih ettiğini sordum.
“Nefsimize yenildik. Allahtan paramız batmış. Para alsaydım içeride olurdum” diyor.
TBMM’de; MASAK Başkanı sn. Hasan Kaymak’a “1–16 Eylül arasında 440 kişi, 401 milyar liralık satış yapıp parayı kaçırmış, siz bunu görmediniz mi?” diye sorulmuş. Kaymak özetle; dünyadaki sistemin şüpheli işlem bildirimine dayalı olduğunu, yükümlü gruplarından bir bildirim alınmadığı sürece, çok büyükler de dahil, mali işlemler MASAK’ın denetiminden geçmez, demiş.
Yakın bir tarihte transferlerin 7/24 izleneceği ve erken uyarı sistemleri ile proaktif davranılacağına ilişkin bazı açıklamalar yapılmıştı. Bunun hazır olmadığı anlaşılıyor.
Evet biz "Müşterini Tanı" ve "Şüpheli İşlem Bildirimi" (ŞİB) esaslarına göre mücadele yürüten bir Ülkeyiz. Başta bankalar olmak üzere 37 yükümlü grubunun yaptığı ŞİB’lere istinaden mücadele yürütülmektedir. Ancak nelerin olabileceğine dair çok kuvvetli emarelerin olduğu 1 Eylül sonrasında yükümlü gruplarından; bankalar, aracı kurumlar ve kripto şirketleri uyarılabilir, özellikle 5549 s. Kanun’un “İşlemlerin Ertelenmesi” başlıklı 19/A maddesinin önemle dikkate alınarak, şüpheli transferlerin 7 işgünü süre ile transferi yasaklanabilirdi. Bu süre içinde kaydedilecek gelişmelere bağlı olarak da kalıcı tedbirler alınabilirdi.
Böylece 29 ülkeye kaçırılan mal varlıklarının geri getirilmesi için yoğun mesai harcanmasına da gerek kalmazdı.
Kaçırılan bu paralarla da yüzbinlerce yatırımcının mağduriyeti giderilebilirdi.
Şaibeli para transferi tespitlerinin, sadece ve sadece yükümlü gruplarının ŞİB bildirimlerine bağlanması kolaycılığının acı sonuçlarını yaşıyoruz maalesef.
Bu konuda acil ve etkili önlemlerin alınması şarttır.
@RTErdogan@memetsimsek
@AhmetBeyefendi nin iki twitte bahsettiği gibi kamu son güne kadar sessizliğini koruyarak bu toksik yapıya son güne destek vermeye devam etti. Yanlışlığa kapılmayalım, olayların ortaya çıkartılmasını sağlayan kamu değil yatırımcılar oldu, onlar “fişi çekti”.
Nitekim son gün bile Tera hala bunun bir likidite sorunu olduğunu söylüyordu, büyük ihtimal kamudan bir zarar gelmeyeceğini düşünüyordu.
İşin acı yönü, bu olayları aynı yapının soruşturması ve çözmesi bekleniyor.