@ozguradamTurk 100 dolar × 32 = 3.200.000 TL.
3.200.000 TL altı aylık faizi %25 = 480.000 TL. Toplam 3.680.000.
3.680.000 TL = dolar karşılığı 115.000 $
100.000 $’a altı aylık 15.000 $ faiz Ödemiş olacaksınız.
Bu yöntemle 100.000 $’a yıllık 30.000 $ faiz Ödemiş oluyorsunuz.
Bu Kürtler Ne İstiyor? Barış mı, Kürdistan mı?
Kürt arkadaşların anlamadığı veya anlamak istemediği önemli bir nokta var. Devletin resmî dili, o ülkede yaşayan insanların ortak bir iletişim kurabilmesi için vardır. Eğitimde de ağırlıklı olarak ortak dilin kullanılması, herkesin birbiriyle anlaşabilmesini sağlar.
Tabii ki ülkede konuşulan diğer diller yok sayılmamalı. Kürtçe, Zazaca ve diğer diller konuşulmalı, kültürel olarak yaşatılmalı ve eğitimde de yer almalıdır. Buna benim bir itirazım yok. Ama buradan her dilin ikinci bir resmî dil olması gerektiği sonucu çıkmaz. Birden fazla resmî dili olan ülkelerin de kendine özgü şartları vardır. Türkiye’yi doğrudan bu ülkelerle kıyaslamak doğru değildir.
Benim itirazım Kürtçenin konuşulmasına veya öğrenilmesine değil, Türkiye’de ikinci bir resmî dil yapılması talebinedir. Çünkü bunun sadece dil meselesi olmadığını, ülkenin geleceği açısından siyasi bir sonuç doğuracağını düşünüyorum.
Başlıkta sorduğumuz “Barış mı, Kürdistan mı?” sorusunun cevabı konusunda benim düşüncem açık. Bana göre geçmişte savaşarak elde edilemeyen bağımsız Kürdistan hedefi, bugün farklı siyasi güçlerle iş birliği yapılarak ve Cumhuriyet’in yapısı zayıflatılarak başka yollarla gerçekleştirilmeye çalışılıyor. “Barış” söyleminin de bu süreci topluma daha kabul edilebilir göstermek için kullanıldığını düşünüyorum.
Cumhuriyet’in yanlışları ve eksikleri olduğunu ben de biliyorum. Bunları zaten birçok kez eleştirdim. Ama çözümün Türkiye’yi etnik kimlikler üzerinden bölmek olduğunu düşünmüyorum. Türkiye gibi bir ülkede etnik kimlikleri siyasetin merkezine koyarsak bunun sonunun nereye gideceğini geçmişte birçok kez gördük.
Ben üniter devlet konusunda takıntılı biri değilim. Benim için önemli olan insanların birlikte ve barış içinde yaşayabilmesi. Bunun yolu da insanların Türk, Kürt, Zaza veya başka bir kimliğe sahip olmasından bağımsız olarak eşit vatandaş olmasıdır.
Bence Türkiye’nin ihtiyacı etnik kimlikleri daha fazla öne çıkarmak değil; daha özgür, daha demokratik, hukukun üstün olduğu ve sosyal devletin güçlendiği bir ülke olmaktır. Herkes kendi dilini ve kültürünü yaşatabilmeli ama aynı zamanda hepimiz bu ülkenin eşit vatandaşı olduğumuzu kabul etmeliyiz.
Gerçekten hak, hukuk, adalet ve bireysel haklardan söz ediyorsanız, bu taleplerin yalnızca Kürtçe konuşan vatandaşlar için değil, Türkiye’de konuşulan diğer azınlık dilleri için de aynı şekilde savunulması gerekir. Türkiye’de Kürtçe dışında Zazaca ve başka birçok dil konuşuluyor. Dolayısıyla mesele gerçekten dil hakkı ve eşitlik ise, aynı ilkenin bütün diller için geçerli olması gerekir.İkinci olarak, siz Kürtçenin resmî dil olmasını talep ediyorsunuz. Bunu savunurken temel gerekçenizin Kürtçe konuşan insanların sayısının fazla olması olduğunu düşünüyorum. Eğer mesele gerçekten evrensel bir hak ve özgürlük meselesi olsaydı, bu hakkın yalnızca Kürtçe için değil, Türkiye’de konuşulan diğer diller için de talep edilmesi gerekirdi.Benim gördüğüm sorun tam da burada ortaya çıkıyor: Bazı Kürt milliyetçileri, kendi kimlikleri ve milliyetçilikleri nedeniyle yalnızca Kürtçe için ayrıcalıklı bir statü talep ediyor. Oysa demokrasi ve temel haklar gerçekten savunuluyorsa, bu ilkeler kişinin veya grubun kimliğine göre değil, herkes için eşit şekilde savunulmalıdır.Aksi durumda ortaya çıkan şey evrensel bir hak ve özgürlük anlayışı değil, yalnızca kendi grubunun taleplerini önceleyen bir milliyetçilik anlayışıdır. Bu açıdan bakıldığında, çoğunluğu oluşturan Türk milliyetçilerinden temel yaklaşım bakımından çok farklı bir noktada durulmadığı da söylenebilir.
36 yıldır Avusturya’da yaşıyorum ve Almanya’yı da oldukça iyi tanıyorum. İşlerim nedeniyle dönem dönem Almanya’da bulunuyorum. Bu nedenle hem Avusturya hem de Almanya’daki yaşam koşullarını ve bürokratik sistemi doğrudan deneyimleme fırsatım oldu.
Hanımefendinin anlattığı şekilde genel ve olağan bir durum olduğunu düşünmüyorum. Kişi başına düşen milli gelir açısından son yıllarda büyük bir gerileme söz konusu değil. Aksine, aşağıdaki grafikte de görüldüğü gibi son 10 yıllık dönemde genel eğilim yükseliş yönündedir.
Elbette 20. yüzyıldan bu yana toplumlar büyük bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Ekonomik, teknolojik ve sosyal değişimler hayatın her alanını etkiliyor. Ancak her büyük dönüşüm döneminde olduğu gibi, bu değişimlerin bazı sonuçları yanlış yorumlanabiliyor veya konuya yeterince hâkim olmayan kişiler tarafından olduğundan farklı yansıtılabiliyor.
Bürokratik işlemler konusunda da durum büyük ölçüde nasıl bir yöntem izlediğinize bağlıdır. Yapmak istediğiniz işlem için gerekli ön hazırlıkları eksiksiz yapar, istenen belgeleri ve ön koşulları önceden yerine getirirseniz, işlemlerin sonuçlanması genellikle çok daha kısa sürer.
Benim işim gereği zaman zaman oldukça karmaşık yasal düzenlemelere tabi olan ve birçok ön koşulun yerine getirilmesini gerektiren izinlere ihtiyacım oluyor. Buna rağmen, başvurularımı ilgili yasalara ve talep edilen şartlara uygun şekilde hazırladığımda, işlemlerin söylendiği gibi sürekli altı ay sürdüğünü hiç görmedim.
Yıllardır hem Avusturya’da hem de Almanya’da çeşitli bürokratik işlemlerim oldu. Kendi tecrübeme dayanarak söyleyebilirim ki, gerekli hazırlıklar doğru yapılır ve başvuru eksiksiz sunulursa, işlemler çoğu zaman çok daha kısa sürede sonuçlanmaktadır.
Kısacası, aşağıdaki grafikte de görüldüğü gibi kişi başına düşen milli gelirde son 10 yılda bir gerileme değil, genel olarak bir artış görülmektedir. Aynı şekilde, bürokrasi konusunda da tek tek yaşanan bazı olumsuz deneyimleri bütün sistemin genel durumu gibi göstermek doğru bir değerlendirme değildir.
Hacıbektaş Anma etkinliklerinde sahne saatimi kendim belirledim. Normalde sahne alacağım saatten daha erken bir saate “malum nedenden” dolayı değişiklik yaptırdım. Benim deyişlerim herkese nasip olmaz….
Kürtçülerin Alevileri kendi siyasetlerine malzeme yapmaları yeni değil. Liderlerine, Apo’larına bir sorsalardı; Apo ümmet birliğini ve Yavuz-İdris ittifakını savunan bir çizgideydi. Bugün Alevi katliamlarıyla anılan bu tarihsel ittifakı yeniden kurmaya çalışırken, bu arkadaş neyin kafasını yaşıyor?
Hangi ezilenden bahsediyorsunuz? Siz kendi gerçeğinizi yok sayarak haklıdan yana olduğunuzu mu düşünüyorsunuz? Sizin gerçeğiniz, siz tarihiniz yok saydiginiz'da ortadan kalkmiyor. Kendi gerçeğinizi ve tarihinizi yok saymak, sizi otomatik olarak haklı yapmaz.
Bir parti eş başkanı, farklı siyasi görüşleri olduğu için bir sanatçıya tavır alıyorsa, eleştirilmesi gereken asıl şey sanatçının siyasi görüşü değil, o parti eş başkanının siyasi tavrıdır.
Yalnız olan, arkasında siyasi bir örgütü olmayan, tehdit edemeyen ve baskı kuramayan bir sanatçıya karşı tavır almak sizin için de risksiz. Asıl ikiyüzlülük tam da budur: Güçlü olana karşı susup, yalnız ve savunmasız olana saldirmak.
@VartanHalis Ben Talat Pasa sucsuzmu dedim? Hamidiye Alaylari Kürt degilmiydi? Ermenilerin Van, Bitlis gibi kentlerde kimlerle catisdilar? Ermeni yogun yasadiklari topraklara bugün kürtcüler Kurdistan demiyorlarmi?
Dem Parti Genel başkanı bir sanatçı dinlememe kabalığını neden konusmuyorsunuz? Asıl hoşgörüsüzlüğün DEM tarafından yapıldığını nasıl yok sayabilirsiniz? dem partinin Siyasal çıkarlarına aykırı olan herkesi bir hoşgörüsüzlük yok sayma haline hatay’da Alevilere yapılanlardan da hatırlıyoruz.
Bu kadın aslında kendine işkence ediyor.
Canlı varlıkların doğum, yaşam, yaşlanma ve ölüm gerçeğine direnmesi ne kadar sağlıklı bir durumdur?
Genç olmak ne kadar doğamızın bir parçasıysa, yaşlanmak da aynı şekilde doğamızın bir parçasıdır. İnsan neden yaşlanmayı kabullenmekte bu kadar zorlanıyor? Hayatın doğal akışına direnmek yerine, her yaşın kendine özgü güzelliklerini ve değerini kabul etmek daha doğru değil mi?
Yaşlanmak bir hastalık değil, yaşayabilmiş olmanın doğal sonucudur.
Bu adamların ülkeye düşmanlığı inanılır gibi değil. Ülkenin bütünlüğü ve Ortadoğu’nun son 20 yılda yaşadığı gerçekler bunların umurunda değil.
Irak’la başlayan, Libya, Cezayir, Tunus, Mısır ve son olarak Suriye’de devam eden etnik ve mezhep çatışmalarının Türkiye’de de başlatılması için yırtınıyorlar. Türkiye etnik kimlik çatışmalarının merkezi haline getirilmeye çalışılıyor.
Ulan milleti salak mı sanıyorsunuz? Kürtlerin ve PKK’nin bu hamlelerle yeni alanlar kazandığını, Kürt kimliğinin resmileştirilmesiyle birlikte ileride toprak taleplerinin gündeme gelebileceğini hepimiz biliyoruz. Kürtler ayrılmak için barışıyor. Bunu yakında göreceğiz.
Yeni partinin etnik kimlik pazarlığı yapan hiç kimseyle siyaset yapmasına gerek yok. Türkiye’yi seven, ulus devletten yana olan yeterince seçmen kitlesi var. Onlar fazlasıyla yeter.
Kürtler tarih boyunca birçok kez siyasi özne oldular. Örneğin Yavuz Selim döneminde Osmanlı ile birlikte Alevilerin katledilmesinde Kürtler de yer aldı.
Osmanlı, kendisine bağlı kalan Kürtlere belirli ölçülerde özerklik tanıdı. Bunun karşılığında Kürtlerin önemli bir bölümü yaklaşık 500 yıl boyunca Osmanlı’nın yanında yer aldı ve ihtiyaç duyulduğunda onun savaşlarına ve katliamlarına ortak oldu.
Bunun en çarpıcı örneklerinden biri Abdülhamid dönemiydi. Hamidiye Alayları, Sünni Kürtlerden oluşturuldu ve Ermeni halkına yönelik katliamlarda kullanıldı.
Daha yakın tarihe gelirsek, Gezi döneminde de Kürt siyaseti önemli bir sınav verdi. Gezi’yi “darbe” olarak nitelendirip iktidarın yanında duranlar oldu. Ancak çok geçmeden bunun bedelini yine ağır şekilde ödediler.
İnsan bir seferde ders alır be arkadaş. Ama anlaşılan o ki yine yeni bir macera, yine yeni bir Tayyip Erdoğan’ın kuyruğuna takılma dönemi başlıyor.
Tarih insanlara ders verir; ama aynı hataları tekrar edenler, o dersin bedelini agir öder.
@Pardonhaber Ne oldu sira size gelince bu güzel dünyayi hatirladiniz? Yillardir solcu, sosyalistlere yapilanlari alkisliyordunuz. O zaman akliniza bu güzel düyada güzel güzel yasayalim gelmiyordu. Yavsak liberal iste
@cakir_rusen Gerçi demokrasinin de sizin için çok önemli olduğunu düşünmüyorum. Tek derdiniz PKK'lileri kurtarmak olmuş gibi görünüyor. Bu kadar önemli sorun varken önceliğinizi buna vermeniz gerçekten üzücü. Size de yazik!
Ruşen Bey, sizin bu PKK'yi kurtarma sevdanızı anlamak gerçekten mümkün değil.
İktidar, kendi siyasi çıkarları ve iktidarını kaybetmemek uğruna muhalefetten neredeyse siyasetçi bırakmadı. İnsanlar iftiralarla cezaevine atılıyor, ekonomi vatandaşın belini bükmüş durumda. Ama sizin önceliğiniz PKK'lileri kurtarmak olmuş.
Kürtlerin en temel demokratik haklarının güvence altına alınmadığı bir pazarlığın kime ne faydası var? Ölmek üzere olan Erdoğan ile Öcalan'ın siyasi hesapları dışında bu düzen kime hak, hukuk ve demokrasi kazandırıyor? Ben bu sürecin toplumun yararına değil, sadece iki tarafın siyasi çıkarlarına hizmet ettiğini düşünüyorum.
Viele hier haben meiner Meinung nach leider keine Ahnung, was gerade in Europa passiert. Ein großes Problem ist der Mangel an Arbeitskräften. Darüber spricht aber kaum jemand.
Wenn man keine Zuwanderung will, dann muss man auch sagen, wie man den Arbeitskräftemangel lösen möchte. Bis heute hat keine rechte Partei in Österreich oder Europa dafür eine richtige Lösung gezeigt. Stattdessen wird das Thema oft für die eigene Politik genutzt.
Auf der anderen Seite haben meiner Meinung nach auch die linken, sozialdemokratischen und liberalen Parteien große Fehler gemacht. Sie haben oft geglaubt, dass sich jeder automatisch an die westliche Gesellschaft anpasst. So einfach ist das aber nicht.
Meiner Meinung nach liegt ein Teil der Probleme auch an der islamischen Kultur, wie sie in vielen islamisch geprägten Ländern gelebt wird. Dort gibt es häufig ein traditionelles Rollenbild, bei dem Frauen den Männern untergeordnet sind und Gleichberechtigung nicht selbstverständlich ist. Genau dieses Rollenverständnis führt später zu Problemen, wenn Menschen in einer modernen westlichen Gesellschaft leben. Wer nach Österreich kommt, sollte die Gesetze, die Gleichberechtigung und die Werte des Landes akzeptieren und respektieren. Nur so kann das Zusammenleben funktionieren.
@muserd1974@cumhuriyetgzt1 Yahu siz uzaydami yasiyorsunuz. AKP li belediyelerle ilgili binlerce sikayet ve dosya verilmis saciliklara. Hepsine takipsizlik karari veriliyor. Melih Gökce'yi yargilamamis bu iktidar. Dalgami geciyorsunuz.