Fransız yazar Gaston Gaillard'in bu eserini nihayet ait olduğu topraklarda anlaşılır bir dile kazandırmış olmanın gururunu yaşıyorum. Bir Avrupalının vicdanının sesi haline gelmiş sayfalarca belgeyi Türkçeye çevirirken çoğu yerde duygusal anlar yaşadığımı da itiraf etmeliyim.
Konuşan arkadaşın tek bir yanlış sözü yok.
Sol'un büyük bir bölümü, Türkiye'de kendi varlık koşullarını ortadan kaldırmaya yönelik bir yozlaşmanın içinde. Türk Düşmanlığı ve nefreti ile sağa ve faşizme alan açıyor. Bu özyıkımdır. Bu nihilizmdir.
Yeni Kitap: Türkiye'nin Uyanışı: 1908 Devrimi... Edward F. Knight'ın bu kıymetli çalışması Zuhal İnal Baycılı'nın çevirisi ve önsözü ile... https://t.co/WYXIJkSGGm
YENİ KİTAP: YAZINSAL USTALIK. Virginia Woolf'un kaleminden, @InalZuhal çevirisiyle... Edebi zevki, yazma özgürlüğünü ve dönemin en büyük entelektüel sorunlarından biri olan temsilde cinsiyet eşitsizliğini konu edinen denemeler... #kanonkitap#yenikitap#edebiyat
Virginia Woolf'un "yazı yazmak" üzerine söylediği çok şeyler var. Ben de onun düşüncelerine tercüman olmaya çalıştım.
Çok çarpıcı, çok düşündürücü ve kendini yazıyla ifade etmek isteyen HERKES için kamçılayıcı bir eser. Keyifli okumalar dilerim..
Servet Avcı kardeşim ne güzel yazmış. Lütfen okuyun. “Esas ırkçılık, Türk’e karşı ırkçılıktır… Türk’e, onun devletine, bağımsızlığına, vatanına, bayrağına ve adaletine karşı adı konulmamış ırkçılıktır…
Esas ırkçılık, ‘Türk’ten rahatsız olup ‘Türkiyeli’ kavramını tercih etmektir… ‘Alman edebiyatı’nı, ‘İtalyan mutfağı’nı, ‘Fransız sineması’nı kullanırken gocunmayıp, sıra Türk’e geldiğinde ısrarla ‘Türkiye edebiyatı’ demektir… ‘Türk’ten nefret edip ‘Türkiyeli’yi dayatmaktır…
Esas ırkçılık, güya ırkçılığa karşı çıkarken, ‘Suyun öte yanından gelenle’ diyerek, ülkedeki ‘olumsuzluklar’ın faturasını Balkanlar’dan gelenlere, Evlad-ı Fatihan’a kesmektir… Böylece Türk’ten intikamını bu adi yöntemle almaya çalışmaktır…
Esas ırkçılık, Anadolu Türklüğünü ‘saf Türk’ görmeyip, onların bu topraklardaki eski kavimlerle karışmış melez bir topluluk olduğunu ileri sürmek ve ironik bir şekilde, sözde gen üzerinden Türklere ve Türklüğe hücum etmektir… Türklere, “Siz ırkçılık yapamazsınız, çünkü saf ırk değilsiniz” diyerek, sözde genden yola çıkmak ve kendileriyle çelişmektir…
Esas ırkçılık, dökülen Türk kanına aldırmadan, büyük kırımları görmeden, dehşetli bir önyargıyla Karabağ’da Ermeni’yi, Kıbrıs’ta Rum’u, başka coğrafyalarda Türk’le karşı karşıya gelen hangi kavim, hangi örgüt, hangi devlet varsa onu masumlaştırıp, Türk’ü cani göstermektir…
Esas ırkçılık, muhacir, mülteci, sığınmacı vs. adı altında gelenleri dokunulmaz bir kimliğe ve kamu imkânlarından pozitif ayrımcılıkla yararlanmaya iterken, mağdur olan kendi vatandaşlarının itirazını ‘ırkçılık’ damgasıyla sindirmeye çalışmaktır…
Esas ırkçılık, kendi evlâtları başka topraklarda kırılıp şehit düşerken, oraların kaçkınlarına bu topraklarda şımarıkça ve küstahça imkânlar açıp onları kalıcı hâle getirerek, Türk’ün kan bedeliyle ayakta tuttuğu vatanına ortak tayin etme cinliğidir…
Esas ırkçılık, yüz yıl önceki büyük fitnede vatanları için mücadele ettikten sonra iftiralarla idam edilen Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey, Bahçe Müftüsü İsmail Hakkı Efendi ve kardeşi Bahçe Belediye Başkanı Yusuf Efendi ile Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’den yana değil, Nemrut Mustafa Paşa ve Damat Feritlerden yana olmaktır… Türk’ün vatanını ve devletini savunan kim varsa ona düşmanlık etmektir…
Esas ırkçılık, bedenine kıymıklar batarken, yalanlarla Türk’ü uyutmaya çalışmak, onu ahmaklığa zorlamaktır… Sanki o vakitler Halep Türk toprağı değilmiş gibi, Çanakkale’de üzerinde Halep yazan mezar taşları bulup, “Bakın bu ülkeyi sadece siz kurtarmamışsınız” gibi iddialarla Türk’e sıra dışı bir aptallığı yakıştırmaktır…
Esas ırkçılık, milletini ve devletini düşünenleri, sanki ırkçılık yapıyormuş gibi baskı altına alıp, ülkenin başka emellere karşı direnme ve kardeşlerini uyarma potansiyelini yok etmeye çalışmaktır… Böylece ülke üzerindeki kötü niyetlerin daha kolay yol almasını sağlamaktır…
Esas ırkçılık, Anadolu kimyasından Türklüğü, onun belirleyici gücünü ve hassasiyetlerini çıkarmaya çalışmaktır… Tekrar ifade edelim: Türk ve Türkçe olan her şeye karşı ‘yavuz ırkçı’nın ev sahibini bastırmaya çalışması pişkinliğidir bu… Veya olsa olsa hayalî ırkçılığa karşı adı konulmamış ‘kontr-ırkçılık’ Eline sağlık Servet Avcı. @zaferpartisi
"Rusya’da bir söz vardır: Hangi Rus’u kazısanız, altından mutlaka Tatar çıkar” - Rus Devrimci Vladimir Lenin – 1920
“Araplarda bir söz vardır: Mısırlılar Allah’tan başka kimseden korkmaz, Türkler ondan da korkmaz” - Arap Düşünür Semame İbn-i Eşreş
“Dünyada iki bilinmeyen vardır: Biri kutuplar diğeri Türkler” - Fransız Tarihçi Albert Sorel – 1839
“İnsanlari yücelten iki büyük meziyet vardır: Erkeğin cesur, kadının namuslu olması. Bu iki meziyetin yanında hem erkeği, hem kadını şereflendiren bir daha meziyet vardır. İcabında tereddütsüz canını feda edebilecek kadar vatanına bağlı olmak. İşte Türkler bu meziyetlere ve fazilete sahip kahramanlardır. Bundan dolayıdır ki; Türkler öldürülebilir, lakin mağlup edilemezler” - Fransa İmparatoru Napoleon Bonaparte – 1801
“Eğer bir Türk devleti olmasaydı mutlaka yaratmak gerekirdi” - Fransa İlk Cumhurbaşkanı Adolph Tiers – 1850
“Dağ başındaki haydutlar olarak isimlendirdiğiniz Mustafa Kemal ve ordusundaki Türkler burada olsalardı teker teker hepsinin heykellerini dikerdik” - Fransa Başbakanı Aristide Briande – 1940
“Türkün yüzünü, kuvvetli endamını, pırıltılı kostümünü, zarif tavırlarını, kibar gülüşünü, aslanca kükreyişini fırçayla göstermek mümkündür. Fakat pek güç olan, Türkün özünü göstermektir. Bu öz, ayışığı gibi görülür fakat gösterilemez” - Fransız Ressam Alexandre G. Decamps – 1830
“Türkçeyi öğrenmek benim için büyük bir mutluluk oldu. Çünkü Türk’ü anlamak için kendisiyle mutlaka tercümansız konuşmalıdır. Tercüman, ışığı örten zevksiz bir perde gibidir” - Fransız Bilgini Antonie Gelland – 1704
“Irk ve millet olarak Türkler; geniş coğrafyalar ve imparatorluklar içinde yaşayan kavimlerin en asili ve başta gelenidir. Sosyal ve örfi faziletleri tarafsız kimseler için birer takdir ve hayranlık kaynağıdır” - Fransız Yazar Devlet Adamı Lamartine
“Bugün Türklerin esiriyim. Demirin, ateşin ve suyun yapamadığını onlar bana yaptılar, esir ettiler. Yalnız ayağımda zincir yok, zindanda da değilim; istediğimi yapıyorum. Fakat bu defa da şefkatin, asaletin, nezaketin esiriyim. Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar. Bu kadar alicenap, asil ve bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak yaşamak ne kadar değerli bir bilseniz” - İsveç Kralı Demirbaş Şarl
“Türklerin yalnız sonsuz bir cesareti değil, iradeleri sersemleştiren bir sihirbaz zekası vardır. İşte Türk, bu zekasıyla zafer kazanır, uygarlıklar yaratır ve insanlık dünyasında en şerefli hizmeti başarır. Zaten Avrupanın yarısını yüzyıllarca boyunduruk altına almak başka türlü mümkün olamazdı” - Rus Komutan İvan Çarnayev – 1922
“Rusya tarihinde Türklerin olmadığı herhangi bir dönemden söz etmek mümkün değildir, hangi Rus’u kazısanız altından mutlaka Tatar çıkar deyimi, milli kimlikten ziyade tarihi ve kültürel bir gerçekliği ifade ediyor” - Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin – 2010
“Kılıcı insafsız bir beceriyle kullanan Türkün eli, yendiği insanların yarasını sarmakta da ustadır” - İskoç Şair Lord Bayron – 1801
“Türkler, devlet yıkmakta ve devlet kurmakta birinci sınıf üstadlardır” - Avusturyalı Tarihçi Diplomat Joseph von Hammer Purgstall
“Türk kadınlarının en büyük süsü Türk oluşlarıdır. Onlar süslenmek için elmas veya zümrüt takınmıyorlar, belki üzerlerinde taşıdıkları o taşları süslemiş, kıymetlendirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır” - İngiliz Yazar Lady Mary W. Montagu
“Türk’ün ahlâkî seciyesi çocukluğunda aldığı iyilik telkinleriyle yada farazi ahiret tehdidiyle değil, çevrelerinde fenalık görmemek sureti temelinde oluşur” - Danimarka’lı Filozof Thomas Thorsten
“Türkler kahramadırlar, dostlarına zarar vermezler. Bu yüce millet tuttuğu eli bırakmaz, sözünden dönmez, iyi ve kötü günlerde dostundan ayrılmaz. Böyle bir ulusla el ele vermek yeryüzünde her zorluğu yenmek için sonsuz bir güç ve yetenek kazanmak demektir” - Çek Bilgini Jon Amos Comenuis – 1630
Ermenistan'ın ilk başbakanı Ovanes Kaçaznuni'nin 'soykırım' yalanını yerle bir eden ve halen Ermenistan'da yasaklı bulunan kitabı bilmeyen zaten yoktur. Bunun üzerine Amerikalı Tarih Profesörü çıkıp, belgeler ile bu sözde soykırımın ‘ermeniler’ tarafından yapıldığını beyân etmesine karşı hala ülkemizde bulunan bazı zararlı cemiyetlerin sözde ermeni soykırımını savunması Türk düşmanlığını gösterir.
Öncelikle
Can Yayınları'nda kitaplarda (yayınevinin kaleme aldığı yerlerde) Türkiyeli denmez, Türk denir. Türkçe edebiyat denmez, Türk Edebiyatı denir; bu geleneksel olarak böyledir, yayınevinin de politika kararıdır. Sosyal medyada paylaşılan "Türkiyeli" kullanımı, (1/7)
Haftasonu kitap önerisi:TÜRKLER VE AVRUPA
Yazan:Gaston Gaıllard
Türkçesi: @InalZuhal
Yayinevi: @KanonKitap
Son yılları anlamak için Osmanlının son 50yılını öğrenmek... Şair ve yazar Özdemir İnce @namko54@recaiaksu 🤔♨️📚📌👇
Fransız yazar Gaston Gaillard'in bu eserini nihayet ait olduğu topraklarda anlaşılır bir dile kazandırmış olmanın gururunu yaşıyorum. Bir Avrupalının vicdanının sesi haline gelmiş sayfalarca belgeyi Türkçeye çevirirken çoğu yerde duygusal anlar yaşadığımı da itiraf etmeliyim.
Sevgili yazarım Gaston Gaillard;
Yüzyıl önce bu ülkeye duyduğun aşkını bana geceler boyu anlattın; aylarca birlikte ağladık, birlikte sabahladık.
Bugün artık adın bu toprakların ağaçlarına kazındı; ve sen hiç unutulmayacaksın.. Minnet ve sevgiyle. Dostun ve çevirmenin: Zuhal
1915 Ermeni tehcirine giden sürecin çarpıcı ayrıntılarını, Osmanlı Devleti’nin ekonomik olarak nasıl kuşatılıp boğulduğunu, siyasi oyunları ve halen sürdürülmeye çalışılan Büyük Doğu Sorununu anlamak için yazılmış önemli bir vesika. #24nisan1915#ArmenianGenocide#ErmeniTehciri